1. bölüm: Anatomi · Ders 3 / 30
Beyin zarları ve zarlar arası boşluklar
Beyin kafatasının içinde çıplak durmaz. Onu üç zar sarar: sert zar, örümcek ağı zar ve yumuşak zar. Bu zarlar beyni korur, beyin-omurilik sıvısının içinde asılı tutar, damarlarını taşır ve kafanın içini bölmelere ayırır. Bu derste zarları tek tek tanıyoruz. Sert zarın katları, kıvrımları ve içinden geçen toplardamar sinüsleri nelerdir? Zarların arasında gerçekten boşluk var mı? Sisterna nedir? Zarlarda lenf damarı olduğu ne zaman anlaşıldı? Kanamalar neden farklı biçim alır? Menenjit, menenjiyom ve düşük basınç zarlarda ne yapar? Ameliyatta zarlar nasıl açılıp kapanır? Temel ile başla; hazır olduğunda Lisans ve Uzman düzeylerinde ölçülere, tartışmalara, hasta vakalarına, görüntülemeye ve beyin cerrahisine geç.
Sen kimsin? Dersi sana göre açalım
Sana uyan kartı seç. Ders seçimine göre kısalır ya da derinleşir; istediğin an değiştirebilirsin.
Nasıl okunur? Kenarında çizgi olmayan anlatım herkes içindir. Mavi çizgili bölümler Lisans, mor çizgili bölümler Uzman düzeyidir ve yalnızca o düzeyi seçince görünür.
1.Üç zar, iki gerçek boşluk
İlk derste beyni saran zarları kısaca tanıdık. Bu derste onları yakından inceleyeceğiz. Önce bütün sistemi bir kez baştan sona görelim.
Beyin ve omurilik üç zarla sarılıdır. Dıştan içe sıraları şöyledir: sert zar (dura mater), örümcek ağı zar (arachnoidea mater; kısaca araknoid) ve yumuşak zar (pia mater) (Gray, 1918). Bu zarlar bağ dokusundan yapılmıştır. Üçünün ortak adı beyin zarlarıdır (meninges) (OpenStax 13.3).
Zarlar, kafatası ile beyin arasındaki ince alanı doldurur. Kafatası ve omurgayla birlikte beyni darbelere, mikroplara ve başka yaralanmalara karşı korur (Joost ve ark., 2026). Zarlar eskiden yalnızca bir örtü sanılırdı. Bugün beynin gelişimi ve dengesi için gerekli bir sınır olarak görülüyor (Derk ve ark., 2021).
Hareketli çizim
Kemikten kabuğa: zarlar ve boşluklar
Üç zar ve aradaki boşluk
Kemiğin altında dıştan içe üç zar vardır: sert zar (dura mater), örümcek ağı zar (arachnoidea mater) ve beyne yapışık yumuşak zar (pia mater). Son iki zarın arası subaraknoid boşluktur ve beyin-omurilik sıvısıyla (BOS) doludur. İnce iplikler (trabeküller) bu boşluğu ağ gibi geçer, beynin yüzey damarları da buradadır (Joost ve ark., 2026). Boşluk kıvrım tepesinde çok dardır, oluk ağzında genişler: yumuşak zar oluğa iner, örümcek ağı zar oluğun üstünden geçer (Gray, 1918).
Sert zar en dıştaki zardır. Kalın, yoğun ve esnemeyen bir zardır (Gray, 1918). Bütün beyni ve omuriliği güçlü bir kılıf gibi sarar ve kafatasının iç yüzüne tutunur (OpenStax 13.3). Kafatasında iki iş görür: kemiklerin iç kemik zarı olur ve beyni korur (Gray, 1918).
Sert zar düz bir torba değildir. İçeri doğru dört kıvrım yapar (Gray, 1918). Bu kıvrımlar kafatasının içini birbirine açılan bölmelere ayırır (Gray, 1918). En büyüğü beyin orağıdır (falx cerebri) (Ishikawa ve ark., 2026). İki beyin yarımküresinin arasındaki yarığa iner (Gray, 1918). İkinci büyüğü beyincik çadırıdır (tentorium cerebelli) (Ishikawa ve ark., 2026). Beyinciğin üstünü örter ve büyük beynin arka loblarını taşır (Gray, 1918).
Sert zarın iki ana katı vardır: kemiğe bakan dış kat ve beyne bakan iç kat. İki kat çoğu yerde birbirine kaynaşıktır. Bazı yerlerde ayrılırlar ve aralarında toplardamar kanalları kalır (Mahendru ve Chong, 2009). Bu kanallara sert zar sinüsleri ya da toplardamar sinüsleri denir (sinus venosi durales) (FIPAT, 2019). Onları burun çevresindeki hava boşluklarıyla, yani burun sinüsleriyle karıştırma.
Örümcek ağı zar ortadaki zardır. İnce, saydam ve damarsızdır (Joost ve ark., 2026). Dış yüzü sert zarın iç yüzüne yapışıktır (Joost ve ark., 2026). Beynin çevresinde kapalı bir kese gibi durur (OpenStax 13.3).
Bu zar beynin oluklarına girmez. Bir kıvrımdan ötekine köprü kurarak geçer (Mahendru ve Chong, 2009). Tek istisnası iki yarımküreyi ayıran büyük boylamsal yarıktır. Zar bu yarığa iner (Gray, 1918; Zedde ve Pascarella, 2025a).
Zarın altında ince ipliklerden bir ağ vardır. Bu ağ örümcek ağına benzer; zar da adını buradan alır (OpenStax 13.3). İpliklere araknoid trabeküller denir. Trabeküller örümcek ağı zarı yumuşak zara bağlar (Joost ve ark., 2026). Örümcek ağı zarın dış katı bir engel gibi de çalışır. Damarlı sert zar ile sıvı dolu iç boşluk arasında maddelerin geçişini sınırlar (Joost ve ark., 2026).
Yumuşak zar en içteki zardır. İncecik bir zardır ve beyin dokusuna sıkıca tutunur (Joost ve ark., 2026). Beynin her kıvrımını izler ve her oluğun içine kadar iner (OpenStax 13.3). Beyne giren damarları da en küçük dallarına kadar izler (Villanueva ve ark., 2023).
Örümcek ağı zar ile yumuşak zar ince oldukları için birlikte anılır. İkisine birden ince zarlar (leptomeninges) denir. Sert zarın öteki adı ise kalın zardır (pachymeninx) (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Üç boyutlu sahne
Zarların sardığı beyin
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Yan karıncık (sol): Her yarımkürenin içinde C harfi gibi kıvrılan, beyin-omurilik sıvısıyla dolu boşluk.
- Yan karıncık (sağ): Her yarımkürenin içinde C harfi gibi kıvrılan, beyin-omurilik sıvısıyla dolu boşluk.
- Karıncıklar arası delik: Yan karıncıkları üçüncü karıncığa bağlayan açıklık.
- Üçüncü karıncık: İki talamusun arasında, orta hatta duran dar boşluk.
- Beyin su yolu: Orta beynin içinden geçen ince kanal; üçüncü karıncığı dördüncü karıncığa bağlar.
- Dördüncü karıncık: Beyincik ile pons ve omurilik soğanının üst bölümü arasındaki boşluk.
- Koroid pleksus (yan karıncık) (sol): Yan karıncığın içinde, yumuşak zar ile kılcal damarlardan oluşan kıvrımlı doku. Beyin-omurilik sıvısını yapar.
- Koroid pleksus (yan karıncık) (sağ): Yan karıncığın içinde, yumuşak zar ile kılcal damarlardan oluşan kıvrımlı doku. Beyin-omurilik sıvısını yapar.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
Zarlarla ilgili üç boşluk adı duyarsın: epidural, subdural ve subaraknoid. Ama sağlıklı bir insanın kafasında bunlardan yalnızca biri gerçekten açıktır.
- Epidural boşluk (sert zarın üstü). Kafatasının içinde normalde yoktur. Çünkü sert zar kemiğe yapışıktır (FIPAT, 2019). Omurga kanalında ise gerçek bir boşluktur. Sert zar orada omurların kemik zarından ayrılır ve arada yağla dolu bir boşluk kalır (Joost ve ark., 2026).
- Subdural boşluk (sert zarın altı). Normalde yoktur. Örümcek ağı zar sert zara yapışıktır (FIPAT, 2019). Bir yaralanma ya da hastalık iki zarı ayırırsa burada bir yarık açılır (FIPAT, 2019).
- Subaraknoid boşluk (örümcek ağı zarın altı). Gerçek bir boşluktur. Örümcek ağı zar ile yumuşak zarın arasındadır. İçi beyin-omurilik sıvısıyla (BOS) doludur (Gray, 1918).
Beynin tabanında subaraknoid boşluk yer yer genişler. Bu geniş yerlere sisterna denir. Sisternalar birbirine açılır (Gray, 1918). İçlerindeki BOS bir depo gibi de iş görür (Villanueva ve ark., 2023).
Kısacası bu üç addan yalnızca ikisi sağlıklı insanda gerçek bir boşluktur. Biri beyni ve omuriliği saran subaraknoid boşluktur. Öteki yalnızca omurga kanalında bulunan epidural boşluktur.
Zarlar beyni nasıl korur? Birkaç yoldan:
- Sağlam bir kılıf. Sert zar kalın ve güçlüdür. Bütün beyni sarar (OpenStax 13.3).
- Bölmeler. Sert zarın kıvrımları kafatasının içini bölmelere ayırır. Baş birden hızlandığında beynin fazla oynamasını azaltır (Ishikawa ve ark., 2026).
- Sıvı bir yastık. Subaraknoid boşluktaki BOS, beyne ve omuriliğe sıvı bir yastık olur (OpenStax 13.3). Baş hareket ettiğinde ya da darbe aldığında beynin biçimini ve yerini korur (Saboori ve Sadegh, 2015).
- Asma ipleri. Beyin, BOS dolu boşlukta trabeküllerle asılı durur (Mortazavi ve ark., 2018). Trabeküller, darbede beynin kafatasına göre kaymasını yumuşatır (Saboori ve Sadegh, 2015).
- Kimyasal bir sınır. Örümcek ağı zarın dış katı, sert zarın kanından gelen maddelerin BOS’a geçişini sınırlar (Joost ve ark., 2026; Brøchner ve ark., 2015).
Zarlar beyni ve omuriliği kafatası ile omurgaya bağlar. Böylece onları yerinde de tutar (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Adlar ne anlatır? Beyin zarlarının Latince adlarının çoğunda mater, yani “ana” sözcüğü geçer (Ghannam ve Al Kharazi, 2023). Dura “sert” demektir. Dura mater ise “sert ana”dır (Ishikawa ve ark., 2026). Bir ders kitabı pia mater’i “narin ana” diye çevirir; zar beyni nazikçe örter (OpenStax 13.3). Zarların hepsine birden verilen Yunanca ad meninx’tir (Ishikawa ve ark., 2026).
Peki zara neden “ana” denir? Bu adlar Arapça çevirilerden gelir. Öyküsünü “Zarların gelişimi ve keşif tarihi” bölümünde anlatıyoruz.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde bu üç zarın adı sert zar, örümceksi zar ve ince zardır (TDK, 2026). Bu derste ortadaki zara örümcek ağı zar, içtekine yumuşak zar diyoruz.
Omurilikte de aynı üç zar. Gray’e göre beyin ve omurilik aynı üç zarla sarılıdır (Gray, 1918). Omurilik zarları, kafatasının büyük deliğinde (foramen magnum) beyin zarlarıyla birleşir (Byrne ve Dafny, 2026).
Sert zar ile örümcek ağı zar, sağrı kemiğinin ikinci omuru (S2) hizasına kadar iner. Omurilik ise daha yukarıda, üst bel omurları hizasında biter. Bu yüzden ikinci bel omurunun altında geniş bir sıvı deposu kalır: bel sisternası (Byrne ve Dafny, 2026). Hekim BOS örneğini buradan alır. İğne sert zarı ve örümcek ağı zarı geçerek sıvıya ulaşır (OpenStax 13.3). Bu işleme bel delme (lomber ponksiyon) denir.
Bölüm adları, dersin içindekiler listesindeki adlardır.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Resmî adlar. Uluslararası anatomi terimleri listesinin bugünkü baskısına TA2 denir. TA2’de beyin zarları (meninges) merkezî sinir sisteminin bir parçası sayılır. İki dala ayrılır: sert zar (dura) ve ince zarlar (leptomeninges) (FIPAT, 2019).
TA2 birincil adları kısa tutar. Sert zara dura, örümcek ağı zara arachnoidea, yumuşak zara pia der. Bildiğimiz dura mater, arachnoidea mater ve pia mater biçimleri eş anlamlı olarak listelenir (FIPAT, 2019). Kafa ve omurilik bölümleri de ayrı adlandırılır: dura cranialis ve dura spinalis gibi (FIPAT, 2019). Gray (1918) kafa içi sert zara dura mater encephali der. TA2 bu eski adı yalnızca ilişkili terim olarak tutar (FIPAT, 2019).
İki bölme. Sert zarın “kalın zar” anlamındaki adı pachymeninx’tir (Zedde ve Pascarella, 2025a). Bu adı ilk kez Galenos kullandı (Ishikawa ve ark., 2026). Örümcek ağı zar ile yumuşak zar ise “ince” anlamında leptomeninx adını alır (Zedde ve Pascarella, 2025a). Bu ayrım yalnızca kalınlıkla ilgili değildir. İki bölmenin damarları, bağ dokusu hücreleri ve bağışıklık hücreleri de farklıdır (Derk ve ark., 2021).
Boşluğun adı. TA2’nin resmî bir notuna göre subaraknoid boşluk içten yumuşak zarın dış katıyla sınırlanır. Bu yüzden en doğru ad “ince zarlar boşluğu” (spatium leptomeningeum) olurdu (FIPAT, 2019).
Kaynak: FIPAT (2019). TA2, sert zarın en iç hücre katı olan sınır hücre katmanı için ayrı bir terim vermez. Kimlik numaraları TA2’nin çevrim içi listesindeki numaralardır.
Kaynaklar: FIPAT (2019), resmî TA2 notu 770; Khairat ve ark. (2025); Mahendru ve Chong (2009); Haines (1991); Ishikawa ve ark. (2026); Joost ve ark. (2026); Byrne ve Dafny (2026); Gray (1918). Bazı ders kitapları hâlâ eski anlatımı verir: kafatası ile sert zar arası epidural boşluk, sert zar ile örümcek ağı zar arası subdural boşluktur (Dafny, 2020). Haines’e göre subdural boşluk “olası” bir boşluk bile değildir. Çünkü bu bölgede yarık ancak doku hasarıyla açılır (Haines, 1991).
Sayılarla katmanlar: kalından inceye
Ağırlığı kim taşır? Beyincik çadırı, üstünde duran büyük beynin yükünü yanlara, kafatası duvarına aktarır (Rai ve ark., 2018). Beyin orağı ve çadır gergin yapılardır. Beynin hareketini sınırlar ve orta hat boyunca biçim değişikliğini azaltır (Rai ve ark., 2018). Yükün sayılarla hesabı “Sert zarın kıvrımları ve bölmeleri” bölümünde.
Trabeküller. Trabeküller, örümcek ağı zar ile yumuşak zar arasında gerilen ve kolajenle güçlenmiş sütunlardır (Mortazavi ve ark., 2018). Yedi kadavra beyninde, trabeküllerin boşluktaki hacim payı beyin başına ortalama %22,0 ile %29,2 arasında bulundu. Bu pay beynin üst yüzüne yakın yerlerde %12 daha fazlaydı (Benko ve ark., 2020).
Damarlar nerede? Beyin yüzeyindeki damarlar yumuşak zarın üstünde, subaraknoid boşlukta uzanır (Dafny, 2020). Bu boşlukta çeşitli kalınlıkta atardamar ve toplardamar vardır, ama kılcal damar yoktur (Joost ve ark., 2026).
Gray (1918) bu dersin en eski kaynağıdır. Onun bilgileri her zaman güncel kaynaklarla karşılaştırılarak kullanılır. BOS’un emilimi “Karıncıklar ve beyin-omurilik sıvısı” dersinde ayrıntılı anlatılacak.
Klinik vaka
Vaka: Beyin için belden sıvı
22 yaşında bir üniversite öğrencisi ateş, şiddetli baş ağrısı ve ense sertliğiyle acil servise geliyor. Hekim menenjitten şüpheleniyor ve BOS incelemesi istiyor. Hasta yan yatırılıyor; iğne belin alt bölümünden giriliyor. Bir stajyer şaşırıyor: “İltihap beynin çevresinde. Neden belden sıvı alıyoruz?”
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Sınır nerede? Zarları iki bölme olarak düşünmek, katmanları tek tek saymaktan daha çok şey anlatır. Bir yanda damarlı sert zar, öbür yanda BOS dolu ince zarlar vardır. Aralarındaki sınırı örümcek ağı zarın engel hücre katmanı çizer. Bu katman, sert zarın pencereli damarları ile merkezî sinir sistemi arasında bir sınır kurar (Derk ve ark., 2021).
Sert zar damarları pencerelidir (fenestralı) ve sıkı bağlantı taşımaz. Bu özellik, bağışıklık gözetimi ve BOS boşaltımı görevleriyle uyumludur (Joost ve ark., 2026). Yumuşak zar damarları ise sıkı bağlantılıdır (Derk ve ark., 2021). Ama bu damarların çevresinde astrosit ayakları yoktur (Derk ve ark., 2021). Bu yüzden onları kan-beyin engelinin aynısı saymak yanlıştır. Çünkü subaraknoid boşlukta engeli tamamlayan sinir-damar birimi bulunmaz (Brøchner ve ark., 2015).
Brøchner ve arkadaşları örümcek ağı zarın engelini, kan ile BOS arasındaki üçüncü önemli engel sayar. Öteki ikisi kan-beyin engeli ve koroid pleksus engelidir (Brøchner ve ark., 2015). Bu engeli gösteren boya ve işaretleyici deneyleri “Örümcek ağı zar” bölümünde anlatılıyor. Aşağıdaki tablo iki bölmeyi yan yana koyar.
Joost ve arkadaşlarına göre zarlar edilgen bir örtü değildir. İltihabı, madde temizliğini ve hastalığın seyrini etkileyen etkin bir sinir-bağışıklık organıdır (Joost ve ark., 2026).
Bulguların bir kısmı fareden gelir. Türler arasında zarların engel özellikleri, damarları ve bağışıklık hücreleri farklıdır; fare bulguları insana dikkatle aktarılmalıdır (Joost ve ark., 2026). Lenf damarları ve bağışıklık hücreleri “Yeni keşifler: lenf damarları, bağışıklık ve tartışmalar” bölümünde.
Klinik vaka
Vaka: Otopside açılan aralık
Bir patoloji asistanı otopside beyni çıkarıyor. Ölüm ile otopsi arasında uzun bir süre geçmiş. Kafatası açılınca sert zar ile örümcek ağı zar kolayca ayrılıyor ve aralarında belirgin bir aralık görülüyor. Kanama yok. Asistan raporuna “subdural boşluk normal görünümde” yazmak istiyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
2.Sert zar: yapısı
İlk derste beyni saran üç zarı kısaca tanıdık. Bu bölümde en dıştakine, sert zara (dura mater) yakından bakıyoruz.
Sert zar kalın ve yoğun bir zardır. Esnemez (Gray, 1918). Bütün beyni ve omuriliği saran güçlü, lifli bir kılıftır. Kafatasının iç yüzüne ve omurga kanalının duvarına tutunur (OpenStax 13.3). Kafatasına ve omurga kanalına giren büyük damarları da sarar (OpenStax 13.3).
Kafatasının içinde sert zarın iki işi vardır. Birincisi, kemiklerin iç yüzünü döşer. Yani kafatası kemiklerinin iç kemik zarıdır. İkincisi, beyni koruyan bir örtüdür (Gray, 1918).
Kafatasındaki ve omurilikteki sert zar bazı yönlerden farklıdır. Ama ikisi tek ve kesintisiz bir zardır. Kafatası tabanındaki büyük delikte (foramen magnum) birbirine devam eder (Gray, 1918). Aradaki farkı bölümün sonunda göreceğiz.
Sert zar uzun süre damarsız ve pek iş görmeyen bir doku sayıldı (Kiss-Bodolay ve ark., 2023). Bugünkü bilgi bunun tersini söylüyor. Sert zar özelleşmiş, canlı bir dokudur. İçinde karmaşık bir lif ağı, yoğun ve çeşitli damarlar, lenf damarları ve geniş bir sinir ağı vardır (Joost ve ark., 2026). Lenf damarlarının insanda var olduğu doğrudan gözlemlerle gösterildi (Ishikawa ve ark., 2026). Ama insanda nasıl ve ne kadar çalıştıkları henüz az biliniyor (Ishikawa ve ark., 2026). Sert zar beynin gelişimine, damarların işleyişine ve hastalıklara da katılır (Ishikawa ve ark., 2026).
Sert zarın yapı taşları basittir. Bir yanda bağ dokusunun hücreleri vardır. Bunlara fibroblast denir. Öte yanda bu hücrelerin çevresini dolduran sağlam bir ara madde vardır. Bu ara madde kolajen adlı protein liflerinden çok zengindir (Joost ve ark., 2026). Sert zarın gücü bu liflerden gelir.
Sert zar ilk bakışta tek bir yaprak gibi görünür. Mikroskopla bakınca kat kat olduğu anlaşılır.
Klasik kitaplar kafatasındaki sert zarı iki kat sayar (Gray, 1918):
- Endosteal kat dıştadır ve kemiğe bakar. Kafatası kemiklerinin iç kemik zarıdır. Kemikleri besleyen damarlar bu katta uzanır (Gray, 1918). Ona periostal kat da denir.
- Meningeal kat içtedir ve beyne bakar. Beyni saran asıl örtü budur (Ishikawa ve ark., 2026). Gray ona “destek katı” der (Gray, 1918).
Bu iki kat çoğu yerde sıkıca kaynaşmıştır (Gray, 1918). Yalnızca iki tür yerde birbirinden ayrılır (Ishikawa ve ark., 2026). Birincisi, beynin kanını toplayan toplardamar kanallarıdır. Bunlara toplardamar sinüsü ya da sert zar sinüsü (sinus durae matris) denir. Sinüsler iki katın arasında uzanır (Gray, 1918). İkincisi, sert zarın içeri doğru kıvrıldığı yerlerdir. Bu kıvrımları meningeal kat yapar (Joost ve ark., 2026).
Bugünkü anlatım bir kat daha sayar. Meningeal katın altında çok ince bir hücre katı vardır. Adı sert zar sınır hücre katmanıdır (dural border cell layer). Böylece sert zarın dıştan içe üç katı olur: endosteal kat, meningeal kat ve sınır hücre katmanı (Ishikawa ve ark., 2026).
Bu katları dersin başındaki “Kemikten kabuğa” çiziminde, “Sert zarın katları” düğmesiyle görebilirsin.
Öteki iki zar ince ve narindir (Joost ve ark., 2026). Sert zar onlardan kalındır, ama yine de incedir. Bir derlemeye göre ortalama kalınlığı 0,33 ile 0,56 mm arasındadır (Ishikawa ve ark., 2026). Yani yaklaşık yarım milimetre kalınlığındadır. Kalınlık her yerde aynı değildir. Türkiye’de 30 otopside yapılan bir çalışmada yan kafa ve art kafa bölgesindeki sert zar, şakaktakinden daha kalın çıktı (Çavdar ve ark., 2022).
Sert zar çekilince çok az uzar. Şakak bölgesinden alınan parçalar kopmadan önce boylarının ancak yüzde 11 kadarı uzayabildi (Zwirner ve ark., 2019). Bu, sert zarın neden “esnemeyen” bir zar diye anlatıldığını gösterir.
Sert zar kafatasına her yerde aynı sıkılıkta yapışmaz. En sıkı yapıştığı iki yer vardır: kafatası kemiklerinin birleştiği çizgilerin, yani dikişlerin karşısı ve kafatasının tabanı (Gray, 1918). Dikiş yerlerinde endosteal katın kolajen demetleri kemiğin dikiş dokusuna doğrudan devam eder (Ishikawa ve ark., 2026).
Bu yapışma yaşla değişir. Yaş ilerledikçe endosteal kat kalınlaşır, sertleşir ve kafatasına daha sıkı tutunur (Ishikawa ve ark., 2026).
Sağlıklı insanda sert zar kafatasına yapışıktır. Bu yüzden kafatasının içinde kemik ile sert zar arasında doğal bir boşluk yoktur (FIPAT, 2019). Böyle bir aralık ancak bir darbe ya da hastalık sert zarı kemikten ayırınca açılır (FIPAT, 2019).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Endosteal kat. Kafatasının iç yüzünü döşeyen kemik zarıdır ve çoğunlukla fibroblastlardan oluşur (Ishikawa ve ark., 2026). Kolajen demetleri kafatasının iç yüzüne, özellikle dikiş yerlerinde, sıkıca tutunur. Endosteal kat kafatasının dışına da uzanır. Kafatasını delip geçen küçük toplardamarların deliklerinden (emissary delikler) ve büyük delikten geçerek kafatasının dış yüzündeki kemik zarına devam eder (Ishikawa ve ark., 2026). Gray de sert zarın kafa tabanındaki deliklerden dışarı çıktığını yazar. Orada kafatasının dış kemik zarına (pericranium) karışır (Gray, 1918). Gray’e göre sert zarın dış yüzü pürüzlü ve liflidir, iç yüzü ise düzdür (Gray, 1918).
Meningeal kat. Merkezî sinir sistemini saran asıl örtüdür. Mikroskopta endosteal kata benzer, ama birim alanda daha çok fibroblast taşır (Ishikawa ve ark., 2026). Kolajeni daha azdır. Lifleri kalın demetler yerine yaprak gibi lif tabakaları hâlindedir. Bu yüzden endosteal kattan daha esnektir (Ishikawa ve ark., 2026). Sert zarın kıvrımlarını bu kat yapar. Meningeal kat yer yer içeri doğru katlanır. Beyin orağı ve beyincik çadırı gibi kıvrımlar böyle oluşur ve beyni mekanik olarak destekler (Joost ve ark., 2026). Kıvrımları bir sonraki bölümde inceleyeceğiz.
Gray’in tarifi. Gray sert zarı beyaz lifli doku ile elastik liflerin oluşturduğu yassı lif tabakaları olarak anlatır. Bu lif tabakalarını aralarındaki boşluklar ve damarlar iki kata ayırır. Ama bu ayrılma tam değildir (Gray, 1918). UTHealth ders kitabı da sert zarı yoğun, kolajenden zengin bir bağ dokusu kılıfı olarak tanımlar (Dafny, 2020).
µm (mikrometre), milimetrenin binde biridir. TA2 kafatasındaki sert zarda iki kısım adlandırır: periostal kısım (*pars periostea durae cranialis*; eş anlamlısı *endocranium*) ve meningeal kısım (*pars meningea durae cranialis*). Sınır hücre katmanı için TA2’de terim yoktur. Kaynaklar: Gray (1918); FIPAT (2019); Ishikawa ve ark. (2026); Joost ve ark. (2026).
Sınır hücre katmanı. Sert zarın en iç katıdır. Örümcek ağı zarla buluşan yüzü oluşturur (Ishikawa ve ark., 2026). Hücreleri sert zarın öteki fibroblastlarından daha dallıdır. Birbirlerine sıkı bağlantılarla (tight junction) kenetlenmezler (Joost ve ark., 2026). Hücrelerin arasında görece geniş, açık yarıklar vardır. Bu yarıklarda kolajen lifi bulunmaz. Onların yerine ince taneli bir ara madde vardır (Joost ve ark., 2026).
Bu yapı onu zayıf kılar. Sert zar da örümcek ağı zar da mekanik olarak sağlamdır. Ama aradaki bu sınır, olağan dışı bir zorlamada kolayca ayrılır (Joost ve ark., 2026). Küçük bir darbenin ya da ameliyatın kesme kuvveti bu katı yarabilir. Klinikte “subdural boşluk” denen şey, sert zarın içinde böyle açılan bir yarıktır. Normal yaşamda böyle bir boşluk yoktur (Ishikawa ve ark., 2026). “Subdural” boşluğun tarihini ve bugünkü tanımını “Zarlar arası boşluklar ve sisternalar” bölümünde göreceğiz.
Sert zarın kalınlığı için tek bir sayı vermek zordur. Sayı ölçülen bölgeye, kişinin yaşına ve ölçüm yöntemine göre değişir. Aşağıdaki tablo farklı çalışmaları bir araya getiriyor. Bunların ikisi Türkiye’den.
± işaretinden sonraki sayı standart sapmadır: ölçümlerin ortalama çevresinde ne kadar dağıldığını gösterir. Parantez içindeki sayılar en küçük ve en büyük ölçümlerdir. Ölçümler farklı bölgelerden ve farklı yöntemlerle alındı. Kaynaklar tablodaki çalışmalardır.
Lifler nasıl dizilir? Kafatasındaki sert zarda kolajen lifleri paralel demetler hâlinde dizilmez. İç içe geçen, çok yönlü ve eş merkezli bir örgü kurar. Bu düzen dokuyu biçim bozulmasına karşı dayanıklı kılar (Chirica ve ark., 2026).
Kaç lif tabakası var? Kaynaklar farklı sayılar verir. Ishikawa ve arkadaşlarının derlemesine göre meningeal kat yaklaşık 78–82 ince lif tabakasından (lamel) oluşur (Ishikawa ve ark., 2026). Zu ve arkadaşları ise dokuz kadavranın sert zarını boyayarak inceledi. Bütün kafatası sert zarında dört-beş iç içe lif tabakası saydılar. Omurilik sert zarında ise çoğunlukla uzunlamasına uzanan üç lif tabakası gördüler (Zu ve ark., 2026). Yani ilk sayı yalnızca meningeal kata, ikincisi bütün kafatası sert zarına aittir.
Kafatası sert zarında tip I kolajen baskındır. Elastik lif azdır ve en azı kafa tabanındadır (Zu ve ark., 2026).
Şakaktaki sert zar ne kadar sağlam?
Yön önemli olabilir. Bazı çalışmalarda sert zar her yöne aynı direnci göstermedi. Buna yöne bağımlılık (anizotropi) denir. Çin’de 29 erişkinden alınan 275 örnekte, ön-arka (sagital) yönde çekilen sert zar, enine (koronal) yönde çekilenden daha katı çıktı (Wang ve ark., 2025). Türkiye’de 30 otopsilik bir çalışmada da sonuç benzerdi. Alın, şakak ve art kafa sert zarında ön-arka yöndeki en büyük çekme kuvveti, enine yöndekinden büyüktü (Çavdar ve ark., 2022).
Ama konu tartışmalıdır. Zwirner ve arkadaşlarının aktardığına göre sert zar genellikle her yöne aynı davranan bir doku sayılır. Kendileri ise şakak sert zarının kemiğe bakan yüzünde lifleri belli yönlere dizilmiş buldu (Zwirner ve ark., 2019). Bir haritalama çalışması ise önceki ölçümlerde görülen bu “her yöne aynı” davranışın lif yönleriyle açıklanabileceğini öne sürer (Niestrawska ve ark., 2023).
Yaş da önemlidir. Sert zarın mekanik özellikleri yaşla azalır. Sağ ve sol taraf ya da cinsiyet ise anlamlı bir fark yaratmaz (Zwirner ve ark., 2019). Mikroskopta da yaşın izi görülür. Gençlerde kolajen demetleri yoğun, düzenli ve dalgalıdır. Elastik lifler bu demetlere paralel ve bütündür (Wang ve ark., 2025). Yaşlılarda kolajen solgunlaşır. Lifli düzenini ve dalgalılığını yitirip şekilsizleşir. Elastik lifler azalır ve parçalanır (Wang ve ark., 2025).
Damarlar. Sert zar damarca çok zengindir. Dinlenme hâlinde sert zar dokusu, aynı miktardaki beyin dokusunun aldığı kanın en az %80’i kadar kan alır. Birim dokuya düşen bu kan akımına doku perfüzyonu denir. Değer, kana verilen çok küçük kürelerle yapılan ölçümlerden gelir (Ishikawa ve ark., 2026). Büyük atardamar ve toplardamarlar daha çok kemiğe bakan endosteal taraftadır. Meningeal tarafta ise sık bir kılcal damar ağı ve küçük toplardamarlardan bir ağ vardır (Ishikawa ve ark., 2026). Sert zarı besleyen atardamarları “Sert zarın atardamarları, sinirleri ve ağrı” bölümünde göreceğiz.
Kan-zar engeli yok. Beynin yüzeyindeki damarlar, örümcek ağı zarın altındaki boşluktan (subaraknoid boşluk) geçer. Bu damarların hücreleri sıkı bağlantılarla kenetlidir. Sert zarın damarları öyle değildir (Joost ve ark., 2026). Duvarlarında küçük pencereler vardır. Bunlara pencereli (fenestralı) damar denir. Hücreleri birbirine sıkı bağlantılarla kenetlenmez (Joost ve ark., 2026). Bu yüzden sert zarda kan ile zar dokusu arasında bir engel yoktur (Absinta ve ark., 2017). Kanda dolaşan sıvılar ve küçük maddeler sert zarın dokusuna sızabilir (Absinta ve ark., 2017). Bu özellik sert zarın bağışıklık gözetimindeki ve beyin-omurilik sıvısının (BOS) boşaltılmasındaki rolüyle uyumludur (Joost ve ark., 2026). Bu rolleri “Yeni keşifler: lenf damarları, bağışıklık ve tartışmalar” bölümünde göreceğiz.
Peki kandan sızan maddeler beynin çevresindeki sıvıya neden geçmez? Onları sert zar değil, örümcek ağı zarın engel katmanı durdurur (Brøchner ve ark., 2015). Bu engeli ve onu gösteren boya deneyini “Örümcek ağı zar” bölümünde inceleyeceğiz.
Kafatasında ve omurgada sert zar. Sert zar büyük delikten aşağı iner ve omuriliği bir kese gibi sarar. Ama yolda bir katını bırakır. Kemiğe yapışan endosteal kat büyük delikte biter. Omurga kanalını onun yerine omurların kendi kemik zarı döşer (Gray, 1918). Yani omurilikteki sert zar, kafatasındaki sert zarın yalnızca iç (meningeal) katına karşılık gelir (Gray, 1918).
Bunun önemli bir sonucu var. Kafatasında sert zar kemiğe yapışıktır ve arada doğal bir boşluk yoktur (FIPAT, 2019). Omurgada ise sert zar ile kemik arasında gerçek bir aralık vardır. Bu aralığa epidural boşluk denir. İçinde gevşek bağ dokusu ve bir toplardamar ağı bulunur (Gray, 1918). Yağ da içerir (Byrne ve Dafny, 2026).
Üç boyutlu sahne
Kafatasından omurgaya: sert zarın değiştiği yer
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Forniks (sol): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks komissürü: İki yandaki forniks arasında karşıya geçen lifler.
- Korpus kallozum: İki yarımküreyi birbirine bağlayan en büyük lif köprüsü; yaklaşık 200 milyon sinir lifi içerir ve yarımküreler arasındaki ana iletişim yoludur.
- Ön komissür: İki yarımküreyi, özellikle temporal lobları ve koku bölgelerini birbirine bağlayan küçük lif demeti.
- İç kapsül (sol): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Epifiz bezi: Ara beynin arka-üst yüzündeki küçük bez. Akşam ışık azalınca daha çok melatonin hormonu salgılar; bu da uyku hâlini getirir.
- Habenula: Epifiz bezinin hemen önünde duran, epitalamusa ait küçük yapı.
- Arka komissür: Ara beyin ile orta beynin birleştiği yerde iki yanı birbirine bağlayan küçük lif demeti; göz bebeğinin ışık refleksi ve yukarı-aşağı bakış yollarıyla ilişkilidir.
- Lateral genikulat cisim (sol): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sol): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
- Atlas (1. boyun omuru): Kafatasını taşıyan ilk boyun omuru; adını gökyüzünü omuzlarında taşıyan mitolojik Atlas’tan alır. Art kafa kemiğinin kondilleriyle eklem yapar; gövdesi ve dikensi çıkıntısı yoktur.
- Aksis (2. boyun omuru): İkinci boyun omuru. Yukarı uzanan dişi (dens) atlasın ön kemerine eklemlenir; baş sağa sola dönerken eksen görevi görür.
Sahnede işaretli noktalar:
- Büyük delik (Foramen magnum), Art kafa kemiği
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kaynaklar: Gray (1918); FIPAT (2019); Ishikawa ve ark. (2026); Joost ve ark. (2026); Zu ve ark. (2026); Byrne ve Dafny (2026).
Klinik vaka
MR’da boyanan sert zar
34 yaşında bir kadın, ara ara olan baş ağrısı nedeniyle kontrastlı beyin MR’ı çektiriyor. Raporda beynin dış yüzü boyunca, kafatasının iç yüzünde ince, düzgün ve yer yer kesintili bir sert zar boyanması yazıyor. Kafa tabanında boyanma daha az belirgin. Başka bir bulgu yok. Hasta bu boyanmanın bir hastalık işareti olup olmadığını soruyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
İnce yapı. Sert zarı elektron mikroskobunda incelersek kat sayısı artar. Kolajenin düzenine, damar yoğunluğuna ve hücrelerine göre beşe kadar ayrı kat sayılabilir (Joost ve ark., 2026). Bir mekanik çalışma da insan sert zarını beş katlı bir doku olarak tanımlar. Bu dokuda sık ve yoğun bir kolajen ağı vardır. Ağın içinde birkaç dağınık fibroblast ve elastin lifi bulunur (Zwirner ve ark., 2019).
Endosteal kattaki fibroblastların çoğu yassıdır. Altlarındaki beyin dokusunun eksenine paralel dizilirler (Ishikawa ve ark., 2026). Hücrelerin arasında kolajen lifleri, çok ince lifler (mikrolif) ve elastik lifler örülüdür. Katın mekanik gücünü bunlar sağlar (Ishikawa ve ark., 2026).
Meningeal kattaki 78–82 lif tabakasının (lamel) her biri demetlenmiş kolajen liflerinden yapılmıştır (Ishikawa ve ark., 2026). Komşu lif tabakalarındaki kolajen plakları farklı yönlere uzanır. Ishikawa ve arkadaşlarına göre beyin orağında ve beyincik çadırında sık görülen küçük deliklerin (fenestrasyon) bir nedeni budur (Ishikawa ve ark., 2026).
Kolajen hangi yöne uzanır? Taramalı elektron mikroskobu sert zarın iki yüzü arasında bir fark gösterir. Şakak sert zarının örümcek ağı zara bakan yüzünde kolajen çoğunlukla gelişigüzel dağılmıştır. Yalnızca damarların geçtiği yerlerde lifler hizalanır. Kemiğe bakan yüzde ise kolajen belirgin biçimde hizalıdır. Üst üste binen lif tabakaları birbirine neredeyse dik uzanır (Zwirner ve ark., 2019). Yazarlar bu düzene ve ölçümlerdeki büyük farklara bakarak şakak sert zarını yöne bağımlı bir doku sayar (Zwirner ve ark., 2019).
Lif yönü bölgeden bölgeye de değişir. Bir haritalama çalışmasında kolajen yüksek ölçüde hizalı çıktı. Ama çoğu bölgede ana lif yönü ne ön-arka ne de iç-dış eksenine denk geliyordu. Yazarlara göre bu, önceki çalışmalarda görülen “her yöne aynı” (izotrop) davranışı açıklayabilir (Niestrawska ve ark., 2023). Öte yandan Wang ve arkadaşlarının örneklerinde sert zar açıkça yöne bağımlıydı. Kolajen liflerine bağlı ortanca katılık ön-arka yönde 27,0 MPa, enine yönde 18,1 MPa idi (Wang ve ark., 2025).
Ortanca: sıraya dizilen değerlerin tam ortasındaki değer. Kaynaklar tablodaki çalışmalardır.
Sınır hücre katmanının ince yapısı. Bu katı ilk kez 1975’te Nabeshima ve arkadaşları tanımladı (Ishikawa ve ark., 2026). Ona zamanla birçok ad verildi: mezotel katmanı, nörotelyum, yüzeyel bölge, iç sert zar hücre katmanı ve subdural hücre katmanı. Bugün standart ad “sert zar sınır hücre katmanı”dır (Ishikawa ve ark., 2026). Gray ise sert zarın iç yüzünü yassı bir hücre katının (mezotel) döşediğini yazmıştı (Gray, 1918). Bugün bu yüzün mezotel olmadığı biliniyor.
Bu kat 10 µm’den incedir. 3–8 sıra yassı, fibroblast benzeri hücreden oluşur (Ishikawa ve ark., 2026). Kolajen lifi azdır ve hücre dışı madde düzensizdir (Ishikawa ve ark., 2026). Haines ve arkadaşlarına göre hücrelerin dışında hiç kolajen yoktur (Haines ve ark., 1993). Hücreler arasındaki bağlantılar öteki sert zar katlarından azdır. Bağlantı varsa hücreleri noktasal olarak tutturan dezmozom, iki hücreyi kanalla bağlayan oluklu bağlantı (gap junction) ya da ara bağlantıdır. Sıkı bağlantı yoktur (Ishikawa ve ark., 2026). Hücreler uzun, kıvrımlı ve birbirine geçen uzantılar taşır. Düzenli bir kolajen ve elastik lif çatıları yoktur (De Simone ve ark., 2026).
Bu katın iki yüzü farklı davranır. Üstteki meningeal katla arasında hücre bağlantısı yoktur. Alttaki örümcek ağı zarın engel hücreleriyle ise bağlantılar vardır (Ishikawa ve ark., 2026). Küçük bir zorlamada yarık, sert zar ile örümcek ağı zarın arasında değil, sınır hücre katmanının içinde açılır (Ishikawa ve ark., 2026). Hemen dışında, meningeal katta, zengin bir mikro damar ağı bulunur (Ishikawa ve ark., 2026).
Sert zarın içindeki damar düzeni. Kaynaklar bu düzeni biraz farklı anlatır:
- Ishikawa ve arkadaşları: Büyük atardamar ve toplardamarlar endosteal taraftadır. Meningeal tarafta zengin bir kılcal ağ vardır. Orada bir de çapı ~42 µm’ye kadar olan küçük damarlardan bir toplardamar ağı bulunur. Bu ağlar özellikle üst sagital sinüsün çevresinde gelişmiştir (Ishikawa ve ark., 2026).
- Joost ve arkadaşları: Sınır hücre katmanının yalnızca birkaç mikrometre üstünde yoğun bir kılcal yatak vardır. Bu yatak kıvrımlar dahil bütün sert zara yayılır (Joost ve ark., 2026).
- Ota: Damarları üç kata yerleştirir. Dışta, kemik zarı katında görece büyük damarlar uzanır. İçte, sınır hücre katmanında narin bir kılcal ağ vardır. İkisini meningeal katı geçen delici atardamarcıklar bağlar. Ota’ya göre meningeal kat, iki ağı ayıran görece damarsız, lifli bir ara yapraktır (Ota, 2026).
- Kiss-Bodolay ve arkadaşları: Her katın kendi damar ağı vardır: dış ağ, geçiş ağı ve iç ağ (Kiss-Bodolay ve ark., 2023).
Kaynaklar kılcal ağın varlığında birleşir. Ayrıldıkları nokta, meningeal katın ne kadar damarlı olduğudur. Damarların çapları ve bu ağın hastalıktaki rolü “Sert zarın atardamarları, sinirleri ve ağrı” bölümünde.
Klinik vaka
Sert zarın içinde kalan kan
58 yaşında bir erkek düşüp başını çarpıyor. BT’de kafatası tepesinde, iki yüzü dışbükey bir kan toplantısı görülüyor. Görünüm ilk bakışta epidural kanamaya benziyor. Ameliyatta cerrah kemiği kaldırınca kanın kemiğin hemen altında olmadığını görüyor. Kan sert zarın içinde, sert zarın iki yaprağı arasında toplanmış. İçteki yaprak kalın ve sağlam.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
3.Sert zarın kıvrımları ve bölmeleri
Sert zar beynin çevresinde düz bir torba gibi durmaz. İç katı, yani meningeal katı, yer yer içeri doğru katlanır. Bu katlar beynin bölümleri arasına girer. Böylece dört kıvrım oluşur (Gray, 1918):
- beyin orağı (falx cerebri): iki beyin yarımküresinin arasında,
- beyincik çadırı (tentorium cerebelli): büyük beyin ile beyinciğin arasında,
- beyincik orağı (falx cerebelli): beyinciğin iki yarısının arasında,
- hipofiz çadırı (diaphragma sellae): hipofiz bezinin üstünde.
İlk derste bu kıvrımları adlarıyla tanıdık. Şimdi her birine yakından bakacağız.
Kıvrımlar kafatasının içini bölmelere ayırır. Bu bölmeler birbirine kapalı değildir, birbirine açılır. Her birinde beynin bir bölümü korunarak yerleşir (Gray, 1918). Kıvrımların bir işi daha vardır. Baş birden hızlanınca ya da durunca beynin aşırı sallanmasını azaltır ve onu yerinde tutar (Ishikawa ve ark., 2026). Beyin orağı ve beyincik çadırı gergin yapılardır. Beynin hareketini sınırlar ve orta hat boyunca biçiminin bozulmasını azaltır (Rai ve ark., 2018).
Beyin orağı adını biçiminden alır: bir orak gibi kavislidir. İki beyin yarımküresini ayıran derin, boylamasına yarığa dikey olarak iner. Güçlü ve kemerli bir yapraktır (Gray, 1918).
Önde dardır. Kafatası tabanındaki küçük bir kemik çıkıntısına, horoz ibiğine (crista galli) tutunur. Arkada genişler ve beyincik çadırının üst yüzüne bağlanır (Gray, 1918). Üst kenarı dışa doğru kavislidir ve kafatasının iç yüzüne orta hat boyunca tutunur. Alt kenarı serbesttir ve içe doğru kavislidir (Gray, 1918). Bu serbest kenar, iki yarımküreyi birbirine bağlayan nasırlı cismin (corpus callosum) hemen üstünde durur (Munakomi ve Jozsa, 2026).
Orağın iki kenarı boyunca toplardamar sinüsleri uzanır. Üst kenarda üst sagital sinüs, alt kenarda alt sagital sinüs vardır (Gray, 1918). Sinüsleri “Sert zarın toplardamar sinüsleri” bölümünde göreceğiz.
Beyincik çadırı sert zarın en büyük ikinci kıvrımıdır. Büyük beyni beyincikten ayırır (Ishikawa ve ark., 2026). Ortası yüksek, kenarlarına doğru aşağı eğilen kemerli bir yapraktır. Beyinciğin üst yüzünü örter. Büyük beynin arkadaki art kafa loblarını üstünde taşır (Gray, 1918). Biçimi beyinciğin üstüne kurulmuş bir çadırı andırır. “Çadır” adını ilk kez 1732’de Fransız anatomist Winslow kullandı (Ita ve Bordoni, 2023).
Çadır kafatasının içini iki kata ayırır. Üstteki kata çadır üstü (supratentoryal) bölme, alttaki kata çadır altı (infratentoryal) bölme denir (Ishikawa ve ark., 2026). Çadırın üstünde büyük beynin art kafa ve şakak lobları, altında beyincik ve beyin sapının alt bölümü bulunur (Rai ve ark., 2018).
Çadırın ön kenarı serbesttir ve içe doğru kavislidir. Bu kenar büyük, oval bir açıklığı çevreler. Bu açıklığa çadır çentiği (incisura tentorii) denir (Gray, 1918). Beyin sapının üst bölümü, yani orta beyin, bu çentikten geçer (Ishikawa ve ark., 2026). Çentik, çadırın üstündeki ve altındaki bölmeler arasındaki dar geçittir. Orta beyinle birlikte bazı sinirler ve atardamarlar da buradan geçer (Hall ve Munakomi, 2026).
Üç boyutlu sahne
Arkadan: çadır, büyük beyin ile beyinciğin arasında
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sağ): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Kaudat çekirdek (sağ): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Putamen (sağ): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sağ): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Hipokampus (sağ): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Amigdala (sağ): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Forniks (sol): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks (sağ): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks komissürü: İki yandaki forniks arasında karşıya geçen lifler.
- Korpus kallozum: İki yarımküreyi birbirine bağlayan en büyük lif köprüsü; yaklaşık 200 milyon sinir lifi içerir ve yarımküreler arasındaki ana iletişim yoludur.
- Ön komissür: İki yarımküreyi, özellikle temporal lobları ve koku bölgelerini birbirine bağlayan küçük lif demeti.
- İç kapsül (sol): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- İç kapsül (sağ): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Talamus (sağ): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Epifiz bezi: Ara beynin arka-üst yüzündeki küçük bez. Akşam ışık azalınca daha çok melatonin hormonu salgılar; bu da uyku hâlini getirir.
- Habenula: Epifiz bezinin hemen önünde duran, epitalamusa ait küçük yapı.
- Arka komissür: Ara beyin ile orta beynin birleştiği yerde iki yanı birbirine bağlayan küçük lif demeti; göz bebeğinin ışık refleksi ve yukarı-aşağı bakış yollarıyla ilişkilidir.
- Lateral genikulat cisim (sol): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Lateral genikulat cisim (sağ): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sol): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sağ): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Optik traktus (sağ): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
Öteki iki kıvrım küçüktür.
Beyincik orağı üçgen biçimli küçük bir yapraktır. Beyinciğin iki yarısı arasındaki arka çentiğe yerleşir (Gray, 1918).
Hipofiz çadırı küçük, yuvarlak ve yataydır. Kafatası tabanındaki eyer biçimli çukurun, Türk eyerinin (sella turcica), çatısını oluşturur. Bu çukurda oturan hipofiz bezini neredeyse tümüyle örter. Ortasında küçük bir delik vardır. Hipofizin sapı bu delikten geçer (Gray, 1918). Latince adı diaphragma sellae, yani “eyerin diyaframı”dır. “Diyafram” sözcüğü Yunanca “arasından” ve “çit” sözcüklerinden gelir (Shah ve Mohamed Elsanafiry, 2018).
Dört kıvrımın yerini orta hattan bakınca daha iyi görürüz.
Üç boyutlu sahne
Orta hattan: kıvrımların tutunduğu yerler
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Forniks (sol): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks komissürü: İki yandaki forniks arasında karşıya geçen lifler.
- Korpus kallozum: İki yarımküreyi birbirine bağlayan en büyük lif köprüsü; yaklaşık 200 milyon sinir lifi içerir ve yarımküreler arasındaki ana iletişim yoludur.
- Ön komissür: İki yarımküreyi, özellikle temporal lobları ve koku bölgelerini birbirine bağlayan küçük lif demeti.
- İç kapsül (sol): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Epifiz bezi: Ara beynin arka-üst yüzündeki küçük bez. Akşam ışık azalınca daha çok melatonin hormonu salgılar; bu da uyku hâlini getirir.
- Habenula: Epifiz bezinin hemen önünde duran, epitalamusa ait küçük yapı.
- Arka komissür: Ara beyin ile orta beynin birleştiği yerde iki yanı birbirine bağlayan küçük lif demeti; göz bebeğinin ışık refleksi ve yukarı-aşağı bakış yollarıyla ilişkilidir.
- Lateral genikulat cisim (sol): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sol): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Horoz ibiği (Crista galli), Kalbur kemiği
- İç art kafa çıkıntısı (Protuberantia occipitalis interna), Art kafa kemiği
- Eyer sırtı (Dorsum sellae), Kama kemiği
Kafa içinde basınç çok artarsa beynin bir bölümü bu sert kıvrımların altından ya da yanından kayabilir. Beyin dokusu orağın altından ya da çadır çentiğinden öteki bölmeye itilebilir. Büyük delikten de aşağıya, omurga kanalına doğru inebilir (Knight ve De Jesus, 2023). Buna fıtıklaşma (herniasyon) denir (Munakomi ve Das, 2026). Fıtıklaşmayı “Kanamalar ve fıtıklaşmalar” bölümünde ayrıntısıyla göreceğiz.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kıvrımlar neyden yapılır? Gray dört kıvrımın dördünü de meningeal katın ikiye katlanması olarak anlatır (Gray, 1918). Ishikawa ve arkadaşları ise bir ayrım yapar. İlk üç kıvrım (beyin orağı, beyincik çadırı ve beyincik orağı) iki kat meningeal sert zardan oluşur. Bunlar gelişen beyin bölümlerinin arasında sıkışıp katlanan ilkel zar dokusundan doğar. Hipofiz çadırı ise onlara göre tek katlı bir sert zar yaprağıdır (Ishikawa ve ark., 2026). Başka bir derleme hipofiz çadırını iki katlı anlatır (Shah ve Mohamed Elsanafiry, 2018). Kıvrımların embriyodaki oluşumunu “Zarların gelişimi ve keşif tarihi” bölümünde göreceğiz.
Kafatasının içindeki ana bölmeler üç tanedir: sağ ve sol çadır üstü bölmeler ile çadırın altındaki arka kafa çukuru. Sağ ve sol çadır üstü bölmeyi beyin orağı ayırır (Knight ve Rayi, 2023). Arka kafa çukurunun iki açıklığı vardır: büyük delik ve çadır çentiği (Knight ve De Jesus, 2023).
TA2 adları: *falx cerebri*, *tentorium cerebelli*, *incisura tentorii* (çadır çentiği), *falx cerebelli*, *diaphragma sellae*. Kaynaklar: Gray (1918); FIPAT (2019); Ishikawa ve ark. (2026); Munakomi ve Jozsa (2026).
Beyin orağı. Orağın ön bölümünde sık sık küçük delikler bulunur (Ishikawa ve ark., 2026). Normalde orak, sert zarın sınır hücre katmanında biriken kanı, yani subdural kanamayı, tek bir yarımkürede tutar (Ishikawa ve ark., 2026). Çadır da aynı kanamayı aşağıdan sınırlar (Kim ve Gean, 2011).
Çadırın tutunma yerleri. Çadır arkada, dışa doğru kavisli kenarıyla art kafa kemiğinin iç yüzündeki enine çıkıntılara tutunur. Orada transvers sinüsleri içine alır. Önde iki yanda şakak kemiğinin kayalık kısmının üst kenarına tutunur. Orada da üst petrozal sinüsleri sarar (Gray, 1918). Kayalık kısmın ucunda çadırın iki kenarı birbirini çaprazlar. Serbest kenar öne uzanıp ön klinoid çıkıntıya, tutunan kenar arka klinoid çıkıntıya bağlanır (Gray, 1918). Klinoid çıkıntılar, Türk eyerinin çevresindeki küçük kemik çıkıntılarıdır. Kenarların çaprazlaştığı yerde göz hareket siniri (III. kafa siniri) ve makara siniri (IV. kafa siniri) kavernöz sinüsün yan duvarına doğru geçer (Rai ve ark., 2018).
Çadırın üst yüzünün orta hattına beyin orağının arka kenarı tutunur. Düz sinüs ikisinin birleşme çizgisinde uzanır (Gray, 1918). Çadır U biçimlidir. Ön-iç kenarındaki açıklık çadır çentiğidir (Ishikawa ve ark., 2026).
Çentikte neler var? Orta beyin çentiğin ön kısmını doldurur. Çentiğin arka yarısında beyinciğin üst orta bölümü (üst vermis) ya da nasırlı cismin arka ucu (splenium) bulunur. Geri kalan yerde beyin-omurilik sıvısı (BOS), damarlar ve sinirler vardır (Rai ve ark., 2018). Çentikten geçen önemli yapılar şunlardır: orta beyin, göz hareket siniri, arka beyin atardamarları ve üst beyincik atardamarları (Hall ve Munakomi, 2026).
Çentiğin serbest kenarının hemen üstünde iki komşu durur. Biri şakak lobunun iç yüzündeki parahipokampal kıvrımdır (hipokampus çevresi kıvrımı). Öteki arka beyin atardamarıdır (Rai ve ark., 2018). Bu komşuluk, beynin çentikten aşağı kaydığı fıtıklaşmada önemlidir (Rai ve ark., 2018).
Üç boyutlu sahne
Üstten: çadır çentiği ve içinden geçen orta beyin
Bu sahnedeki yapılar:
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Arka beyin arteri (sol): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sağ): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Üst beyincik arteri (sol): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
- Üst beyincik arteri (sağ): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
Çentik herkeste aynı değildir. Corsellis’in çalışmasında çentiğin alanı 10 ile 23 cm² arasında değişiyordu. En büyük çentik, en küçüğün iki katıydı. Corsellis’e göre gelişim tamamlanınca çadır, gerilip genişlemeyecek kadar güçlüdür ve kafatasına sıkı tutunmuştur. Yani bu fark sonradan oluşmaz. Normal gelişimin bir çeşitliliğidir (Rai ve ark., 2018).
Beyin sapı da çentikte herkeste aynı yerde durmaz. Adler ve Milhorat 100 otopside (18–80 yaş) çentiği ve beyin sapını ölçtü. Beyin sapının yerini anlatmak için bir uzaklık kullandılar. Bu, beyin sapının iki ayağı arasındaki çukur ile eyer sırtının (dorsum sellae) üst-arka kenarı arasındaki uzaklıktır. Eyer sırtı, Türk eyerinin arka duvarıdır. Bu uzaklık ortalama 20,4 ± 3,2 mm idi. Beyin sapı olguların %28’inde öne yakındı (öne yerleşik). %36’sında arkaya yakındı (arkaya yerleşik). %36’sında ise ortadaydı (Adler ve Milhorat, 2002).
± işaretinden sonraki sayı standart sapmadır: ölçümlerin ortalama çevresinde ne kadar dağıldığını gösterir. Ölçümler farklı yöntemlerle alındı: otopsi, BT’den üç boyutlu çizim ve damarları gösteren BT (BT anjiyografi). Çalışmalar “uzunluk” gibi ölçüleri farklı tanımlayabilir; bu yüzden sayılar yan yana konunca dikkatle okunmalıdır.
Beyincik orağı. Tabanı çadırın alt-arka yüzüne tutunur. Arka kenarı art kafa kemiğinin iç yüzündeki dikey çıkıntının alt kısmına yapışır. İnerken bazen iki küçük kıvrıma ayrılır. Bu kıvrımlar büyük deliğin kenarlarında kaybolur (Gray, 1918). Orağın arka katları arasında oksipital sinüs uzanır. Bu sinüsün iki tane olması gibi farklı biçimleri bilinir (Ishikawa ve ark., 2026).
Beyincik orağının sayısı kişiden kişiye değişir. Türkiye’den ve Hindistan’dan iki çalışmanın sonuçları aşağıdadır.
Çavdar ve arkadaşlarının sert zarları adli tıp kurumundan alındı. Endotel: damarların iç yüzünü döşeyen ince hücre katı. Kaynaklar: Çavdar ve ark. (2021); Hosapatna ve ark. (2024).
Hipofiz çadırı. Bu sert zar yaprağı Türk eyerinin çatısıdır. Önde eyer tümseğine, arkada eyer sırtına tutunur (Ishikawa ve ark., 2026). Kaç katlı olduğu kaynaklar arasında tartışmalıdır; bunu yukarıda gördük. İlk derste kısaca gördüğümüz gibi diyafram eyeri her zaman tam örtmez. Olguların %39’unda yaprakta 5 mm ya da daha geniş bir açıklık vardır. %10’unda yaprak o kadar incedir ki eyerin içi yukarıdan görülür (Ishikawa ve ark., 2026).
Örümcek ağı zar bu açıklıktan eyerin içine inebilir. Böylece diyaframın altında küçük bir sıvı cebi oluşur. Buna diyafram altı sisternası denir. Bu cebin genişliği kişiden kişiye değişir: hiç olmayabilir de, geniş de olabilir. Cebin hastalık düzeyinde genişlemesine boş sella sendromu denir. Bunu ilk kez 1951’de Busch tanımladı (Ishikawa ve ark., 2026).
Diyafram deliğinin büyüklüğü ve biçimi çalışmadan çalışmaya farklı bulunmuştur. Bu çalışmalar farklı yöntemler kullandı: taze kadavra, kadavra başı ve MR.
Kaynaklar tablodaki çalışmalardır. Cabuk ve ark. (2020), Ay ve ark. (2024) ve Tsutsumi ve ark. (2019a) yalnızca özetinden okundu.
Meckel boşluğu. Beşinci kafa siniri, yani üçlü sinir (nervus trigeminus), kafatası tabanında bir sert zar cebine girer. Bu cebe Meckel boşluğu ya da trigeminal mağara (cavum trigeminale) denir (Wysiadecki ve ark., 2023). TA2 onu sert zarın bir parçası olarak sayar. TA2’nin notuna göre bu boşluk, sinirin gangliyonunu ve dallarını saran parmak biçimli bir sert zar cebidir (FIPAT, 2019).
Meckel boşluğu Türk eyerinin yanındaki bölgenin arka-yan kısmındadır. İçinde BOS vardır. Sinir bu cebe beyin sapının önündeki sisternadan (köprü önü sisternası) girer (Wysiadecki ve ark., 2023). Boşlukta sinirin üçgen biçimli lif ağı ve trigeminal gangliyon bulunur. Gangliyona Gasser ya da yarımay gangliyonu da denir. Sinirin üç ana dalı buradan çıkar (Wysiadecki ve ark., 2023). Gangliyon ince, hilal biçimli bir yapıdır ve orta kafa çukurunda durur (Yu ve ark., 2023).
Sert zar sinirlere kılıf olur. Kafa sinirleri kafatasının deliklerinden çıkarken sert zar onlarla birlikte dışarı uzanır. Gray’e göre sert zarın lifli katı bu sinirlere kılıf yapar (Gray, 1918). Ishikawa ve arkadaşlarına göre meningeal kat sinirin çevresinde bir kılıf oluşturur. Kafatasının dışında bu kılıf sinirin dış kılıfına (epinöryum) devam eder (Ishikawa ve ark., 2026). Göz siniri özel bir örnektir. Meningeal kat göz sinirine eşlik ederek göz küresine kadar gider. Orada gözün beyaz dış duvarıyla (sklera) kaynaşır. Periostal kat ise göz çukurunun kemik zarı (periorbita) olur (Ishikawa ve ark., 2026). TA2 göz sinirinin dış ve iç kılıflarını ayrı terimler olarak verir (FIPAT, 2019).
Klinik vaka
Orta hattı geçen kanama
62 yaşında bir erkek, evde düştükten iki hafta sonra artan baş ağrısıyla başvuruyor. BT’de iki yarımküreyi birlikte saran bir subdural kanama görülüyor. Kanama orta hattı aşıp öteki tarafa geçmiş. MR’da ne beyin orağı ne de üst sagital sinüs seçilebiliyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Adler ve Milhorat sınıflaması. Adler ve Milhorat 100 otopside çadır çentiğini ve çevresini ölçtü. Çentiğin uzunluğunu ve en büyük genişliğini (yukarıdaki ölçü tablosu) dörde bölünmüş gruplara (çeyreklere) ayırdılar. Uzunluğa göre çentikler uzun, kısa ve orta; genişliğe göre geniş, dar ve orta diye adlandırıldı. Bu gruplardan sekiz çentik tipi tanımlandı (Adler ve Milhorat, 2002).
Aynı çalışma göz hareket sinirini de ölçtü. Sinirin sisterna içindeki uzunluğu solda 26,7 ± 2,9 mm, sağda 26,1 ± 3,2 mm idi. İki sinirin arasındaki açı 57,3 ± 7,3 derece ölçüldü (Adler ve Milhorat, 2002). Yazarlara göre bu sınıflama, benzer hastalığı olan kişilerde fıtıklaşma tablosunun neden farklı olduğunu açıklamaya yardım eder (Adler ve Milhorat, 2002).
Sınıflama sonra canlı insanlarda da denendi. 34 yoğun bakım hastasında çentiğin BT ve MR ölçümleri birbiriyle uyumlu çıktı (Grille ve ark., 2021). Yaşayan kişilerde MR ile yapılan başka bir çalışmada göz hareket sinirinin ölçüleri kadavralardakinden farklı çıktı. Yazarlar farkı, ölümden sonra beynin su kaybetmesine bağlar. Bu kayıp siniri uzatabilir (Arrambide-Garza ve ark., 2023).
Otopsi sütunu Adler ve Milhorat (2002), hasta sütunu Grille ve ark. (2021) verisidir. Grille ve arkadaşlarının hastalarında en sık tip kısa çentikti: 34 hastanın 15’i (%44). Makalenin özeti bu oranı yanlışlıkla %58 diye yazar; öteki yüzdeler hasta sayılarıyla uyuşur. Bu yüzden hasta sütununda hasta sayısı verildi. Her iki çalışma da yalnızca özetinden okundu.
Orak ve çadır kişiden kişiye değişir. 40 kişinin BT görüntülerinden orak ve çadır üç boyutlu olarak yeniden çizildi. Beyin orağının yüksekliği 34,9 ± 3,9 mm, yüzey alanı 56,5 ± 7,7 cm² bulundu. Orağın altındaki açıklığın (orak çentiği) ortalama uzunluğu 96,9 ± 8 mm, yüksekliği 41,8 ± 5,9 mm idi. Alanı 28,8 ± 5,8 cm² ölçüldü; en küçüğü 15,8, en büyüğü 40,5 cm² idi (Staquet ve ark., 2021). Yazarlara göre orakta, çadırda ve çentiklerinde büyük anatomik farklar vardır. Bu farklar, kafa yaralanmalarının bilgisayarda canlandırılmasında kişiye özel modeller için önemlidir (Staquet ve ark., 2021).
Yokluk ve az gelişme. Beyin orağının doğuştan yokluğu nadirdir ve çoğunlukla holoprosensefalide görülür (Ishikawa ve ark., 2026). Çadırın tamamen yokluğu ise hiç bildirilmemiştir. Kısmi az gelişme görülür ve çoğu kez Chiari malformasyonuyla birliktedir (Ishikawa ve ark., 2026). Chiari malformasyonunda beyincik orağı ve art kafa kemiğinin içindeki dikey çıkıntı da bulunmayabilir. Yazarlara göre küçük kalan arka kafa çukuru, iki yarım arasında kalacak ilkel zar dokusunu dışarı itiyor olabilir (Ishikawa ve ark., 2026).
Orağın içindeki toplardamarlar. Orağın bağ dokusunda bir toplardamar ağı vardır. İstanbul’dan Tatarli ve arkadaşları 16 olguda bu ağı lateks boyasıyla ve elektron mikroskobuyla inceledi. Damarlar arkaya doğru genişliyordu. Ortalama çapları orağın ön üçte birinde 0,42 ± 0,1 mm, ortasında 0,87 ± 0,17 mm idi. Arka üçte birde 1,38 ± 0,21 mm’ye ulaşıyordu. Arka üçte birdeki yoğun ağ yalnızca alt sagital sinüse bağlanıyordu, üst sagital sinüse bağlanmıyordu (Tatarli ve ark., 2013). Japonya’dan 91 hastalık bir MR çalışmasında ise %21’inde orakta belirgin bir toplardamar kanalı (orak sinüsü) görüldü. Bunların çoğu üst sagital sinüsün arka üçte birini düz sinüsün üst ucuna bağlıyordu (Tsutsumi ve ark., 2019b).
Hipofiz çadırı tek katlı mı, iki katlı mı? Kaynaklar burada ayrılır. Ishikawa ve arkadaşları hipofiz çadırını tek katlı bir sert zar yaprağı olarak anlatır (Ishikawa ve ark., 2026). Doku incelemelerine göre, birçok ders kitabındaki çizimin aksine, Türk eyerinin yalnızca üst yüzünü meningeal sert zar örter. Kavernöz sinüsün hipofize bakan iç duvarı da meningeal sert zar değildir. Bu duvar lifli bir dokudur: hipofizin kapsülü (Ishikawa ve ark., 2026). Gelişimde de benzer bir tablo görülür. 12. haftada orak ve çadır oluşmuş olsa da hipofiz hâlâ gevşek bir ara doku içindedir. Yalnızca çatısı, yani geleceğin hipofiz çadırı, farklılaşmış sert zarla örtülüdür (Ishikawa ve ark., 2026).
Shah ve Mohamed Elsanafiry ise hipofiz çadırını iki katlı bir sert zar yaprağı olarak anlatır. Bu yaprak önde, Türk eyerinin önündeki düzlüğü ve ön kafa çukurunu örten sert zarla birleşir. Yüzeydeki katın kavernöz sinüsün çatısı ve yan duvarı olarak devam ettiğini yazarlar (Shah ve Mohamed Elsanafiry, 2018).
Kavernöz sinüse giren sinirler. Kafa sinirleri kavernöz sinüse girerken meningeal katı delip geçmez. Onu yanlarında taşıyarak sinüsün içine doğru bir girinti yaparlar (Ishikawa ve ark., 2026). Kavernöz sinüsten Türk eyerine uzanan bölge, gerçek bir interdural aralıktan çok omurilik epidural boşluğuna benzer. Bu bölge meningeal ve periostal bileşenler arasında görece geniş bir aralıktır (Ishikawa ve ark., 2026). Damarların sert zara girdiği yerlerde de meningeal kat damar duvarının en dış katıyla (adventisya) kaynaşır (Ishikawa ve ark., 2026).
Meckel boşluğunun duvarı. Polonya’dan Wysiadecki ve arkadaşları 26 Meckel boşluğunu mikroskopla inceledi (Wysiadecki ve ark., 2023):
- Boşluğun tamamı bir sert zar kılıfıyla sarılıydı. Bu kılıf boşluğu Türk eyerinin yanındaki bölmeden ayırıyordu.
- Kılıfın ön ucu kalbur gibi delikliydi. Sinir dallarının demetleri bu delikleri ayrı ayrı geçiyordu. Kılıf sinirin hem dış kılıfına (epinöryum) hem demet kılıfına (perinöryum) devam ediyordu.
- Boşluğun üst-yan duvarı kalındı. Değişik yönlerde örülmüş kolajen demetlerinden oluşuyordu.
- Yazarlara göre bu kılıf, arka kafa çukurunun meningeal katının içeri doğru girmesiyle oluşur.
- Sinirin boşluğa girdiği sert zar deliği (porus trigeminus) üstten bir sert zar kıvrımıyla sınırlanır: arka petroklinoid kıvrım. Üst petrozal sinüs bu kıvrım boyunca uzanır. 26 örneğin 2’sinde (%7,7) bu kıvrım kemikleşmişti.
- Bütün örneklerde boşluğun çevresinde araknoid granülasyon vardı. Örneklerin çoğunda (18/26; %69,2) bu granülasyonlar sinirin ikinci ve üçüncü dalları arasındaki üçgen alanda kümelenmişti.
Yazarlara göre ders kitaplarındaki “ucu açık üç parmaklı eldiven” modeli bir basitleştirmedir (Wysiadecki ve ark., 2023). Dokunun reçineyle sertleştirilip ince yapraklara ayrıldığı bir çalışma (plastinasyon) başka bir ayrıntı gösterdi. Örümcek ağı zar trigeminal kökçükleri sarıyordu. Hareket köklerinde de demet kılıfının oluşmasına katılıyordu (Xu ve ark., 2025). Ishikawa ve arkadaşlarına göre sinir meningeal katı geçerken kat bitmez, sinirin dış kılıfına devam eder. Bu geçişte sinirin çevresinde subaraknoid boşluğun bir uzantısı oluşur. Meckel boşluğu budur (Ishikawa ve ark., 2026).
Türkiye’den Karadaş ve arkadaşları, MR ile iki grubu karşılaştırdı. Birinci grupta üçlü sinire bağlı, nedeni bilinmeyen sinir ağrısı (idiyopatik trigeminal nevralji) olan 71 hasta vardı. İkinci grupta yüz ağrısı olmayan 60 kişi vardı. Hastalarda Meckel boşluğunun alanları ve yüksekliği daha büyüktü. Sinir, sert zar deliği düzeyinde daha inceydi (Karadaş ve ark., 2026).
Üç boyutlu sahne
Alttan: çentiğin serbest kenarı ve komşuları
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sağ): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Kaudat çekirdek (sağ): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Putamen (sağ): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sağ): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Hipokampus (sağ): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Amigdala (sağ): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Forniks (sol): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks (sağ): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks komissürü: İki yandaki forniks arasında karşıya geçen lifler.
- Korpus kallozum: İki yarımküreyi birbirine bağlayan en büyük lif köprüsü; yaklaşık 200 milyon sinir lifi içerir ve yarımküreler arasındaki ana iletişim yoludur.
- Ön komissür: İki yarımküreyi, özellikle temporal lobları ve koku bölgelerini birbirine bağlayan küçük lif demeti.
- İç kapsül (sol): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- İç kapsül (sağ): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Talamus (sağ): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Epifiz bezi: Ara beynin arka-üst yüzündeki küçük bez. Akşam ışık azalınca daha çok melatonin hormonu salgılar; bu da uyku hâlini getirir.
- Habenula: Epifiz bezinin hemen önünde duran, epitalamusa ait küçük yapı.
- Arka komissür: Ara beyin ile orta beynin birleştiği yerde iki yanı birbirine bağlayan küçük lif demeti; göz bebeğinin ışık refleksi ve yukarı-aşağı bakış yollarıyla ilişkilidir.
- Lateral genikulat cisim (sol): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Lateral genikulat cisim (sağ): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sol): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sağ): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Optik traktus (sağ): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Arka beyin arteri (sol): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sağ): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Üst beyincik arteri (sol): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
- Üst beyincik arteri (sağ): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
Klinik vaka
Benzer kanama, farklı tablo
Aynı gün iki hasta acile geliyor. İkisinde de bir yarımkürenin üstünde benzer büyüklükte, kitle etkisi yapan bir kanama var. Birinci hastada kanama tarafındaki göz bebeği erkenden genişliyor ve ışığa yanıt vermiyor. İkinci hastada kitle etkisi benzer olduğu hâlde göz bebekleri uzun süre eşit kalıyor. Asistan hekim aradaki farkın nereden gelebileceğini soruyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
4.Sert zarın toplardamar sinüsleri
Beyinden çıkan kan toplardamarlarla geri döner. Bu dönüş yolunun ana kanalları sert zarın içindedir. Bunlara sert zar sinüsleri (sinus durae matris) denir. Kısaca toplardamar sinüsleri de diyeceğiz. Burun çevresindeki hava boşluklarıyla, yani gündelik dildeki “sinüslerle” karıştırma. Bunlar hava değil, kan taşıyan kanallardır.
İlk derste bu kanalları kısaca gördük. Burada onları tek tek tanıyacağız: duvarlarını, yollarını, ölçülerini ve kişiden kişiye değişen biçimlerini.
Sert zarın iki katı vardır. Dıştaki kat kemiğe yapışır (endosteal kat). İçteki kat beyne bakar (meningeal kat). Bu iki kat çoğu yerde sıkıca birleşiktir. Sinüslerin ve kıvrımların olduğu yerlerde ise ayrılır (Ishikawa ve ark., 2026). Aradaki boşluk bir kan kanalı olur. Kanalın içini, toplardamarlarınkiyle kesintisiz süren ince bir örtü döşer: endotel (Gray, 1918). Sinüslerde kapakçık yoktur (Gray, 1918). Duvarlarında kas katmanı da yoktur (Levin-Carrion ve ark., 2026).
Hareketli çizim
Toplardamar sinüsleri haritası
Yandan: sinüsler ve kanın yolu
Sinüsler, sert zarın iki katı arasındaki kapakçıksız toplardamar kanallarıdır (Gray, 1918). Çoğu, beyin orağının ve beyincik çadırının kenarlarında uzanır (Gray, 1918). Oklar kanın yönünü gösterir: kan önden arkaya akar, birleşme yerinde toplanır, enine ve sigmoid sinüslerden iç juguler toplardamara iner. Orta hattaki ve yandaki yapılar üst üste çizildi.
Kanın ana yolu. Sinüsler birbirine bağlı bir ağ kurar. Ana yol tepeden başlar, arkadan aşağı iner:
- Üst sagital sinüs (sinus sagittalis superior). İki yarımküreyi ayıran yarığın üstünde, önden arkaya uzanır (OpenStax 13.3). Beyin orağının kafatasına tutunan üst kenarındadır. Arkaya gittikçe genişler (Gray, 1918).
- Sinüslerin birleşim yeri (confluens sinuum). Üst sagital sinüsün arkadaki genişlemiş ucudur. Kafatasının iç yüzündeki iç art kafa çıkıntısının bir yanında durur. Bu yan çoğunlukla sağdır (Gray, 1918).
- Enine sinüs (sinus transversus; transvers sinüs). Arkadan iki yana doğru uzanır. Beyincik çadırının kemiğe tutunan dış kenarı onu sarar (Gray, 1918).
- Sigmoid sinüs (sinus sigmoideus). Enine sinüs çadırdan ayrılınca aşağı ve içe kıvrılır. Bu S biçimli kısma sigmoid sinüs denir (Gray, 1918).
- İç juguler toplardamar (vena jugularis interna). Kafatası tabanındaki juguler delikte sinüsün yerini alır. Kan buradan boyna iner (Gray, 1918).
Orta hatta iki sinüs daha vardır. Alt sagital sinüs (sinus sagittalis inferior) beyin orağının serbest alt kenarında uzanır (Gray, 1918). Orağın bu serbest kenarı, iki yarımküreyi bağlayan nasırlı cismin (corpus callosum) hemen üstündedir (Munakomi ve Jozsa, 2026). Düz sinüs (sinus rectus) beyin orağının beyincik çadırına kavuştuğu çizgidedir. Alt sagital sinüs düz sinüse açılır. Düz sinüs, beynin derinlerinden gelen büyük beyin toplardamarını da alır. Bu toplardamarın öbür adı Galen venidir (Gray, 1918). Düz sinüs de sonunda bir enine sinüse dökülür (Gray, 1918).
Kafatasının tabanında da sinüsler vardır. Bunlardan biri kavernöz sinüstür (sinus cavernosus). Bir klinik kaynağa göre klinikte en önemli sinüs budur (Bayot ve ark., 2023). Kama kemiğinin gövdesinin iki yanında durur. İçinden çok sayıda ince iplik geçer; bu iplikler ona ağ gibi bir görünüm verir. Adını bu görünümden alır (Gray, 1918). İç karotis atardamarı ve uzaklaştırıcı sinir (abdusens siniri) bu sinüsün içinden geçer (Mosteiro ve ark., 2024). Birkaç kafa siniri de yan duvarında uzanır (Gray, 1918; Mosteiro ve ark., 2024). İki kavernöz sinüs, hipofiz bezinin önünden ve arkasından geçen küçük sinüslerle birbirine bağlanır (Gray, 1918).
Üç boyutlu sahne
Orta hattan: sinüslerin geçtiği yerler
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Forniks (sol): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks komissürü: İki yandaki forniks arasında karşıya geçen lifler.
- Korpus kallozum: İki yarımküreyi birbirine bağlayan en büyük lif köprüsü; yaklaşık 200 milyon sinir lifi içerir ve yarımküreler arasındaki ana iletişim yoludur.
- Ön komissür: İki yarımküreyi, özellikle temporal lobları ve koku bölgelerini birbirine bağlayan küçük lif demeti.
- İç kapsül (sol): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Epifiz bezi: Ara beynin arka-üst yüzündeki küçük bez. Akşam ışık azalınca daha çok melatonin hormonu salgılar; bu da uyku hâlini getirir.
- Habenula: Epifiz bezinin hemen önünde duran, epitalamusa ait küçük yapı.
- Arka komissür: Ara beyin ile orta beynin birleştiği yerde iki yanı birbirine bağlayan küçük lif demeti; göz bebeğinin ışık refleksi ve yukarı-aşağı bakış yollarıyla ilişkilidir.
- Lateral genikulat cisim (sol): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sol): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Horoz ibiği (Crista galli), Kalbur kemiği
- Bregma (Angulus frontalis), Yan kafa kemiği (sol)
- Lambda (Angulus occipitalis), Yan kafa kemiği (sol)
- İç art kafa çıkıntısı (Protuberantia occipitalis interna), Art kafa kemiği
Üç boyutlu sahne
Arkadan: enine ve sigmoid sinüslerin olukları
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Lambda (Angulus occipitalis), Yan kafa kemiği (sol)
- İç art kafa çıkıntısı (Protuberantia occipitalis interna), Art kafa kemiği
- Enine sinüs oluğu (Sulcus sinus transversi), Art kafa kemiği
- Sigmoid sinüs oluğu (yaklaşık) (Sulcus sinus sigmoidei), Şakak kemiği (sol)
Beyinden sinüse: köprü toplardamarları. Beynin yüzündeki toplardamarlar önce örümcek ağı zarın altındaki boşlukta toplanır. Sonra zarları geçip sinüse açılır. Bu kısa bağlantılara köprü toplardamarları denir (Joost ve ark., 2026). Beyin ile sinüs arasında bir köprü gibi uzandıkları için bu adı alırlar. Bir erişkinde yalnızca üst sagital sinüse ortalama 19 köprü toplardamarı açılır (Juskys ve ark., 2022).
Beyin toplardamarlarının duvarında kas dokusu yoktur. Bu yüzden duvarları çok incedir (Gray, 1918). Köprü toplardamarı, beynin yüzü ile sert zara sabitlenmiş sinüs arasında uzanır (Pierre ve ark., 2026). Beyin küçüldükçe beyin ile sert zar arasındaki uzaklık artar. Bu hem gelişen hem yaşlanan beyinde olabilir. Köprü toplardamarları gerilir ve kolay yırtılır hâle gelir (Pierre ve ark., 2026). Bebeklerde de bu aralık geniş olabilir. Geniş aralık köprü toplardamarlarını gerilmeye yatkın kılar (Araki ve ark., 2017).
Bir köprü toplardamarı yırtılırsa kan, sert zarın en iç hücre katına dolar. Bu kat zayıftır; kan onu yararak bir yarık açar (Joost ve ark., 2026). Kitaplardaki “subdural kanama” budur. Ayrıntısı “Kanamalar ve fıtıklaşmalar” bölümünde.
Hareketli çizim
Köprü toplardamarları: beyinden sinüse
Köprü toplardamarı: beyin yüzeyinden sinüse
Beyin yüzeyindeki toplardamarlar, beyin-omurilik sıvısıyla (BOS) dolu subaraknoid boşlukta toplanır ve köprü toplardamarlarıyla sinüslere boşalır (Joost ve ark., 2026). Köprü, örümcek ağı zarı ve sert zarın iç katmanını delip üst sagital sinüse açılır (Gray, 1918). Duvarı, sert zarın en iç hücre katmanında (sınır hücre katmanı) tek kat hücreye kadar inceliyor olabilir (Nouri ve ark., 2021). Farede yapılan yeni bir çalışmaya göre köprünün örümcek ağı zarı geçtiği yerlerdeki açıklıklardan (ACE noktaları) sıvı ve moleküller geçebilir. Sağlıklı insanlarda da MR’da benzer bir geçiş görüldü (Smyth ve ark., 2024).
Kafatasının içinden dışına kestirme yollar. Sinüsler yalnızca boyuna boşalmaz. Kafatası duvarındaki küçük deliklerden geçen toplardamarlar, onları kafanın dışındaki toplardamarlara da bağlar. Bunlara emisser toplardamarlar (venae emissariae) denir. Bazıları hemen herkeste vardır, bazıları ara sıra bulunur (Gray, 1918).
Emisser toplardamarların kapakçığı yoktur. Bu yüzden kan iki yönde de akabilir (Klein ve Bordoni, 2023). Bu iki yönlü yol bir tehlike de taşır. Bir enfeksiyon bu yolla kafa içinin derinlerine ulaşabilir (Klein ve Bordoni, 2023).
Kafatası kemiğinin ortasında süngerimsi bir kat vardır. Buna diploe denir. İçinde de toplardamarlar uzanır: diploik toplardamarlar (venae diploicae). Bunlar hem sinüslerle hem kafa derisinin toplardamarlarıyla bağlantılıdır (Gray, 1918). Böylece sinüsler, kemik ve kafa derisi kesintisiz bir toplardamar ağı kurar (Joost ve ark., 2026).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Sinüsün duvarı. Sinüsler, sert zarın endosteal (periostal) ve meningeal katları arasındadır (Bayot ve ark., 2023). İçlerini döşeyen endotel, toplardamarların endoteliyle kesintisizdir (Gray, 1918). Üst sagital sinüsün kapakçığı ve kas tabakası (tunica muscularis) yoktur (Letchuman ve Donohoe, 2023). Sinüs duvarı sıkı ve tabaka tabaka dizilmiş kolajen liflerden yapılır (Ye ve ark., 2024).
Beyin toplardamarları sinüse ulaşmak için iki zarı deler. Önce örümcek ağı zarı, sonra sert zarın iç (meningeal) katını geçer (Gray, 1918).
Resmî adlar. Uluslararası anatomi terimleri listesinin bugünkü baskısına kısaca TA2 denir. TA2 sinüslerin hepsine birlikte sinus venosi durales der. Eski ad sinus durae matris bunun eş anlamlısıdır (FIPAT, 2019).
İki grup, yedi büyük sinüs. Gray sinüsleri iki gruba ayırır (Gray, 1918):
- Üst-arka grup: üst sagital, alt sagital, düz, iki enine ve oksipital sinüs.
- Ön-alt grup (kafa tabanı): iki kavernöz, iki interkavernöz, iki üst petrozal, iki alt petrozal sinüs ve baziler pleksus.
Bir klinik kaynak ise yedi büyük sinüs sayar: üst sagital, alt sagital, düz, enine, sigmoid, kavernöz ve üst petrozal (Bayot ve ark., 2023). Gray sigmoid sinüsü ayrı saymaz. Onu enine sinüsün mastoid oluğundaki kısmı olarak anlatır (Gray, 1918). TA2 ise sigmoid sinüsü ayrı bir sinüs olarak verir. Bu terim listeye 1955’te eklenmiştir (FIPAT, 2019).
Kaynaklar: Gray (1918); FIPAT (2019); Hosapatna ve ark. (2024) (marjinal sinüsün gelişimi); Mori ve ark. (2026) (çadır sinüsleri). “—”: TA2’de ayrı terim yok. TA2, kavernöz sinüsün üst ve alt petrozal sinüslere boşaldığını not eder (FIPAT, 2019).
Kavernöz sinüs ve kafa tabanının sinüsleri. Bir klinik kaynağa göre kavernöz sinüs yaklaşık 1 cm genişliğinde ve 2 cm uzunluğundadır (Ngnitewe Massa ve ark., 2023). İçinden ve duvarlarından geçen yapılar şöyledir:
- Sinüsün içinden geçenler: iç karotis atardamarı ve hemen yanında uzaklaştırıcı sinir (abdusens siniri, VI). Bu sinir tümüyle sinüsün içindedir ve atardamara sıkıca dayanır (Mosteiro ve ark., 2024). Gray bu ikisini sinüsün iç duvarında anlatır; bu tarihsel bir anlatımdır (Gray, 1918).
- Yan duvar: yukarıdan aşağıya göz hareket ettirici sinir (okülomotor, III) ve makara siniri (troklear, IV). Altlarında trigeminal sinirin göz ve üst çene dalları uzanır (V1 ve V2) (Gray, 1918; Mosteiro ve ark., 2024). Alt çene dalı (V3) yan duvara katılmaz (Mosteiro ve ark., 2024).
Kavernöz sinüs birçok yöne bağlanır. Üst petrozal sinüsle enine sinüse, alt petrozal sinüsle iç juguler toplardamara açılır (Gray, 1918). Kafatası tabanındaki birkaç delikten de yüzün derinindeki bir toplardamar ağına (pterigoid pleksus) bağlanır (Gray, 1918). Sfenoparietal sinüs de kavernöz sinüse açılır (Gray, 1918).
Hipofiz bezi bu ağın tam ortasındadır. Beyin toplardamarlarından farklı olarak, hipofiz zengin bir toplardamar ağı korur. Bu ağ hem kavernöz hem interkavernöz sinüslere doğrudan bağlanır (Ishikawa ve ark., 2026). İki interkavernöz sinüs, hipofizin önünden ve arkasından geçer. Kavernöz sinüslerle birlikte bir halka kurar (Gray, 1918). TA2’nin bir notuna göre küçük bir alt interkavernöz sinüs olguların %17’sinde bulunmuştur. Bu not, Tubbs ve arkadaşlarının 2014 çalışmasına dayanır (FIPAT, 2019).
Sayılarla sinüsler
Sağ mı, sol mu? Asimetri. İki enine sinüs çoğu kez eşit değildir. Üst sagital sinüsün devamı olan daha büyüktür (Gray, 1918). Bu da genellikle sağdakidir. Bunun başlıca nedeni, üst sagital sinüsün kanının sağa yönelmesidir (Rai ve ark., 2018). 500 kişinin BT anjiyografisinde üst sagital sinüs 351 kişide sağa, 79 kişide sola sapıyordu; 70 kişide ortadaydı (Zhao ve ark., 2024).
Asimetri sık görülür. Nepal’de 109 erişkinin MR venografisi (toplardamarları gösteren MR) şunu buldu (Paudel ve ark., 2024):
- İki enine sinüs %73,4’ünde simetrikti.
- En sık varyant, sol enine sinüsün az gelişmesiydi (%18,35).
- Sol enine sinüs %2,75’inde hiç yoktu.
Az gelişmiş sinüse hipoplastik, hiç gelişmemiş sinüse aplastik sinüs denir. Türkiye’den bir çocuk çalışmasında da en sık varyant sol enine sinüsün az gelişmesiydi (Bingol ve Ozdemir, 2026). Ankara’dan bir çalışma ilginç bir ipucu buldu. Nörolojik yakınması olmayan 264 kişinin %27’sinde art kafa lopları sağa doğru bükülmüştü. Bu kişilerin %72’sinde sağ enine sinüs daha büyüktü (Arsava ve ark., 2019). Bu bilgi çalışmanın özetinden alındı.
Kemik de bu asimetriyi taşır. 70 kuru kafatasında enine sinüs oluğu solda %54,3, sağda %11,4 oranında yoktu (Cardona ve ark., 2024).
Köprü toplardamarları: sayı ve dağılım. Gray’e göre üst beyin toplardamarları 8–12 tanedir. Yarımkürenin üst, yan ve iç yüzlerini boşaltır (Gray, 1918). Öndekiler sinüse dik açıyla açılır. Arkadaki büyük toplardamarlar ise öne doğru eğik uzanır. Sinüse, içindeki kan akımına az çok karşı yönde girerler (Gray, 1918). TA2 bunlara venae superiores cerebri der. “Köprü toplardamarı” için TA2’de ayrı bir terim yoktur (FIPAT, 2019).
Litvanya’da 10 kadavrada üst sagital sinüse açılan 191 köprü toplardamarı sayıldı. Kişi başına ortalama 19,1 ± 2,5 tane düşüyordu (12–28) (Juskys ve ark., 2022). Bu çalışma sinüsü kafatası üstündeki noktalara göre üç parçaya böldü. Nasion burun kökündeki çukurdur. Bregma ve lambda kafatasının tepesindeki dikiş birleşimleridir. Inion ense üstündeki kemik çıkıntıdır. Toplardamarların dağılımı şöyleydi (Juskys ve ark., 2022):
- nasion–bregma arası: %41,9,
- bregma–lambda arası: %53,3,
- lambda–inion arası: %4,7.
Ortalama çap sağda 1,4 ± 0,9 mm, solda 1,1 ± 0,8 mm idi (Juskys ve ark., 2022). Çin’de 500 kişinin BT anjiyografisinde her yanda ortalama 5,6 ± 1,5 köprü toplardamarı gövdesi sayıldı (Zhao ve ark., 2024). İki çalışma farklı şeyleri sayar. Biri kadavrada sinüse açılan bütün köprü toplardamarlarını sayar. Öbürü görüntüde seçilebilen ana gövdeleri sayar.
Duvarın en ince yeri. Bir köprü toplardamarının üç parçası vardır: örümcek ağı zarın altındaki parça, “subdural” parça ve sinüs duvarındaki parça (Ye ve ark., 2024). Duvar en ince yerinde, sert zarın sınır hücre katını geçerken tek kat endotele kadar inebilir (Nouri ve ark., 2021).
Kronik subdural kanama nerede başlar? Bir derlemeye göre ilk kanama köprü toplardamarının bu ince yerinden olur. Yazarlar bu görüşün genel kabul gördüğünü yazar (Nouri ve ark., 2021). Ama görüş tartışmalıdır. Bir başka derleme, bu kanın beyin kubbesi boyunca yayıldığını hatırlatır. Köprü toplardamarları ise orta hattaki sinüslerin yanındadır. Bu yüzden yayılım, köprü toplardamarından gelen bir kanamaya uymaz (Edlmann ve ark., 2017). Bu kanamada uzun süren bir iltihap vardır. Aynı derlemeye göre bu iltihabı başlatan, kanamanın kendisinden çok sınır hücrelerinin hasarı olabilir (Edlmann ve ark., 2017). Ayrıntısı “Kanamalar ve fıtıklaşmalar” bölümünde.
Üç boyutlu sahne
Yandan: üst sagital sinüsün bölümleri
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Nasion (Nasion), Alın kemiği
- Bregma (Angulus frontalis), Yan kafa kemiği (sol)
- Lambda (Angulus occipitalis), Yan kafa kemiği (sol)
- Inion (Protuberantia occipitalis externa), Art kafa kemiği
- Enine sinüs oluğu (Sulcus sinus transversi), Art kafa kemiği
- Sigmoid oluk (yaklaşık) (Sulcus sinus sigmoidei), Şakak kemiği (sol)
Tip A çoğunlukla bregmanın önünde ya da lambdanın arkasında, tip B ve C bregma ile lambda arasında bulunur (Ye ve ark., 2024). Cheshire ve ark. (2024) için yalnızca özet okundu. Sayılar yönteme göre değişir: kadavrada sinüse açılan bütün köprü toplardamarları, anjiyografide ise seçilebilen ana gövdeler sayılır.
Emisser toplardamarlar. Gray birkaçını adıyla verir (Gray, 1918):
- Mastoid emisser toplardamar: Genellikle vardır. Mastoid delikten geçer. Enine sinüsü kulak arkası ya da art kafa toplardamarına bağlar.
- Parietal emisser toplardamar: Yan kafa kemiğindeki delikten geçer. Üst sagital sinüsü kafa derisinin toplardamarlarına bağlar.
- Kondiler emisser toplardamar: Mastoid emisserle birlikte enine sinüsü kafatası dışındaki toplardamarlara bağlar.
TA2 bunlara emissaria der; venae emissariae eş anlamlısıdır (FIPAT, 2019). Kan bu kapakçıksız damarlarda iki yönde akabilir. Bir klinik kaynağa göre bu, kafa içi basıncın dengelenmesine ve beynin seçici soğutulmasına katkıda bulunur (Klein ve Bordoni, 2023). Emisser toplardamarlar çocuklukta daha sık bulunur, delikleri de daha geniştir (Klein ve Bordoni, 2023). Ameliyatta kanama ve pıhtı kaynağı olabilirler (Klein ve Bordoni, 2023).
Diploik toplardamarlar geniştir ve yer yer kese gibi genişlemeler gösterir. Duvarları incedir: elastik bir doku üstünde yalnızca endotel (Gray, 1918). Sert zarın toplardamarlarıyla, sinüslerle ve kafa derisinin toplardamarlarıyla bağlantılıdır (Gray, 1918).
Venöz lakünler. Sert zarın kendi toplardamarlarının birçoğu sinüse doğrudan açılmaz. Önce sinüsün yanındaki keselere dökülür. Bunlara venöz lakünler (yan cepler; lacunae laterales) denir. Özellikle üst sagital sinüsün orta kısmının iki yanında bulunurlar (Gray, 1918). Gray’e göre her yanda genellikle üç lakün vardır: küçük bir alın, büyük bir yan kafa ve ara büyüklükte bir art kafa lakünü (Gray, 1918). Lakünler enine ve düz sinüslerin yakınında da bulunur (Gray, 1918). TA2’nin notu ilginçtir: lakünleri “her anatomist bilir”, ama 1955 listesinde unutulmuşlardır (FIPAT, 2019). Yaşlılarda lakünler sık sık birleşir. Her yanda ince lifli bantlarla geçilen tek ve uzun bir yapı oluşturur (Zedde ve Pascarella, 2025b).
Granülasyonlar sinüse açılır. Örümcek ağı zarın küçük çıkıntıları sert zarı delerek sinüslere ve lakünlere uzanır. Bunlara araknoid granülasyonlar denir (Gray, 1918). Kadavraların üçte ikisinde görülürler; en çok üst sagital ve enine sinüste bulunurlar (Zedde ve Pascarella, 2025b). Bir derleme, 100 kişilik bir MR çalışmasını aktarır. Bu çalışmada granülasyonların yaklaşık %96’sının (431’in 414’ü) içine bir ya da daha çok toplardamar giriyordu (Zedde ve Pascarella, 2025b). Yapıları ve yaşla değişimleri “Örümcek ağı zar” bölümünde anlatılıyor.
Klinik vaka
Vaka: Enine sinüste bir boşluk
27 yaşında bir kadın, birkaç aydır ara ara olan baş ağrısı nedeniyle MR’a giriyor. Beyin dokusu normal. MR venografide sağ enine sinüs geniş ve düzgün. Sol enine sinüs ise ince; orta kısmında kısa bir bölümde akım görünmüyor. Ayrıca sağ enine sinüsün içinde, sınırları belli, birkaç milimetrelik yuvarlak bir boşluk var.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Duvarın iç yapısı ve dayanıklılığı. Domuz sinüslerinde duvarın %84–94’ü kolajenden oluşur (Walsh ve ark., 2020). Aynı çalışmada boyuna esneklik katsayısı 33–58 MPa ölçüldü. Bu değer sinüslerin çevredeki sert zardan daha katı olduğunu gösterir (domuz) (Walsh ve ark., 2020). İnsan üst sagital sinüsünde daha önce ölçülen kolajen oranı ise yaklaşık %60’tır. Yazarlar farkı yöntem farkına bağlar (Walsh ve ark., 2020).
Arka kafa çukurunda 59 insan sinüsü mikroskopla incelendi. Kemiğe bakan duvar en kalın sinüslerin birleşim yerindeydi. En ince ise juguler bulbusta ve sigmoid sinüsteydi (Balik ve ark., 2019). Bu bilgi yalnızca çalışmanın özetinden alındı.
Willis bantları. Gray, üst sagital sinüsün alt açısında enine uzanan çok sayıda lifli bant tarif eder. Düz sinüsün içinde de birkaç enine bant vardır (Gray, 1918). Bir derleme bu bantları üç ana türe ayırır. En sık olanlar kapakçık benzeri bantlardır (%45–49); üst beyin toplardamarlarının ağızlarını örterler. Boyuna levhalar bantların %20–23’ünü oluşturur. Üst sagital sinüsün içini iki ya da üç kanala bölerler (Zedde ve Pascarella, 2025b).
Köprü toplardamarının sinüse girdiği yer. Mikroskop altında bu birleşimde üç şey görülür (Ye ve ark., 2024):
- toplardamarın endoteli, sinüsün endotelinin ötesine uzanır,
- kolajen liflerinin yönü değişir,
- toplardamarın içi daralır ve ovalleşir.
Köprü toplardamarının duvarı düzenli dizilmiş dalgalı kolajenden yapılır. Sinüsün duvarı ise sıkı ve tabakalıdır (Ye ve ark., 2024).
Sinüs duvarı edilgen bir boru değildir. Bir derlemeye göre sinüs duvarı, sert zara gömülü, endotelle döşeli bir doku ortamıdır. Bu ortam, antijenlerin örneklenmesini ve bağışıklık hücrelerinin etkileşimini destekler (Chirica ve ark., 2026). Bu bilginin bir kısmı fare çalışmalarına dayanır (Rustenhoven ve ark., 2021). Ayrıntısı “Yeni keşifler: lenf damarları, bağışıklık ve tartışmalar” bölümünde.
Ölçüm yeri ve yöntemi verilmeden tek bir sayı kullanılmamalı. Derlemedeki 3,0–4,5 mm’lik üst sagital sinüs çapı, doğrudan ölçümlerin hepsinden küçüktür. Kırşehir kadavra çalışmasında sol enine sinüs ortalamada sağdan genişti; bu çalışmanın örneklemi küçüktür (15 kadavra). Sakarya’daki MR çalışmasında ise sağ enine sinüs hem sağlıklılarda hem hastalarda soldan genişti (Tunç ve ark., 2024). Kocaeli BT çalışmasında sol sigmoid sinüs sağdan anlamlı olarak genişti; derinlik farkı yoktu (Medişoğlu ve Öçbe, 2026). Ngnitewe Massa ve ark. (2023) için yalnızca özet okundu.
Kaynaklar: Zedde ve Pascarella (2025b) (Fukusumi, Singh, Kobayashi, Woodhall, Browder ve Kaplan, Surendrababu); Paudel ve ark. (2024) (Fukusumi’nin %20’lik gerçek birleşim oranı ve Nepal verisi); Kamaşak Arpaçay ve Aycan (2026). Kırşehir çalışmasının yazarları sade bir sınıflama önerir: tip I tam birleşim, tip II kısmi birleşim, tip III birleşim yok (sinüsler ayrı ya da başka yollarla boşalır). “Gerçek birleşim” oranının %20 ile %65 arasında değişmesinin nedeni tanım ve yöntem farkıdır. Nepal çalışması tip III’ü yalnızca “gerçek birleşim” diye adlandırır, ayrıntılı tanımlamaz. “Dört sinüs” sözü de her çalışmada aynı sinüsleri anlatmaz. Paudel’in aktardığına göre Fukusumi gerçek birleşimde dört sinüsün birleştiğini yazar. Kırşehir çalışması ise dört sinüs olarak üst sagital, iki enine ve oksipital sinüsü sayar.
Hatay çalışmasının özetinde sol enine sinüsün az gelişmesi için “85 olgu (%49,09)” yazar. 85/211 aslında yaklaşık %40 eder; bu yüzden yalnızca olgu sayısı verildi (Bayaroğulları ve ark., 2018). Alper ve ark. (2004) ile Bayaroğulları ve ark. (2018) için yalnızca özet okundu. Oranların bu kadar farklı olmasının nedenleri: yöntem (kadavra, BT, farklı MR teknikleri), “az gelişmiş” tanımı ve örneklem. Örneğin bir çalışma az gelişmiş enine sinüsü, çapı üst sagital sinüsün uç kısmının yarısından küçük olan sinüs diye tanımlar (Arauz ve ark., 2018).
Sfenoparietal sinüs gerçekten var mı? Gray ve TA2 onu kavernöz sinüse açılan bir sinüs olarak verir (Gray, 1918; FIPAT, 2019). Eponim adı Breschet’tir. Breschet 1829 atlasında onu çizdi ama metinde açıkça tanımlamadı. Cruveilhier 1852’de onu kavernöz sinüse boşalan bir toplayıcı olarak tanımladı (Serioli ve ark., 2026).
San Millán Ruíz ve arkadaşları 2004’te 15 örnek inceledi. Onlara göre sfenoparietal sinüs iki ayrı yapının yapay birleşimidir. Biri orta meningeal toplardamarların ön dalının bir parçasıdır. Öbürü küçük kanadın altındaki bir sert zar kanalıdır. Yazarlar, yüzeyel orta beyin toplardamarının bu sinüse açıldığı bilgisini “hatalı” bulur (San Millán Ruíz ve ark., 2004). Bu bilgiler yalnızca özetten alındı.
2023’te 10 kadavra başında (20 taraf) yapılan bir çalışma farklı sonuç verdi. Tarafların %70’inde belirgin bir sfenoparietal sinüs bulundu. Hepsi kavernöz sinüse açılıyordu (Posey ve ark., 2023). Dokusu incelenen örneklerin %85’i bir toplardamar değil, sinüs yapısındaydı (Posey ve ark., 2023). 2026 tarihli bir yazı iki görüşü uzlaştırmayı önerir. Ona göre iki yapı arasındaki bağlantı seyrek bir varyant olabilir. Ya da yalnızca hastalıkta işlev kazanan “olası” bir bağlantı olabilir (Serioli ve ark., 2026).
Kavernöz sinüsün duvarları. Yan duvar iki katlı bir sert zar kıvrımıdır. Cerrah, sinüse girmeden bu iki kat arasından ilerleyebilir (Mosteiro ve ark., 2024). İç duvar ise birçok kitaptakinin aksine sert zar değildir. Hipofize bakan bu duvar lifli bir dokudur: hipofizin kapsülü (Ishikawa ve ark., 2026). Kavernöz sinüsün içindeki toplardamar kanallarının endoteli vardır ama düz kas katı yoktur (Toma, 2020). Kafa sinirleri sinüse girerken meningeal katı delmez; onu yanlarında taşıyarak sinüsün içine girinti yapar (Ishikawa ve ark., 2026). Bir görüşe göre bu alan, gerçek bir sert zar içi aralıktan çok omurilikteki epidural boşluğa benzer (Ishikawa ve ark., 2026).
Çadır sinüsleri. Çadırın içinde uzanan her toplardamar kanalına çadır sinüsü denir (Mori ve ark., 2026). Bir derlemeye göre iç gruptakiler orta hattan 1,5–2,5 cm, enine sinüsten 1,0–2,5 cm uzaktadır. Dış gruptakiler orta hattan 3–4 cm, enine sinüsten 2–10 mm uzaktadır (Rai ve ark., 2018). Seyrek bir düzende ise bir kabuk toplardamarı çadır üstündeki sert zara paralel uzanır. Sonra sert zara girer ve enine sinüse açılır (Mizushima ve ark., 2026).
Gelişim. Sinüslerin gelişimi kıvrımlara bağlıdır. Çadır yataylaştıkça enine sinüs de erişkindeki enine konumunu alır (Ishikawa ve ark., 2026). Derindeki sagital toplardamar ağı alt sagital sinüse, yüzeydeki üst sagital sinüse dönüşür. Yaklaşık 11. haftada sırttaki sinüsler erişkin düzenine benzer (Ishikawa ve ark., 2026). Bir fetüs çalışmasının özetine göre 10–16. haftalarda düz sinüs, iki yandan gelen yumuşak zar toplardamarlarının birleşmesiyle başlar. Bu dönemde üst sagital sinüs az gelişmiştir; alt sagital sinüs henüz yoktur (Oyanagi ve ark., 2021). Bir görüşe göre enine sinüsler hızla genişlerken sigmoid sinüs ve iç juguler toplardamar aynı ölçüde genişlemez. Oksipital ve marjinal sinüsler bu yüzden oluşur (Hosapatna ve ark., 2024). Kavernöz sinüs ise trigeminal gangliyonun iç yanındaki ağsı kanallardan gelişir (Toma, 2020).
Arsava ve ark. (2019), Suslu ve ark. (2010), El Youssef ve ark. (2024), Alper ve ark. (2004), Bayaroğulları ve ark. (2018), Doğan ve Apaydın (2022) ve Ozkal ve ark. (2025) için yalnızca özet okundu.
Klinik vaka
Vaka: Yarımküreler arasından girmeden önce
Bir beyin cerrahisi ekibi, nasırlı cismin üstüne yarımküreler arasından ulaşmayı planlıyor. Giriş, bregmanın birkaç santimetre arkasından olacak. Ameliyat öncesi toplardamar görüntülemesinde bu bölgede üst sagital sinüse açılan üç köprü toplardamarı görülüyor. Biri sinüse doğrudan giriyor gibi. Öbür ikisi sinüsün yan duvarı boyunca bir süre ilerliyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
5.Sert zarın atardamarları, sinirleri ve ağrı
Sert zar yalnızca sağlam bir kılıf değildir. Kendi atardamarları ve sinirleri olan canlı bir dokudur. Bugün kafatasının gelişimine, damar biyolojisine ve hastalık süreçlerine katılan bir doku olarak görülür (Ishikawa ve ark., 2026). Bu bölümde sert zarı neyin beslediğini, hangi sinirlerin ona duyu verdiğini ve baş ağrısıyla bağını göreceğiz.
Atardamarlar. Sert zarı her yanda üç meningeal atardamar besler: ön, orta ve arka. Bu atardamarlar toplardamarlarıyla birlikte sert zarın dış yüzünde, yani kemiğe bakan tarafta uzanır (Joost ve ark., 2026). İlk dersin Lisans düzeyinde bu üç atardamarın adı kısaca geçmişti. Sert zarın kanı çoğunlukla boyundaki dış karotis atardamarının dallarından gelir (Chirica ve ark., 2026).
En büyüğü orta meningeal atardamardır (arteria meningea media) (Gray, 1918). Kafatasının dışında, üst çene atardamarından (maksiller atardamar) çıkar. Kafatasına, tabandaki küçük bir delikten girer: dikensi delik (foramen spinosum) (Gray, 1918). İçeride öne ve yana doğru ilerler, sonra ön ve arka dallara ayrılır. Ön dal daha büyüktür (Gray, 1918). Kafatasının iç yüzünde bu atardamarın açtığı bir oluk vardır. TA2 ona sulcus arteriae meningeae mediae der (FIPAT, 2019).
Pterion: atardamarın en açık olduğu yer. Şakakta, kafatası kemiklerinin buluştuğu küçük bir bölge vardır: pterion. Onu ikinci derste tanıdık. Orta meningeal atardamar en sık burada yırtılır. Yırtılınca kan kemik ile sert zar arasında toplanır. Buna epidural kanama denir (Natali ve ark., 2024). Ayrıntısı “Kanamalar ve fıtıklaşmalar” bölümünde.
Üç boyutlu sahne
Şakakta: pterion ve orta meningeal atardamarın oluğu
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Pterion (Angulus sphenoidalis), Yan kafa kemiği (sol)
- Orta meningeal atardamar oluğu (Sulcus arteriae meningeae mediae), Yan kafa kemiği (sol)
- Bregma (Angulus frontalis), Yan kafa kemiği (sol)
- Dış kulak yolu (Porus acusticus externus), Şakak kemiği (sol)
Sinirler. Sert zar iki tür sinir lifi alır: duyu lifleri ve sempatik lifler (Ishikawa ve ark., 2026). Sempatik lifler, istemimiz dışında çalışan otonom sinir sisteminin bir koludur. Çoğunlukla damarlara ve sinüslere eşlik eder. Damarların genişliğini ayarlıyor olabilirler (Ishikawa ve ark., 2026). Duyu lifleri ise kafa içi basınç değişikliklerini ve zarar veren uyaranları algılar. Ağrı sinyalini beyne taşır (Ishikawa ve ark., 2026).
Yüzden ve sert zardan gelen dokunma, ağrı ve sıcaklık bilgisini dört kafa siniri taşır. Bunların başında trigeminal sinir (üçüz sinir; nervus trigeminus) gelir (Byrne ve Dafny, 2026). Trigeminal sinirin üç dalı vardır: göz dalı (V1), üst çene dalı (V2) ve alt çene dalı (V3). Üçü de sert zara dal verir (Ishikawa ve ark., 2026). Kafatası tabanının arka bölmesine arka kafa çukuru denir. Buradaki sert zara ise başka sinirler duyu verir. Vagus siniri ve boynun üst üç omurilik siniri (C1–C3) bunların başındadır (Gray, 1918; Ishikawa ve ark., 2026).
Beyin ağrı duymaz, zarı duyar. Bazı beyin ameliyatları hasta uyanıkken yapılır. Bu hastalarda sert zarın damarları elektrikle ya da dokunarak uyarılınca baş ağrısı duyuldu. Beynin yüzeyi uyarılınca ise duyulmadı (Bernstein ve Burstein, 2012). Ağrı çoğu kez uyarılan yerde değil, başın başka bir yerinde hissedildi. Buna yansıyan ağrı denir. Örneğin üst sagital sinüs uyarılınca ağrı göz çevresinde duyuldu. Orta meningeal atardamar uyarılınca yan kafada ve şakakta duyuldu (Bernstein ve Burstein, 2012).
Bu yüzden uzun süre şu kabul edildi: kafa içinde ağrıya duyarlı yapılar yalnızca sert zar ve onu besleyen damarlardır (Fontaine ve ark., 2018). 2018’de 53 uyanık ameliyat hastasında yapılan bir çalışma bu görüşü genişletti. Yumuşak zara ve küçük beyin damarlarına dokunmak da ağrı oluşturdu (Fontaine ve ark., 2018).
Baş ağrısı ve migren. Sert zardaki duyu lifleri ve damarlar birlikte bir sistem kurar: trigeminovasküler sistem. Bu sistem baş ağrısının olası bir kaynağıdır (Lee ve ark., 2017a). Migren uzun süre zar damarlarının genişlemesinden doğan bir damar hastalığı sayıldı (Iyengar ve ark., 2019). Bugün bu açıklama yetersiz görülür. Migren, beynin birçok bölgesini tutan karmaşık bir sinir sistemi hastalığıdır. Beyin kabuğu, kabuğun altındaki bölgeler ve beyin sapı bu hastalığa katılır (Iyengar ve ark., 2019). Zarın damarları ve onlara giden duyu sinirleri de bu tablonun bir parçasıdır: atak ilerlerken bu sistem aşırı duyarlı hâle gelir (Iyengar ve ark., 2019). Bu süreçte CGRP adlı küçük bir haberci madde önemli rol oynar. CGRP’nin işini engelleyen tedaviler migrende etkilidir (Iyengar ve ark., 2019).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Atardamarların genel düzeni. Gray’e göre sert zarın atardamarları çok sayıdadır. Kafatası tabanının üç çukuru ayrı kaynaklardan beslenir (Gray, 1918):
- Ön kafa çukuru: ön ve arka etmoidal atardamarların ve iç karotisin ön meningeal dalları; orta meningeal atardamarın bir dalı.
- Orta kafa çukuru: maksiller atardamarın orta ve yardımcı meningeal dalları. Çıkan faringeal atardamarın yırtık delikten giren dalı. İç karotisin dalları ve lakrimal atardamarın geri dönen dalı.
- Arka kafa çukuru: art kafa atardamarının meningeal dalları; vertebral atardamarın arka meningeal dalı; ara sıra çıkan faringeal atardamarın dalları.
Güncel bir derlemeye göre sert zarın kanı çoğunlukla dış karotis sisteminden, özellikle orta meningeal atardamardan gelir. Art kafa ve çıkan faringeal atardamarların dalları da katkıda bulunur (Chirica ve ark., 2026).
Orta meningeal atardamarın yolu. Çoğu kişide maksiller atardamarın ilk bölümünden çıkar. Maksiller atardamar, dış karotisin uç dalıdır (Ota, 2026). Yukarı çıkarken kulak-şakak sinirinin (aurikulotemporal sinir) iki kökü arasından geçer. Sonra dikensi delikten kafatasına girer (Gray, 1918). İçeride kama kemiğinin büyük kanadındaki olukta öne gider. Ön ve arka dallara ayrılır; ön dal daha büyüktür (Gray, 1918). Kafatasına girince birkaç küçük dal verir (Gray, 1918):
- Trigeminal sinirin gangliyonuna (yarımay gangliyonu) ve oradaki sert zara giden küçük dallar.
- Yüzeyel petrozal dal ve üst timpanik dal.
- Göz çukuruna ve şakak çukuruna giden dallar.
Yardımcı meningeal dal ise oval delikten girer. O da yarımay gangliyonunu ve sert zarı besler (Gray, 1918).
Neyi besler? Kaynaklar burada farklı vurgu yapar. Gray’e göre dalları kısmen sert zara, ama çoğunlukla kemiklere dağılır (Gray, 1918). Güncel bir derleme ise çadır üstündeki sert zarın çoğunu beslediğini vurgular: yan kubbeler, beyin orağı, çadırın tutunma yerleri. Kemikten geçen dallarla kafatası kemiğini de besler (Ota, 2026).
Resmî adlar. TA2 orta meningeal atardamarın dallarını ayrı terimlerle verir: ön (alın) dal, arka (yan kafa) dal, petrozal dal ve göz çukuru dalı (FIPAT, 2019). “Arka meningeal atardamar” adına dikkat et. TA2 bu adı çıkan faringeal atardamarın bir dalına verir (FIPAT, 2019). Gray de bu dala aynı adı verir; ona göre dal kafatasına juguler delikten girer. Ama Gray vertebral atardamarın dalını da “arka meningeal dal” diye anar (Gray, 1918). Bu yüzden bu adı kullanırken kaynağını da söyle.
Kaynaklar: Gray (1918); FIPAT (2019); Ota (2026); Rai ve ark. (2018); O’Reilly ve Krings (2023); Byrne ve Garcia (2013, yalnızca özeti okundu). TA2’de çadır atardamarı için ayrı bir terim yoktur.
Sinirlerin kaynakları. Gray’e göre kafa içi sert zarın sinirleri şu kaynaklardan gelir: yarımay gangliyonu; göz, üst çene ve alt çene sinirleri; vagus ve hipoglossal sinirler; sempatik sistem (Gray, 1918). Güncel kaynaklar bu listeyi bölgelere göre ayrıntılandırır.
Çadır üstünde: trigeminal sinir.
- Ön kafa çukuru göz dalının (V1) ön ve arka etmoidal sinirlerinden sinir alır. Ön etmoidal sinir üst sagital sinüs boyunca yükselir. Beyin orağının ön kısmını ve alın kubbesinin sert zarını besler (Ishikawa ve ark., 2026).
- Arnold’un çadır siniri göz dalının geri dönen bir dalıdır. Kavernöz sinüsün içinde çıkar ve arkaya kıvrılır. Beyin orağının arka kısmını, çadırı, yan ve art kafa kubbelerinin sert zarını besler (Ishikawa ve ark., 2026). Enine, düz ve sagital sinüslerin duvarlarına da gider (Ishikawa ve ark., 2026). Gray de göz sinirinin çadırın katları arasından geçen geri dönen bir iplik verdiğini yazar (Gray, 1918). TA2’deki adı ramus tentorius nervi ophthalmici’dir (FIPAT, 2019).
- Orta meningeal sinir üst çene dalından (V2) çıkar. Trigeminal gangliyonun yakınında ayrılır. Ön çukurun arka kısmını, küçük kanadı ve orta çukurun ön kısmını besler (Ishikawa ve ark., 2026). Gray’e göre orta meningeal atardamara eşlik eder (Gray, 1918).
- Spinosus siniri alt çene dalından (V3) çıkar. Oval delikten kafatasının dışına çıkar. Sonra dikensi delikten orta meningeal atardamarla geri girer. Orta çukurun arka kısmını ve yan kubbeyi besler (Ishikawa ve ark., 2026). Gray’e göre ön ve arka dallara ayrılır ve atardamarın ana dallarına eşlik eder (Gray, 1918).
- Trigeminal gangliyon da çadıra ve orta çukurun sert zarına küçük dallar verir (Gray, 1918).
Arka kafa çukurunda.
- Vagusun meningeal dalı juguler gangliyondan çıkan, geri dönen bir ipliktir. Arka çukurun sert zarına dağılır (Gray, 1918).
- Hipoglossal sinir, Luschka’ya göre kanalından geçerken arka çukurun sert zarına iplikler verir (Gray, 1918).
- C1–C3 dalları ve sempatik lifler üç yoldan girer: büyük delik, hipoglossal kanal ve juguler delik (Ishikawa ve ark., 2026).
Vagusun duyu lifleri arka çukurun sert zarını ve kulak derisinin bir kısmını besler. Bu lifler beyin sapında trigeminal sinirin omuriliğe inen yoluna katılır (Byrne ve Dafny, 2026).
Sempatik lifler. Sert zarın otonom sinirlerinde sempatik lifler baskındır. Boyundaki üst servikal gangliyondan gelir. Atardamarların çevresindeki ağlarla, özellikle orta meningeal atardamarla ulaşırlar (Joost ve ark., 2026). Sert zara doğrudan parasempatik lif gittiğine dair kesin bir anatomik kanıt henüz yoktur (Joost ve ark., 2026).
Kaynaklar: Ishikawa ve ark. (2026); Gray (1918); Joost ve ark. (2026). Bir başka derleme dağılımı farklı vurgular: glossofaringeal ve vagus sinirleri klivus dışındaki arka çukur sert zarını, C1–C3 ise başlıca klivus bölgesini besler. Aynı derlemeye göre alt çene dalının meningeal dalı yan kafa sert zarını beyin orağına kadar besler (Joost ve ark., 2026).
Üç boyutlu sahne
Alttan: sert zarın sinir ve atardamar kapıları
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Üst göz yarığı (Fissura orbitalis superior), Kama kemiği
- Oval delik (Foramen ovale), Kama kemiği
- Hipoglossal kanal (Canalis nervi hypoglossi), Art kafa kemiği
- Klivus (Clivus), Art kafa kemiği
Klasik deneyler. Baş ağrısı kuramının kaynağı uyanık hastalardaki gözlemlerdir. Kafatası açılmış (kraniyotomi) ama uyanık olan hastalarda sert zarın damarları uyarıldı. Bu, başta yansıyan ağrı oluşturdu. Beynin yüzeyini uyarmak ise ağrı oluşturmadı (Bernstein ve Burstein, 2012). 1940’ta Ray ile Wolff’un ve Penfield ile McNaughton’un klasik deneylerinde üç bölge ayrıldı (Bernstein ve Burstein, 2012):
- Üst sagital sinüs ya da ön çukur tabanının damarları uyarılınca ağrı göz çevresinde duyuldu.
- Orta meningeal atardamar uyarılınca ağrı yan kafada ve şakakta duyuldu.
- Arka çukur tabanındaki sert zar ile sigmoid, enine ve oksipital sinüsler uyarılınca ağrı art kafada duyuldu.
Bu yapılar uyarılınca ağrıdan başka bir duyu oluşmadı. Sert zarın damarsız bölgelerini uyarmak ise çoğunlukla ağrı oluşturmadı (Bernstein ve Burstein, 2012). Bu bulgu sinirlerin dağılımına uyar. Duyu sinirleri meningeal damarları yakından izler, damarsız alanlara pek gitmez (Bernstein ve Burstein, 2012).
Sert zar sinirlerinin gerçekten ağrı lifi olduğu 1980’lerde kanıtlandı (Bernstein ve Burstein, 2012). Sert zarda iki tür ağrı lifi bol bulunur. C lifleri miyelinsizdir, yani yalıtım kılıfı yoktur. Aδ lifleri ise ince bir miyelin kılıfı taşır. Bu lifler trigeminal gangliyondan ve C1–C3 arka kök gangliyonlarından gelir (Bernstein ve Burstein, 2012). Meningeal damarlardaki duyu liflerinin çoğu göz dalından (V1) gelir. Üst ve alt çene dallarının da katkısı vardır (Iyengar ve ark., 2019).
2018’deki uyanık ameliyat çalışması. 53 hastada 93 ağrı olayı kaydedildi (Fontaine ve ark., 2018):
- Kafa tabanının sert zarına (23 olay) ya da beyin orağına (7 olay) dokunmak ağrı oluşturdu. Ağrı çoğunlukla V1 bölgesine ve şakağa yansıdı.
- Önceki çalışmalardan farklı olarak, yumuşak zara ve küçük beyin damarlarına dokunmak da ağrı oluşturdu (61 olay). Bu ağrı da çoğunlukla V1 bölgesine yansıdı.
- Ağrı keskin, şiddetli ve kısaydı. Uyarı bitince hemen geçti. Her zaman uyarıyla aynı yana yansıdı.
Bu çalışmanın yalnızca özeti okundu. Bir derlemeye göre beyin orağının arka kısmı, çadır ve orta çukur tabanının sert zarı yoğun sinirlidir. Bu yerlerin ameliyatta çekilmesi şiddetli ağrı yapabilir (Kemp ve ark., 2012). Bu derlemenin de yalnızca özeti okundu.
Fontaine ve ark. (2018) için yalnızca özet okundu. Klasik görüşe göre yumuşak zar ve küçük beyin damarları ağrıya duyarsızdır (Fontaine ve ark., 2018); bu çalışma bu görüşe itiraz eder.
Trigeminovasküler sistem. Sert zardaki trigeminal duyu lifleri ve meningeal damarlar birlikte bu sistemi kurar. Sistem, baş ağrısının olası bir kaynağıdır (Lee ve ark., 2017a). Sert zar duyu liflerinin uyarılması, migren dahil bazı baş ağrılarında ağrının doğuşunda temel sayılır (Lee ve ark., 2017a).
Bu ağrı lifleri damar genişletici küçük proteinler (nöropeptitler) taşır. Bunların ikisi P maddesi ve CGRP’dir (kalsitonin gen ilişkili peptit) (Bernstein ve Burstein, 2012). CGRP içeren sinir lifleri meningeal atardamarlar boyunca uzanır. Dallarında sonlanır, ama damarlar arasındaki bağ dokusunda da bulunur (Messlinger, 2018). Migren ataklarında iç juguler toplardamarın kanında CGRP düzeyinin arttığı bulunmuştur (Messlinger, 2018).
Migren uzun süre zar damarlarının genişlemesinden doğan bir damar hastalığı sayıldı (Iyengar ve ark., 2019). Bugün bu açıklama eksik görülür. Migren karmaşık bir sinir sistemi hastalığıdır. Beyin kabuğu, kabuk altı bölgeler ve beyin sapı hastalığa katılır (Iyengar ve ark., 2019). Bu bölgelerin etkinliğini neyin başlattığı henüz açık değildir (Iyengar ve ark., 2019). Trigeminovasküler sistem bu tablonun bir parçasıdır. Bir görüşe göre atak ilerledikçe önce trigeminal gangliyonun duyu nöronları duyarlılaşır. Sonra beyin sapındaki ve talamustaki nöronlar da duyarlılaşır (Iyengar ve ark., 2019). CGRP bu süreçte temel bir rol oynar (Iyengar ve ark., 2019). Çevresel trigeminal sistemde CGRP’nin işine karışan tedaviler migrende etkilidir (Iyengar ve ark., 2019).
Orta meningeal atardamar da bu tabloda yer alır. Ağrıya duyarlı sert zara bağlı olduğu için migren baş ağrısında da rol oynar (Natali ve ark., 2024).
Klinik vaka
Vaka: Uyanık ameliyatta göz çevresinde ağrı
Bir hastaya, sol alın lobundaki bir lezyon için uyanık ameliyat yapılıyor. Kafatası açılmış, hasta konuşabiliyor. Cerrah, beyin orağının ön kısmına yakın sert zarı çekince hasta sol gözünün çevresinde keskin bir ağrı tarif ediyor. Cerrah elini çekince ağrı hemen geçiyor. Biraz sonra beyin yüzeyine dokunulduğunda hasta hiçbir şey hissetmiyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Orta meningeal atardamar: anjiyografideki bölümler. Atardamar anjiyografide beş bölüme ayrılır (Ota, 2026):
- kafa dışı bölüm: maksiller atardamardaki çıkışından dikensi deliğe,
- yatay bölüm: orta kafa çukurunda öne ve yana gider, kavernöz ve petrozal dalları verir,
- şakak bölümü,
- pterion bölümü,
- koronal bölüm.
Önemli dallar (Ota, 2026):
- Petrozal dal genellikle dikensi delikten geçtikten sonraki ilk 10 mm’lik bölümden çıkar. Deliğin içinden ya da hemen altından da çıkabilir.
- Kavernöz dal petrozal daldan çıkar. Kavernöz sinüsün yan duvarını besler.
- Ön dal alın ve ön yan kafa sert zarını besler. Meningolakrimal atardamar yoluyla göz atardamarının lakrimal dalına bağlanır. Bu bölgede geriye akış, gözün ağ tabakasında (retina) kansızlık riski taşır.
- Orak atardamarları ön ve arka dallardan çıkar.
Embriyodan kalan iz. Orta meningeal atardamar, embriyodaki stapedial atardamarın gerilemesiyle oluşur. Bu atardamarın kalıntıları maksiller sisteme katılır (Ota, 2026). Gerilemenin farklı biçimleri bazı köken varyantlarını açıklar (Ota, 2026).
Köken ve dallanma varyantları.
- Göz (oftalmik) atardamarından çıkan orta meningeal atardamar, anjiyografi serilerinin %0,5–2’sinde bildirilir. Bu varyantta atardamarı tıkamak (embolizasyon) görme kaybı riski taşır (Ota, 2026).
- Nadiren baziler atardamardan çıkar; çoğunlukla ön alt beyincik atardamarı ile üst beyincik atardamarı arasından. Bu, embriyodaki trigeminal–stapedial bağlantının sürmesini yansıtır (Ota, 2026).
- Bir sistematik derlemede yaklaşık 43 hastada anormal köken ya da dallanma bildirildi. Baziler köken 9 olgu sunumunda, oftalmik köken yaklaşık 12 hastada görüldü (Azab ve ark., 2026). Bu bilgi yalnızca özetten alındı.
- 140 orta meningeal atardamarın incelemesinde ön dal %41 oranında baskındı (Ota, 2026).
Türkiye’den bir anjiyografi çalışması. İstanbul’daki Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nin de katıldığı bir çalışmada 87 yarımküre üç boyutlu dönen anjiyografiyle incelendi (Sari ve ark., 2026):
- En sık dallanma tipi Tip Ia idi (%49,4).
- Orta meningeal atardamar 2 yarımkürede (%2,3) göz atardamarından çıkıyordu.
- 1 yarımkürede (%1,1) ise tersine, göz atardamarı tümüyle orta meningeal atardamardan çıkıyordu.
Bu bilgiler yalnızca çalışmanın özetinden alındı.
Sari ve ark. (2026) ile Azab ve ark. (2026) için yalnızca özet okundu. Embolizasyonun kendisi “Kanamalar ve fıtıklaşmalar” bölümünde.
Orta meningeal atardamar sert zarın içinde nasıl dağılır? Sert zarın kanla ne kadar zengin beslendiği “Sert zar: yapısı” bölümünde anlatıldı.
Orta meningeal atardamarın anatomisini anlatan bir derleme, dallarının üç kata dağıldığını yazar (Ota, 2026):
- Dış ağ: kemiğe yapışan katmandadır. Görece kalın damarlardan (100–300 µm) oluşur. Küçük dalları sagital dikişi geçer. Böylece karşı taraftaki orta meningeal atardamar da bu ağı besleyebilir.
- Geçiş damarları: 30–80 µm çaplı, içe doğru giden küçük atardamarlardır. Görece damarsız meningeal katmanı geçip en içteki sınır hücre katına ulaşır.
- İç kılcal ağ: sınır hücre katmanındadır; kılcalların çapı yaklaşık 5–15 µm’dir. Normalde seyrektir. Kronik subdural kanamada yoğun damarlanma gösterir.
Öteki kaynakların bu katmanları nasıl anlattığı “Sert zar: yapısı” bölümündedir. Walsh ve arkadaşlarının aktardığına göre büyük meningeal atardamarlar (400–800 µm) kıvrımlı bir bağlantı damarları ağına bölünür (Walsh ve ark., 2020).
Sert zar beyne kan verebilir. Kansızlık ve kısa devre hastalıklarında sert zarın damar ağı yeni damar oluşumuna iskele olabilir. Moyamoya olgularının yaklaşık %52’sinde sert zardan beyne kan desteği görülür. Atardamar-toplardamar şekil bozukluklarında (AVM) bu oran %6–11’dir (Ishikawa ve ark., 2026).
Çadırın atardamarları.
- Çadır atardamarı (Bernasconi–Cassinari). İç karotisin kavernöz bölümünden meningohipofiz gövdesi çıkar. Bu gövde çadır ve dorsal meningeal atardamarlara ayrılır. Çadır atardamarı kavernöz sinüsten çıkar ve çadırın katları arasında ilerler (Rai ve ark., 2018).
- Davidoff–Schechter atardamarı. Arka beyin atardamarının çadır altına giden küçük dallarındandır (Rai ve ark., 2018). 1965’te Paul ve Gertraud Wollschlaeger çifti 291 kadavrayla tanımladı. Atardamara, nöroradyolojideki hocalarının adını verdiler (O’Reilly ve Krings, 2023). Klasik olarak arka beyin atardamarının P2 bölümünden çıkar; P1’den çıkan nadir olgular da bildirilmiştir (O’Reilly ve Krings, 2023). Üst beyincik atardamarından çıkan nadir türüne Wollschlaeger atardamarı denir (O’Reilly ve Krings, 2023).
- Medial dural-tentoryal dal. Üst beyincik atardamarının çadır boyunca giden bir dalıdır. Çadırdaki sert zar fistülü serilerinde tanımlanmıştır (Byrne ve Garcia, 2013). Bu bilgi yalnızca özetten alındı. Fistüllerin ayrıntısı “Zar iltihapları, tümörler ve basınç bozuklukları” bölümünde.
Üç boyutlu sahne
Çadırı besleyen atardamarların çıktığı yerler
Bu sahnedeki yapılar:
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- İç karotis arter (sol): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- İç karotis arter (sağ): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- Vertebral arter (sol): Boyun omurlarının içinden yükselen atardamar. İki vertebral arter birleşerek baziler arteri oluşturur.
- Vertebral arter (sağ): Boyun omurlarının içinden yükselen atardamar. İki vertebral arter birleşerek baziler arteri oluşturur.
- Baziler arter: İki vertebral arterin birleşmesiyle oluşan, ponsun ön yüzünde uzanan atardamar; beyin sapına ve beyinciğe dallar verir.
- Ön beyin arteri (sol): İç karotis arterin dalı; yarımkürenin iç yüzüne doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Ön beyin arteri (sağ): İç karotis arterin dalı; yarımkürenin iç yüzüne doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Ön bağlantı arteri: İki ön beyin arterini birbirine bağlayan kısa atardamar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Orta beyin arteri (sol): İç karotis arterin en büyük dalı; dalları yarımkürenin yan yüzünün büyük bölümüne yayılır.
- Orta beyin arteri (sağ): İç karotis arterin en büyük dalı; dalları yarımkürenin yan yüzünün büyük bölümüne yayılır.
- Arka bağlantı arteri (sol): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka bağlantı arteri (sağ): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sol): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sağ): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Üst beyincik arteri (sol): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
- Üst beyincik arteri (sağ): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
Çadırın siniri dört düzende dağılır. 29 kadavradan alınan 52 çadır yarısı (taraf), sinirleri gösteren bir boyayla (Sihler boyası) incelendi. Çadır sinirinin dağılımı dört tipe ayrıldı. Tip 1 düz ve enine sinüse gidiyordu. Tiplerin sıklığı şöyleydi: Tip 1 %71,2, Tip 2 %21,2, Tip 3 %3,8, Tip 4 %3,8 (Lee ve ark., 2017b). Düz sinüsün ön yarısı ile çadır çentiğinin iç kısmı arasındaki alan sinirce fakirdi. Yazarlar burayı güvenli bir cerrahi alan sayar (Lee ve ark., 2017b). Bu bilgiler yalnızca özetten alındı.
Spinosus siniri atardamarla mı, toplardamarla mı gider? Gray ve Ishikawa ve arkadaşları siniri orta meningeal atardamarla birlikte anlatır (Gray, 1918; Ishikawa ve ark., 2026). 24 kadavrada 44 taraf incelendi. Spinosus siniri atardamarın değil, orta meningeal toplardamarın yan duvarı boyunca uzanıyordu (Lee ve ark., 2017a). Tarafların %81,8’inde ön dallar boyunca belirgin sinir demetleri vardı (Lee ve ark., 2017a). Sinir genellikle atardamarın ön dallarıyla gider ve pterionun yakınında sonlanır (Lee ve ark., 2017a).
Kafatası dışına çıkan sert zar lifleri. Sıçan ve insanda sert zar sinir liflerinin bir kısmı emisser kanallardan ve yarıklardan kafatasının dışına çıkar. Şakak, yan kafa ve art kafa kemiklerinin dış zarına (periost) dağılır (Schueler ve ark., 2014). Spinosus sinirinin kesitinde insanda ve sıçanda benzer sayıda miyelinli ve miyelinsiz akson görüldü (Schueler ve ark., 2014). Bu bilgiler yalnızca özetten alındı.
Sinir yoğunluğu ve yaş. 31. gebelik haftasından 60 yaşına kadar 27 kişinin sert zarı incelendi. Sinir yoğunluğu gebeliğin 31. ve 40. haftaları arasında arttı ve doğumda en yüksekti. Sonraki 3 ayda azaldı ve 50’li yaşlara dek düşük kaldı (Davidson ve ark., 2012). Bu bilgi yalnızca özetten alındı.
Arka çukur ve art kafa ağrısı. Bir derlemeye göre arka çukur sert zarının sinir kaynakları şunlardır: arka kök gangliyonu, üst servikal gangliyon, vagus, trigeminal, hipoglossal ve glossofaringeal sinirler (Hage ve ark., 2022). Sıçanda arka çukurun sert zarını C2–C3 arka kök gangliyonlarındaki nöronlar besler. Bunların yaklaşık yarısı CGRP ve TRPV1 adlı bir ağrı alıcısını (reseptör) taşır (Noseda ve ark., 2019). Bu bölgeden ağrı bilgisi alan merkezî nöronlar omuriliğin C2–C4 kesimindedir. Aynı çalışmada arka sert zara iltihap yapan maddeler verildi. Bunun ardından bu omurilik nöronlarının yanıtı arttı. Nöronlar sert zarın, art kafa derisinin ve boyun kaslarının uyarılmasına daha güçlü yanıt verdi (Noseda ve ark., 2019). Yazarlara göre art kafa migreni, başka yerdeki migrenlerden farklı olarak beyincikteki bozukluklarla daha yakından ilişkili olabilir (Noseda ve ark., 2019). Bunlar hayvan verisidir ve yalnızca özetten alındı.
Omurilik sert zarı. Omurilik sert zarı, omurilik sinirlerinin geri dönen meningeal dallarından ve sempatik gangliyonlardan sinir alır. Her parça tek bir düzeyden değil, 2–4 düzeye yayılan üst üste binen dallardan sinir alır (Ishikawa ve ark., 2026).
CGRP: kaynaklar, hedefler, ilaçlar. Kafadaki sert zar, CGRP taşıyan sinir lifleriyle donanmıştır. Bu lifler meningeal atardamarlar boyunca uzanır ve dallarında sonlanır. Damarlar arasındaki bağ dokusunda da bulunur (Messlinger, 2018). CGRP’nin büyük kısmı trigeminal liflerden iki yerde salınır. Biri zar dokusudur. Öbürü beyin sapında, trigeminal sinirin omuriliğe inen çekirdeğindeki ilk sinapstır (Messlinger, 2018). CGRP bu yerlerde atardamarları genişletir. Ama trigeminal lifleri doğrudan uyarmaz (Messlinger, 2018).
Sert zarda CGRP’nin yanında P maddesi ve nörokinin A da bulunur. Bir derlemeye göre zar duyu liflerinin uyarılması, bu maddelerin salınmasıyla beyin damarlarını genişletebilir. Bu maddeler baş ağrısının oluşumunda rol oynar (Lv ve ark., 2014). Bu bilgi yalnızca özetten alındı. Bir hayvan modelinde sert zar kısa süre bir iltihap karışımına maruz bırakıldı. Karışımda serotonin, bradikinin, histamin ve prostaglandin vardı. Bu, trigeminovasküler sistemde uzun süren bir duyarlılaşma yaptı (Bernstein ve Burstein, 2012).
Migren biyolojisi üzerine çalışmalar yeni ilaç sınıflarının doğmasına yol açtı (Goadsby ve ark., 2017):
- CGRP’nin alıcısını (reseptörünü) engelleyen gepantlar,
- serotoninin alıcılarından biri olan 5-HT1F reseptörüne etki eden ditanlar,
- CGRP yolunu hedefleyen tek klonlu antikorlar.
Klasik trigeminal sert zar–damar yolu laboratuvarda ve klinikte incelenmiş, atağın yol haritasını sunmuştur (Goadsby ve ark., 2017). Bu bilgiler yalnızca özetten alındı.
Migren zarlarda mı başlıyor? Önde gelen kuramlardan birine göre migren baş ağrısı zarlarda doğar. Bu doğuşta zarın duyu sinirleri, damarları ve yakındaki bağışıklık hücreleri birlikte rol oynar (Christensen ve Levy, 2024). Mekanizma hâlâ tartışmalıdır (Christensen ve Levy, 2024). Bu bilgi yalnızca özetten alındı.
Klinik vaka
Vaka: Çadırın kenarında ani kalp yavaşlaması
58 yaşında bir hasta, çadırın arka kısmına yakın bir lezyon için ameliyatta. Cerrah lezyona ulaşmak için çadırı ve beyin orağının arka kısmını hafifçe çekiyor. Anestezi monitöründe kalp hızı birden düşüyor, kan basıncı da azalıyor. Cerrah çekmeyi bırakınca değerler birkaç dakikada eski hâline dönüyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
6.Örümcek ağı zar
Örümcek ağı zar (arachnoidea mater) üç zarın ortadakidir. Sert zarın hemen altında, yumuşak zarın üstünde durur (Ghannam ve Al Kharazi, 2023). İnce ve saydamdır. Kendi kan damarı yoktur (Joost ve ark., 2026). Beynin çevresinde kapalı bir kese gibi bir örtü oluşturur (OpenStax 13.3).
Yumuşak zar beynin her oluğuna iner. Örümcek ağı zar ise inmez. Kıvrımların tepesinden tepesine, olukların üstünden bir köprü gibi geçer (Zedde ve Pascarella, 2025a). Tek istisna, iki yarımküreyi ayıran derin yarıktır: boylamsal yarık. Örümcek ağı zar bu yarığın içine girer (Gray, 1918; Zedde ve Pascarella, 2025a). Köprünün altında kalan aralık beyin-omurilik sıvısıyla (BOS) doludur (Gray, 1918). Bu aralığa subaraknoid boşluk, yani “örümcek ağı zarın altındaki boşluk” denir.
Zarın kalınlığı her yerde aynı değildir. Beynin üst yüzünde ince ve saydamdır. Tabanda kalınlaşır ve ortaya doğru biraz donuklaşır (Gray, 1918). Yaş ilerledikçe üst yüzdeki zar da beyazlaşıp donuklaşabilir. Bu en çok orta hatta yakın yerlerde olur (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Örümcek ağı zar yalnızca beyni sarmaz. Kafatası tabanındaki büyük delikte (foramen magnum) omuriliği saran örümcek ağı zarla devam eder (Zedde ve Pascarella, 2025a). Omurga kanalında sert zarla birlikte 2. sağrı omuru (S2) hizasına kadar iner (Byrne ve Dafny, 2026). Kafa içinde hipofiz çukurunun üst yüzünü de örter (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Kafaya giren ve çıkan damarlar ile sinirler de bu zarın altından geçer. Zar onları gevşek kılıflarla sarar (Gray, 1918). Kafatasından çıktıkları yerde zar, sinirin ve damarın dış kılıfıyla kaynaşır (Zedde ve Pascarella, 2025a). Görme sinirinde durum farklıdır. Görme siniri gözden beyne giden sinirdir. Zar ve altındaki sıvı dolu boşluk bu sinirle birlikte göz çukuruna uzanır. Sonunda gözün beyaz dış kabuğuyla (sclera) birleşir (Zedde ve Pascarella, 2025a). Yani gözün hemen arkasında da beynin çevresindeki sıvıdan bir kılıf vardır.
Aşağıdaki sahnede beynin tabanına alttan bakıyorsun. Örümcek ağı zar modelde yoktur. Etiketler, zarın bu yüzeyde nerelerde köprü kurduğunu gösterir.
Üç boyutlu sahne
Tabanda örümcek ağı zar: köprüler ve altındaki boşluklar
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sağ): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Kaudat çekirdek (sağ): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Putamen (sağ): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sağ): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Hipokampus (sağ): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Amigdala (sağ): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Forniks (sol): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks (sağ): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks komissürü: İki yandaki forniks arasında karşıya geçen lifler.
- Korpus kallozum: İki yarımküreyi birbirine bağlayan en büyük lif köprüsü; yaklaşık 200 milyon sinir lifi içerir ve yarımküreler arasındaki ana iletişim yoludur.
- Ön komissür: İki yarımküreyi, özellikle temporal lobları ve koku bölgelerini birbirine bağlayan küçük lif demeti.
- İç kapsül (sol): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- İç kapsül (sağ): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Talamus (sağ): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Epifiz bezi: Ara beynin arka-üst yüzündeki küçük bez. Akşam ışık azalınca daha çok melatonin hormonu salgılar; bu da uyku hâlini getirir.
- Habenula: Epifiz bezinin hemen önünde duran, epitalamusa ait küçük yapı.
- Arka komissür: Ara beyin ile orta beynin birleştiği yerde iki yanı birbirine bağlayan küçük lif demeti; göz bebeğinin ışık refleksi ve yukarı-aşağı bakış yollarıyla ilişkilidir.
- Lateral genikulat cisim (sol): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Lateral genikulat cisim (sağ): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sol): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sağ): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Optik traktus (sağ): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Optik sinir (sol): İkinci kafa siniri: gözün retinasından çıkan liflerden oluşur ve görme bilgisini beyne taşır.
- Optik sinir (sağ): İkinci kafa siniri: gözün retinasından çıkan liflerden oluşur ve görme bilgisini beyne taşır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- İç karotis arter (sol): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- İç karotis arter (sağ): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- Vertebral arter (sol): Boyun omurlarının içinden yükselen atardamar. İki vertebral arter birleşerek baziler arteri oluşturur.
- Vertebral arter (sağ): Boyun omurlarının içinden yükselen atardamar. İki vertebral arter birleşerek baziler arteri oluşturur.
- Baziler arter: İki vertebral arterin birleşmesiyle oluşan, ponsun ön yüzünde uzanan atardamar; beyin sapına ve beyinciğe dallar verir.
- Ön beyin arteri (sol): İç karotis arterin dalı; yarımkürenin iç yüzüne doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Ön beyin arteri (sağ): İç karotis arterin dalı; yarımkürenin iç yüzüne doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Ön bağlantı arteri: İki ön beyin arterini birbirine bağlayan kısa atardamar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Orta beyin arteri (sol): İç karotis arterin en büyük dalı; dalları yarımkürenin yan yüzünün büyük bölümüne yayılır.
- Orta beyin arteri (sağ): İç karotis arterin en büyük dalı; dalları yarımkürenin yan yüzünün büyük bölümüne yayılır.
- Arka bağlantı arteri (sol): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka bağlantı arteri (sağ): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sol): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sağ): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Üst beyincik arteri (sol): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
- Üst beyincik arteri (sağ): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
Örümcek ağı zarın iki yüzü birbirine hiç benzemez. Dış yüzü sert zara yapışır (Joost ve ark., 2026). Burada hücreler birbirine sıkıca kenetlenmiş birkaç kat oluşturur. Bu kat bir duvar gibi çalışır. Damarlı sert zar ile BOS dolu boşluk arasında maddelerin yayılmasını sınırlar (Joost ve ark., 2026). Bu yüzden ona araknoid engel hücre katmanı denir.
İç yüzünden ise yumuşak zara doğru ince iplikler uzanır. Bu iplikleri biraz aşağıda göreceğiz. Dersin başındaki zar katmanları çiziminde sert zarın altındaki engel hücre katını, trabekülleri ve granülasyonları görebilirsin.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Üç kısım. Joost ve arkadaşlarına göre örümcek ağı zar üç kısma ayrılabilir. Dışta mezotele benzeyen bir kat vardır. Mezotel, vücut boşluklarını döşeyen ince, yassı hücre örtüsüdür. Ortada bir ara kat bulunur. Derinde ise kollajen lifleri bol, gevşek dizilmiş hücreler yer alır (Joost ve ark., 2026).
Dış yüz: engel katmanı. Zarın dış yüzü, sert zarın en iç katına, yani sınır hücre katmanına yapışır (Joost ve ark., 2026). Bu sınırda zar, birkaç kat yassı hücreden özel bir örtü yapar. Hücreler birbirine sıkıca bağlıdır. Bu örtüye nörotelyum da denir (Joost ve ark., 2026). Hücreler arasında iki tür bağlantı vardır: sıkı bağlantılar (tight junction) ve yapışma bağlantıları (adherens junction). Bu bağlantılar mikropların, moleküllerin ve hücrelerin geçişini düzenler (Derk ve ark., 2021). Brøchner ve arkadaşlarına göre bu sürekli örtü 1–3 hücre katından oluşur. Sert zarın iç yüzünü sıkıca kapatır (Brøchner ve ark., 2015).
Neden önemli? Sert zar damarlıdır; altındaki boşluk ise BOS doludur. Engel katmanı bu ikisi arasında bir yayılma (difüzyon) engelidir (Joost ve ark., 2026). Epitele benzeyen bu hücre katı, kan ile BOS arasındaki engelin bir parçasıdır (Derk ve ark., 2021). Beyinde iki klasik engel bilinir. Kan-beyin engeli, kan ile beyin dokusu arasındadır. Kan-BOS engeli ise koroid pleksustadır. Brøchner ve arkadaşları araknoid engeli üçüncü bir engel sayar. Bu engel, kan ile BOS arasında önemli bir sınır kurar (Brøchner ve ark., 2015).
İç yüz: retiküler kat. İnsan omurilik zarlarının elektron mikroskobu çalışmasında engel katmanı sıkı paketlenmiş hücrelerden oluşuyordu. Çok sayıda sıkı bağlantı vardı; hücreler arasında kollajen yoktu (Vandenabeele ve ark., 1996). Engel katmanının iç yüzünde sürekli bir bazal lamina bulunur. Bunun altında kollajenli bir kat vardır: araknoid retiküler hücre katmanı (Vandenabeele ve ark., 1996). Trabekül hücreleri bu katın içinde dolaşır. Engel katmanına desmozom denen bağlantılarla tutunurlar (Vandenabeele ve ark., 1996). Yumuşak zar ile örümcek ağı zarın iç katı tek bir hücre tipinden yapılır: leptomeningeal hücre (Brøchner ve ark., 2015). Bu iki ince zara birlikte leptomeninks denir; hücrenin adı buradan gelir.
Engel katmanının ince yapısı kısmen insan omurilik zarlarından gelir (Vandenabeele ve ark., 1996); bu çalışma yalnızca özetinden okundu. Bazı araştırmacılar örümcek ağı zarın iç kısmında ayrı bir “dördüncü zar” tanımladı (SLYM). Bu iddia ve itirazlar “Yeni keşifler: lenf damarları, bağışıklık ve tartışmalar” bölümündedir.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Örümcek ağı zarın iç yüzünden yumuşak zara doğru ince iplikler uzanır. Bunlara araknoid trabeküller denir. Bir örümcek ağına benzerler; zar adını bu ağdan alır (OpenStax 13.3). Trabeküller iki zarı birbirine bağlar ve aradaki boşluğa ağ görünüşü verir (Joost ve ark., 2026).
Bu iplikler yalnızca bir görüntü değildir. Beyin, BOS dolu subaraknoid boşlukta onlar sayesinde asılı durur (Mortazavi ve ark., 2018). Başa bir darbe geldiğinde beyin kafatasının içinde biraz kayar. Trabeküller bu kaymayı sönümler ve azaltır. Böylece darbenin yol açtığı beyin hasarını azaltmaya yardım ederler (Saboori ve Sadegh, 2015).
Bir benzetme düşün: su dolu bir kavanozun içinde, ipliklerle kapağa asılmış bir meyve. Kavanoz sarsılınca su ve iplikler meyvenin duvara çarpmasını yumuşatır. Bu yalnızca bir benzetmedir; gerçek trabeküller çok daha karmaşık bir ağ kurar.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Neyden yapılır? Trabeküller, tip I kollajen üreten fibroblastlardan yapılır. Kollajen ve öteki hücre dışı maddeler trabekülün çekirdeğini oluşturur (Joost ve ark., 2026). Bu çekirdeğin üstünü leptomeningeal hücreler örter. Bu hücreler birbirine desmozomlarla ve oluklu bağlantılarla (gap junction) bağlanır (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Biçimleri. Trabeküller tek tip değildir. İnce silindirlerden yassı, uzun yapraklara kadar değişirler. İncelerine “sütun” ya da “çubuk”, yassı ve uzun olanlarına “septa” denir (Zedde ve Pascarella, 2025a). Bir deney çalışması üç biçim tanımladı: ağaç biçimli çubuklar, sütunlar ve plakalar. Bazı bölgelerde trabeküller karmaşık bir ağ kurar (Saboori ve Sadegh, 2015). Ağaç biçimli bir trabekülün gövdesi yumuşak zarda durur. Dalları ise örümcek ağı zara karışır (Saboori ve Sadegh, 2015).
Perdeler. Bazı yerlerde septalar birbirine eklenir ve yarı sürekli tabakalar oluşturur. Bunlara iç araknoid zarlar denir. Subaraknoid boşluğu bölmelere ayırırlar ve BOS akımını belli yönlere çevirirler (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Boşluk ne kadar geniş? Genişlik yerden yere çok değişir. Kıvrımların tepesinde yumuşak zar ile örümcek ağı zar birbirine değer. Oluklarda ise üçgen biçimli boşluklar kalır (Gray, 1918). Ölçülen genişlikler “Zarlar arası boşluklar ve sisternalar” bölümündedir.
Delik ölçüsü sıçan dokusunda, taramalı elektron mikroskobuyla ölçüldü (Saboori ve Sadegh, 2015). İnsan ve sıçanda trabeküller fibroblastlarla çevrili kollajen sütunlardır; farede ise sütun görülmez (Derk ve ark., 2021).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Trabeküller bazı yerlerde birleşir ve ince perdeler yapar. Bunlara iç araknoid zarlar denir. Subaraknoid boşluğu odalara ayırırlar ve BOS’un akışını belli yönlere çevirirler (Zedde ve Pascarella, 2025a). Beynin tabanındaki sisternalar da çoğu zaman bu perdelerle birbirinden ayrılır (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Bu perdelerin en bilineni Liliequist zarıdır. En basit tanımıyla, Türk eyerinin arka duvarından (eyer sırtı, dorsum sellae) mamiller cisimlere uzanan bir örümcek ağı zar perdesidir (Dias ve ark., 2014). Türk eyeri, hipofizin oturduğu kemik çukurdur. Mamiller cisimler (corpora mammillaria) ise beynin tabanındaki iki küçük yuvarlak çıkıntıdır. Beyin cerrahları beynin ortasındaki interpedinküler sisternaya ilerlerken bu zarı temel bir yol işareti olarak kullanır (Volovici ve ark., 2020).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Perdelerin türleri. Lü ve Zhu kafa içindeki örümcek ağı zar perdelerini üç türe ayırdı: dış yüzdekiler (konveks), tabandakiler (bazal) ve trabeküler zarlar. Bu perdeler sisternaların sınırını çizer ve ameliyatta yol açmayı kolaylaştırır (Zedde ve Pascarella, 2025a). Görünüşleri çok değişkendir. Saydam ya da yarı saydam, zar ya da ağ biçiminde, delikli ya da sağlam olabilirler. Kalınlıkları da örnekten örneğe değişir (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Liliequist zarının seyri. Zar arka klinoid çıkıntılardan ve eyer sırtından başlar (Zedde ve Pascarella, 2025a). Volovici ve arkadaşlarına göre tabandaki bazal zardan doğar. Önce tek bir yaprak olarak yukarı ve arkaya ilerler. Sonra iki yaprağa ayrılır: üstte diensefalik, altta mezensefalik yaprak (Volovici ve ark., 2020).
- Diensefalik yaprak mamiller cisimlerin yakınına tutunur. Kiazma sisternasını interpedinküler sisternadan ayırır (Zedde ve Pascarella, 2025a).
- Mezensefalik yaprak interpedinküler sisternayı alttaki prepontin sisternadan ayırır. Okülomotor sinirler onu iç ve dış parçalara böler. Daha ince ve daha eksiktir; bu yüzden görüntülemede daha zor seçilir (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Komşuları. Mezensefalik yaprağın tutunmaya başladığı yer, baziler atardamarın tepesi ve çatallanmasıdır (Villanueva ve ark., 2023). Anik ve arkadaşlarına göre zarın yan kenarı beyincik çadırına ulaşır. Burada okülomotor sisternanın tabanını yapar (Volovici ve ark., 2020). Okülomotor sinir, kavernöz sinüse girene kadar bu zarın uzantısı olan bir örümcek ağı zar manşonuyla sarılıdır (Volovici ve ark., 2020). Liliequist zarı aşağıda köprünün ve soğanın önündeki zarlarla kesintisiz bir ağ kurar. Bu ağ beyin sapının ön-yan yüzünün tamamını örter (Volovici ve ark., 2020).
Üç boyutlu sahne
Liliequist zarının uzandığı yer
Bu sahnedeki yapılar:
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik sinir (sol): İkinci kafa siniri: gözün retinasından çıkan liflerden oluşur ve görme bilgisini beyne taşır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Üçüncü karıncık: İki talamusun arasında, orta hatta duran dar boşluk.
- İç karotis arter (sol): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- Vertebral arter (sol): Boyun omurlarının içinden yükselen atardamar. İki vertebral arter birleşerek baziler arteri oluşturur.
- Baziler arter: İki vertebral arterin birleşmesiyle oluşan, ponsun ön yüzünde uzanan atardamar; beyin sapına ve beyinciğe dallar verir.
- Ön beyin arteri (sol): İç karotis arterin dalı; yarımkürenin iç yüzüne doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Ön bağlantı arteri: İki ön beyin arterini birbirine bağlayan kısa atardamar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Orta beyin arteri (sol): İç karotis arterin en büyük dalı; dalları yarımkürenin yan yüzünün büyük bölümüne yayılır.
- Arka bağlantı arteri (sol): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sol): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Üst beyincik arteri (sol): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
İkinci sütundaki bilgi Zedde ve Pascarella’dan alındı (Zedde ve Pascarella, 2025a). Üçüncü sütun, zarın sagital düzlemde görülme oranıdır (Fushimi ve ark., 2003). Dördüncü sütun Ankara, Bursa ve İstanbul’dan 3 teslalık bir MR çalışmasından, zarın delik olmadan bütün kalma oranıdır (Algin ve ark., 2016). Biri görülebilmeyi, öteki deliği ölçer; iki sütun doğrudan karşılaştırılamaz. Dias ve arkadaşlarına göre de en sık görülen bölüm sellar bölümdür (Dias ve ark., 2014). Fushimi ve Algin çalışmaları yalnızca özetinden okundu.
Klinik vaka
Delik açıldı, ama sıvı akmıyor
On dokuz yaşında bir erkek, aylardır süren baş ağrısı ve bulanık görme ile başvuruyor. MR’da yan karıncıklar ve üçüncü karıncık genişlemiş; dördüncü karıncık normal. Beyin su yolunda (Sylvius kanalı) darlık var. Hastaya endoskopik üçüncü ventrikülostomi (ETV) yapılıyor. Birkaç hafta sonra yakınmalar geri dönüyor. Kontrol MR’ın ince kesitli 3B CISS görüntülerinde interpedinküler sisternada bütün kalmış ince bir perde seçiliyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Kaç yaprak? Volovici ve arkadaşları Liliequist zarını inceleyen 13 anatomi çalışmasını derledi. Çalışmaların %54’ünde (7/13) zar iki yapraklıydı: üstte diensefalik, altta mezensefalik (Volovici ve ark., 2020). Başka yazarlar tek ya da üç yaprak tanımladı (Zedde ve Pascarella, 2025a). Farkın bir açıklaması doku hazırlığıdır. Birden çok yaprak bulan çalışmalar formalinle sabitlenmiş kafalarda yapıldı. Formalin örümcek ağı zarları kısmen eritir. Yazarlara göre zardan çıkan bazı trabeküller de fazladan yaprak sanılmış olabilir (Volovici ve ark., 2020).
Nereye tutunur? Diensefalik yaprağın arka-üst tutunma yeri de tartışmalıdır. 13 çalışmanın 8’i onu mamiller cisimlerin ön kenarına (premamiller) koyar. 2’si ise mamiller cisimlerin tepesine ya da arkasına (retromamiller) koyar (Volovici ve ark., 2020). Volovici ve arkadaşlarına göre en geçerli çalışma Kurucz’unkidir. Bu çalışma 110 taze kadavra başında küçük kafatası açıklıklarından endoskopla yapıldı. Ama PubMed’de dizinlenmediği için az bilinir (Volovici ve ark., 2020). Anik ve arkadaşları ise 24 taze kadavrada endoskopik ve mikrocerrahi diseksiyon yaptı (Volovici ve ark., 2020).
Ölçü ve köken. Liliequist zarı genellikle 1 mm’den incedir. Kalınlığı, üçüncü karıncık tabanındaki tuber cinereumdan her zaman azdır (Dias ve ark., 2014). Dias ve arkadaşlarına göre zar, embriyodaki ilkel çadırın (primer tentorium) bir kalıntısı sayılabilir (Dias ve ark., 2014). Zar, özellikle diensefalik yaprağıyla, olguların yaklaşık %10–30’unda interpedinküler sisternayı kiazma sisternasından tümüyle ayırır (Dias ve ark., 2014).
Adı nereden? Zarı ilk kez 1875’te Key ve Retzius tanımladı. Liliequist onu 1956’da kadavralarda havalı beyin filmiyle (pnömoensefalografi) inceledi (Dias ve ark., 2014). Havanın interpedinküler sisternada sık sık durakladığını görmüştü (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Algin, Etus ve Akyuz çalışmaları yalnızca özetinden okundu. Dinçer ve arkadaşlarının bulguları Zedde ve Pascarella’nın (2025a) derlemesinden aktarıldı; özgün makale açılmadı. Bu çalışmanın yeri ve yöntemi, makalenin yayın kaydındaki yazar adresinden ve başlığından alındı.
Örümcek ağı zar bazı yerlerde sert zarı geçer ve toplardamar sinüslerinin içine doğru uzanır. Toplardamar sinüsleri (sert zar sinüsleri, sinus durae matris), sert zarın içinde uzanan büyük toplardamar kanallarıdır. Burun çevresindeki hava boşluklarıyla karıştırma. Toplardamar sinüslerini “Sert zarın toplardamar sinüsleri” bölümünde gördük. Zarın bu küçük çıkıntılarına araknoid granülasyon denir (OpenStax 13.3).
Ders kitaplarına göre BOS buradan kana süzülür (OpenStax 13.3). Ama bugün bu görüş tartışmalıdır. Granülasyonlardan BOS’un nasıl geçtiğini açıklayan, herkesçe kabul edilmiş bir model yoktur (Joost ve ark., 2026). BOS’un emilmesi “Karıncıklar ve beyin-omurilik sıvısı” dersinde ayrıntılı anlatılacak.
Çok küçük, ancak mikroskopla görülen çıkıntılara araknoid villus denir. Gözle görülen büyüklerine ise granülasyon denir. İkisi arasındaki tek önemli fark boyuttur (Proulx, 2021). Bu yapıları ilk kez 1705’te İtalyan anatomist Antonio Pacchioni anlattı (Proulx, 2021). Bu yüzden onlara Pacchioni cisimcikleri de denir (Gray, 1918).
Gray 1918, granülasyonların bebeklikte görülmediğini ve yaşla çoğaldığını yazmıştı (Gray, 1918). Bugünkü MR çalışmaları bu tabloyu kısmen doğruluyor, kısmen değiştiriyor.
Zagreb’de 120 kişinin beyni 3 teslalık MR ile incelendi. Kişiler yenidoğandan 80 yaşa kadar yedi yaş grubundaydı (Radoš ve ark., 2021). Yenidoğanların ve 2 yaşındaki çocukların %85’inde sinüslerde görünür granülasyon yoktu. Ama %15’inde vardı. En sık yer enine sinüstü (Radoš ve ark., 2021). Üst sagital sinüs, kafanın tepesinde iki yarımküre arasındaki yarığın üstünde uzanan büyük sinüstür (OpenStax 13.3). Bu sinüste granülasyonu olanların oranı yaşla arttı ve 40 yaşında %100’e ulaştı (Radoš ve ark., 2021). Ama 80 yaşında yeniden %65’e indi (Radoš ve ark., 2021). Yani granülasyonlar orta yaşa kadar çoğalır, ileri yaşta sinüste azalabilir. Bebeklikteki gelişim “Zarların gelişimi ve keşif tarihi” bölümünde anlatılır.
Granülasyonlar büyüdükçe önlerindeki incelmiş sert zarı iter. Basınçla kemiği de aşındırır ve kafatasının iç yüzünde küçük çukurcuklar açarlar (Gray, 1918). Zagreb çalışmasında kemiğin içindeki granülasyonlar ilk kez 10 yaşında görüldü. 60 yaşından sonra kemikte, sinüstekinden daha çok granülasyon vardı (Radoš ve ark., 2021).
Granülasyonlar ve yaş (Zagreb’de 120 kişi)
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Bir villusun katları. Gray 1918’e göre villus, örümcek ağı zarın sert zarı delmesiyle oluşur. Böylece zarın hücreleri, büyük sinüslerin damar iç örtüsünün (endotel) hemen altına gelir (Gray, 1918). Villus üst sagital sinüse uzanıyorsa üstünü çok incelmiş sinüs duvarı örter. Bu duvar yalnızca endotelden ibaret olabilir (Gray, 1918). Villusun içinde bir subaraknoid doku çekirdeği vardır. Bu çekirdek dar bir sapla genel subaraknoid dokuya bağlanır (Gray, 1918).
Bugünkü mikroskopla. Shah ve arkadaşları insan granülasyonlarını yüksek çözünürlüklü mikroskopla inceledi. Granülasyon dışta bir kapsül ve içte bir doku çekirdeğinden (stromal çekirdek) oluşur (Shah ve ark., 2023). Tabanda bir sap vardır. Gövdede çekirdek, kapsül ve bir ya da daha çok tepe (kubbe) bulunur (Shah ve ark., 2023). İçteki kanal ağları sinüs çevresindeki boşluklarla bağlantılıdır (Shah ve ark., 2023).
Sinüse nereden açılır? Sert zarın toplardamarlarının birçoğu sinüse doğrudan değil, venöz lakün denen bir dizi genişlemeyle açılır. Granülasyonlar bu lakünlerin içine sık sık girer (Gray, 1918). Lakünler en çok üst sagital sinüsün orta kısmının iki yanındadır. Enine ve düz sinüslerin yakınında da bulunurlar (Gray, 1918). Yaşlılarda bu lakünler çoğu zaman birleşir. Her yanda, ince lifli bantların geçtiği ve çok sayıda granülasyon taşıyan tek, uzun bir yapı oluşur (Zedde ve Pascarella, 2025b). 100 kişilik bir MR çalışmasında granülasyonların yaklaşık %96’sına (431’in 414’üne) bir ya da daha çok toplardamar giriyordu (Zedde ve Pascarella, 2025b).
Üç yerleşim tipi. Bir kadavra çalışmasında üst sagital sinüs endoskopla içeriden incelendi (20 örnek). Granülasyonlar üç tipe ayrıldı (Ye ve ark., 2022):
- Tip I: sinüsün yan duvarına yapışıktır ve doğrudan sinüsün içine bakar.
- Tip II: sinüs içindeki lifli bantların (Willis bantları) oluşturduğu odacıklardadır.
- Tip III: subaraknoid boşluktadır.
Aynı grup 268 hastanın ince kesitli MR’ında üst sagital sinüs başına ortalama 1,36 granülasyon saydı. Tiplerin oranları sırasıyla %20,27, %45,20 ve %34,52 idi (Ye ve ark., 2022).
Yalnızca kafa tepesinde değil. Granülasyonlar trigeminal sinirin çevresindeki sert zar cebinde (Meckel boşluğu) de bulunur. İncelenen 26 örneğin hepsinde vardı. Çoğunda (18/26; %69,2) sinirin V2 ve V3 dalları arasındaki üçgen alanda iyi gelişmiş kümeler oluşturuyordu (Wysiadecki ve ark., 2023).
Hepsi Radoš ve arkadaşlarının 3 teslalık MR çalışmasındandır (Radoš ve ark., 2021). SS: standart sapma. Granülasyonlar 1 mm’den küçükten 10–15 mm’ye kadar değişiyordu. Enine ve sigmoid sinüslerde granülasyonu olanların oranı hiçbir yaşta %40 ve %25’i geçmedi. Kadınlar ve erkekler arasında sayı, büyüklük ve dağılım farkı yoktu (Radoš ve ark., 2021).
Hangi sinüste daha çok? Kaynaklar burada ayrışır. Zagreb çalışmasında granülasyonların en çoğu üst sagital sinüsteydi (Radoš ve ark., 2021). Ankara’da 300 hastanın kontrastlı, ince kesitli MR’ında ise 889 granülasyon sayıldı. Bunların 405’i enine sinüslerde (183 sağ, 222 sol), 265’i üst sagital sinüste, 185’i düz sinüste, 34’ü sinüslerin birleşim yerindeydi (Kaplanoğlu ve ark., 2023). Fark yöntemden ve kişi seçiminden gelebilir. Zagreb çalışması T2 kesitleri kullandı ve BOS sistemi normal kişileri aldı. Ankara çalışması ise yalnızca en az bir granülasyonu olan hastaları aldı.
Herkeste var mı? Kadavralarda granülasyonlar örneklerin üçte ikisinde görülür, başlıca üst sagital ve enine sinüste (Zedde ve Pascarella, 2025b). Eski anatomi çalışmalarına göre de yetişkinlerin yaklaşık üçte birinde sinüslerde granülasyon yoktur (Radoš ve ark., 2021). Embriyo ve fetüslerin doku çalışmalarında sinüslerde ne villus ne granülasyon bulundu (Radoš ve ark., 2021).
Emilimdeki payı. Radoš ve arkadaşlarına göre BOS sistemi tümüyle normal olan pek çok kişide sinüslerde granülasyon yoktur. Yazarlar bu yüzden granülasyonların BOS emiliminde sanıldığı kadar temel olmadığını düşünür (Radoš ve ark., 2021). Elektron mikroskobu, villusların sinüsün endotelini tümüyle delmediğini gösterdi. Arada sıkı bağlantılı bir endotel engeli kalır (Proulx, 2021). İnsanda BOS’un granülasyonlardan çıktığını gösteren ikna edici bir canlı görüntüleme de henüz yoktur (Albayram ve ark., 2022). Konunun ayrıntısı “Karıncıklar ve beyin-omurilik sıvısı” dersinde anlatılacak.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Granülasyonun iç yapısı. Shah ve arkadaşları 20 ölüden 400 granülasyon inceledi. Granülasyonların %72’si dar boyunlu ve saplıydı (polipoid). %28’i ise plak gibi, geniş tabanlıydı (sesil) (Shah ve ark., 2023). Kapsülün yüzünü örten örümcek ağı zar hücreleri (meningotel) yaşla azalıyordu. Ortanca örtü gençlerde %90, orta yaşlılarda %71, yaşlılarda %27 idi (Shah ve ark., 2023). Granülasyonların yalnızca bir kısmı sinüs dokusuyla ilişkiliydi. Tepeleri sinüsün içinde, sert zarın dokusunda, kemiğin süngerimsi katında (diploe) ya da sert zarın dışında olabiliyordu (Shah ve ark., 2023). Alın kutbunda granülasyonlar ayrılırken 20 örneğin 14’ünde (%70) sert zar kendiliğinden ayrıldı (Shah ve ark., 2023).
Sinüs çevresinde gevşek bir doku vardır: sert zar-örümcek ağı zar stroması. Bu doku kollajen ve fibronektinden zengindir ve çeşitli bağışıklık hücreleri barındırır (Shah ve ark., 2023). Granülasyon çekirdeklerinde de bağışıklık hücreleri ve sitokinler bulundu. Yazarlar granülasyonların sinir-bağışıklık görevleri olabileceğini öne sürer (Shah ve ark., 2023). Bir başka öneriye göre granülasyonlar, sert zar ile beyin arasında antijenleri tutan yapışkan cepler olabilir. Bu cepler lenf düğümüne benzer biçimde çalışabilir (Joost ve ark., 2026). Bunlar öneridir; kanıtlanmış değildir.
Sinüse doğrudan açılmayanlar. Yağmurlu ve arkadaşları 8 kadavra başında granülasyonları ikiye ayırdı: sert zarın yaprakları içinde kalanlar (intradural) ve sert zardan ayrı duranlar (interdural). Baş başına ortalama 6 ± 1,30 intradural granülasyon vardı (Yağmurlu ve ark., 2022). Granülasyonlar, lakünler ve korteks toplardamarlarından üst sagital sinüse açılan ağızların sayısı baş başına 45 ± 5,62 idi (Yağmurlu ve ark., 2022). Bazı intradural granülasyonlar sinüse doğrudan açılmıyordu. Lenf işaretleriyle (Lyve-1, podoplanin) boyanan, sert zarın içindeki kanallarla toplardamar dolaşımına bağlanıyordu (Yağmurlu ve ark., 2022).
Yaşlı beyinde. Ölüm sonrası 882 beyin örneğinde granülasyonların biçimi incelendi. Ortalama ölüm yaşı 90,62 idi (Mehta ve ark., 2026). Granülasyon sayısı, beyindeki β-amiloid ve nörofibriler yumak birikimleriyle ters ilişkiliydi. Olasılık oranları sırasıyla 0,79 ve 0,84 idi (Mehta ve ark., 2026). Böyle bir ilişki, nedeni tek başına göstermez.
Yağmurlu ve arkadaşlarının çalışması yalnızca özetinden okundu.
Dev granülasyon. “Dev” granülasyonun ortak bir tanımı yoktur. Bazı yazarlar en büyük boyutu 1 cm’yi aşanlara, bazıları yaklaşık 10 mm olanlara bu adı verir (Mehta ve Mehta, 2023). Bazıları ise sinüsü tıkayanları dev sayar (Mehta ve Mehta, 2023). Mehta ve Mehta’nın sistematik derlemesine göre literatürde 169 kişide 195 dev granülasyon bildirildi. Kişilerin yaşı 0,33 ile 91 arasındaydı (ortalama 43 ± 20); %54’ü kadındı (Mehta ve Mehta, 2023). Granülasyonlar 0,4–6 cm büyüklükteydi (ortalama 1,9 ± 1,1 cm). %84’ü sinüsün içinde, %15’i kemiğin süngerimsi katında (diploe) idi (Mehta ve Mehta, 2023). Otopsi çalışmaları ergen ve erişkinlerin %3,68–20’sinde dev granülasyon bulur. Canlı insanda gerçek sıklık bilinmiyor (Mehta ve Mehta, 2023).
Beyin dokusu granülasyona fıtıklaşabilir. Bazı kişilerde komşu beyin dokusu granülasyonun içine doğru uzanır. Buna beyin dokusunun araknoid granülasyona fıtıklaşması denir; İngilizce kısaltması BHAG’dir. Ankara’dan Ozer ve arkadaşları 695 hastanın ince kesitli 3 teslalık MR’ını (3B-DRIVE) inceledi. Hastaların %7,3’ünde (51) arka çukurda bu fıtıklaşma vardı (Ozer ve ark., 2025). Fıtıklaşan doku %47,1 beyincik, %45,1 şakak lobu ve %17,6 art kafa lobu dokusuydu (Ozer ve ark., 2025). Bu hastaların %25,5’inde fıtıklaşan dokuda hasar vardı (Ozer ve ark., 2025). Olguların %40’ı alışılmış MR dizilerinde görülemiyordu (Ozer ve ark., 2025).
Kulakta nabızla eş zamanlı bir uğultu duyulabilir; buna pulsatil kulak çınlaması denir. Bu yakınması olan 262 hastanın 16’sında (%6) toplam 18 fıtıklaşma bulundu (Smith ve ark., 2022). Bu 16 hastanın 11’inde (%69) fıtıklaşma tek yanlıydı. Şakak ya da art kafa lobundan, enine sinüse ya da enine-sigmoid birleşimine doğruydu (Smith ve ark., 2022). Fıtıklaşması olanlarda nedeni bilinmeyen kafa içi basınç artışı belirgin biçimde daha sıktı. Olasılık oranı (OR) 4,2 idi (Smith ve ark., 2022).
Denizli’den Kiroglu ve arkadaşları, baş ağrısı ve baş dönmesi olan bir erkekte üst sagital sinüste dev bir granülasyon bildirdi. Sinüs içinde ölçülen basınç, lezyonun iki yanında belirgin farklıydı (Kiroglu ve ark., 2008).
Kaplanoğlu, Ozer ve Güçlü çalışmaları tam metinden; Sade, Ogul ve Kiroglu çalışmaları yalnızca özetinden okundu. Ogul ve arkadaşlarının serisinde 3B T2 SPACE dizisinde granülasyon içinde sinyal boşluğu %62,2 oranında görüldü (Ogul ve ark., 2019).
Klinik vaka
Kulakta nabız sesi
Otuz sekiz yaşında bir kadın, aylardır sağ kulağında nabzıyla birlikte atan bir uğultu duyuyor. Ara sıra baş ağrısı da oluyor. Kontrastlı MR venografide sağ enine sinüste, orta ve dış üçte bir arasında, sınırları belli, yuvarlak bir dolma kusuru görülüyor. Kusurun içi T2’de BOS gibi parlak. İnce kesitli görüntülerde komşu şakak lobu dokusunun bu yapının içine uzandığı seçiliyor. Acil serviste “sinüs trombozu” ön tanısı konmuş.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Araknoid kist. Örümcek ağı zarla döşeli, içi BOS dolu, tümör olmayan boşluklara araknoid kist denir (Mustansir ve ark., 2018). Birincil (gelişimsel) kistler, rahimdeyken zarın ikiye ayrılmasından doğar. İkincil kistler ise travma, ameliyat, enfeksiyon ya da kanamadan sonra görülür (Mustansir ve ark., 2018).
Gelişimde ilkel zar önce boşluklanır; yani içinde sıvı dolu küçük boşluklar açılır. Bu evrede zarın ikilenmesi ya da zarların kaynaşamaması birincil kistlere yol açabilir (Zedde ve Pascarella, 2025a). Kistin kenarında zarın ikiye ayrıldığı görülür. Duvarda kalın kollajen katları ve aşırı çoğalmış örümcek ağı zar hücreleri bulunur; trabeküller ise yoktur (Carbone ve Sadasivan, 2021). Kistin nasıl büyüdüğü için üç açıklama önerildi: ozmotik fark, tek yönlü kapakçık gibi çalışan bir düzenek ve duvarın BOS benzeri sıvı yapması (Carbone ve Sadasivan, 2021).
Hipofiz çukurunun üstünde (suprasellar) görülen bir kist türü, delinmemiş Liliequist zarının bir cebi gibi anlaşılabilir. Bu cebe zamanla BOS birikir (Dias ve ark., 2014). Kistlerin sıklığı, belirtileri ve tedavisi “Zar iltihapları, tümörler ve basınç bozuklukları” bölümündedir. Kistin komşu sisternalarla bağlantısını MR ile araştıran çalışmalar o bölümde Uzman düzeyinde anlatılır.
7.Yumuşak zar ve damar çevresi boşluklar
Yumuşak zar (pia mater) en içteki zardır. Beyni ve omuriliği doğrudan sarar ve sinir dokusuna sıkıca tutunur (Joost ve ark., 2026). Beynin kıvrımlarını ve oluklarını birebir izler; her oluğun içine iner (OpenStax 13.3). Beyinciğin ince kıvrımlarına da girer (OpenStax 13.3). Örümcek ağı zar ise kıvrımdan kıvrıma atlar, oluklara inmez (Mahendru ve Chong, 2009). Bu yüzden iki zar kıvrımların tepesinde birbirine değer. Oluklarda ise aralarında üçgen biçimli boşluklar kalır (Gray, 1918).
Yumuşak zar çok incedir. Dokuda bir ya da iki hücre kalınlığında bir tabakadır (Joost ve ark., 2026). Beyin yüzeyindeki büyük damarlar bu zarın üstünde, sıvı dolu subaraknoid boşlukta uzanır (Dafny, 2020). Omurilikte de durum benzerdir: omuriliğin damarları yumuşak zarın yüzeyinde uzanır (Byrne ve Dafny, 2026).
Yumuşak zar ile beyin dokusu arasında ince bir sınır tabakası vardır: glia limitans. Bu ad “sınırlayan glia” demektir; tabakayı beynin destek hücreleri olan astrositler kurar (Joost ve ark., 2026). Dersin başındaki zar katmanları çiziminde yumuşak zar en alttadır: beyin kabuğuna yapışır ve oluklara iner.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Dokuda yumuşak zar. Mikroskopta yumuşak zar, bir ya da iki katlı bir leptomeningeal hücre tabakasıdır. Hücrelerin uzun, ince uzantıları vardır. Birbirlerine başlıca desmozomlarla ve oluklu bağlantılarla (gap junction) bağlanırlar (Joost ve ark., 2026). Farede yumuşak zar, glia limitansa komşu tek kat fibroblasttan oluşur (Derk ve ark., 2021).
Sıvı geçirir mi? OpenStax’e göre yumuşak zarın, sıvı geçirmeyen sürekli bir hücre katı olduğu düşünülür (OpenStax 13.3). Hutchings ve Weller insan zarlarını elektron mikroskobuyla inceledi. Onlara göre yumuşak zar hücreleri bağlantı kompleksleriyle sürekli bir tabaka oluşturur. Bu tabaka bir yanda subaraknoid boşluğu, öbür yanda pia altı ve damar çevresi boşlukları ayırır (Hutchings ve Weller, 1986). Aynı çalışmaya göre yumuşak zar beyin yüzeyinden yansır ve subaraknoid boşluktaki damarların dış örtüsünü yapar (Hutchings ve Weller, 1986).
Beyinde ve beyincikte. Gray 1918’e göre beyincikte yumuşak zar daha incedir. Derin yüzünden çıkan damarlar daha kısadır ve zar kabuğa daha az sıkı bağlıdır (Gray, 1918). Gray yumuşak zarı “damarlı bir zar” diye anlatır. Ona göre zar, çok ince ve gevşek bir dokunun bir arada tuttuğu küçük bir damar ağıdır (Gray, 1918). Joost ve arkadaşları da onu ince ve bol damarlı bir zar diye tanımlar. Mikroskopta görülen bir-iki katlı hücre tabakası bu zarın kendisidir. Büyük damarlar zarın üstünde, subaraknoid boşlukta uzanır. Zarın altındaki pia altı boşlukta da damarlar vardır (Joost ve ark., 2026).
Adlar. Uluslararası anatomi terimleri listesinin bugünkü baskısına kısaca TA2 denir. TA2’de yumuşak zarın resmî adı piadır; pia mater eş anlamlısıdır (FIPAT, 2019). TA2 kafa piasını (pia cranialis) ve omurilik piasını (pia spinalis) ayrı terimler olarak verir (FIPAT, 2019).
Joost ve arkadaşlarına göre yumuşak zar, glia limitansın bazal zarı üzerinde durur; ikisinin arasında pia altı boşluk vardır (Joost ve ark., 2026). Zedde ve Pascarella ise yumuşak zarın hemen altındaki tabakaya “yumuşak zar bazal zarı” der. Onu zarlar ile beyin dokusu arasında bir engel sayarlar (Zedde ve Pascarella, 2025a). İki kaynak bu bölgeyi farklı sözcüklerle anlatır.
Glia limitans: beynin dış sınırı. Glia limitans, yumuşak zar ile beyin dokusu arasındaki doğrudan sınırdır. Beynin ve omuriliğin bütün yüzeyini, damar çevresi boşluklar dahil, örter (Joost ve ark., 2026). İki kısmı vardır: yüzeydeki glia limitans superficialis ve damarların çevresindeki glia limitans perivascularis (Joost ve ark., 2026).
Yapısı iki parçalıdır: astrositlerin yaptığı bir bazal zar ve astrositlerin uç ayakları (Joost ve ark., 2026). Sağlıklı beyinde bu sınırdan su geçişini akuaporin-4 adlı su kanalı düzenler. Bu kanal en çok astrositlerin uç ayaklarında toplanır. Buna kutuplaşmış dağılım denir (Joost ve ark., 2026). Glia limitans bağışıklık hücrelerinin geçişini de denetler. Bu hücrelerin subaraknoid ve damar çevresi boşluklardan beyin dokusuna serbestçe girmesini sınırlar (Joost ve ark., 2026).
Yetişkin insan beyin kabuğunda glia limitans 20–40 µm kalınlığındadır. Astrosit uzantılarının oluşturduğu sık bir ağdır. Bu uzantılar GFAP proteinini taşır (Brøchner ve ark., 2015). GFAP, “glia lifli asidik proteini” adının kısaltmasıdır.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Yüzeydeki damarlar. Subaraknoid boşlukta farklı çaplarda atardamarlar ve toplardamarlar vardır, ama kılcal damar yoktur (Joost ve ark., 2026). Yumuşak zar atardamarları kabuk yüzeyinde ve oluklarda tekrar tekrar dallanır. Böylece çapı yaklaşık 30–40 µm’ye kadar inen geniş bir ağ kurarlar (Joost ve ark., 2026). Subaraknoid boşluktaki atardamarlar ve toplardamarlar, yumuşak zarla sürekli bir leptomeningeal hücre kılıfıyla sarılıdır (Joost ve ark., 2026).
Beyne dalan damarlar. Zhang ve arkadaşları 6 hastanın beyin kabuğu biyopsisini inceledi; hastalar 18–53 yaşındaydı. İnce bir yumuşak zar kılıfı atardamarları ve arteriyolleri, yani en ince atardamar dallarını, tümüyle sarıyordu. Bu kılıf beyin içinde, pia altında ve subaraknoid boşlukta görüldü (Zhang ve ark., 1990). Beyin içindeki ve pia altındaki venüllerin çevresinde ise benzer bir kılıf yoktu (Zhang ve ark., 1990). Arteriyoller incelip düz kas katlarını yitirdikçe kılıf da eksikleşir (Zhang ve ark., 1990).
Kaynaklar burada ayrışır. OpenStax, beyin dokusunu besleyen damarların yumuşak zar ile sinir dokusu arasında olduğunu yazar (OpenStax 13.3). UTHealth ders kitabı ve Joost ve arkadaşları ise büyük yüzey damarlarını yumuşak zarın üstünde, subaraknoid boşlukta gösterir (Dafny, 2020; Joost ve ark., 2026). Pia altı boşlukta da damarlar vardır (Joost ve ark., 2026). Ama beyin yüzeyindeki büyük damarlar subaraknoid boşluktadır. Bu ders ikinci anlatımı esas alır.
Joost ve arkadaşlarına göre toplardamarlarda kılıfın uzandığı bölüm atardamarlardakinden kısadır (Joost ve ark., 2026). Zhang ve arkadaşlarının çalışması yalnızca özetinden okundu.
Yumuşak zar beyin yüzeyinde kalmaz. Beynin içine dik olarak giren ve çıkan damarların çevresine bir kılıf gibi iner. Damar duvarı ile bu kılıf arasında sıvı dolu bir aralık kalır. Bu aralığa damar çevresi boşluk ya da Virchow–Robin boşluğu denir (Joost ve ark., 2026). Bu boşluklar dışta glia limitansla sınırlanır (Barisano ve ark., 2022).
Bu boşlukları ilk kez 1840’larda Durand-Fardel ve Pestalozzi anlattı. Ama adlarını, 1850’lerde onları tanımlayan iki bilim insanından alırlar: Alman patolog Rudolf Virchow ve Fransız anatomist Charles Philippe Robin (Barisano ve ark., 2022).
MR’da bu boşluklar kesit düzlemine dik gelirse nokta, paralel gelirse çizgi gibi görünür (Barisano ve ark., 2022). En sık bazal ganglionlarda ve yarımkürelerin derin ak maddesinde (centrum semiovale) görülürler (Barisano ve ark., 2022). Bazal ganglionlar, beynin derinindeki gri cevher çekirdekleridir. Bu boşluklar sağlıklı insanlarda da görülür. 1–30 yaş arası 125 sağlıklı kişinin hepsinde yüksek çözünürlüklü MR’da seçildiler (Groeschel ve ark., 2006). Yazarlara göre sağlıklı kişide MR’da görülen bu boşluklar, genişlemiş olsalar bile normal bir bulgudur (Groeschel ve ark., 2006).
Damar çevresi boşluklar 150 yılı aşkın süre önce tanımlandı. Son yıllarda beyin dokusu arasındaki sıvının ve atıkların temizlenmesindeki rolleri yüzünden yeniden öne çıktılar; bu temizliğin özellikle uykuda önemli olduğu düşünülür (Wardlaw ve ark., 2020). Bu temizlik tartışması “Yeni keşifler: lenf damarları, bağışıklık ve tartışmalar” bölümündedir.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kabukta ve derinde farklı. Leptomeningeal kılıf ve damar çevresi boşluk, delici atardamarlar boyunca kılcal damar düzeyine kadar uzanır. Orada damarın iç örtüsü glia bazal zarıyla kaynaşır ve boşluk kapanır (Joost ve ark., 2026). Beyin kabuğundaki atardamarların çevresindeki boşluk normalde çoğunlukla sıkıdır ve pek açık değildir. Bazal ganglionlarda ve ak maddede ise boşluk daha açıktır. Burada damarı iki eş merkezli leptomeningeal kat sarar; boşluk bu iki katın arasındadır (Joost ve ark., 2026).
Weller ve arkadaşları daha keskin bir ayrım yapar. Kabukta atardamar duvarına tek kat leptomeningeal hücre yapışır. Bu yüzden kabuktaki atardamarların çevresinde damar çevresi boşluk yoktur (Weller ve ark., 2018). Ak maddede ve bazal ganglionlarda ise iki katlı kılıf bu boşluğu oluşturur (Weller ve ark., 2018). Parillo ve arkadaşlarına göre de beyin tabanından bazal ganglionlara giren arteriyoller iki kat ince zarla sarılır. Aradaki boşluk subaraknoid boşlukla bağlantılıdır (Parillo ve ark., 2024). Bu bağlantının gerçekten var olup olmadığı ise tartışmalıdır.
Gray’in anlatımı. Gray 1918’e göre yumuşak zar boşluğa, dış yüzünü döşeyen bir mezotel örtü olarak girer. Dışarıdan değişen bir uzaklıkta bu hücreler tanınmaz olur ve yerlerini glia alır (Gray, 1918). Gray bu kanallardan, sinir hücresinden subaraknoid boşluğa doğru az miktarda sıvı aktığını düşünür (Gray, 1918).
Üç boyutlu sahne
Damar çevresi boşluklar MR’da nerede görülür?
Bu sahnedeki yapılar:
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sağ): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Kaudat çekirdek (sağ): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Putamen (sağ): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sağ): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Hipokampus (sağ): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Amigdala (sağ): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Talamus (sağ): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
MR’da nasıl tanınır? Normalde damar çevresi boşluğun MR’daki kesit çapı 2 mm’den küçüktür (Barisano ve ark., 2022). Ramaswamy ve arkadaşlarına göre boşluk damara dik kesitte yuvarlak ya da ovaldir; çapı genellikle 3 mm’den küçüktür (Ramaswamy ve ark., 2022). BT’de boyanmaz, kireç içermez ve BOS yoğunluğundadır. MR’da T1 ve FLAIR görüntülerinde karanlık, T2’de parlaktır ve çevresine baskı yapmaz. Boşluklar birbiriyle bağlantılı olduğu için difüzyon görüntülerinde kısıtlanma göstermez (Parillo ve ark., 2024). Kontrast madde de almazlar. Kan ile beyin dokusu arasında kan-beyin engeli vardır. Bu engel, klinikte kullanılan gadolinyumlu maddeleri bu boşluklara geçirmez (Absinta ve ark., 2017).
Potter ölçeği. Potter ve arkadaşları MR’da görülen boşluğu şöyle tanımladı: BOS sinyalinde, keskin sınırlı, kesit çapı 3 mm’den küçük ve delici damarın yolunu izleyen küçük yapılar (Potter ve ark., 2015). Ölçek üç bölgeye bakar: bazal ganglionlar, yarımküre ak maddesi (centrum semiovale) ve orta beyin. Bazal ganglionlarda ve ak maddede boşluklar sayılır ve 0–4 arası puan verilir. Orta beyinde ise yalnızca boşluk görünüp görünmediğine bakılır: 0 yok, 1 var demektir (Potter ve ark., 2015).
Yaşla değişim. Küçük Virchow–Robin boşlukları her yaşta görülür. Yaş ilerledikçe daha sık ve daha büyük görünürler. Gözle bakıldığında sinyalleri bütün MR dizilerinde BOS ile aynıdır (Kwee ve Kwee, 2007). Yaşları 8 ile 90 arasında olan yaklaşık 1400 sağlıklı kişide de yaşla birlikte boşluklar genişledi ve sayıca arttı. Erkeklerde boşluk yükü kadınlardan fazlaydı (Lynch ve ark., 2023). 3 tesla ve üstü güçlü MR’lar, genişlememiş boşlukları bile neredeyse herkeste gösterebilir. Buna sağlıklı ergenler ve genç erişkinler de dahildir (Barisano ve ark., 2022).
Kwee ve Kwee üç tip tanımlar; dördüncü tip Parillo ve arkadaşlarının sınıflamasındadır. Boşluklar hipokampusta, orta beyinde, köprüde ve beyincikte de görülebilir (Barisano ve ark., 2022). Kwee ve Kwee’nin çalışması yalnızca özetinden okundu.
Eşikler çalışmadan çalışmaya değişir. Bu derste temel tanım olarak Potter ölçeğinin 3 mm’lik sınırı alındı. Potter ve arkadaşları ölçeğe ayrıca boyut ölçütü koymadı; çünkü rutin görüntülerde 2 mm’den küçük ve 2–3 mm’lik boşlukları ayırmak zordu (Potter ve ark., 2015). Ermiş ve arkadaşlarının çalışması yalnızca özetinden okundu.
Kural kesin değildir. Genişlemiş bir damar çevresi boşluk 1 cm’yi aşabilir ve enfarkta benzeyen parlak bir halka taşıyabilir. Bu durumda proton yoğunluğu görüntüleri ayırmaya yardım eder (Ramaswamy ve ark., 2022). Enfarkt, beslenmesi kesilen dokunun ölmesiyle kalan alandır; ayrıntısı damar derslerinde anlatılacak.
Klinik vaka
Noktalar mı, eski bir inme mi?
Altmış sekiz yaşında, yıllardır yüksek tansiyonu olan bir erkek baş dönmesi yakınmasıyla MR çektiriyor. Nörolojik muayenesi normal. T2 görüntülerde iki yanda, bazal ganglionların alt kısmında, ön komissüre yakın çok sayıda küçük nokta ve çizgi var. Bunlar keskin sınırlı ve BOS gibi parlak. Çoğu 2 mm dolayında; FLAIR’de karanlık. Sol putamenin üst kısmında ise 8 mm’lik, düzensiz bir boşluk var. Çevresinde FLAIR’de parlak bir halka seçiliyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Uzun bir tartışma: boşluk subaraknoid boşluğa açılır mı? Bu soru 19. yüzyıldan beri sorulur. Virchow 1851’de küçük beyin damarlarının iç ve orta katları ile dış katı (adventisya) arasında boşluklar tanımladı. Ona göre bu boşluklar subaraknoid boşlukla doğrudan iletişimdeydi (Gouveia-Freitas ve Bastos-Leite, 2021). Robin 1859’da benzer boşlukları anlattı. Ama onları damarın dış katının içinde kapalı kanallar olarak gördü (Gouveia-Freitas ve Bastos-Leite, 2021). His 1865’te beyin dokusuna mürekkep verdi ve delici damarların çevresinde boşluklar gördü. Bunları “sinir sisteminin lenf yolları” sandı. Woollam ve Millen ise bu boşlukları sonradan yapay saydı (Gouveia-Freitas ve Bastos-Leite, 2021). Key ve Retzius 1875’te delici damarların çevresinde BOS içeren huni biçimli boşluklar tanımladı. Bunlara “Piatrichter”, yani pia hunisi dediler (Gouveia-Freitas ve Bastos-Leite, 2021).
Kapalı diyenler. Hutchings ve Weller’e göre ne yumuşak zar ne de subaraknoid boşluk, damarların yanında kabuğun içine uzanır (Hutchings ve Weller, 1986). Yeni subaraknoid kanaması olan beyinlerde kırmızı kan hücreleri damar çevresi boşluklara girmemişti. Ölüm sonrası subaraknoid boşluğa verilen Çin mürekkebi de geçmedi (Hutchings ve Weller, 1986). Joost ve arkadaşlarının özetlediği modele göre damar çevresi boşluk subaraknoid boşluğa değil, pia altı boşluğa bağlanır. Bazı insan MR çalışmaları bunu destekler (Joost ve ark., 2026). Ankara’dan Öztürk ve Aydingöz 44 kişide boşlukların T2 sinyalini ölçtü. Sinyal BOS’unkinden anlamlı farklıydı. Bu, boşlukların BOS dolu bir subaraknoid kılıf değil, hapsolmuş doku arası sıvı olduğu görüşüyle uyumludur (Öztürk ve Aydingöz, 2002).
Açık diyenler. Zhang ve arkadaşlarına göre yumuşak zar kılıfı bir sürekliliği düşündürür. Beyin içindeki atardamarların çevresindeki boşluklar, subaraknoid atardamarların çevresindekilerle doğrudan sürekli olabilir (Zhang ve ark., 1990). Derk ve arkadaşları subaraknoid boşluğun beyin içindeki damar çevresi boşluklarla sürekli olduğunu yazar. Böylece BOS’taki moleküller beyin dokusuna ulaşabilir (Derk ve ark., 2021). Eskişehir’den Saylisoy ve arkadaşları doğrudan iletişim olmadığını kabul eder. Ama 4 hasta bildirirler. Bunların 3’ünde subaraknoid kanama, 1’inde bel bölgesine verilen kontrast, iki yanda bazal ganglionların damar çevresi boşluklarına geçmişti (Saylisoy ve ark., 2014). Joost ve arkadaşlarına göre başka çalışmalar da iki bölme arasında işaretleyici alışverişi bildirir (Joost ve ark., 2026).
Kaynaklar “sürekli” sözcüğünü aynı anlamda kullanmayabilir. Kimi doğrudan bir açıklığı, kimi bir sızıntıyı, kimi molekül alışverişini anlatır. Soru bugün de açıktır; kesin bir hüküm verilemez (Joost ve ark., 2026).
Hutchings ve Weller, Zhang ve arkadaşları, Weller ve arkadaşları, Öztürk ve Aydingöz ile Saylisoy ve arkadaşlarının çalışmaları yalnızca özetinden okundu.
Dev damar çevresi boşluklar. Damar çevresi boşluklar bazen çok büyür. Parillo ve arkadaşlarına göre 15 mm ve üstü çapta, kitle etkisi yapan ve kist gibi görünen boşluklar “dev” sayılır. Bunların öteki kistik hastalıklardan ayrılması gerekir (Parillo ve ark., 2024). Conforti ve arkadaşları ise 1,5 cm’yi aşan ve kitle etkisi yapanlara “dev ya da tümör benzeri” boşluk der (Conforti ve ark., 2023).
Dev boşluklar en sık orta beyin-talamus bölgesindedir (tip III). Burada beyin su yoluna (Sylvius kanalı) basabilir ve tıkayıcı hidrosefaliye yol açabilirler (Parillo ve ark., 2024). Tip 3 dev boşluklar, beyin su yoluna ya da üçüncü karıncığa bastıkları için hastaların en az %75’inde belirti verir (Conforti ve ark., 2023). İnce yapılarını göstermede 3B CISS dizisi temel önemdedir (Conforti ve ark., 2023). Dev boşluklar genellikle durağandır; bazı olgular 7 yıla kadar izlendi (Okar ve ark., 2023).
Neden genişler? Okar ve arkadaşları dört olası neden sayar. Birincisi doku arası sıvı dolaşımının bozulmasıdır. İkincisi atardamarların sarmal biçimde uzamasıdır. Üçüncüsü beyin dokusunun küçülmesi ya da damar çevresindeki miyelin kaybıdır. Dördüncüsü bağışıklık hücrelerinin birikmesidir (Okar ve ark., 2023). Bazal ganglionlarda yaygın genişlemiş boşluklar delik delik bir görünüm verir. Durand-Fardel bu görünüme “état criblé” (status cribrosum), yani kalbur görünümü dedi (Parillo ve ark., 2024).
Ermiş ve arkadaşlarına göre bu ilişki beyin temizliğiyle ilgili olası bir gösterge olabilir, ama henüz doğrulanmamıştır (Ermiş ve ark., 2026). Üç çalışma da yalnızca özetinden okundu.
Klinik vaka
Orta beyinde büyük bir kist
Elli iki yaşında bir kadın, birkaç aydır artan baş ağrısı ve yürürken dengesizlik yakınmasıyla başvuruyor. MR’da sağ orta beyin-talamus bölgesinde 17 mm’lik, birkaç bölmeli, BOS ile aynı sinyalde kistik bir yapı var. Yapı beyin su yoluna basıyor; yan karıncıklar ve üçüncü karıncık genişlemiş. Kontrast tutulumu yok. İlk rapor “kistik tümör olabilir” diye yazılmış.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Yumuşak zar bazı yerlerde beyin yüzeyinden ayrılır ve beynin içine, karıncıklara doğru katlanır. Gray 1918’e göre üçüncü karıncığın koroid telasını ve yan ve üçüncü karıncıkların koroid pleksuslarını bu içe katlanma yapar (Gray, 1918). Koroid tela, karıncık tavanındaki ince örtüyü dıştan saran, damardan zengin bir bağ dokusu yaprağıdır (FIPAT, 2019). Koroid pleksus ise karıncıkların içinde, damardan zengin, kıvrımlı bir dokudur.
İlk derste BOS’un çoğunu koroid pleksusun yaptığını gördük. Bu sıvıyı nasıl yaptığı “Karıncıklar ve beyin-omurilik sıvısı” dersinde anlatılacak. Burada yalnızca onun bir zar yapısı olduğunu akılda tut.
Aşağıdaki sahnede yan karıncıkların içindeki koroid pleksusu görüyorsun. Karıncıklar saydam çizildi; böylece içlerindeki koroid pleksus seçilebiliyor.
Üç boyutlu sahne
Yan karıncığın koroid pleksusu
Bu sahnedeki yapılar:
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Talamus (sağ): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Yan karıncık (sol): Her yarımkürenin içinde C harfi gibi kıvrılan, beyin-omurilik sıvısıyla dolu boşluk.
- Yan karıncık (sağ): Her yarımkürenin içinde C harfi gibi kıvrılan, beyin-omurilik sıvısıyla dolu boşluk.
- Karıncıklar arası delik: Yan karıncıkları üçüncü karıncığa bağlayan açıklık.
- Üçüncü karıncık: İki talamusun arasında, orta hatta duran dar boşluk.
- Beyin su yolu: Orta beynin içinden geçen ince kanal; üçüncü karıncığı dördüncü karıncığa bağlar.
- Dördüncü karıncık: Beyincik ile pons ve omurilik soğanının üst bölümü arasındaki boşluk.
- Koroid pleksus (yan karıncık) (sol): Yan karıncığın içinde, yumuşak zar ile kılcal damarlardan oluşan kıvrımlı doku. Beyin-omurilik sıvısını yapar.
- Koroid pleksus (yan karıncık) (sağ): Yan karıncığın içinde, yumuşak zar ile kılcal damarlardan oluşan kıvrımlı doku. Beyin-omurilik sıvısını yapar.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Resmî adlar. TA2’de koroid tela (tela chorioidea) ve koroid pleksus (plexus chorioideus), kafa piasının alt terimleridir (FIPAT, 2019). Yani resmî terim listesi de onları yumuşak zarın bir parçası sayar.
Karıncık tavanı. TA2’nin bir notu 1895 tarihli eski Basel listesinden (BNA) gelir. Bu nota göre üçüncü ve dördüncü karıncığın tavanında sinir dokusu gelişmez. Orada ince bir epitel yaprağı vardır. Bu yaprağın dış yüzü baştan sona, damardan zengin bağ dokusu yapraklarıyla örtülüdür; bunlar koroid telalardır (FIPAT, 2019).
Kenar çizgileri. Beynin sıkı dokusu bazı keskin kenarlar boyunca koroid telanın epitel örtüsüne geçer. TA2’nin notu bu kenarlara “tenya” (taenia) adını verir (FIPAT, 2019). Bu kenarlardan biri koroid tenyadır (taenia chorioidea) (FIPAT, 2019).
Bütün satırlar TA2’den ve TA2’nin notlarından alındı (FIPAT, 2019). Koroid pleksusun BOS yapımı “Karıncıklar ve beyin-omurilik sıvısı” dersinde anlatılacak.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Yumuşak zar omuriliği de sarar. Omuriliğe sıkıca yapışır ve omuriliğin damarları onun yüzeyinde uzanır (Byrne ve Dafny, 2026). Omurilikte yumuşak zar beyindekinden daha kalın, daha sıkı ve daha az damarlıdır. Çünkü dışında ek bir lifli kat taşır (Gray, 1918).
Omuriliğin iki yanında yumuşak zar, sert zara doğru diş diş uzanan ince bağlar yapar: dişli bağlar (ligamenta denticulata). Bu bağlar omuriliği kanalın ortasında tutar. Omurilik adeta kanalın içinde “yüzer” (Byrne ve Dafny, 2026).
Omurilik belin üst kısmında biter. Yumuşak zar onun ucundan aşağıya ince bir iplik gibi devam eder: filum terminale. Bu iplik sert zarı deler ve kuyruk sokumuna doğru bir bağ olarak sürer (Byrne ve Dafny, 2026).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Dişli bağlar. Dişli bağlar, omuriliğin yan yüzünden sert zarın iç yüzüne uzanan çift katlı yumuşak zar kıvrımlarıdır. Her yanda yaklaşık 21 diş gibi uzantıyla sert zara tutunurlar (Byrne ve Dafny, 2026). Gray de dişleri her yanda 21 sayar. İlki büyük deliğin kenarı hizasında, omurga atardamarı ile dil altı siniri arasında tutunur (Gray, 1918). Yani dişli bağların ilki kafatası ile omurganın birleştiği yerdedir.
Parlak çizgi. Omuriliğin ön yüzünde, orta hatta boylamasına lifli bir bant uzanır: linea splendens (Gray, 1918). TA2’nin notuna göre bu, ön omurilik atardamarının çevresinde yumuşak zarın kalınlaşmasıdır (FIPAT, 2019).
Filum terminale. TA2 filum terminaleyi iki parçaya ayırır. Sert zar kesesinin içindeki parça filum terminale internumdur; yumuşak zardan yapılır. Kesenin dışındaki parça filum terminale externumdur; buna koksigeal bağ da denir (FIPAT, 2019).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
8.Zarlar arası boşluklar ve sisternalar
Beyni üç zar sarar. Dışta sert zar (dura mater), ortada örümcek ağı zar (arachnoidea mater), içte yumuşak zar (pia mater) vardır. Bu bölümde zarların kendisine değil, aralarına bakıyoruz.
Kitaplarda üç boşluk adı geçer. Epidural boşluk, sert zarın dışında, kemiğe bakan yüzündedir. Subdural boşluk, sert zarın altında sanılan aralıktır. Subaraknoid boşluk ise örümcek ağı zarın altındadır. Ama bu üç addan yalnızca biri, kafanın içinde gerçek bir boşluğa karşılık gelir.
Uluslararası anatomi terimleri listesine Terminologia Anatomica denir; bugünkü 2. baskısının kısa adı TA2’dir. TA2’nin bir notu açıktır. Normalde örümcek ağı zar sert zara, sert zar da kafatasına yapışıktır. Bu yüzden bu iki sınırda doğal bir boşluk yoktur (FIPAT, 2019). Böyle bir boşluk ancak bir travma ya da hastalık zarları birbirinden ayırınca açılır (FIPAT, 2019).
Gerçek boşluk, örümcek ağı zar ile yumuşak zarın arasıdır. İçi beyin-omurilik sıvısıyla (BOS) doludur (Gray, 1918). Beynin tabanında bu boşluk yer yer genişler. Bu geniş yerlere sisterna denir (Gray, 1918). Omurilikte ise bir boşluk daha gerçektir: sert zar ile omurga kanalının duvarı arasındaki epidural boşluk (Gray, 1918).
Epidural boşluk: kafada yok, omurilikte var. Kafanın içinde sert zar kemiğe sıkıca yapışır. Gray’e göre bu yapışma iki yerde en güçlüdür. Biri kafatası kemiklerinin birleştiği dikişlerin karşısıdır, öteki kafa tabanıdır (Gray, 1918). Sert zar, kafatası kemiklerinin iç yüzünü döşeyen kemik zarı (periost) görevini de görür (Gray, 1918). Bu yüzden TA2, kafa içi epidural boşluğu “her zaman bulunmayan” (inconstant) diye işaretler (FIPAT, 2019).
Omurilikte durum başkadır. Sert zar burada omurların kemik zarından ayrılır. Aradaki boşlukta yağ bulunur (Joost ve ark., 2026). Toplardamarlar da bu boşluktadır. Omurilik sinirlerinin kökleri de buradan geçer. Bu yüzden uyuşturan ilaçlar (lokal anestezikler) bu boşluğa etkili biçimde verilebilir (Byrne ve Dafny, 2026).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
İki sert zar, iki farklı düzen. Klasik anlatımda kafa içindeki sert zarın iki katı vardır. Kemiğe bakan kata endosteal kat, beyne bakan kata meningeal kat denir. Kafa içinde bu iki kat birbirine sıkıca bitişiktir. Omurga kanalında ise meningeal kat omurların kemik zarından ayrılır. Böylece yağ dolu epidural boşluk oluşur (Joost ve ark., 2026).
Neden böyledir? Endosteal kat büyük delikte (foramen magnum) dışa döner. Bu yüzden omurilik sert zarı yalnızca meningeal kattan ve en içteki sınır hücre katmanından oluşur (Ishikawa ve ark., 2026). Buradan ilginç bir eşleşme çıkar. Omurilikteki epidural boşluk, kafa içinde iki kat arasındaki düzlemin karşılığı sayılabilir. Bu düzleme interdural düzlem, yani sert zar katları arası düzlem denir (Ishikawa ve ark., 2026).
Gray de benzer bir eşleşme yapar. Omurilik epidural boşluğunda gevşek bir bağ dokusu ve bir toplardamar ağı bulunur (Gray, 1918). Gray’e göre bu toplardamarların yeri, kafadaki toplardamar sinüslerinin yerine denk düşer (Gray, 1918). Kafadaki bu sinüslere sert zar sinüsleri (sinus durae matris) denir. Sert zar sinüsleri, sert zarın iki katı arasında uzanan toplardamar kanallarıdır (Gray, 1918). Onları burun çevresindeki hava boşluklarıyla karıştırma.
TA2 bu farkı adlarla da gösterir. Kafa içi epidural boşluk (spatium epidurale craniale) “her zaman bulunmayan” diye işaretlidir. Omurilik epidural boşluğu (spatium epidurale spinale) ise böyle işaretlenmemiştir (FIPAT, 2019).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Subdural boşluk: bir yanılgının öyküsü. Sert zarın en iç yüzünde ince bir hücre katı vardır: sert zar sınır hücre katmanı. Bu katın hücreleri birbirine sıkıca bağlı değildir. Aralarında görece geniş yarıklar vardır (Joost ve ark., 2026). Bu yüzden kat zayıftır ve olağan dışı bir zorlamada kolayca ayrılır (Joost ve ark., 2026). Bu katmanın yapısını “Sert zar: yapısı” bölümünde gördük.
Sağlıklı insanda gerçek bir subdural boşluk yoktur. Böyle bir boşluk yalnızca hastalıkta oluşur (Joost ve ark., 2026). Bir örnek düşün: beyin yüzeyinden sert zara uzanan köprü toplardamarları yırtılır. Kan bu zayıf katmana dolar ve onu açar. Böylece yapay bir “subdural boşluk” oluşur (Joost ve ark., 2026).
“Subdural” denen kanamalar bu yüzden çoğu zaman aslında sert zarın içindedir, yani sınır hücre katmanındadır (Haines, 1991). Kanamaların ayrıntısı “Kanamalar ve fıtıklaşmalar” bölümünde.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Gray ne diyordu? Gray, omurilikte sert zar ile örümcek ağı zar arasında “olası bir boşluk” tanımlar ve ona subdural cavity der. Ama iki zarın aslında birbirine değdiğini de ekler (Gray, 1918). Gray subdural boşluğu çok küçük bir boşluk ve BOS yollarının bir parçası sayar (Gray, 1918). Onu bir seröz boşluğa da benzetir (Gray, 1918). Seröz boşluk, iki ince zar arasında az bir sıvının bulunduğu kapalı bir aralıktır. Bu görüş bugün geçerli değildir.
Bugünkü görüş. Haines 1991’de bu sınırın ince yapısını inceledi. Örümcek ağı zarın engel hücre katmanı ile sert zarın sınır hücre katmanı arasında bir boşluğa dair kanıt bulmadı (Haines, 1991). Haines’e göre burası “olası” (potansiyel) bir boşluk bile değildir. Çünkü buradaki yarık ancak doku hasarıyla oluşur (Haines, 1991). 1993’te Haines ve arkadaşları şunu ekledi: Bir boşluk oluşsa bile bu “subdural” değildir. Ayrı bir hücre katmanının içindedir (Haines ve ark., 1993). Ameliyatla alınmış insan omurilik zarlarında da sert zar ile örümcek ağı zar sıkıca yapışık bulundu. Aralarında doğal bir boşluk yoktu (Vandenabeele ve ark., 1996).
Ishikawa ve arkadaşları da aynı sonuca varır. Küçük bir travmanın ya da ameliyatın kesme kuvveti sınır hücre katmanını yarabilir. Böylece sert zarın içinde bir ayrılma düzlemi açılır. Klinikte “subdural boşluk” diye görülen yer budur (Ishikawa ve ark., 2026).
Sınır hücreleri komşu katlara nasıl tutunur? Hücreleri birbirine bağlayan küçük yapılara hücre bağlantısı (junction) denir. Ishikawa ve arkadaşlarına göre sınır hücreleri ile üstteki meningeal kat arasında hücre bağlantısı yoktur. Alttaki örümcek ağı zarın engel katmanıyla ise bu bağlantılar vardır (Ishikawa ve ark., 2026). Haines’in anlatımı biraz farklıdır. Ona göre sınır hücre katmanı, sert zarın meningeal kısmıyla kesintisiz sürer. Alttaki örümcek ağı zara ise ancak ara sıra bir hücre bağlantısıyla tutunabilir (Haines, 1991).
Kronik subdural kanamada ilk kanamanın, bu katmanı geçen köprü toplardamarlarından olduğu genel olarak kabul edilir (Nouri ve ark., 2021). Toplardamarın duvarı en ince yerinde, sınır hücre katmanında, tek kat endotel kadar olabilir (Nouri ve ark., 2021). Bu yüzden bazı yazarlar “subdural hematom” yerine sert zar sınır hematomu adını önerir (De Simone ve ark., 2026).
Eski dil hâlâ yaşıyor. Bazı güncel kaynaklar sert zar ile örümcek ağı zar arasına hâlâ subdural boşluk der (Dafny, 2020). StatPearls’ün bir özeti epidural, subdural ve subaraknoid alanları “boşluk ya da olası boşluk” diye sayar (Ghannam ve Al Kharazi, 2023). Bir laboratuvar sayfası omurilikteki subdural boşluk için “gerçek olmaktan çok olası” der (Byrne ve Dafny, 2026). 2025 tarihli bir derleme de “olası boşluk” sözünü kullanır (Zedde ve Pascarella, 2025a). Bu kaynakları okurken bugünkü anatomiyi akılda tut.
Kaynaklar: Gray (1918); FIPAT (2019); Joost ve ark. (2026); Ishikawa ve ark. (2026); Haines (1991); Haines ve ark. (1993); De Simone ve ark. (2026); Byrne ve Dafny (2026). Gray’in subdural boşluk anlatımı bugün eskimiştir; tabloya yalnızca karşılaştırma için alındı.
Subaraknoid boşluk: beynin su yatağı. Örümcek ağı zar beynin bütün yüzeyini örter. Ama derin girintilere inmez; büyük aralıkların üstünden köprü kurar. Yumuşak zar ise her yarığa girer. Damarları en küçük dallarına kadar izler (Villanueva ve ark., 2023). İki zarın arasında kalan aralık subaraknoid boşluktur. İçi BOS doludur (Gray, 1918).
Bu yüzden boşluğun genişliği her yerde aynı değildir. Bir kıvrımın (girusun) tepesinde iki zar birbirine değer. Kıvrımların arasındaki oluklarda ise üçgen biçimli boşluklar kalır (Gray, 1918). Beynin yumuşak zara doğrudan dayandığı yerde boşluk hiç yoktur (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Bu boşluktaki BOS, beyne ve omuriliğe sıvı bir yastık olur (OpenStax 13.3). Başını çevirdiğinde ya da bir darbe aldığında beynin biçimini ve yerini korur (Saboori ve Sadegh, 2015). Boşlukta irili ufaklı atardamarlar ve toplardamarlar vardır, ama kılcal damar yoktur (Joost ve ark., 2026). Örümcek ağına benzeyen ince iplikler de iki zarı birbirine bağlar (OpenStax 13.3; Joost ve ark., 2026). Kafatası, omurga, zarlar ve bu boşluk birlikte beyni darbelere ve enfeksiyonlara karşı korur (Joost ve ark., 2026).
Subaraknoid boşluk kapalı bir torba değildir. Dördüncü karıncığa Magendie ve Luschka delikleriyle bağlanır (Zedde ve Pascarella, 2025a). Büyük delikte de omuriliğin subaraknoid boşluğuyla kesintisiz sürer (Byrne ve Dafny, 2026).
Sayılarla zarlar arası boşluklar
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Adı ve sınırları. TA2 bu boşluğa spatium subarachnoidale der. Resmî bir notu bir inceliği hatırlatır: Boşluğun iç sınırı yumuşak zarın dış katıdır. Bu yüzden en doğru ad spatium leptomeningeum, yani “leptomeningeal boşluk” olurdu (FIPAT, 2019). Leptomeninks, örümcek ağı zar ile yumuşak zarın ortak adıdır (Joost ve ark., 2026). Boşluğun tavanını örümcek ağı zarın engel hücreleri, tabanını yumuşak zar yapar (Derk ve ark., 2021).
İçinde ne var? Gray’e göre boşluğu süngerimsi bir doku doldurur. Bu doku ince bağ dokusu çubuklarından (trabekül) ve birbirine açılan kanallardan oluşur. Sıvı bu kanallardadır (Gray, 1918). Beyin toplardamarları dokudan çıkıp bu boşlukta birleşir. Sonra köprü toplardamarlarıyla sert zar sinüslerine dökülür (Joost ve ark., 2026). Örümcek ağı zar, kafa ve omurilik sinirlerini de gevşek kılıflarla sarar. Bu kılıflar sinirlerin kafatasından ve omurga kanalından çıktığı yere kadar uzanır (Gray, 1918).
Ne kadar geniş? Bir mühendislik çalışması, insan kafasında subaraknoid boşluğun yaklaşık 2–3 mm genişliğinde olduğunu yazar. Ama bu sayıyı yöntem bölümünde kaynak göstermeden verir (Saboori ve Sadegh, 2015). Gerçek genişlik yerden yere çok değişir. Kıvrım tepelerinde iki zar birbirine değer; sisternalarda ise boşluk geniştir (Gray, 1918). Erişkinde yaşa göre normal genişlik veren açık erişimli bir kaynak bulamadık. Bebekler için ise ölçümler var (görüntüleme kutusu).
Ne kadar BOS taşır? Bu sorunun yanıtı ölçüm yöntemine göre değişir (aşağıdaki tablo). Gray, BOS’un yaşlılarda en bol olduğunu yazmıştı (Gray, 1918). 81 kişilik bir MR çalışması da BOS hacmi ile yaş arasında güçlü bir ilişki buldu (Albayram ve ark., 2022).
Omurilikte. Omurilik subaraknoid boşluğu geniştir. En geniş yeri omurga kanalının alt kısmıdır. Orada örümcek ağı zar, at kuyruğunu (cauda equina) yapan sinir köklerini sarar (Gray, 1918). Boşluk 2. sağrı omurunun alt kenarında biter (Gray, 1918).
1 cm³, 1 mL’ye eşittir. Kaynak kitaplardaki 125–150 mL, MR ile ölçülen değerlerden küçüktür. Fark ölçüm yönteminden, yaştan ve örneklemden gelebilir. Eide ve arkadaşlarının kontrol grubu sağlıklı gönüllülerden oluşmaz. Wu ve arkadaşları cinsiyetler arasında fark bulmadı; Albayram ve arkadaşları erkeklerde daha yüksek değer buldu. BOS’un yapılışı ve dolaşımı “Karıncıklar ve beyin-omurilik sıvısı” dersinde anlatılacak.
Sisternalar: subaraknoid boşluğun genişlediği yerler. Beynin tabanı düz değildir. Beyin sapı, sinirler ve damarlar burada girinti çıkıntı yapar. Örümcek ağı zar bu girintilere inmez, üstlerinden geçer. Yumuşak zar ise beynin yüzeyini sıkıca izler. Böylece iki zar arasında yer yer geniş aralıklar kalır. Bu aralıklar birbirine serbestçe açılır. Gray onlara subaraknoid sisternalar der (Gray, 1918).
Sisternalar adlarını komşu oldukları beyin yapılarından alır (Zedde ve Pascarella, 2025a). Birkaç örneğe bak:
- Büyük sisterna, omurilik soğanı ile beyincik arasındadır. Subaraknoid sisternaların en büyüğüdür (Zedde ve Pascarella, 2025a).
- İnterpedinküler sisterna, orta beynin iki ayağını, yani serebral pedinkülleri (pedunculi cerebri) sarar. Gray’e göre beynin tabanındaki atardamar halkası, yani Willis halkası, bu sisternanın içindedir (Gray, 1918). Bugünkü cerrahi anatomi ise halkanın parçalarını birkaç komşu sisternaya dağıtır (Villanueva ve ark., 2023).
- Köprünün (pons) önündeki sisternada baziler atardamar uzanır (Gray, 1918).
- Şakak lobunun önünde, örümcek ağı zar yan yarığın (Sylvius yarığı) üstünden geçer ve bir sisterna yapar. İçinde orta beyin atardamarı vardır (Gray, 1918).
Sisternalar kesin duvarlı odalar değildir. Yerlerine göre adlandırılırlar, ama anatomik olarak kesin ayrılmazlar. Aralarında değişik büyüklükte delikleri olan, süzgeç gibi bir doku vardır (Joost ve ark., 2026). BOS bu deliklerden bir sisternadan ötekine geçebilir (Villanueva ve ark., 2023).
Hareketli çizim
Sisternalar: subaraknoid boşluğun genişlediği yerler
Orta hattan kesit: sisternalar nerede?
Örümcek ağı zar beynin girintilerine inmez, üstlerinden köprü kurar. Bu yüzden beyin-omurilik sıvısıyla (BOS) dolu subaraknoid boşluk beynin üst yüzünde dardır. Beynin tabanında ise genişler; bu geniş yerlere sisterna denir. Sisternalar birbirine açılır ve adlarını komşu yapılardan alır.
Üç boyutlu sahne
Alttan bakış: sisternaların komşuları
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Optik traktus (sağ): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Optik sinir (sol): İkinci kafa siniri: gözün retinasından çıkan liflerden oluşur ve görme bilgisini beyne taşır.
- Optik sinir (sağ): İkinci kafa siniri: gözün retinasından çıkan liflerden oluşur ve görme bilgisini beyne taşır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- İç karotis arter (sol): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- İç karotis arter (sağ): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- Vertebral arter (sol): Boyun omurlarının içinden yükselen atardamar. İki vertebral arter birleşerek baziler arteri oluşturur.
- Vertebral arter (sağ): Boyun omurlarının içinden yükselen atardamar. İki vertebral arter birleşerek baziler arteri oluşturur.
- Baziler arter: İki vertebral arterin birleşmesiyle oluşan, ponsun ön yüzünde uzanan atardamar; beyin sapına ve beyinciğe dallar verir.
- Ön beyin arteri (sol): İç karotis arterin dalı; yarımkürenin iç yüzüne doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Ön beyin arteri (sağ): İç karotis arterin dalı; yarımkürenin iç yüzüne doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Ön bağlantı arteri: İki ön beyin arterini birbirine bağlayan kısa atardamar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Orta beyin arteri (sol): İç karotis arterin en büyük dalı; dalları yarımkürenin yan yüzünün büyük bölümüne yayılır.
- Orta beyin arteri (sağ): İç karotis arterin en büyük dalı; dalları yarımkürenin yan yüzünün büyük bölümüne yayılır.
- Arka bağlantı arteri (sol): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka bağlantı arteri (sağ): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sol): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sağ): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Üst beyincik arteri (sol): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
- Üst beyincik arteri (sağ): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Sisternaları ne ayırır? Sisternaların arasında çoğu zaman örümcek ağı zar perdeleri vardır. Bu perdeler BOS’un sisternalar arasındaki akışını düzenler (Zedde ve Pascarella, 2025a). En iyi bilinen perde Liliequist zarıdır. Zarın seyri ve yaprakları “Örümcek ağı zar” bölümünde anlatıldı. Burada şu kadarı yeter: Bu zar kiazma, interpedinküler ve prepontin sisternaları birbirinden ayırır (Zedde ve Pascarella, 2025a).
BOS’un yolu. BOS dördüncü karıncıktan Luschka delikleriyle köprü–beyincik açısına çıkar. Oradan ön köprü zarlarındaki açıklıklarla prepontin sisternaya geçer. Sonra interpedinküler sisternaya yükselir (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Çadır çentiği ve üç sisterna. Beyincik çadırının ön kenarında büyük, oval bir açıklık vardır: çadır çentiği (incisura tentorii). Orta beynin ayakları bu açıklıktan geçer (Gray, 1918). Çentik ön, orta ve arka diye üç kısma ayrılır. Her kısma bir sisterna karşılık gelir: önde interpedinküler, ortada ambiens, arkada kuadrigeminal sisterna (Villanueva ve ark., 2023).
Willis halkası hangi sisternada? Burada kaynaklar sisternaları farklı genişlikte tanımlar. Gray interpedinküler sisternayı geniş tutar ve ona bazal sisterna da der. Ona göre bu sisterna iki şakak lobu arasında uzanır. Öne doğru görme kiazmasının üstünden geçer ve kiazma sisternasını yapar. Willis halkası da bu geniş sisternanın içindedir (Gray, 1918). Bugünkü cerrahi anatomi sisternaları daha küçük parçalara ayırır. Buna göre halkanın parçaları farklı sisternalardadır (Villanueva ve ark., 2023):
- iç karotis atardamarı ve arka bağlantı atardamarının başlangıcı karotis sisternasında,
- ön bağlantı atardamarı lamina terminalis sisternasında,
- arka bağlantı atardamarının sonu ile baziler atardamarın tepesi ve çatallanması interpedinküler sisternada.
Adlar. TA2 kafa sisternalarını tek tek sayar. Listede şunlar vardır: perikallozal, yan çukur (Sylvius), lamina terminalis, kiazma, interpedinküler, ambiens, kuadrigeminal, köprü–beyincik ve iki serebellomedüller sisterna (FIPAT, 2019). Büyük sisternanın resmî adı cisterna cerebellomedullaris posterior’dur. Cisterna magna ise eş anlamlı olarak verilir (FIPAT, 2019).
Klinikte çok kullanılan bazı adlar bu listede yoktur. Prepontin sisterna için Gray cisterna pontis der (Gray, 1918). Krural sisternayı klasik kaynaklar tanımlar, ama TA2 ona ayrı bir ad vermez (Villanueva ve ark., 2023). Bugünkü adlandırma büyük ölçüde Yaşargil’in 1970’lerin ortasındaki ayrıntılı tanımına dayanır (Villanueva ve ark., 2023).
Kaynaklar: Gray (1918); FIPAT (2019); Villanueva ve ark. (2023); Zedde ve Pascarella (2025a); Li ve ark. (2023); Byrne ve Dafny (2026). “—”: açtığımız kaynaklarda bu bilgi yok. TA2 iki sisternayı daha sayar: lamina terminalis sisternası (*cisterna laminae terminalis*) ve yan serebellomedüller sisterna (*cisterna cerebellomedullaris lateralis*).
Üç boyutlu sahne
Orta hattan: sisternaların sırası
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Forniks (sol): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks komissürü: İki yandaki forniks arasında karşıya geçen lifler.
- Korpus kallozum: İki yarımküreyi birbirine bağlayan en büyük lif köprüsü; yaklaşık 200 milyon sinir lifi içerir ve yarımküreler arasındaki ana iletişim yoludur.
- Ön komissür: İki yarımküreyi, özellikle temporal lobları ve koku bölgelerini birbirine bağlayan küçük lif demeti.
- İç kapsül (sol): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Epifiz bezi: Ara beynin arka-üst yüzündeki küçük bez. Akşam ışık azalınca daha çok melatonin hormonu salgılar; bu da uyku hâlini getirir.
- Habenula: Epifiz bezinin hemen önünde duran, epitalamusa ait küçük yapı.
- Arka komissür: Ara beyin ile orta beynin birleştiği yerde iki yanı birbirine bağlayan küçük lif demeti; göz bebeğinin ışık refleksi ve yukarı-aşağı bakış yollarıyla ilişkilidir.
- Lateral genikulat cisim (sol): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sol): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Yan karıncık (sol): Her yarımkürenin içinde C harfi gibi kıvrılan, beyin-omurilik sıvısıyla dolu boşluk.
- Karıncıklar arası delik: Yan karıncıkları üçüncü karıncığa bağlayan açıklık.
- Üçüncü karıncık: İki talamusun arasında, orta hatta duran dar boşluk.
- Beyin su yolu: Orta beynin içinden geçen ince kanal; üçüncü karıncığı dördüncü karıncığa bağlar.
- Dördüncü karıncık: Beyincik ile pons ve omurilik soğanının üst bölümü arasındaki boşluk.
- Koroid pleksus (yan karıncık) (sol): Yan karıncığın içinde, yumuşak zar ile kılcal damarlardan oluşan kıvrımlı doku. Beyin-omurilik sıvısını yapar.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Bel sisternası ve bel delme. Omurilik, omurga kanalının sonuna kadar inmez; üst bel omurları hizasında biter. Ama örümcek ağı zar, sert zarla birlikte 2. sağrı (sakral) omuruna kadar iner (Byrne ve Dafny, 2026). Bu yüzden 2. bel omurunun altında büyük, BOS dolu bir sisterna kalır. Buna bel sisternası (cisterna lumbalis) denir (Byrne ve Dafny, 2026; FIPAT, 2019). Burada omurilik yoktur. Yalnızca at kuyruğunu (cauda equina) yapan sinir kökleri vardır ve örümcek ağı zar onları sarar (Gray, 1918).
BOS almak için iğne bu sisternaya sokulur. İğne sert zarı ve örümcek ağı zarı geçerek subaraknoid boşluğa ulaşır (OpenStax 13.3). Bu işleme bel delme denir. Omurilik orada olmadığı için ona zarar verme tehlikesi önlenir (OpenStax 13.3).
Belden alınan sıvı neden beyin hakkında bilgi verir? Çünkü kafadaki ve omurilikteki zarlar ve subaraknoid boşluklar büyük delikte kesintisiz sürer. Beynin çevresindeki bir kanama, enfeksiyon ya da iltihap bu yüzden belden alınan BOS’ta görülebilir (Byrne ve Dafny, 2026).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kesenin alt ucu. Omurilik subaraknoid boşluğunun Gray’e göre 2. sağrı omurunun alt kenarında bittiğini yukarıda gördük. Bu hizanın kişiden kişiye değiştiğini ilk derste görmüştük. TA2 bel sisternasını omurilik örümcek ağı zarının bir parçası olarak sayar (FIPAT, 2019).
Başka bir yol: büyük sisterna. Weed, büyük sisterna ponksiyonunu hayvan deneylerinde çok kullandı. Bu, Bostonlu genç nörolog James Ayer’e esin verdi (Lutters ve Koehler, 2020). Kadavra denemelerinde iğne ortalama 4–5 cm derinlikte önce art kafa kemiği ile atlas arasındaki bağı, sonra sert zarı geçiyordu. Sert zar geçilince direnç birden kayboluyordu (Lutters ve Koehler, 2020).
Klinik vaka
Vaka: Ateş, baş ağrısı ve bel delme
19 yaşında bir üniversite öğrencisi iki gündür ateş ve şiddetli baş ağrısıyla acil servise geliyor. Ensesi sert. Hekim, beyni saran zarlarda bir iltihaptan şüpheleniyor ve BOS incelemesi istiyor. Hasta yan yatırılıyor. İğne belin alt bölümünden, omurganın orta hattından sokulacak.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Kaynaklar: Koktener ve ark. (2007); Serhatlioglu ve ark. (2003); Karadaş ve ark. (2026); Çolak ve ark. (2026); Selvi ve ark. (2026). Koktener, Serhatlioglu, Çolak ve Selvi çalışmalarının yalnızca özeti okundu. Liliequist zarı ve sisterna perdeleriyle ilgili Türkiye’den çalışmalar “Örümcek ağı zar” bölümündeki tabloda.
Klinik vaka
Vaka: Başı iri bir bebek
İki aylık bir bebeğin baş çevresi rutin kontrolde yaşıtlarından büyük ölçülüyor. Bebek iyi besleniyor, gelişimi yaşına uygun. Ultrasonda kafatası ile beyin kabuğu arasındaki subaraknoid boşluk 2,8 mm, iki yarımküre arası 3,9 mm ölçülüyor. Aile, bebeğin beyninin çevresinde “fazla su” olup olmadığını soruyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
9.Yeni keşifler: lenf damarları, bağışıklık ve tartışmalar
Beyin zarları uzun süre basit bir örtü sanıldı. Bugün beynin gelişimi, dengesi ve birçok hastalık için gerekli bir arayüz olarak görülüyor (Derk ve ark., 2021). Bir derlemeye göre zarlar edilgen bir kılıf değil, etkin bir sinir-bağışıklık organıdır. İltihabı, madde temizliğini ve hastalıkların gidişini etkiler (Joost ve ark., 2026).
Bu bölümde son yıllardaki keşiflere bakıyoruz:
- zarlardaki lenf damarları,
- beynin atıklarını nasıl temizlediğine dair glenfatik hipotez,
- “dördüncü zar” tartışması,
- zarlar arasındaki yeni geçitler,
- zarlarda yaşayan bağışıklık hücreleri.
Bu keşiflerin bazıları sağlam, bazıları tartışmalıdır. Her birinde üç soru soracağız: Hangi canlıda bulundu? Hangi yöntemle? Ne kadar kesin?
Beynin lenf damarları var mı? Lenf damarları, dokulardaki fazla sıvıyı ve bağışıklık hücrelerini toplayıp lenf düğümlerine taşıyan ince damarlardır. 1787’de Mascagni insan sert zarında lenf damarları bildirmişti (Ishikawa ve ark., 2026). Ama bilim dünyası sonra uzun süre beyinde ve omurilikte hiç lenf damarı olmadığını yazdı. Bu görüş 2015’teki “yeniden keşfe” kadar sürdü (Derk ve ark., 2021).
2015’te iki bağımsız ekip, farenin beyin zarlarında lenf damarları gösterdi (Ishikawa ve ark., 2026). Bu damarlar sert zarda, toplardamar sinüslerinin yanında uzanır. Bu sinüslere sert zar sinüsleri (sinus durae matris) denir. Lenf damarları boyundaki derin lenf düğümlerine bağlanır (Louveau ve ark., 2015). Farede beyin dokusunun içinde ve yumuşak zarın üstünde ise lenf damarı görülmedi (Aspelund ve ark., 2015).
2017’de aynı damarlar insanda ve marmoset maymununda gösterildi. Üstelik hastanelerde kullanılan türden bir MR ile canlıda görüntülendi (Absinta ve ark., 2017). Bugün sert zarda lenf damarı bulunduğu, birkaç önemli çalışmayla kesinleşmiş sayılır (Joost ve ark., 2026).
Ama bir ayrım önemlidir. İnsanda bu damarların var olduğu gösterildi. Ne kadar sıvı taşıdıklarını, yani işlevlerini ölçen veriler ise hâlâ sınırlıdır (Ishikawa ve ark., 2026).
Üç boyutlu sahne
Zar lenf damarları nerede uzanır?
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
Zar lenf damarlarının kısa tarihi
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
2015: iki ekip, iki yol. Louveau ve arkadaşları T hücrelerinin zarlara nereden girip çıktığını arıyordu. Bu sırada sert zar sinüslerini döşeyen, çalışan lenf damarları buldular (Louveau ve ark., 2015). Bu damarlar BOS’tan sıvı ve bağışıklık hücresi taşıyabilir ve derin boyun lenf düğümlerine bağlanır (Louveau ve ark., 2015). Yazarlara göre damarların alışılmadık yeri, uzun süre gözden kaçmalarına yol açmış olabilir (Louveau ve ark., 2015).
Aspelund ve arkadaşları da aynı yıl farenin sert zarında bir lenf damarı ağı bildirdi. Bu damarlar komşu subaraknoid boşluktaki BOS’u ve beyin dokusunun arasındaki sıvıyı emer. Sonra kafa tabanındaki deliklerden derin boyun lenf düğümlerine taşır (Aspelund ve ark., 2015). Ekip, zar lenf damarları hiç gelişmeyen fareler de inceledi. Bu farelerde büyük moleküllerin temizlenmesi azaldı. Ama beyin dokusundaki sıvı basıncı ve su miktarı değişmedi (Aspelund ve ark., 2015).
Kimlik kartı. Bu damarların iç yüzündeki hücreler, lenf damarlarına özgü işaret proteinlerini taşır. Bunlar arasında VEGFR3, Prox1, podoplanin ve Lyve1 vardır. Damarların temel zarı (bazal membran) kesintilidir (Joost ve ark., 2026). Zar lenf damarları insanda, öteki primatlarda, sıçanda, farede ve hatta balıkta tanımlanmıştır (Joost ve ark., 2026).
BOS hangi yoldan çıkıyor? (fare) Farede izleyici ölçümleri, BOS’un büyük ve küçük moleküller için en çok lenf damarlarıyla dışarı çıktığını gösterdi. Ama izleyiciler kafatası tabanındaki deliklerden, sinirlerin çevresinden geçti. Böylece kafatası dışındaki lenf damarlarına ulaştı. Aynı çalışmada sert zarın lenf damarlarına izleyici geçişi görülmedi. BOS’un bu lenf yoluyla çıkışı yaşlı farelerde azalıyordu (Ma ve ark., 2017).
Gelişim ve esneklik (fare). Zar lenf damarları doğumdan sonra gelişir. Önce kafa tabanındaki ve omurga kanalındaki deliklerin çevresinde belirir. Sonra kan damarları ve sinirler boyunca filizlenir (Antila ve ark., 2017). Sert zardaki lenf sistemi, vücudun öteki lenf damarlarından ve zarların kan damarlarından çok daha geç oluşur (Derk ve ark., 2021). Doğumdan sonraki yaklaşık 20. günde tam işler hâle gelir (Derk ve ark., 2021). Yetişkin farede de bu damarlar değişebilir. Lenf damarı büyüme sinyali VEGF-C ya da onun alıcısı VEGFR3 silinince damarlar geriler. Fazla VEGF-C ise yeni lenf damarı oluşturur (Antila ve ark., 2017).
Kaynaklar: Joost ve ark. (2026); Absinta ve ark. (2017); Albayram ve ark. (2025); Aspelund ve ark. (2015); Antila ve ark. (2017); Ahn ve ark. (2019); Albayram ve ark. (2022); Çavdar ve ark. (2023); Ying ve ark. (2026). Görev farkı, Ying ve arkadaşlarının literatür özetinden alındı; insanda doğrudan ölçülmüş değildir. İnsanda orta meningeal atardamarın dallarının yanında da lenf damarları ya da lenf benzeri yapılar görüldü (Absinta ve ark., 2017; Albayram ve ark., 2025).
İnsanda neler gösterildi? Absinta ve arkadaşları beş sağlıklı gönüllüyü inceledi: üçü kadın, yaşları 28–53. MR cihazı 3 teslaydı (Absinta ve ark., 2017). Lenf damarları beş gönüllünün beşinde, marmosetlerin de üçte üçünde görüldü. Görünen en büyük çap yaklaşık 1 mm’ydi (Absinta ve ark., 2017). Damarlar özellikle üst sagital ve düz sinüse paralel uzanıyordu. Orta meningeal atardamarın dallarının yanında da vardı (Absinta ve ark., 2017). İnsan dokusunda doğrulama ise başka kişilerin otopsisinden yapıldı (Absinta ve ark., 2017).
Sonraki çalışmalar tabloyu genişletti:
- Akış yönü. Altı sağlıklı gönüllüde üst sagital sinüsün yanındaki lenf akımı arkadan öne doğruydu. Bu, sinüsteki kanın akış yönünün tersidir (Kuo ve ark., 2018).
- Kontrastsız MR. 15–80 yaş arası 81 kişide, kontrast madde vermeden zar lenf yapıları ve boyun lenf düğümlerine bağlantıları gösterildi (Albayram ve ark., 2022). Sagital sinüs boyunca uzanan ağın ön ve orta kısmı herkeste görüldü. Arka kısmı ise 81 kişinin 59’unda görüldü (Albayram ve ark., 2022).
- Orta meningeal atardamar çevresi. Beş sağlıklı kişide bu atardamarın çevresindeki taban sert zarı, kontrastlı MR’da gecikmeli parladı. Parlama 90. dakikada en yüksekti. Doku incelemesinde de bu atardamar boyunca lenf işaretleri taşıyan yapılar bulundu (Albayram ve ark., 2025).
- Çocuklar. 4 aylık ile 12 yaş arası 90 çocukta, lenf damarlarının kalınlığı ve sinyali yaşla anlamlı ilişki gösterdi (Ying ve ark., 2026).
- Ölüm sonrası beyin. Lenf işaretli hücreler zarlarda, damar duvarlarında, damar çevresi boşluklarda ve sinir lifleri arasında bulundu (Mezey ve ark., 2021).
- Fare ile benzerlik. Fare ve insanda lenf damarlarının üç boyutlu yerleşimi benzerdir. Damarlar sert zar sinüslerini izler; kavernöz sinüsün çevresinde öne doğru bir ağ da vardır (Jacob ve ark., 2022).
- Türkiye’den. İstanbul’dan (Koç Üniversitesi) bir çalışma 3 kadavra ve 3 otopside lenf damarlarını aradı. Damarlar yalnız sırttaki sinüslere değil, kafa tabanı sinüslerine de eşlik ediyordu (Çavdar ve ark., 2023). Aynı merkezin 6 kadavralık çalışmasında kafa tabanı deliklerinin üstündeki sert zarda lenf damarı bulundu. Yalnızca iç kulak yolunun üstünde bulunmadı. En büyükleri Meckel boşluğunun üstündeydi (Altınöz ve ark., 2025).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Glenfatik hipotez: ilk dersten bir adım ileri. İlk derste bu hipotezi kısaca gördük; orada “glimfatik” diye yazdık. Adı 2012’de ortaya atıldı. Bu görüşe göre BOS, atardamarların çevresindeki ince boşluklardan beyin dokusuna girer. Dokudan geçer ve toplardamarların çevresinden çıkar (Hladky ve Barrand, 2022).
Bu fikir hâlâ tartışmalıdır ve verilerin çoğu fareden gelir. Burada iki yeni soruya bakıyoruz. Birincisi: Damarların çevresindeki sıvıyı ne iter? Farede yapılan bir deneye göre itici güç, kalp atımıyla oynayan atardamar duvarı olabilir (Mestre ve ark., 2018). Bu görüş de tartışmalıdır (Hladky ve Barrand, 2022). İkincisi: İnsanda bu işlev ölçülebilir mi? İnsanda kullanılan dolaylı bir MR göstergesi var, ama glenfatik işlevi yansıttığı henüz doğrulanmadı (Ermiş ve ark., 2026).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Akımı ne sürer? 2018’de canlı farenin büyük sisternasına çok küçük boncuklar (mikroküre) verildi. Boncukların beyin yüzeyindeki damar çevresi boşluklarda hareketi izlendi. Akım nabız gibiydi: kalp atımıyla aynı sıklıkta ve kan akımıyla aynı yöndeydi (Mestre ve ark., 2018). Atardamar duvarının hareket hızı da BOS’un hızına uyuyordu. Yazarlar bu yüzden asıl itici gücün atardamar duvarının hareketi olduğunu öne sürdü. Buna damar çevresi pompalama dediler (Mestre ve ark., 2018). Aynı çalışmada ilaçla oluşturulan yüksek tansiyon ortalama akım hızını yaklaşık %40 azalttı (Mestre ve ark., 2018).
Ölçülen şey, akımın nabız gibi olmasıdır. Akımı atardamar duvarının ittiği ise bir çıkarımdır ve tartışmalıdır. Hladky ve Barrand bir modelleme çalışmasını aktarır. Buna göre atardamar çapındaki gerçekçi değişimler, gözlenebilir bir net akım yaratamayacak kadar küçüktür (Hladky ve Barrand, 2022).
Bu bulgular damar çevresi boşluktaki akımla ilgilidir. Asıl tartışma ise beyin dokusunun içindedir. İlk derste gördüğümüz eleştiri burada da geçerlidir: dokuda bir akım olsa bile hızı difüzyonun yanında çok küçük kalır (Hladky ve Barrand, 2022).
Lenf damarlarıyla bağ. BOS’un çevredeki lenf damarları ve lenf düğümleriyle temizlendiği iyi belgelenmiştir. Ama hangi yollardan ve ne hızla aktığı tartışmalıdır (Betsholtz ve ark., 2024). 2025 tarihli bir derlemeye göre beyin ile zarların sınırında özel yapılar vardır. Bu yapılar BOS’un bölmeler arasında sürekli alışverişine izin verir. Bu da beyinde madde taşınmasına dair alışılmış görüşleri zorlar (Pinho-Correia ve ark., 2025). Damar çevresi boşlukların subaraknoid boşlukla sürekli olup olmadığı da hâlâ açık bir sorudur (Joost ve ark., 2026). Bu boşlukların yapısı “Yumuşak zar ve damar çevresi boşluklar” bölümünde anlatıldı.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Dördüncü bir zar mı? 2023’te bir ekip, subaraknoid boşluğu ikiye bölen dördüncü bir zar bildirdi. Ona SLYM adını verdiler: subaraknoid lenf benzeri zar (Møllgård ve ark., 2023). İlk derste bu tartışmayı kısaca gördük.
Birçok araştırmacı bu yoruma itiraz etti. Onlara göre bu yapı ayrı bir zar değil, örümcek ağı zarın bir parçasıdır (Siegenthaler ve Betsholtz, 2024). 2026 tarihli bir derlemeye göre bu dördüncü katmanın varlığı ve görevi hâlâ yoğun biçimde tartışılıyor (Joost ve ark., 2026). Yani bugün “beynin dört zarı var” demek doğru olmaz. Doğrusu şudur: üç zar kesin, dördüncüsü bir öneri.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Ne iddia edildi? Møllgård ve arkadaşları SLYM’in fare ve insan beyninde subaraknoid boşluğu bölmelere ayırdığını yazdı (Møllgård ve ark., 2023). Onlara göre SLYM, vücut boşluklarını döşeyen ince örtüye, yani mezotele benzer. Damarları sarar ve bağışıklık hücreleri taşır. Sinüs endoteline yakın durduğu için farede araknoid granülasyonların karşılığıdır (Møllgård ve ark., 2023).
Ölçüler ve işaretler. Bir derlemeye göre canlı farede iki foton mikroskobuyla ölçülen SLYM kalınlığı 14,2 ± 0,5 μm’dir. Aynı ölçümde sert zar 21,8 ± 1,3 μm’dir (6 fare) (Zedde ve Pascarella, 2025a). SLYM bazı lenf işaretlerini taşır: Prox1 ve podoplanin. Bazılarını taşımaz: LYVE1 ve VEGFR3 (Zedde ve Pascarella, 2025a). Örümcek ağı zarın engel katmanının iki işareti, Claudin-11 ve E-kaderin de SLYM’de yoktur (Zedde ve Pascarella, 2025a). SLYM’in 3 kilodaltondan büyük moleküllerin geçişini kısıtlayan yarı geçirgen bir engel olduğu öne sürüldü (Almohaimede ve ark., 2025). Kilodalton, molekül kütlesinin birimidir.
Savunanların da kabul ettikleri. Plá ve arkadaşları iki şeyi kabul eder. Birincisi, suyu çeken sabitleme sıvıları dokuyu büzer ve narin zarları yerinden oynatabilir (Plá ve ark., 2023). İkincisi, eski elektron mikroskobu kitaplarındaki “iç” ya da “retiküler” araknoid büyük olasılıkla SLYM ile aynı yapıdır (Plá ve ark., 2023).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Klinik vaka
Vaka: Kan nerede durdu?
54 yaşında bir kadın ani ve çok şiddetli bir baş ağrısıyla getiriliyor. BT’de beyin sapının çevresindeki sisternalarda kan var. Anjiyografide bir anevrizma bulunuyor. Radyolog, kanın beyin sapı boyunca yumuşak zara bitişik kısımda toplandığını not ediyor. Sert zara bitişik dış kısımda ise neredeyse hiç kan yok. Bir asistan “Bu SLYM’in kanıtı mı?” diye soruyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Zarlar arasında geçitler. Örümcek ağı zarın dış katı sıkı bir engeldir. Ama beyin yüzeyinden sert zar sinüslerine uzanan köprü toplardamarları bu engeli geçmek zorundadır. 2024’te bir ekip, toplardamarların engeli geçtiği yerlerde süreksizlikler buldu. Bunlara araknoid manşet çıkış noktaları (ACE noktaları) dendi. Bu açıklıklardan sıvı ve molekül geçebilir. Farede, iltihap sırasında bağışıklık hücreleri de bu yolu kullandı (Smyth ve ark., 2024). Bulgu yenidir ve doğrulanması gerekir (Joost ve ark., 2026).
Kafatasının iliğinden zarlara kanallar. Kafatası kemiğinin içinde de kan hücresi yapan bir ilik vardır (Liu ve ark., 2025). Farede bu ilik ile sert zar arasında, kemiğin iç yüzünü geçen çok küçük damar kanalları bulundu. İlikte yapılan bağışıklık hücreleri bu kanallardan geçerek zarlara, oradan da komşu beyin dokusuna ulaşabilir (Herisson ve ark., 2018). İnsanda da kafatası ile zarlar arasındaki bağlantılar ölüm sonrası dokuda üç boyutlu görüntülendi (Kolabas ve ark., 2023). Bu alan yaklaşık altı yıllık, çok yeni bir alandır (Liu ve ark., 2025).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
ACE noktaları yakından. Örümcek ağı zarın engel katmanı, kanla gelen maddelerin subaraknoid boşluğa girmesini önler (Brøchner ve ark., 2015). Smyth ve arkadaşları köprü toplardamarlarının bu engeli geçtiği yerlerde süreksizlikler buldu (Smyth ve ark., 2024). Bu açıklıklar subaraknoid boşluk ile sert zar arasında sıvı ve molekül alışverişine izin verir. BOS buradan dışarı süzülebilir. Sert zardan subaraknoid boşluğa da sınırlı bir molekül girişi olur (Smyth ve ark., 2024).
Farede deneysel bir beyin ve omurilik iltihabı modelinde bağışıklık hücreleri bu noktalardan subaraknoid boşluğa doğrudan girdi (Smyth ve ark., 2024). Sağlıklı gönüllülerde de MR izleyicileri köprü toplardamarları boyunca benzer biçimde ilerleyip subaraknoid boşluğa ulaştı (Smyth ve ark., 2024). Joost ve arkadaşlarına göre bu noktalarda örümcek ağı zar, toplardamarın çevresinde bir manşet gibi uzanır. Engel burada incelir ya da kesilir. Bulgu doğrulanırsa, engel boyunca iletişimin sanılandan daha düzenli olduğunu gösterecektir (Joost ve ark., 2026).
Kafatası kanalları yakından (fare). Herisson ve arkadaşları inme ve mikropsuz menenjit modellerinde çalıştı. Kafatası iliğinden gelen nötrofiller, kaval kemiğinin iliğinden gelenlere göre komşu beyin dokusuna daha çok göç etti (Herisson ve ark., 2018). Kafatası ile sert zarın sınırında, kemiğin iç yüzünü geçen mikroskobik damar kanalları görüldü (Herisson ve ark., 2018).
Kanallar iki yönlü çalışıyor gibi görünür. Farede BOS bu kanallardan kafatası iliğine ulaşır. BOS’taki proteinler de ilikteki hücrelere sinyal verir (Mazzitelli ve ark., 2022). Büyük sisternaya verilen izleyiciler önce sert zar damarlarının çevresinden ilerler. Sonra milimetreden küçük yüzlerce kanaldan kafatası iliğine geçer. Bakteriyel menenjitte bakteriler de bu yolu kullandı (Pulous ve ark., 2022). Omurilik yaralanmasından sonra BOS’tan gelen sinyaller ilikte bağışıklık hücresi yapımını artırdı. Bu hücrelerin zarlara göçü de arttı (Mazzitelli ve ark., 2022).
Zarlardaki B hücreleri, yani antikor yapan hücrelerin öncülleri, farede kafatası iliğinden gelir. Özel damar bağlantılarıyla zarlara ulaşırlar. Yaşlı farelerde bunların bir kısmı kandan gelir (Brioschi ve ark., 2021). Joost ve arkadaşlarına göre ilikten çıkan hücreler, emisser ve köprü toplardamarlarının çevresindeki hücre dışı madde boyunca ilerliyor olabilir. Bu henüz bir öneridir (Joost ve ark., 2026).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Kaynaklar: Liu ve ark. (2025); Kolabas ve ark. (2023); Mazzitelli ve ark. (2022); Pulous ve ark. (2022); Ringstad ve Eide (2022); Herisson ve ark. (2018); Brioschi ve ark. (2021). Fare genişlik değerleri Liu ve arkadaşlarının tablosundandır. “—”: açtığımız kaynaklarda bu bilgi yok. Kafatası ve omurga kemik iliğini zarlara bağlayan kemik kanalların keşfi, sinir-bağışıklık ilişkisine yeni bir katman ekledi (Mazzitelli ve ark., 2023).
Zarlar bir bağışıklık organı mı? Zarlarda birçok bağışıklık hücresi yaşar. En çeşitli topluluk sert zardadır. Burada makrofajlar, B ve T lenfositleri, dendritik hücreler, mast hücreleri, doğal öldürücü hücreler ve plazma hücreleri bulunur (Chirica ve ark., 2026). Bu hücreler sert zarda eşit dağılmaz; toplardamar sinüslerinin çevresinde toplanır (Derk ve ark., 2021). Damarların, sinüslerin ve lenf kanallarının yakınında dururlar. Böylece kandan ve BOS’tan gelen yabancı parçaları (antijenleri) yakalayabilirler (Chirica ve ark., 2026).
Sert zarın kan damarları da buna uygundur. Bu damarlar pencerelidir ve hücreleri arasında sıkı bağlantı yoktur. Bu özellik bağışıklık gözetimi ve BOS boşaltımı görevleriyle uyumludur (Joost ve ark., 2026). Yani sert zar, beynin hemen dışında duran bir gözetleme kulesi gibidir.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kaynaklar: Derk ve ark. (2021); Joost ve ark. (2026); Rua ve McGavern (2018). Kaynaklar yenilenmeyi farklı vurgular: Joost ve arkadaşları iki bölmedeki bağışıklık hücrelerinin de kemik iliği kökenli öncüllerle sürekli yenilendiğini yazar. Derk ve arkadaşları ise leptomeninksteki sınır makrofajlarının uzun ömürlü olduğunu vurgular. “—”: açtığımız kaynaklarda bu bilgi yok.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kaynaklar: Ishikawa ve ark. (2026); Derk ve ark. (2021); Louveau ve ark. (2015); Aspelund ve ark. (2015); Joost ve ark. (2026); Ringstad ve Eide (2020); Absinta ve ark. (2017); Albayram ve ark. (2022); Ying ve ark. (2026); Iliff ve ark. (2012); Smith ve ark. (2017); Hladky ve Barrand (2022); Mestre ve ark. (2018); Herisson ve ark. (2018); Kolabas ve ark. (2023); Liu ve ark. (2025); Brioschi ve ark. (2021); Møllgård ve ark. (2023); Siegenthaler ve Betsholtz (2024); Neuhuber (2024); Smyth ve ark. (2024); Ma ve ark. (2017). SLYM satırındaki yöntem bilgisi Zedde ve Pascarella’nın (2025a) aktarımındandır; Møllgård ve arkadaşlarının çalışmasının yalnızca özeti okundu.
10.Zarların gelişimi ve keşif tarihi
Beyin zarları anne karnında, beyinle birlikte gelişir. Öykü, beynin ve omuriliğin taslağı olan sinir borusuyla (nöral tüp) başlar. Döllenmeden sonraki 22–24. günlerde bazı hücreler bu borunun çevresine göç eder. Gevşek bir bağ dokusu örtüsü oluştururlar. Bu örtüye ilkel zar (meninx primitiva) denir (Ishikawa ve ark., 2026).
İlkel zar, 33–36. günler arasında bütün beyni sarar (Ishikawa ve ark., 2026). Yaklaşık 42. güne doğru ilkel zarın katlara ayrılması ilerler. En içte yumuşak zar belirir. Dışta ise sert zar sınırlayıcı katı ve ileride kafatasını yapacak bir kat ortaya çıkar (Ishikawa ve ark., 2026).
Hücreler nereden gelir? Zarları yapan hücrelerin hepsi aynı yerden gelmez. Ön beynin zarlarındaki bağ dokusu hücreleri sinir krestinden gelir (Derk ve ark., 2021). Sinir kresti, sinir borusunun kenarından ayrılıp embriyoya dağılan bir hücre topluluğudur. Orta beynin, arka beynin ve omuriliğin zarları ise mezodermden gelir (Derk ve ark., 2021). Mezoderm, embriyonun orta hücre tabakasıdır. Zarlardaki kan damarlarının iç yüzünü döşeyen hücreler ise her bölgede mezoderm kökenlidir (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Boşluklar nasıl açılır? İlkel zar başta jöle kıvamında bir dokudur. İçinde seyrek, yıldız biçimli hücreler ve bir damar ağı bulunur (Zedde ve Pascarella, 2025a). Sonra bu jölenin içinde sıvı dolu küçük boşluklar açılır. Boşluklar büyür ve hücreleri birbirinden uzaklaştırır. Boşlukların birleştiği yerlerde hücreler sıkışır ve ince zarlar oluşturur (Zedde ve Pascarella, 2025a). Geç embriyo ve erken fetüs döneminde boşluklar birleşir. Böylece subaraknoid boşluk ve sisternalar oluşur (Brøchner ve ark., 2015). Bu boşluklanma sırasında trabeküller de biçimlenir (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Zarların gelişimi kafa tabanından tepeye doğru ilerler (Zedde ve Pascarella, 2025a; Ishikawa ve ark., 2026). Gebeliğin ikinci üç ayında subaraknoid boşluk ve sisternalar tam gelişmiştir (Brøchner ve ark., 2015).
Kıvrımlar nasıl oluşur? Embriyoda beyin, orta beyin hizasında belirgin biçimde bükülür; buna orta beyin bükümü denir. Döllenmeden sonraki 36–40. günlerde bu bükümün ucunda ilkel zar sıkışır. Böylece ilk çadır taslağı, yani birincil tentoryum oluşur (Ishikawa ve ark., 2026). Beyincik çadırı ve beyin orağı, beynin bükülmesi ve yarımkürelerin büyümesiyle sıkışan ilkel zardan gelişir (Ishikawa ve ark., 2026). Gelişen ilk sert zar uzantısı beyincik çadırıdır (O’Rahilly ve Müller, 1986).
Büyük beyin ile ara beyin arasında ise sert zar kıvrımı oluşmaz. Orada yumuşak zar içeri katlanır. Bu katlantıya koroid tela (tela choroidea) denir (Ishikawa ve ark., 2026). Yumuşak zarın içeri katlanan bölümleri, karıncıkların içindeki damarlı dokuyu, yani koroid pleksusu da oluşturur (Gray, 1918).
Üç boyutlu sahne
İki kıvrım, iki zar
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Yan karıncık (sol): Her yarımkürenin içinde C harfi gibi kıvrılan, beyin-omurilik sıvısıyla dolu boşluk.
- Yan karıncık (sağ): Her yarımkürenin içinde C harfi gibi kıvrılan, beyin-omurilik sıvısıyla dolu boşluk.
- Karıncıklar arası delik: Yan karıncıkları üçüncü karıncığa bağlayan açıklık.
- Üçüncü karıncık: İki talamusun arasında, orta hatta duran dar boşluk.
- Beyin su yolu: Orta beynin içinden geçen ince kanal; üçüncü karıncığı dördüncü karıncığa bağlar.
- Dördüncü karıncık: Beyincik ile pons ve omurilik soğanının üst bölümü arasındaki boşluk.
- Koroid pleksus (yan karıncık) (sol): Yan karıncığın içinde, yumuşak zar ile kılcal damarlardan oluşan kıvrımlı doku. Beyin-omurilik sıvısını yapar.
- Koroid pleksus (yan karıncık) (sağ): Yan karıncığın içinde, yumuşak zar ile kılcal damarlardan oluşan kıvrımlı doku. Beyin-omurilik sıvısını yapar.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
Doğumdan sonra da değişir. Zarlar doğumla tamamlanmış olmaz. Örümcek ağı zarın sert zar sinüslerine uzanan çıkıntılarına araknoid granülasyon denir (OpenStax 13.3). Gray, bu çıkıntıların bebeklikte görülmediğini yazmıştı. Ona göre üç yaşından önce çok seyrektir ve genellikle yedi yaşından sonra bulunur (Gray, 1918).
Güncel bir MR çalışması bu tabloyu biraz değiştirdi. Yenidoğanların ve iki yaşındaki çocukların %85’inde sinüslerde görünür granülasyon yoktu. Ama yenidoğanların %15’inde enine sinüste granülasyon görüldü (Radoš ve ark., 2021). Embriyo ve fetüslerin doku incelemelerinde ise sinüslerde granülasyon bulunmamıştır (Radoš ve ark., 2021). Granülasyonların sonraki yaşlarda nasıl değiştiği “Örümcek ağı zar” bölümünde.
Sert zara giden sinirler de değişir. Bir çalışmada sinirlerin yoğunluğu doğumda en yüksekti ve sonraki üç ayda azaldı (Davidson ve ark., 2012). Bir derleme ise bu zirveyi doğumdan önceye koyar (Ishikawa ve ark., 2026).
Sayılarla zarların gelişimi
Adların öyküsü. Beyin zarlarının adları, iki bin yılı aşan bir yolculuğun izlerini taşır.
- Antik Yunan hekimi Erasistratos (MÖ 304–250), beyni saran örtülerin hepsine meninx dedi. O dönemde sert zar ile öteki zarlar henüz ayrılmıyordu (Ishikawa ve ark., 2026).
- Galenos (MS 129–200), dıştaki kalın ve sert zara “kalın zar” anlamında pachymeninx dedi (Ishikawa ve ark., 2026).
- Bu bilgiler Arapçaya çevrildi. Arapçada “zar” karşılığı bir sözcük yoktu. Çevirmenler zarı “ana” anlamına gelen om sözcüğüyle karşıladı. Sert zar “sert ana” oldu (Ishikawa ve ark., 2026).
- Bu ad Latinceye dura mater, yani “sert ana” olarak geçti. Woo ve arkadaşlarına göre adları Latinceye aktaranlar Hristiyan keşişlerdi (Woo ve ark., 2022). Ishikawa ve arkadaşları ise adın Avrupa tıbbına Rönesansta yeniden girdiğini yazar (Ishikawa ve ark., 2026).
- Ortadaki zarın ayrı bir katman olarak tanınması 17. yüzyıldadır. Ad, örümcek ağına benzeyen görünüşünden gelir: arachnoidea (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Keşifler bugün de sürüyor. Mascagni, 1787’de insan sert zarında lenf damarları bildirmişti (Ishikawa ve ark., 2026). Ama bilim dünyası sonra uzun süre beyinde lenf damarı olmadığını yazdı. Bu damarlar 2015’te “yeniden keşfedildi” (Derk ve ark., 2021). O yıl iki ayrı araştırma grubu onları farelerde gösterdi (Ishikawa ve ark., 2026).
Türkçe adlar. Türk Dil Kurumu sözlüğünde üç zarın adı sert zar, örümceksi zar ve ince zardır. Sözlük bu adlar için bir yabancı köken yazmaz (TDK, 2026). “Zar” sözcüğü anatomide ince ve yumuşak, yaprak biçimindeki organ bölümlerini anlatır (TDK, 2026). “Menenjit” ise Türkçeye Fransızca méningite sözcüğünden geçmiştir (TDK, 2026). Bu derste örümceksi zar yerine örümcek ağı zar, ince zar yerine yumuşak zar diyoruz.
Kalkedon’dan bugüne. Antik çağın ünlü anatomisti Herophilos, Kalkedon’da doğdu (Kabakcı ve ark., 2026). Kabakcı ve arkadaşlarına göre insan bedenini sistemli biçimde açıp inceleyen ilk kişi odur (Kabakcı ve ark., 2026). Yeditepe Üniversitesi’nde 30 Mayıs 2008’de bir mikronöroşirürji laboratuvarı kuruldu. Mikronöroşirürji, ameliyat mikroskobuyla yapılan beyin cerrahisidir. Laboratuvarı tanıtan yazarlar, onun Herophilos’un doğduğu Kalkedon’da kurulduğunu vurgular (Kabakcı ve ark., 2026). Laboratuvar kurulduktan sonra İstanbul Yaşargil Mikronöroşirürji Kursları fikri doğdu. Kurslar, beyin cerrahı M. Gazi Yaşargil’in adını taşır (Kabakcı ve ark., 2026). Yaşargil’in sisternalar ve zarlarla ilgili çalışmaları “Zarları görüntülemek ve ameliyatta zarlar” bölümünde.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kaynaklar zamanı farklı birimlerle verir: döllenmeden sonraki gün ya da hafta, gebelik haftası, Carnegie evresi ya da embriyonun boyu. Bu yüzden tabloda her satır kaynağın kendi birimiyle yazıldı. Davidson ve ark. (2012) için yalnızca özet okundu. Doğumdan sonraki granülasyon bulguları aşağıdaki bebek tablosunda.
Köken: sinir kresti mi, mezoderm mi? Farede yapılan soy izleme çalışmaları net bir ayrım çizer. Ön beyin zarlarının fibroblastları sinir krestinden gelir. Orta beyin, arka beyin ve omurilik zarlarınınkiler ise mezodermdendir (Derk ve ark., 2021). Bıldırcın ve tavuk embriyolarıyla yapılan birleşik embriyo (kimera) deneyleri de bunu destekler. Arka ön beyin ve orta beyin bölgesinden çıkan sinir kresti hücreleri ön beyin zarlarına katılır (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Ishikawa ve arkadaşları biraz farklı bir harita verir. Onlara göre ilkel zarın hücreleri bölgeye göre farklı kökenlidir. Kafa kubbesi ve ön kafa tabanı bölgesinde büyük ölçüde sinir krestinden gelir. Arka kafa çukurunda ve omurilik sert zarında ise çoğunlukla mezodermdendir. Yazarlar sınırların henüz kesin olmadığını vurgular (Ishikawa ve ark., 2026).
Daha eski bir insan embriyosu çalışması kaynakları daha geniş sayar. O’Rahilly ve Müller, 8–23. evrelerdeki 61 embriyoyu inceledi. Altı olası kaynak sıraladılar: ön kordal plak, bölünmemiş eksen yanı mezoderm, bölünmüş eksen yanı (somit) mezoderm, sinir kresti, sinir kılıfı hücreleri ve sinir borusu (O’Rahilly ve Müller, 1986).
İlkel zarın katları. Jin ve arkadaşları ilkel zarı iki kata ayırır. İçteki endomeninks (ikincil zar), ince zarları yani örümcek ağı zarı ve yumuşak zarı yapar. Dıştaki ektomeninks ise iç sert zarı ve dışta kemik yapan katı oluşturur (Jin ve ark., 2016).
Brøchner ve arkadaşları daha ayrıntılı bir sıra verir. İlkel zar başta sinir kresti kökenli hücrelerden oluşur ve döllenmeden sonraki 6. hafta dolayında beynin çoğunu sarar. Sonra altı kat gelişir: deri altı doku, iskelet yapan kat, sert zar, sert zar sınırlayıcı katı, ince zarlar ve beyin duvarı (Brøchner ve ark., 2015). Sert zar sınırlayıcı katı büyük olasılıkla hem sert zara hem örümcek ağı zara katkı verir (Brøchner ve ark., 2015). O’Rahilly ve Müller’e göre embriyodaki bu kat (Duragrenzschicht), büyük olasılıkla yetişkindeki arayüz katmanına karşılık gelir (O’Rahilly ve Müller, 1986). İnce zar hücreleri sert zarın iç yüzünde yoğunlaşarak araknoid engel hücrelerini yapar. Beyin yüzeyinde ise yumuşak zarın yüzey katını oluştururlar (Brøchner ve ark., 2015).
Araknoid engel. İnsan fetüsünde, sıkı bağlantı proteini Claudin-11’i taşıyan engel hücreleri döllenmeden sonraki 8. haftada görülür. İlk görüldükleri yerler beyincik çadırı ve beyin tabanıdır (Brøchner ve ark., 2015). Gebeliğin ortasında ön beyindeki engel, Claudin-11 taşıyan tek bir hücre katından oluşur (Brøchner ve ark., 2015). Bu engel damarsızdır ve yüzeyi görece küçüktür. Ama gelişen beyinde, beyin yüzeyinin çok daha büyük bir bölümünü kaplar (Brøchner ve ark., 2015).
Glia limitans. Beyin dokusunun yüzeyini ince bir sınır katı örter: glia limitans. Gelişimde yumuşak zarın bazal zarı, radyal glia denen uzun destek hücrelerinin uçlarının tutunduğu yerdir. Daha sonra buraya astrositlerin ayakları tutunur (Derk ve ark., 2021). İnsanda yüzeydeki radyal glia ayakları, döllenmeden sonraki 25–28. haftalarda yumuşak zar altı glia limitansa dönüşmeye başlar (Brøchner ve ark., 2015). Bu bazal zarı bozuk farelerde sinir hücreleri hem beyin kabuğunda hem beyincikte yanlış yerleşir (Zedde ve Pascarella, 2025a).
İki ayrı sıvı sistemi. Erken fetüste biri karıncıklarda, biri subaraknoid boşlukta olmak üzere iki ayrı BOS sistemi vardır. Dördüncü karıncığın orta ve yan açıklıkları (Magendie ve Luschka delikleri) gelişince ikisi tek sistem olur (Weller ve ark., 2018).
Kıvrımlar ve sinüsler. Rai ve arkadaşlarına göre beyincik çadırı, baş-popo uzunluğu 20 mm olan embriyoda mikroskopla görülebilir. 8. haftada iki narin kıvrım olarak gözle seçilir. Üçüncü ayda, baş-popo uzunluğu 55 mm iken iki kıvrım arkada birleşir ve düz sinüs gelişir (Rai ve ark., 2018).
Fetüs büyüdükçe çadır da döner. 10–29. gebelik haftalarındaki 46 fetüsün MR’ı incelendi. Büyük beyin beyincikten hızlı büyüdükçe çadırın orta hat kesiti arkaya ve aşağıya, büyük deliğe doğru döndü (Jeffery, 2002). Mori ve arkadaşlarına göre çadır, büyük beyin genişlerken meningeal katın içe katlanmasıyla oluşmaya başlar. Bu sırada çevredeki toplardamar ağlarını da içine alır (Mori ve ark., 2026).
Sinüsler kıvrımlarla birlikte biçimlenir. Çadır yataylaştıkça enine sinüs de yetişkindeki enine yerini alır (Ishikawa ve ark., 2026). Derin sagital toplardamar ağı alt sagital sinüse, yüzeydeki ağ üst sagital sinüse dönüşür. Düz sinüs, orak ile çadırın birleştiği açıda oluşur (Ishikawa ve ark., 2026). 10–16. haftalardaki fetüslerde düz sinüs, iki yandaki yumuşak zar toplardamarlarının birleşmesiyle başlar. Bu toplardamarlar yan karıncıkların koroid pleksusundan gelir. Aynı dönemde üst sagital sinüs az gelişmiştir; alt sagital sinüs ise henüz görülmez (Oyanagi ve ark., 2021). Jeffery (2002) ile Oyanagi ve arkadaşlarının (2021) çalışmalarının yalnızca özetleri okundu. Sinüslerin yetişkindeki düzeni “Sert zarın toplardamar sinüsleri” bölümünde.
Çolak ve arkadaşlarının çalışması İzmir’den bir çalışmadır; yalnızca özeti okundu. Mack ve ark. (2009), Davidson ve ark. (2012) ve Cheshire ve ark. (2024) için de yalnızca özetler okundu. Köprü toplardamarları “Sert zarın toplardamar sinüsleri”, kanamalar “Kanamalar ve fıtıklaşmalar” bölümünde.
Arapçadan Latinceye. Woo ve arkadaşlarına göre mater sözcüğü Arapça umm al-dimāgh, yani “beynin anası” ifadesinden gelir. Bu ifadeyi Fars hekimi Haly Abbas (930–994) kullanmıştır (Woo ve ark., 2022). Arapçada zarlar başta iki katlı anlatılıyordu: “sert ana” (umm al-galidah) ve “ince ana” (umm al-raqiqah). Hristiyan keşişler bunları dura mater ve pia mater diye aktardı. Pia sözcüğü “dindar” ya da “sevgili” anlamı taşır (Woo ve ark., 2022).
Woo ve arkadaşlarının yorumuna göre doğru karşılık “ince” anlamındaki tenue olmalıydı. Haly Abbas, yumuşak zarın kabuğun kıvrımlarını sadakatle izlediğini anlatmıştı. Bu anlatım keşişleri dinsel anlamlı bir sözcüğe yöneltmiş olabilir (Woo ve ark., 2022). Bu yorum tek bir kaynağa dayanır. Pia için başka çeviriler de vardır: “narin ana” (OpenStax 13.3) ve “sevgi dolu ana” (Sehgal ve Das, 2023). Ishikawa ve arkadaşları ise çeviriyi bir kişiye bağlamaz. Onlara göre dura mater, Arapça om al-ghalida (“sert ana”) adının Latince karşılığıdır (Ishikawa ve ark., 2026).
Çeviri zinciri. Galenos’un yapıtları Süryanice ve Arapça çevirilerle yayıldı. Çevirmenlerinden biri Huneyn ibn İshak’tır (807–877) (Voogd ve De Zeeuw, 2020). Haly Abbas’ın Kraliyet Kitabı (Kitab al-Maliki), 11. yüzyılda Konstantin Afrikalı tarafından kısmen Latinceye çevrildi. Çeviride yazarın adı verilmedi (Acıduman ve ark., 2010). Bu Latince metin Liber Pantegni adını aldı ve ilk kapsamlı Latince tıp metni sayılır (Voogd ve De Zeeuw, 2020). Haly Abbas Avrupa’da, kitabı 1127’de Antakyalı Stephen tümüyle çevirince tanındı (Acıduman ve ark., 2010).
Orta Çağ’da Mondino’nun anatomi metni, Arapça, İbranice, Yunanca ve Latinceden gelen bozulmuş terimlerle doluydu. Aynı yapıya birkaç ad, birkaç yapıya tek ad veriliyordu (Parent, 2019). Vesalius ise Fabrica’da eski Yunanca ve Arapça terimlerin yerine, kullanılmakta olan Latince terimleri koydu (Pretterklieber, 2024). Meninx ise Latince kuralına karşın kalıcı olan Yunanca terimlerdendir (Pretterklieber, 2024).
Bazı tarihler kaynaktan kaynağa değişir: Blasius için 1664 (Zedde ve Pascarella, 2025a) ya da 1666 (Rabelo ve ark., 2021); Key ve Retzius için 1875 (Proulx, 2021) ya da 1869 (Zedde ve Pascarella, 2025a). Acıduman ve ark. (2010), Brunori ve ark. (1993), Haines (1991), Tristram ve Kondamudi (2026), Swyden ve ark. (2023), Ita ve Bordoni (2023), Møllgård ve ark. (2023) ve Smyth ve ark. (2024) için yalnızca özetler okundu.
Türk tıp tarihinden. Ankara Üniversitesi’nden tıp tarihçileri, Haly Abbas’ın kitabını ve onun Avrupa’ya geçişini incelemiştir (Acıduman ve ark., 2010). Türkçe yazılmış ilk resimli anatomi el yazması ise Şemseddîn-i Itâkî’nin 17. yüzyılda yazdığı Teşrih-ül Ebdan kabul edilir (Bahşi ve Bahşi, 2019).
Bu derste zarların Osmanlıca adlarını vermiyoruz. Çünkü bu adlar, açık ve doğrulanabilir bir kaynakta bulunamadı. Bugünkü Türkçe adlar için yalnızca Türk Dil Kurumu sözlüğüne dayanıyoruz (TDK, 2026).
Klinik vaka
Vaka: Granülasyonsuz bir bebek
Bir çocuk doktoru, 3 haftalık bir bebeğin beyin MR raporunu okuyor. MR başka bir nedenle çekilmiş ve normal bulunmuş. Rapora bir not eklenmiş: “Sert zar sinüslerinde araknoid granülasyon izlenmedi.” Bebeğin ailesi kaygılanıyor: “Bu yapılar eksik mi?”
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Farede takvim. Ön beyin zar fibroblastları yaklaşık embriyonik 9. günde (E9) sinir krestinden, henüz farklılaşmamış ara doku hücreleri olarak belirir. E10’da ön beyni tümüyle örter. Katlara özgü işaretler E12’de görünmeye başlar (Dorrier ve ark., 2022). E13.5’te ventral ön beyinde yumuşak zar, örümcek ağı zar ve sert zar ayırt edilebilir (Derk ve ark., 2021). Elektron mikroskobu çalışmaları ayrı zar hücre katlarını kemirgende E13’te tanımlar (Dorrier ve ark., 2022). Yumuşak zarın damar ağı farede E8’de omurilik çevresinde oluşmaya başlar. E10’dan itibaren ön beyni sarar (Derk ve ark., 2021).
Araknoid engel. Farede engel hücreleri ön beyinde yaklaşık E13’te görülür. İlkel zarın ara doku hücrelerinden farklılaşırlar (Derk ve ark., 2021). Bu hücrelerin belirlenmesi için Wnt-β-katenin sinyalinin baskılanması gerekir. Sürekli etkin β-katenin engelin oluşmasını önleyebilir (Derk ve ark., 2023). Engel doğumdan önce çalışır. Engel yokken çevreden verilen küçük bir işaretleyici ve B grubu streptokok bakterisi merkezî sinir sistemine geçebilir (Derk ve ark., 2023). Sıçanda Claudin-11 boyanması E10–E14 arasında hiç yoktur ve E15’te soluk başlar. E18’de bütün engel güçlü boyanır (Brøchner ve ark., 2015).
Zarlar beyni de biçimlendirir. Zarlar CXCL12 adlı çekici bir sinyal salgılar; bu sinyalin öteki adı SDF-1’dir. Onu FOXC1 adlı bir gen düzenleyicisi etkinleştirir. Zarlar ayrıca retinoik asit üretir. Bu sinyaller sinir hücrelerinin göçünü, kabuğun katmanlaşmasını ve damar gelişimini etkiler (Zedde ve Pascarella, 2025a). Örümcek ağı zar fibroblastları, retinoik asit yapan RALDH2 enzimini ve onu bağlayan CRABP2 proteinini taşır (Derk ve ark., 2021). Sert zarın salgıladığı SDF1, beyincikteki dış tanecikli katman hücrelerinin ve beyin kabuğundaki Cajal–Retzius hücrelerinin göçüne yol gösterir (Ishikawa ve ark., 2026).
Tavuk embriyosunda sinir kresti yok edilince ön beyin zarları oluşmaz. Ön beynin sinir dokusunda da yaygın hücre ölümü olur (Zedde ve Pascarella, 2025a). Foxc1 ve Twist1 genlerinin eksikliğinde kafatası, sert zar, örümcek ağı zar ve subaraknoid boşluk bozuk gelişir ya da hiç gelişmez (Ishikawa ve ark., 2026). Sert zar atardamarları da gelişimde büyük değişime uğrar. Embriyodaki stapedial atardamar ve dalları gerileyerek yerini orta meningeal atardamar gibi dış karotis dallarına bırakır (Ishikawa ve ark., 2026; Ota, 2026).
Türler arasındaki bu farklar yüzünden hayvan bulguları insana dikkatle aktarılmalıdır (Joost ve ark., 2026). Nakao (1979), Kinaci ve ark. (2020), Coles ve ark. (2017) ve Nicholas ve Weller (1988) için yalnızca özetler okundu.
“Subdural boşluk” fikrinin tarihi. 1856’da Rudolf Virchow, Fransız patologların sert zar altındaki kan birikimi dediği tabloya pachymeningitis interna haemorrhagica adını verdi. Ona göre süreç bir zar iltihabıydı (Berthold ve ark., 2025). Bu görüş Almanca konuşulan tıp dünyasında bir sapmaya yol açtı. Klinisyenler yarım yüzyıl boyunca iltihabi bir neden aradı (Berthold ve ark., 2025). Virchow aynı yıl, örümcek ağı zar kesesinde normal bir sıvı bulunduğu fikrine de karşı çıktı (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Gray (1918), omurilikte sert zar ile örümcek ağı zar arasında “olası bir boşluk” tanımlar ve onu seröz bir boşluğa benzetir (Gray, 1918). Weed’in 1914’teki kedi kesitlerinde de geniş bir “subdural boşluk” görülür. Proulx bunu doku hazırlığının yarattığı yapay bir görüntü sayar (Proulx, 2021).
Sert zarın en iç hücre katmanını 1975’te Nabeshima ve arkadaşları tanımladı (Ishikawa ve ark., 2026). Aynı yıl, elektron mikroskobu çalışmaları araknoid engel hücrelerinin sıkı bağlantılarla dolu olduğunu gösterdi (Derk ve ark., 2021). Sınır hücre katmanı eskiden mezotel katmanı, nörotelyum ya da subdural hücre katmanı gibi adlarla anılırdı. Bugün standart adı “sert zar sınır hücre katmanı”dır (Ishikawa ve ark., 2026). Haines 1991’de, bu katman ile araknoid engel katmanı arasında bir boşluk olduğuna dair kanıt bulunmadığını gösterdi (Haines, 1991). 1993’te arkadaşlarıyla birlikte, bir boşluk açıldığında bunun “subdural” değil, ayrı bir hücre katmanının içinde olduğunu yazdı (Haines ve ark., 1993). TA2 de subdural boşluğu “her zaman bulunmayan” diye işaretledi (FIPAT, 2019). Bugün bazı yazarlar kronik “subdural” kanama için “sert zar sınır hematomu” adını öneriyor (De Simone ve ark., 2026).
Granülasyonlara yüklenen görev. Pacchioni bu yapıları sert zarın bezleri sandı. Bezlerin, zarlar ile beyin arasındaki kaymayı kolaylaştırmak için lenf salgıladığını düşündü (Brunori ve ark., 1993). Görevleri, 1875’te yayımlanan Key ve Retzius deneylerine dek bilinmiyordu (Proulx, 2021). Bu deneylerde enjeksiyon basıncı 60 mmHg’nin üstündeydi ve villusları yırtmış olabilir (Mantovani ve ark., 2018). Harvey Cushing, Theodor Kocher’in yanında çalışırken subaraknoid boşluk ile sinüsler arasında tek yönlü kapakçıklar olması gerektiğini öne sürdü (Proulx, 2021). Welch ve arkadaşları, maymun ve köpekten alınmış sert zar parçalarında villusların içinde açık kanallar tanımladı (Proulx, 2021). Welch ve Friedman bu kanalların tek yönlü kapakçık gibi çalıştığını öne sürdü (Radoš ve ark., 2021). Ama elektron mikroskobu böyle kapakçıklar gösteremedi (Radoš ve ark., 2021).
1914’te Lewis Weed, BOS’un araknoid villuslardan boşaldığı görüşünü kurdu. Bu görüş ders kitaplarında büyük ölçüde bugüne dek sürdü (Proulx, 2021). Ama o dönemde tam kabul görmedi. Dandy, köpeklerde yarımküreleri sert zardan ayırdığında aylar sonra bile karıncıklarda genişleme görmedi (Proulx, 2021). Bugünkü tartışma “Örümcek ağı zar” bölümünde. Konu “Karıncıklar ve beyin-omurilik sıvısı” dersinde de anlatılacak.
Klinik vaka
Vaka: Beyincik orağı nerede?
Bir radyoloji asistanı, baş ağrısı nedeniyle MR çekilen 24 yaşında bir kadının görüntülerini inceliyor. Raporda Chiari malformasyonu ön tanısı var. Asistan arka kafa çukurunun küçük göründüğünü fark ediyor. Beyincik orağını hiçbir kesitte seçemiyor. Beyincik çadırı da yer yer ince ve kısa görünüyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
11.Kanamalar ve fıtıklaşmalar
Başa alınan bir darbe ya da yırtılan bir damar, kafatasının içinde kanamaya yol açabilir. Kanın nerede toplanacağını zarların sırası belirler. Dıştan içe sıra şöyledir: kafatası, sert zar, örümcek ağı zar, beyin-omurilik sıvısı (BOS) dolu boşluk, yumuşak zar ve beyin. Bu sırayı “Üç zar, iki gerçek boşluk” bölümünde gördük.
Kafa içinde kan üç düzlemde toplanabilir:
- Epidural kanama: Kan, kafatasının iç yüzü ile sert zar arasında toplanır. Burası normalde kapalı bir aralıktır. Kan onu açar (Khairat ve ark., 2025).
- Subdural kanama: Kan, sert zar ile örümcek ağı zar arasındaki düzlemde toplanır (Pierre ve ark., 2026).
- Subaraknoid kanama: Kan, örümcek ağı zar ile yumuşak zar arasındaki boşluğa, yani BOS’un içine karışır (Ziu ve ark., 2023).
Sağlıklı insanda bu üç düzlemden yalnızca sonuncusu gerçek bir boşluktur. Normalde örümcek ağı zar sert zara, sert zar da kafatasına yapışıktır. İlk iki aralık ancak bir travma ya da hastalık katmanları ayırınca oluşur (FIPAT, 2019). Gerçek bir subdural boşluk da yalnızca hastalıkta oluşur (Joost ve ark., 2026).
Bölümün ikinci yarısı fıtıklaşmayı anlatır. Büyüyen bir kanama beyni iter. Sonunda beynin bir bölümü, sert zarın sert kıvrımlarının yanından ya da kafatasındaki bir açıklıktan kayabilir. Buna fıtıklaşma (herniasyon) denir (Munakomi ve Das, 2026).
Hareketli çizim
Kan nerede toplanır? Üç kanama, üç düzlem
Dışarıdan içeriye katmanlar
Dıştan içe önce deri, kafatası kemiği ve sert zar (dura mater) gelir. Klasik anlatımda sert zarın iki tabakası vardır: kemiğe yapışık dış tabaka ve beyne bakan iç tabaka. Sert zarın altında örümcek ağı zar (araknoid) uzanır. Onun altındaki boşluk beyin-omurilik sıvısıyla doludur: örümcek ağı zar altı boşluk (subaraknoid aralık). Büyük damarlar bu boşluktan geçer. En içte yumuşak zar (pia mater) vardır ve kıvrımların içine kadar iner. Onun altında kabuk başlar. Mavi çizgi bir köprü toplardamarıdır: beyin yüzeyinden sert zara uzanır. Kırmızı daire orta meningeal atardamardır. Kafatası kemiğinin hemen altında seyreder. Şakak bölgesinde şakak kemiği onun üstünü örter.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
GKS: Glasgow Koma Skalası, bilinç düzeyini puanlayan ölçek. 9’un altı koma sayılır. Kaynaklar: Khairat ve ark. (2025); Kim ve Gean (2011); Heit ve ark. (2017); Mezue ve ark. (2012); Pierre ve ark. (2026); Ishikawa ve ark. (2026); Kim ve ark. (2024); Karibe ve ark. (2014); Bullock ve ark. (2006b); Ziu ve ark. (2023); Griswold ve ark. (2022); NICE (2022); Claassen ve Park (2022); Øie ve ark. (2020). Ölüm oranları farklı ülkelerde ve farklı hasta gruplarında ölçüldü. Doğrudan karşılaştırılamaz.
Epidural kanama: kemik ile sert zar arasında. Bu kanama en sık şakak ve şakak-yan kafa bölgesinde olur. Kaynağı çoğunlukla orta meningeal atardamar (arteria meningea media) ya da onun bir dalıdır (Kim ve Gean, 2011). Bu atardamar sert zarı besler. Kafatasına, tabandaki küçük bir delikten (foramen spinosum) girer (Natali ve ark., 2024). Yırtılması en sık pterion denen yerde olur (Natali ve ark., 2024). Pterion, şakakta kafatasının yüzeyindeki bir işaret noktasıdır. Yeri aşağıdaki sahnede gösterildi.
Epidural kanamaya çoğunlukla kafatasındaki bir kırık eşlik eder. Bir kaynağa göre kanama hemen her zaman kırığın altında ve darbenin vurduğu tarafta görülür (Kim ve Gean, 2011). Bir başka kaynağa göre epidural kanamaların %85’inde kırık vardır (Shetty ve ark., 2016).
Neden mercek biçimli? Sert zar kemiğe en sıkı, dikiş yerlerinin karşısında yapışır (Gray, 1918). Dikiş, kafatası kemiklerinin birleştiği çizgidir. Kan kemiği sert zardan ayırarak yayılır, ama dikişleri aşamaz (Kim ve Gean, 2011). Önce en yakın dikişe kadar yana yayılır. Sonra derine doğru şişer (Heit ve ark., 2017). Bu yüzden BT’de iki yüzü de dışa bombeli, mercek biçimli bir görüntü verir.
Aydınlık dönem. Darbeden sonra kişi bir süre iyi görünebilir. Bu süreye aydınlık dönem denir. Kan o sırada birikmektedir, ama henüz beyni sıkıştırmamıştır (Heit ve ark., 2017). Pıhtı büyüyünce beyni iter. Beyin dokusu bir bölmeden ötekine kayabilir. Bu da hızla bilinç kaybına ya da ölüme götürebilir (Heit ve ark., 2017). Bu yüzden başa darbeden sonra iyi hissetmek her zaman güvence değildir. Aydınlık dönem de her hastada görülmez. Özellikle küçük çocuklarda bu klasik tablo olmayabilir (Lee ve ark., 2024).
Üç boyutlu sahne
Şakak bölgesi: epidural kanamanın en sık yeri
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Pterion (Angulus sphenoidalis), Yan kafa kemiği (sol)
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Yana dikiş, derine şişme. Epidural kanamayı yanlardan dikişler sınırlar, en çok da taç dikişi. Sert zar buralarda kemiğe tutunur (Khairat ve ark., 2025). Dikiş yerlerinde sert zarın kolajen demetleri kemik dikişine doğrudan devam eder (Ishikawa ve ark., 2026). Kan yana yayılabileceği en uç noktaya, yani dikiş kenarına ulaşınca derine doğru kalınlaşır (Heit ve ark., 2017).
İki istisna. Epidural kanama, subdural kanamadan farklı olarak orta hattı geçebilir. Orta hatta üst sagital sinüsün dış duvarını sert zarın kemik zarı (periost) yaprağı yapar. Bu yaprak kemikten ayrılabilir (Kim ve Gean, 2011). Epidural kanama beyincik çadırının hem üstüne hem altına da uzanabilir. Subdural kanamayı ise çadır sınırlar (Kim ve Gean, 2011).
Atardamar mı, toplardamar mı? Kaynak bazen bir toplardamar sinüsüdür. Arka kafa çukurunda enine ya da S biçimli sinüsün, orta kafa çukurunda sfenoparietal sinüsün yırtılmasıyla olabilir (Kim ve Gean, 2011). Atardamar kaynaklı kanamanın, toplardamar kaynaklıya göre daha büyük ve daha hızlı büyüyen bir pıhtı yaptığı düşünülür (Heit ve ark., 2017). Başka bir kaynak da en sık nedeni orta meningeal atardamarın yırtılması olarak verir. Öteki nedenleri kırık yerinden kanama ve sinüs yırtılmasıdır (Suzuki ve ark., 2025).
Kimde, ne sıklıkta? Sıklık, kaynağın hangi hastaları saydığına göre değişir:
- Mezue ve arkadaşlarının aktardığı yayınlara göre kafa yaralanmalarının yaklaşık %1–3’ünde, ağır kafa yaralanmalarının %5–15’inde görülür (Mezue ve ark., 2012).
- Başka bir derlemeye göre kafa yaralanmalı hastaların %1’inden azında, komadakilerin %10’undan azında görülür (Maugeri ve ark., 2015).
- Bir başka kaynak akut epidural kanamayı kafa yaralanmalarının %2,7–4’ünde verir (Suzuki ve ark., 2025).
- Ağır beyin yaralanması olan hastalarda bu oran %14–35’e çıkar (Choi ve ark., 2022).
Epidural kanama 2 yaşından önce ve 60 yaşından sonra nadirdir. Erkeklerde kadınlardan yaklaşık dört kat sık görülür (Mezue ve ark., 2012). Nijerya’nın Enugu kentinde 2003–2009 arasında 817 kafa yaralanmasının 69’unda (%8,4) epidural kanama vardı. Hastaların %83’ü erkekti, ortalama yaş 30,2 idi. Hastaneye ulaşma ortalama 94,2 saat sürdü. On hasta (%14,5) öldü (Mezue ve ark., 2012).
Bebekte ve çocukta. Bebeklerde akut epidural kanama seyrektir. Çünkü sert zar kafatasının iç yüzüne, özellikle dikişlerin çevresinde, çok sıkı yapışıktır (Araki ve ark., 2017). Bebekte kanama çoğunlukla toplardamar kökenlidir. Ya bir sinüsün üstündeki yaralanmadan ya da kırığın çevresindeki geçiş (emissary) toplardamarlarının yırtılmasından olur (Araki ve ark., 2017). Arka çukurdaki epidural kanama seyrektir. Bütün epidural kanamaların %3’üne kadarını oluşturur ve çocuklarda daha sıktır (Lee ve ark., 2024). Yaşla birlikte ise sert zarın kemiğe bakan katmanı kalınlaşır, sertleşir ve kemiğe daha sıkı tutunur (Ishikawa ve ark., 2026).
Epidural kanama sayılarla
Klinik vaka
Vaka: Maçtan sonra uykuya dalan genç
19 yaşında bir genç, futbol maçında başının sol yanını rakibin başına çarpıyor. Birkaç saniye bilincini yitiriyor, sonra kalkıp oyuna devam ediyor. İki saat sonra baş ağrısı ve kusma başlıyor. Ailesi onu uykuya dalmış ve zor uyanır buluyor. Acil serviste sol göz bebeği sağdakinden geniş ve ışığa yanıtsız. Vücudunun sağ yarısı güçsüz. BT’de sol şakakta çizgi biçiminde bir kırık ve altında iki yanı dışbükey, parlak bir kan birikimi var.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Subdural kanama: sert zarın hemen altında. Beynin yüzeyindeki toplardamarlar, kanlarını sert zarın içindeki toplardamar kanallarına, yani sinüslere boşaltır. Bunu, sert zarı geçen köprü toplardamarları sağlar (Joost ve ark., 2026). Bu toplardamarlar sert zar ile örümcek ağı zar arasındaki düzlemi aşar. Duvarları incedir. Başa gelen zıt yönlü kuvvetlerle yırtılabilirler. O zaman kan bu düzleme dolar (Pierre ve ark., 2026). Köprü toplardamarlarının yapısı “Sert zarın toplardamar sinüsleri” bölümünde anlatıldı.
Bu düzlem sağlıklı insanda bir boşluk değildir. Sert zarın en iç katmanı, mekanik olarak zayıf bir tabakadır: sınır hücre katmanı. Köprü toplardamarından sızan kan bu tabakaya dolar ve onu açar. Böylece yapay bir subdural boşluk oluşur (Joost ve ark., 2026). Klinikte bu kanamaya yine de alışkanlıkla “subdural” denir.
Neden hilal biçimli? Kan sert zarın derininde olduğu için dikişler onu yana doğru durduramaz. BT’de hilal (orak ay) biçiminde görünür. Dikiş çizgilerini geçebilir, ama orta hattı geçmez (Kim ve Gean, 2011). Onu içte beyin orağı, aşağıda beyincik çadırı durdurur (Heit ve ark., 2017).
Subdural kanama çoğunlukla toplardamar kökenlidir ve yana geniş yayılabilir. Bu yüzden epidural kanamaya göre daha yavaş belirti verir (Heit ve ark., 2017).
Neden bebekte ve yaşlıda? Bebeklerde ve yaşlılarda sert zar ile beyin arasındaki aralık sık sık daha geniştir. Kaynak bunu beyin hacminin azalmasına bağlar. Aralık genişleyince köprü toplardamarları gerilir ve kolay yırtılır (Pierre ve ark., 2026). Yaşlılar ayrıca düşmeye daha yatkındır. Birçoğu kanı sulandıran ilaçlar da kullanır (Manivannan ve ark., 2021).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Darbe tarafı ve karşı taraf. Subdural kanama darbenin vurduğu tarafta da olabilir, karşı tarafta (contrecoup) da. Karşı taraf daha sıktır. Köprü toplardamarları gerildikçe ve zedelendikçe kan, sert zarın meningeal yaprağı ile örümcek ağı zar arasında birikmeyi sürdürebilir (Kim ve Gean, 2011). Kafatası kırığı, epidural kanamadakinden daha az eşlik eder (Heit ve ark., 2017).
Kanamanın yaşı. Kullanılan zaman çizelgesi şöyledir (Pierre ve ark., 2026):
- Akut: yaralanmadan sonraki ilk 72 saatte görüntülenen kan.
- Alt akut: 3–21 gün.
- Kronik: genellikle 3 haftadan sonra. Karışık yoğunluklu ve “akut üstüne kronik” birikintiler, kanamanın tekrar tekrar olduğunu gösterir.
Sıklık ve ölüm. Akut subdural kanama, kafa travmasıyla yatan hastaların yaklaşık %10–20’sinde bulunur. GKS 8 ya da altındaki ağır yaralanmalarda bu oran yaklaşık %60’tır (Karibe ve ark., 2014). GKS, yani Glasgow Koma Skalası, bilinç düzeyini puanlayan bir ölçektir. Puanın 9’un altında olması koma sayılır (Bullock ve ark., 2006b). Ölüm oranı bütün GKS düzeylerinde yaklaşık %30–60, GKS 8 ve altında %55–70 olarak bildirilmiştir (Karibe ve ark., 2014).
Yaşlılar. On çalışmalık bir meta-analize göre ameliyat edilen yaşlılarda ölüm taburculukta %39,8’dir. Uzun izlemde %49,3’e çıkar. Taburculukta kötü işlevsel sonuç oranı yaklaşık %81’dir (Manivannan ve ark., 2021). Kan sulandırıcı kullanan yaşlılarda, hafif bir travmadan sonra gecikmiş akut subdural kanama gelişebilir. Bu yüzden gözlem için hastaneye yatış önerilir (Karibe ve ark., 2014).
Bebekler. Bebekte sert zar ile beyin arasındaki aralık geniş olabilir. Bu, köprü toplardamarlarını gerilmeye ve yırtılmaya yatkın kılar. Beyin küçülmesi ve sıvıyı boşaltan bir boru (şant) takılmış olması da riski artırır (Araki ve ark., 2017). Bebeklikte istismara bağlı kafa travmasında en sık görülen bulgu subdural kanamadır. Bu oran olguların %92’sine kadar çıkar (Cheshire ve ark., 2018).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Kronik subdural kanama: haftalar içinde büyüyen birikinti. Bu kanama özellikle yaşlılarda görülür. Kan, düşük basınçlı bir toplardamardan yavaş yavaş sızar. Kapalı bir aralıkta biriktiği için pıhtı yavaş büyür. Bu yüzden hastaların çoğunda yakınmalar yaralanmadan haftalar sonra başlar (Nouri ve ark., 2021).
Kronik subdural kanama, akut kanamanın yalnızca eskimiş hâli değildir. Biyolojik olarak farklı bir hastalıktır. Kanın çevresinde yeni zarlar oluşur. Bu zarlarda yeni damarlar gelişir. İltihap, pıhtının fazla erimesi ve tekrarlayan küçük kanamalar birikintiyi besler (Pierre ve ark., 2026).
Hastalık giderek sıklaşıyor. Bugünkü gidişle 2030’a kadar en sık kafa içi beyin cerrahisi hastalığı olması bekleniyor (Pierre ve ark., 2026; Chen ve ark., 2024). Tedavi yöntemlerinden biri, kafatasında küçük bir delik açıp birikintiyi boşaltmaktır (Tugcu ve ark., 2014). Ameliyattan sonra kanama yeniden toplanabilir. Buna nüks denir ve bu hastalığın başlıca sorunudur (Nouri ve ark., 2021). Nüksü azaltmak için yeni bir yöntem de deneniyor: sert zarı besleyen atardamarı damarın içinden tıkamak. Bu yöntemin yeri henüz kesinleşmedi (Gillespie ve ark., 2025).
Köprü toplardamarının beyin küçülünce nasıl gerildiğini “Sert zarın toplardamar sinüsleri” bölümündeki çizimde görebilirsin. Kanamanın çevresinde oluşan zarlar da orada gösterilir (“Beyin küçülünce” ve “Kronik subdural kanama” düğmeleri).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kanama nerede başlar? Bir derlemeye göre genel kabul şudur: İlk kanama, köprü toplardamarlarının sert zarın sınır hücre katmanını geçtiği yerde olur (Nouri ve ark., 2021). Köprü toplardamarının duvarı en ince yerine burada iner. Bazen tek sıra endotel hücresi kadar incedir (Nouri ve ark., 2021). Endotel, damarın içini döşeyen hücre tabakasıdır. Sınır hücre katmanı yassı, uzun ve birbirine gevşek bağlı hücrelerden yapılıdır. Bu yüzden doğal bir ayrılma düzlemidir (Nouri ve ark., 2021). Bu görüş tartışmalıdır. Başka bir derlemeye göre hastalığı asıl başlatan, sınır hücrelerinin hasarı ve ardından gelen iltihap olabilir (Edlmann ve ark., 2017).
İki zar. Sınır hücreleri ayrılınca iki zar oluşur. Aralarında sıvı ve kanla dolan yeni bir boşluk kalır (Edlmann ve ark., 2017). Dış zar sert zarın iç yüzüne sıkıca yapışır. Daha ince olan iç zar ise örümcek ağı zara gevşek tutunur (Kim ve ark., 2024). Yeni damarlar sınır katmanında ve dış zarda yoğundur. İç zarda genellikle yeni damar oluşmaz. İç zardaki damarlar, kanama olgunlaştıkça kaybolur (Kim ve ark., 2024).
Neden büyür? Dış zar, iltihabı ve damar oluşumunu süren maddeler salgılar. Bunlar arasında pıhtı eritmeye yardım eden tPA ve damar büyüme etkeni VEGF vardır (Edlmann ve ark., 2017). Dış zarın geçirgen, geniş kılcallarından sıvı da sızar. Türkiye’den Tokmak ve arkadaşları 24 hastada bu sızmayı işaretli albüminle ölçtü. Ortalama sızma oranı %13,24 idi (Tokmak ve ark., 2007). Oran, ağır klinik evre, BT’de karışık yoğunluk ve yeniden birikmeyle ilişkiliydi (Tokmak ve ark., 2007).
Görüntülemede zarlar. Kontrastlı MR ve çift enerjili BT çalışmalarında önce dış zar kalınlaşır. Geç evrede iç zarlar gelişir (Chen ve ark., 2024). Dış ve iç zar arasındaki geçiş bölgesinde üçgen biçimli, kalınlaşmış bir doku görülebilir. Buna “spandrel işareti” denir (Chen ve ark., 2024).
Kimde? Erkeklerde daha sıktır. Türkiye’den Kanat ve arkadaşlarının ameliyat ettiği 76 hastanın %81,6’sı erkekti (Kanat ve ark., 2010). Sıklık giderek artıyor. Sayılar aşağıdaki tablodadır.
Nüks. Yeniden ameliyat gerektiren nüks %9–33 arasında bildirilir. İleri yaşta ve iki taraflı kanamada daha sıktır (Nouri ve ark., 2021). Türkiye’de tek delikle boşaltılan 292 hastanın %14,7’si ikinci kez ameliyat edildi. Nüks iki taraflı kanamada %23,1, tek taraflıda %11,4 idi (Tugcu ve ark., 2014). Finlandiya’daki kohortta nükse kadar geçen ortanca süre 25 gündü. Dren konanlarda nüks daha azdı: %17’ye karşı %29 (Rauhala ve ark., 2020). Dren, birikintiyi ameliyattan sonra da boşaltan ince bir borudur.
Sıklık, hangi olguların sayıldığına (yalnızca ameliyat edilenler mi, bütün tanılar mı) ve yaşa göre çok değişir. Bir derlemede dört çalışma çifti, son 50 yılda %200–600 artış gösterdi (Stubbs ve ark., 2021). İsviçre çalışmasında ortanca yaş 76, kadın/erkek oranı 1:1,9 idi (El Rahal ve ark., 2023).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Orta meningeal atardamar embolizasyonu. Orta meningeal atardamar sert zarı besler. Yöntemin dayandığı düşünce şudur: Bu atardamar damarın içinden tıkanırsa (embolizasyon), subdural zarlar ve yeni damarlar kansız kalıp ölebilir. Böylece nüks önlenebilir (Chen ve ark., 2024). Bu bir varsayımdır. Onu sınamak için büyük randomize çalışmalar başlatıldı (Chen ve ark., 2024). Embolizasyon, damarın içinde ilerletilen ince bir boruyla (kateter) tıkayıcı bir madde verilmesidir. Yöntem 2018’de dikkat çekti. Chen ve arkadaşlarının aktardığına göre Ban ve arkadaşları embolizasyonla nüksü %1,4, geleneksel tedaviyle %27,5 buldu (Chen ve ark., 2024).
Anatomi neden önemli?
- Atardamar çoğu kişide maksiller atardamarın ilk bölümünden çıkar. Kafatasına foramen spinosum’dan girer. Orta kafa çukurunda ön ve arka dallara ayrılır (Ota, 2026).
- Bazı kişilerde orta meningeal atardamar göz atardamarından çıkar. Bu, anjiyografi serilerinin %0,5–2’sinde görülür. Bu varyantta embolizasyon görme kaybı riski taşır (Ota, 2026).
- Atardamarın küçük dalları sagital dikişi geçip karşı taraftakiyle bağlanır. Bu, tek taraflı kanamada iki taraflı embolizasyonu gerekçelendirebilir (Ota, 2026).
- Sert zarın sınır hücre katmanında 5–15 μm çaplı, narin bir kılcal ağ vardır. Bu ağ normalde seyrektir. Kronik subdural kanamada olgunlaşmamış, sızdıran damarlarla çoğalır (Ota, 2026).
- MAGIC-MT çalışmasının yöntem yazısına göre tıkamadan önce seçici anjiyografi yapılır. Göz atardamarına ve kayalık kemiğe giden dallar gibi tehlikeli bağlantılar aranır. Ardından sıvı bir tıkayıcı madde (Onyx-18) verilir (Zuo ve ark., 2023).
EMBOLISE, MAGIC-MT ve STEM’in yalnızca özetleri okundu. Tablo özette yazanla sınırlıdır. Üç çalışmanın ölçtüğü şey de birbirinden farklıdır (“Ne ölçüldü?” sütunu). Bu yüzden sonuçlar doğrudan karşılaştırılamaz. RR: göreli risk; 1’in altındaki değer, embolizasyon kolunda daha az olay demektir.
Klinik vaka
Vaka: Beş hafta önceki düşme
81 yaşında bir adam, kan sulandırıcı bir ilaç kullanıyor. Beş hafta önce banyoda kayıp başını lavaboya çarpmış. O gün yakınması olmamış. Son iki haftada baş ağrısı artmış, sağ eli beceriksizleşmiş. BT’de sol yarımkürenin yüzeyini örten, hilal biçimli ve karışık yoğunluklu bir birikinti var. İçinde ince bölmeler seçiliyor. Orta hat 8 mm sağa kaymış.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Subaraknoid kanama: kan BOS’un içinde. Subaraknoid boşluk, örümcek ağı zar ile yumuşak zar arasındadır. İçinde BOS ve beyni besleyen damarlar bulunur. Bu boşluğa kan dolmasına subaraknoid kanama denir (Ziu ve ark., 2023).
Travma dışı subaraknoid kanamaların yaklaşık %85’inin nedeni, kafa içindeki bir anevrizmanın yırtılmasıdır (Ziu ve ark., 2023). Anevrizma, atardamar duvarında oluşan bir kesecik ya da şişkinliktir. Anevrizmaların çoğu beynin tabanındaki sisternalarda bulunur (Heit ve ark., 2017). Sisterna, subaraknoid boşluğun genişlediği yerdir. Bu yüzden anevrizma kanaması taban sisternalarını tutar (Heit ve ark., 2017).
En sık belirti, birden başlayan çok şiddetli bir baş ağrısıdır. Ense sertliği, kısa ya da uzun bir bilinç kaybı ve vücudun bir bölümünde güç ya da duyu kaybı eşlik edebilir (Claassen ve Park, 2022). Kafa travmasında da subaraknoid kanama sıktır: orta ve ağır kafa travmalı hastaların %33–60’ında görülür (Griswold ve ark., 2022).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Anevrizmanın yapısı ve yeri. Beyin anevrizmalarının %90’ı kesecik (çilek, berry) biçimlidir. Yaklaşık %85’i Willis halkasının ön dolaşımında, atardamarların dallandığı noktalardadır (Faluk ve ark., 2024). Willis halkası, beynin tabanında atardamarları birbirine bağlayan halkadır. Ayrıntısı “Beynin atardamarları ve Willis halkası” dersinde anlatılacak. Kesecik anevrizmanın duvarında orta kas katmanı incelmiş ya da yoktur. İç elastik zar da parçalanmıştır (Okal ve Foster, 2026). Kanamalı inmeler bütün inmelerin yaklaşık %20’sidir. Subaraknoid kanama ve beyin içi kanama bunu yarı yarıya paylaşır, her biri yaklaşık %10 (Ziu ve ark., 2023).
Tanı. Acil serviste baş ağrısı, başvuruların yaklaşık %2’sidir. Bu hastaların yaklaşık %1’inde subaraknoid kanama bulunur (Perry ve ark., 2011). Kanada’da 3132 hastalık bir çalışmada, baş ağrısının ilk 6 saatinde çekilen BT radyolog yorumuyla bütün kanamaları gösterdi. 953 hastadaki 121 kanamanın hepsi bulundu: duyarlılık %100 (Perry ve ark., 2011). Bütün zaman aralıkları birlikte alınınca BT’nin duyarlılığı %92,9’a düştü (Perry ve ark., 2011).
NICE kılavuzu (2022) şunları önerir:
- Belirtiler başladıktan sonraki 6 saat içinde çekilen ve radyologca temiz bulunan BT’den sonra rutin bel delme yapılmaz.
- BT 6 saatten sonra çekildiyse bel delme düşünülür. Bel delme, belirtilerin başlamasından en az 12 saat sonra yapılır.
- Bel delmeyle alınan sıvıda spektrofotometriyle bilirubin artışı (ksantokromi) görülürse tanı konur. Bilirubin, kanın yıkımıyla oluşan sarı bir boyar maddedir.
- Yeniden kanama riski belirtiler başladıktan sonraki ilk 24 saatte en yüksektir (NICE, 2022).
Sıklık. 32 ülkeden 75 çalışma birleştirildiğinde dünyadaki sıklık 100.000 kişi-yılda 7,9 bulundu. Sıklık 1980’de 10,2’den 2010’da 6,1’e geriledi (Etminan ve ark., 2019). Düşüş, kan basıncı ve sigara içme sıklığındaki azalmaya koşut gitti. Büyük tansiyondaki her 1 mmHg’lik düşüş, sıklıkta %7,1 azalmayla ilişkiliydi. Sigara içme sıklığındaki her %1’lik düşüş de %2,4 azalmayla ilişkiliydi (Etminan ve ark., 2019). Sıklık bölgeye göre değişir: Japonya’da 22,7, Finlandiya’da 19,7, Orta ve Güney Amerika’da 4,2, öteki bölgelerde 9,1. Kadınlarda 1,24 kat daha sıktır. Bu fark 55 yaşından sonra başlar ve artar (de Rooij ve ark., 2007). Finlandiya’daki bir kohortta risk etkenlerinin birleşimine göre sıklık 8 ile 171 arasında değişti. Kadın cinsiyet, yüksek tansiyon ve sigara doğrulanmış risk etkenleriydi (Korja ve ark., 2013).
Ölüm. Hastaların yaklaşık dörtte biri hastaneye ulaşmadan ölür. Hastalığın ortalama başlangıç yaşı 50’lerin ortasıdır (Claassen ve Park, 2022). Toplum tabanlı çalışmalarda ölüm oranı %8,3 ile %66,7 arasında değişir. Bu oran 1973–2002 arasında yılda %0,8 azalmıştır (Nieuwkamp ve ark., 2009). Norveç’te 2008–2014 arasında hastaneye yatan anevrizmal kanamalı hastalarda sıklık 5,7/100.000 idi. Ölüm 30. günde %22, birinci yılda %37 idi. Arka dolaşımdaki anevrizmalar daha ölümcüldü (Øie ve ark., 2020).
Subaraknoid kanama sayılarla
Klinik vaka
Vaka: Bir dakikada zirve yapan baş ağrısı
47 yaşında, sigara içen ve yüksek tansiyonu olan bir kadın, spor salonunda ağırlık kaldırırken ensesinde ani bir ağrı duyuyor. Ağrı bir dakika içinde “hayatının en kötü” düzeyine çıkıyor. Kusuyor ve kısa bir süre bilincini yitiriyor. Acil serviste ense sertliği var. Belirtiler başladıktan 4 saat sonra çekilen BT’de beynin tabanındaki sisternalarda yoğun kan görülüyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Fıtıklaşma: beynin yer değiştirmesi. Kafatası esnemeyen bir kutudur. İçinde üç şey vardır: beyin, BOS ve kan. Birinin hacmi artarsa ötekilerden biri ya da ikisi azalmak zorundadır. Buna Monro–Kellie ilkesi denir (Kostecki ve ark., 2023). Bu ilkeyi ilk derste gördük. Bu dengeleyici düzenekler tükenince beyin dokusunun kendisi itilir.
Sert zarın iki sert kıvrımı vardır: beyin orağı ve beyincik çadırı. Bu iki kıvrım kafatasının içini üç ana bölmeye ayırır (Knight ve De Jesus, 2023). Kıvrımların yapısı “Sert zarın kıvrımları ve bölmeleri” bölümünde anlatıldı. Basınç dengelenemeyince beynin bir bölümü bu kıvrımların yanından ya da kafatasındaki bir açıklıktan kayar. Böyle bir açıklık, kafatası tabanındaki büyük deliktir (foramen magnum) (Munakomi ve Das, 2026). Buna fıtıklaşma (herniasyon) denir. Başlıca türleri şunlardır:
- Orak altı fıtıklaşma: En sık görülen türdür. Kuşak kıvrımı (gyrus cinguli), beyin orağının altından karşı tarafa kayar (Kostecki ve ark., 2023).
- Çadır çentiğinden aşağı fıtıklaşma: Şakak lobunun iç-ön ucu (unkus) ya da beynin orta kısmı, çadırdaki açıklıktan aşağı itilir. Bu açıklığa çadır çentiği denir (Knight ve Rayi, 2023).
- Yukarı fıtıklaşma: Arka çukurdaki bir kitle, beyinciği çadır çentiğinden yukarı iter (Munakomi ve Das, 2026).
- Bademcik fıtıklaşması: Beyinciğin bademcik denen parçaları büyük delikten aşağı iner ve omurilik soğanını sıkıştırır (Knight ve De Jesus, 2023).
Fıtıklaşma hızla bilinç kaybına ya da ölüme götürebilir (Heit ve ark., 2017). Unkal fıtıklaşmada aynı taraftaki göz bebeği genişler. Karşı vücut yarısında güçsüzlük gelişir (Hall ve Munakomi, 2026). Omurilik soğanı giderek sıkışırsa bu, ölüme kadar gidebilir (Knight ve De Jesus, 2023).
Hareketli çizim
Bölmeler ve fıtıklaşmalar
Bölmeler: orak ve çadır kafa içini ayırır
Sert zarın iki kıvrımı kafa içini üç bölmeye ayırır. Beyin orağı (falx cerebri) iki yarımküreyi birbirinden ayırır. Beyincik çadırı (tentorium cerebelli) büyük beyni beyincikten ayırır. Çadırın iç kenarındaki açıklığa çadır çentiği denir. Orta beyin buradan geçer. Basınç artınca beyin bir bölmeden ötekine kayabilir: buna fıtıklaşma (herniasyon) denir.
Üç boyutlu sahne
İç yüzden: kuşak kıvrımı ve orağın yeri
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Forniks (sol): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks komissürü: İki yandaki forniks arasında karşıya geçen lifler.
- Korpus kallozum: İki yarımküreyi birbirine bağlayan en büyük lif köprüsü; yaklaşık 200 milyon sinir lifi içerir ve yarımküreler arasındaki ana iletişim yoludur.
- Ön komissür: İki yarımküreyi, özellikle temporal lobları ve koku bölgelerini birbirine bağlayan küçük lif demeti.
- İç kapsül (sol): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Epifiz bezi: Ara beynin arka-üst yüzündeki küçük bez. Akşam ışık azalınca daha çok melatonin hormonu salgılar; bu da uyku hâlini getirir.
- Habenula: Epifiz bezinin hemen önünde duran, epitalamusa ait küçük yapı.
- Arka komissür: Ara beyin ile orta beynin birleştiği yerde iki yanı birbirine bağlayan küçük lif demeti; göz bebeğinin ışık refleksi ve yukarı-aşağı bakış yollarıyla ilişkilidir.
- Lateral genikulat cisim (sol): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sol): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
Üç boyutlu sahne
Orta hattan: çadır, beyincik ve büyük delik
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Yarımkürenin beyaz cevheri (sol): Kabuğun altında kalan, miyelinle kaplı aksonlardan oluşan beyaz bölge. Beynin bölgelerini birbirine bağlayan yolları taşır.
- Kaudat çekirdek (sol): Yan karıncığın duvarında C harfi gibi kıvrılan çekirdek. Putamenle birlikte striatumu oluşturur; bazal çekirdeklerin bir parçası olarak hareketin başlatılmasını düzenler.
- Putamen (sol): Bazal çekirdeklerin en dıştakisi. Kaudat çekirdekle birlikte striatumu oluşturur ve hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Globus pallidus (sol): Putamenin iç yanında duran bazal çekirdek; hareketin düzenlenmesinde rol alır.
- Hipokampus (sol): Temporal lobun derininde, yan karıncığın alt boynuzunun tabanında uzanan yapı. Yeni bilgilerin uzun süreli belleğe kaydedilmesi için gereklidir.
- Amigdala (sol): Hipokampusun önünde, temporal lobun derinindeki badem biçimli çekirdek kümesi. Duygusal tepkilerde, korkunun öğrenilmesinde ve duygusal anılarda rol alır.
- Forniks (sol): Hipokampustan çıkıp kemer gibi kıvrılarak talamusa ve mamiller cisimlere uzanan beyaz cevher demeti; anıları hatırlamada rol alan bir devrenin parçasıdır.
- Forniks komissürü: İki yandaki forniks arasında karşıya geçen lifler.
- Korpus kallozum: İki yarımküreyi birbirine bağlayan en büyük lif köprüsü; yaklaşık 200 milyon sinir lifi içerir ve yarımküreler arasındaki ana iletişim yoludur.
- Ön komissür: İki yarımküreyi, özellikle temporal lobları ve koku bölgelerini birbirine bağlayan küçük lif demeti.
- İç kapsül (sol): Kaudat çekirdek ile putamen arasından geçen kalın beyaz cevher bandı. Kabuktan beyin sapına ve omuriliğe inen ana hareket yolu buradan geçer.
- Talamus (sol): Ara beynin büyük bölümünü oluşturan çekirdek kümesi. Koku dışındaki bütün duyusal bilgiler, kabuğa ulaşmadan önce talamustan geçer.
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Epifiz bezi: Ara beynin arka-üst yüzündeki küçük bez. Akşam ışık azalınca daha çok melatonin hormonu salgılar; bu da uyku hâlini getirir.
- Habenula: Epifiz bezinin hemen önünde duran, epitalamusa ait küçük yapı.
- Arka komissür: Ara beyin ile orta beynin birleştiği yerde iki yanı birbirine bağlayan küçük lif demeti; göz bebeğinin ışık refleksi ve yukarı-aşağı bakış yollarıyla ilişkilidir.
- Lateral genikulat cisim (sol): Talamusun görme istasyonu: görme yolundan gelen bilgiyi alır ve oksipital lobdaki görme kabuğuna iletir.
- Medial genikulat cisim (sol): Talamusun işitme istasyonu: işitme bilgisini alır ve temporal lobdaki işitme kabuğuna iletir.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
Sahnede işaretli noktalar:
- Büyük delik (Foramen magnum), Art kafa kemiği
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Bölmeler ve kapılar. Beyin orağı iki yarımküreyi birbirinden ayırır. Beyincik çadırı kafatasının içini çadır üstü ve çadır altı bölmelere ayırır. Çadır altı bölme arka çukurdur. İçinde beyincik ve beyin sapı vardır. Arka çukurun iki açıklığı vardır: büyük delik ve çadır çentiği (Knight ve De Jesus, 2023). Çadır çentiği, çadır üstü ve altı bölmeleri birleştiren tek dar geçittir. Buradan orta beyin, göz hareket siniri (III. kafa siniri), arka beyin atardamarları ve üst beyincik atardamarları geçer (Hall ve Munakomi, 2026). Çadırın serbest kenarının hemen üstünde parahipokampal kıvrım ve arka beyin atardamarı durur (Rai ve ark., 2018).
Unkal fıtıklaşma. Unkus, şakak lobundaki parahipokampal kıvrımın ön-iç ucudur. Unkal fıtıklaşmada şakak lobunun iç-ön kısmı çadır çentiğinden suprasellar sisternaya itilir (Hall ve Munakomi, 2026). Suprasellar sisterna, Türk eyerinin üstündeki sisternadır. Bir kaynak onu kiazma sisternasıyla aynı yer olarak anar (Dias ve ark., 2014). TA2’de kiazma sisternasının adı cisterna chiasmatica’dır (FIPAT, 2019). Görüntülemede unkus aynı taraftaki suprasellar sisternayı sıkıştırır (Kim ve Gean, 2011). Klinikte en sık tanınan fıtıklaşma sendromu budur. Tablonun üç parçası vardır (Hall ve Munakomi, 2026):
- Aynı tarafta göz hareket siniri felci olur. Göz bebeği genişler.
- Beyin sapı ayağının sıkışmasından karşı tarafta hareket kaybı olur.
- Beyin sapının işleyişi giderek bozulur.
“En sık fıtıklaşma hangisi?” sorusuna iki kaynak iki yanıt verir. Kostecki ve arkadaşlarına göre en sık tür orak altı fıtıklaşmadır (Kostecki ve ark., 2023). Hall ve Munakomi’ye göre ise klinikte en sık tanınan sendrom unkal fıtıklaşmadır (Hall ve Munakomi, 2026). Biri bütün fıtıklaşmaları, öteki klinikte tanınan tabloları sayar.
Merkezî fıtıklaşma. Ara beyin ve orta beyin çadır çentiğinden aşağı kayar. Bu genellikle yaygın beyin şişmesinde ya da iki taraflı kitle etkisinde olur (Munakomi ve Das, 2026). Görüntülemede iki şakak lobu birlikte, taban sisternalarını sıkıştırarak aşağı iner (Kim ve Gean, 2011).
Yukarı fıtıklaşma. Arka çukurdaki bir kitle, beyincik yapılarını çentikten yukarı iter. Orta beyni bozar. BOS yollarını ve toplardamar akışını tıkayabilir (Munakomi ve Das, 2026). Görüntülemede dörtlü cisim sisternası (kuadrigeminal sisterna) silinir (Kim ve Gean, 2011).
Bademcik fıtıklaşması. Beyincik bademcikleri büyük delikten aşağı iner. Omurilik soğanını klivusa ya da ikinci boyun omurunun dişsi çıkıntısına bastırır. Buna “koni oluşumu” (coning) da denir. Omurilik soğanının giderek artan baskısı Cushing refleksine ve sonunda ölüme yol açar (Knight ve De Jesus, 2023). Cushing refleksinde kafa içi basıncı yükselir ve beyin sapı kansız kalır. Buna yanıt olarak kan basıncı belirgin biçimde yükselir (Dinallo ve Waseem, 2023). Beyni besleyen kanın itme gücüne beyin perfüzyon basıncı denir. Bu basınç, ortalama atardamar basıncından kafa içi basıncı çıkarılarak bulunur (Dinallo ve Waseem, 2023).
Kernohan–Woltman çentiği. Büyük bir kitle beyin sapını yana iter. Karşı taraftaki beyin sapı ayağı (crus cerebri) çadırın serbest kenarına çarpar (Beucler ve ark., 2022). Sonuçta güçsüzlük, beklenenin tersine, kitleyle aynı tarafta görülür. Buna “yanıltıcı yer belirtisi” denir. Belirti, hasarın yerini yanlış gösterir (Beucler ve ark., 2022).
Üç boyutlu sahne
Alttan: çadır çentiğinin çevresi
Bu sahnedeki yapılar:
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- İç karotis arter (sol): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- İç karotis arter (sağ): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- Baziler arter: İki vertebral arterin birleşmesiyle oluşan, ponsun ön yüzünde uzanan atardamar; beyin sapına ve beyinciğe dallar verir.
- Arka bağlantı arteri (sol): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka bağlantı arteri (sağ): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sol): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sağ): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Üst beyincik arteri (sol): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
- Üst beyincik arteri (sağ): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
Kaynaklar: Kostecki ve ark. (2023); Munakomi ve Das (2026); Kim ve Gean (2011); Hall ve Munakomi (2026); Knight ve De Jesus (2023); Hall ve Bhardwaj (2025).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Kernohan–Woltman çentiği: tarih ve seyir. Bu özel unkal fıtıklaşmayı ilk kez 1927’de Groeneveld ve Schaltenbrand, beyin tümörlü hastaların otopsi serisinde anlattı. Kernohan ve Woltman 1929’da anlattı (Beucler ve ark., 2022). 1990–2020 yayınlarından 51 hastayı toplayan sistematik derlemede ortalama yaş 40,7, erkek/kadın oranı 2/1 idi. Hastaların %63’ü kafa travması geçirmişti. Çoğunda akut subdural kanama vardı (%57). %45’inde hareket gücü iyi düzeldi (Beucler ve ark., 2022). Yazarlar, bu belirtinin kimde çıkacağını anlamak için çadır çentiği genişliğinin kişisel farkının incelenmesini önerir (Beucler ve ark., 2022).
Çentik herkeste aynı değil. Çadır çentiğinin yapısı kişiden kişiye değişir. Bu fark, fıtıklaşmada beyin sapının ne kadar bozulacağını etkileyebilir (Adler ve Milhorat, 2002). Uzun ve geniş bir çentik beyincik dokusunu daha çok açıkta bırakır. Bu, yukarı ya da aşağı fıtıklaşma eğilimini açıklayabilir (Rai ve ark., 2018). Göz hareket sinirinin uzunluğu ve gidişi de kişiden kişiye değişir. Fıtıklaşmada göz bebeği bulgusunun her hastada aynı çıkmaması buna bağlanmıştır (Rai ve ark., 2018). Ropper otopside bu sinirin klivus üzerinde keskin bir açıyla büküldüğünü gösterdi (Hall ve Munakomi, 2026). Çentiğin ölçüleri ve Adler ile Milhorat’ın sekiz çentik tipi “Sert zarın kıvrımları ve bölmeleri” bölümünde.
Adlar ve tarih. Tek taraflı göz bebeği genişlemesini ilk Jonathan Hutchinson tanımladı. Bu yüzden ona “Hutchinson göz bebeği” denir (Hall ve Munakomi, 2026). Adolf Meyer, arka beyin atardamarının sıkışmasıyla oluşan yarım görme kaybını bir yanıltıcı yer belirtisi olarak anlattı (Hall ve Munakomi, 2026). Monro–Kellie ilkesinin tarihi iki adımdır. 1783’te Edinburghlı Alexander Monro kafatasını katı bir kutu olarak tanımladı. 1824’te öğrencisi George Kellie, otopsilerde beyindeki kan hacminin ölüm nedeninden bağımsız olarak benzer olduğunu doğruladı (Wilson, 2016).
Duret kanaması. Beyin sapı aşağı kayınca baziler atardamarın orta hat yakınındaki delici dalları gerilir ve yırtılır. Bu kanamayı ilk kez Fransız nörolog Henri Duret tanımladı (Hall ve Bhardwaj, 2025). Kanama tipik olarak orta beyin ve köprünün ön ve orta hatta yakın kısmındadır. Hızlı bir aşağı fıtıklaşmadan sonra görülür. Mekanizmada atardamar yırtılması da, toplardamar tıkanmasıyla doku ölümü (enfarkt) de tartışılır (Kim ve Gean, 2011). Duret kanaması tarihsel olarak çok kötü sonuçla özdeşti. Ama bilinci, iletişimi ve bağımsızlığı geri gelen hastalar da bildirildi. Yazarlar, kötü sonucun kısmen tedavinin erken kesilmesinden doğan bir yanılgı olabileceğini tartışır (Edlow ve ark., 2019).
Paradoks fıtıklaşma. Kafatasının bir bölümü çıkarılmış (dekompresif kraniyektomi) hastalarda görülür. Beyin dokusu yerçekimiyle çadırın altına kayar ve beyin sapını büyük delikte sıkıştırır (Chen ve ark., 2016). Sıklığı bu ameliyattan sonra yaklaşık %3’tür. 429 hastalık bir seride bağımsız risk etkenleri dış karıncık drenajı, bel delme ve sürekli dış bel drenajıydı (Chen ve ark., 2016).
Yukarı fıtıklaşmaya bir örnek. Bir olgu sunumunda, arka çukurunda tümör (medulloblastom) olan bir çocuk anlatılır. Çocuğa karıncıktan karın boşluğuna sıvı akıtan bir şant takıldı. Bundan sonra yukarı fıtıklaşma gelişti (Yadav ve ark., 2012).
Klinik vaka
Vaka: Yanlış tarafı gösteren güçsüzlük
52 yaşında bir adam, motosiklet kazasından sonra komada getiriliyor. GKS puanı 6. Sol göz bebeği geniş ve ışığa yanıtsız. Vücudunun sol yarısında belirgin güçsüzlük var. BT’de sol yarımkürede kalın, hilal biçimli bir akut subdural kanama, 12 mm orta hat kayması ve silinmiş taban sisternaları görülüyor. Sağ yarımkürede kanama yok.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Yalnızca özeti okunan çalışmalar: Kanat ve ark. (2010), Tugcu ve ark. (2014), Gökmen ve ark. (2008), Sucu ve ark. (2005), Tokmak ve ark. (2007), Koç ve ark. (1997), Taşkapılıoğlu ve ark. (2019), Demirgil ve ark. (2003), Turgut ve ark. (2020), Kocak ve ark. (2013). Şehir ve kurum yalnızca kaynakta yazıyorsa verildi.
12.Zar iltihapları, tümörler ve basınç bozuklukları
Zarlar beyni korur. Ama zarların kendisi de hastalanabilir. Bu bölümde zarların üç büyük sorununu tanıyacaksın:
- İltihap: Zarlar iltihaplanır. Bakteri ya da virüs enfeksiyonu buna yol açabilir (OpenStax 13.3). En bilinen örneği menenjittir.
- Tümör: Zarın hücreleri çoğalır ve bir kitle yapar. En sık örneği menenjiyomdur.
- Basınç bozukluğu: Sert zarda bir delik açılır ve beyin-omurilik sıvısı (BOS) sızar. Kafanın içindeki basınç düşer.
Bölümün sonunda üç konu daha var: zarın içinde sıvı dolu bir kese (araknoid kist), sert zarda damarların kısa devresi (fistül) ve sert zarda kireçlenme. Zarlar arasındaki kanamaları ise “Kanamalar ve fıtıklaşmalar” bölümünde gördük.
Menenjit (meningitis), beyni ve omuriliği saran ince dokunun, yani zarların iltihabıdır (MedlinePlus, t.y.). Örümcek ağı zar ile yumuşak zara birlikte ince zarlar (leptomeninges) denir. İkisinin arasındaki subaraknoid boşlukta BOS bulunur (Kohil ve ark., 2021). Bakteriler bu boşluğa ulaşınca ince zarların yüzeyi boyunca hızla çoğalır ve yayılır. BOS’un akışı da bu yayılmayı büyük olasılıkla kolaylaştırır (Joost ve ark., 2026).
Menenjitin iki büyük türü vardır:
- Viral menenjit, bakteriyel menenjitten çok daha sıktır. Genellikle daha hafif geçer (Tristram ve Kondamudi, 2026).
- Bakteriyel menenjit daha ağırdır (OpenStax 13.3). Hayatı tehdit eder ve hemen tedavi ister (Dafny, 2020). Antibiyotikler bulunmadan önce bakteriyel menenjit her zaman ölümle sonuçlanırdı (Tristram ve Kondamudi, 2026).
Belirtiler. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre menenjitin sık belirtileri şunlardır (DSÖ, 2026):
- ateş,
- ense sertliği,
- zihin karışıklığı ya da bilinç değişikliği,
- baş ağrısı,
- ışıktan rahatsız olma,
- bulantı ve kusma.
İngiltere’nin ulusal sağlık kılavuzu dört belirtinin birlikte görülmesini bir kırmızı bayrak sayar: ateş, baş ağrısı, ense sertliği ve bilinçte ya da düşünmede bozulma (NICE, 2024). Kırmızı bayrak, hemen harekete geçmeyi gerektiren bir uyarı işaretidir.
Bebeklerde tablo farklıdır. Ateş ve ense sertliği daha az görülür. Baş ağrısını ve ense sertliğini bebekte fark etmek de zordur. Bıngıldağın kabarması uyarıcı bir işarettir (NICE, 2024). Meningokok adlı bakteri kana karışırsa deride özel bir döküntü çıkabilir. Bu döküntü, üstüne bastırınca solmaz (DSÖ, 2026).
Menenjit sayılarla
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Bakteriyel, viral ve aseptik menenjit. “Aseptik” mikropsuz demektir. Aseptik menenjitte BOS’taki hücre sayısı ve iltihap belirteçleri anormaldir. Ama kültürde, yani laboratuvarda mikrobu üretme denemesinde, bakteri üremez. Aseptik menenjitin en sık bulunan nedeni virüslerdir (Cantu ve ark., 2026). BOS’ta beyaz kan hücrelerinin artmasına pleositoz denir. Tanı ölçütü, BOS’un her milimetreküpünde 5’ten fazla beyaz kan hücresi bulunmasıdır (Rocha Cabrero ve Tristram, 2026).
Dünyada viral menenjitin en sık nedeni enterovirüslerdir (Kohil ve ark., 2021). Paris’te bir iç hastalıkları servisinde 180 yetişkinde aseptik menenjit incelendi. Mikrop kaynaklı ve kesin tanı konan olguların %43,4’ünde enterovirüs vardı. Uçuk virüsü tip 2 (HSV-2) %16,8’inde, suçiçeği virüsü (VZV) %14,5’inde bulundu (Jarrin ve ark., 2016).
İngiltere’de 2011–2014 arasında menenjit şüphesiyle başvuran, 16 yaş ve üstündeki 1126 kişi izlendi. Bunların 638’inde menenjit vardı. Viral menenjitin yıllık sıklığı 100.000 kişide 2,73 bulundu. Bakteriyel menenjitin sıklığı 1,24’tü. Menenjitlerin %42’sinde neden bulunamadı (McGill ve ark., 2018).
Olguların ölüm oranları, 108 ülkeden 371 çalışmayı birleştiren bir meta-analizdendir ve toplumda başlayan bakteriyel menenjiti kapsar (van Ettekoven ve ark., 2024). Ölümlerdeki paylar ve Hib düşüşü (GBD 2019 Meningitis Antimicrobial Resistance Collaborators, 2023). Yaş grupları ve Afrika aşısı (DSÖ, 2026). “En sık iki etken” ve Afrika’daki yenidoğanlar (Oordt-Speets ve ark., 2018). Türkiye’deki aşı tarihleri (Ceyhan ve ark., 2020). “—”: bu derste kullanılan kaynaklarda veri yok.
Belirtiler ne kadar güvenilir? Hollanda’da bakteriyel menenjitli yetişkinlerde 696 atak incelendi. Klasik üçlü (ateş, ense sertliği, bilinç değişikliği) atakların yalnızca %44’ünde vardı. Ama atakların %95’inde dört belirtiden en az ikisi bulunuyordu: baş ağrısı, ateş, ense sertliği ve bilinç değişikliği (van de Beek ve ark., 2004). Bu çalışmada genel ölüm oranı %21’di. Ölüm, pnömokok menenjitinde %30, meningokok menenjitinde %7’ydi (van de Beek ve ark., 2004).
Zar işaretleri. Hekim muayenede zarların tahriş olup olmadığını sınar. İki klasik işaret vardır:
- Kernig işareti: Rus hekim Vladimir Kernig 19. yüzyılda tanımladı. Menenjitli hastaları otururken bacaklarını tam uzatamıyordu. Kernig, dizin 135 dereceden fazla açılamamasını olumlu bulgu saydı (Karl ve ark., 2022).
- Brudzinski işareti: Josef Brudzinski 1800’lerin sonunda dört manevra tanımladı. Bugün bu adla anılan, en bilineni “ense işareti”dir (Stribos ve Jones, 2023).
Bu işaretlerin gücünü bir meta-analiz ölçtü. Meta-analiz, birçok çalışmanın sonuçlarını birleştiren bir yöntemdir. Dokuz çalışma birleştirildi: BOS’ta hücre artışı olan 599 ve olmayan 1216 hasta (Akaishi ve ark., 2019).
Duyarlılık: hastalığı olanların kaçında işaretin bulunduğu. Özgüllük: hastalığı olmayanların kaçında işaretin bulunmadığı. Değerler meta-analizin tahmin aralıklarıdır (Akaishi ve ark., 2019).
Kaynak: (Kohil ve ark., 2021). Oranın hesaplanabilmesi için kan şekeri bel delmeden (lomber ponksiyon) hemen önce ölçülür. Hücre sayısı, protein ve şeker sonuçları 4 saat içinde hazır olmalıdır. Üç aydan küçük bebeklerde normal sınırlar daha yüksek olabilir (NICE, 2024). BOS’un yapısı ve dolaşımı “Karıncıklar ve beyin-omurilik sıvısı” dersinde ayrıntısıyla anlatılacak.
Dünyada menenjit. Menenjitten ölüm oranı otuz yılda yarıdan fazla düştü. Yaşa göre düzeltilmiş ölüm hızı 1990’da 100.000 kişide 7,5’ti. 2019’da 3,3’e indi (GBD 2019 Meningitis Antimicrobial Resistance Collaborators, 2023). “Yaşa göre düzeltilmiş” demek, ülkelerin yaş yapısındaki fark hesaba katılmış demektir.
Ama yük eşit dağılmaz. Kaynağı bol ülkelerde akut bakteriyel menenjitin yıllık sıklığı 100.000’de 0,5–1,5’in altına indi. Afrika’nın Sahel bölgesindeki salgınlarda ise sıklık 100.000’de 1000’e ulaşır (Wall ve ark., 2021). En ağır yük, Senegal’den Etiyopya’ya uzanan Afrika menenjit kuşağındadır (DSÖ, 2026).
Türkiye. İki büyük çalışma, çocuklarda bakteriyel menenjitin etkenlerini PCR ile aradı. PCR, mikrobun genetik izini çoğaltarak bulan bir testtir. Sonuçlar aşağıdaki tablodadır.
2008 çalışmasında meningokokların %42,7’si W-135, %31,1’i B serogrubundaydı. 2015–2018’de en sık serogrup B oldu. Hib aşısı 2006’da, PCV-7 2009’da ulusal aşı takvimine girdi (Ceyhan ve ark., 2008; Ceyhan ve ark., 2020). Serogrup, bakterinin dış kılıfına göre ayrılan alt türdür.
Klinik vaka
Vaka: Yurt odasında ateş ve döküntü
19 yaşında bir üniversite öğrencisi yurt odasında bulunuyor. Dünden beri ateşi ve baş ağrısı var. Arkadaşları, bugün sorulara geç ve karışık yanıtlar verdiğini söylüyor. Muayenede ense sertliği var. Bacaklarında iğne başı büyüklüğünde, morumsu lekeler görülüyor; üstlerine bastırınca solmuyorlar. Kernig işareti olumsuz.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Tüberküloz menenjiti. Akciğer dışı tüberkülozun en az görülen biçimidir: akciğer dışı olguların %5–15’i. Ama ölüm ve kalıcı hasar bakımından en ağır biçimidir (Pehlivanoglu ve ark., 2012).
İstanbul’da Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, 1998–2009 arasında 160 yetişkin incelendi. Hastaların %84’ü hastaneye ileri evrede (evre II–III) geldi. Altıncı ayın sonunda hastaların %17’si öldü. %71’i tam iyileşti, %13’ü nörolojik bir kalıntıyla iyileşti (Pehlivanoglu ve ark., 2012). Görüntülemede en sık bulgular şunlardı (Pehlivanoglu ve ark., 2012):
- tüberkülom, yani beyinde tüberküloz yumrusu (%37),
- kafa tabanında menenjit (%27),
- hidrosefali, yani karıncıkların BOS birikmesiyle genişlemesi (%21),
- kan akımının kesilmesine bağlı doku hasarı, yani iskemi ya da enfarkt (%9).
Bu seride MR, BT’den üstündü (Pehlivanoglu ve ark., 2012). Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi’nde 1998–2008 arasında tüberküloz menenjitli 185 çocuk incelendi. Kafa BT’sinde hidrosefali %90,3 oranında bulundu. Ölüm oranı %13’tü. Aynı bölümün önceki serisinde bu oran %23’tü (Güneş ve ark., 2015).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kalın zar iltihabı. Sert zara kalın zar (pachymeninx) da denir (Mahendru ve Chong, 2009). Hipertrofik pakimenenjit, kafatası ya da omurga sert zarının iltihapla kalınlaşmasıdır. Belirtiler üç yoldan doğar: kitlenin baskısı, sinirlerin sıkışması ya da damarların etkilenmesi (Wallace ve ark., 2013).
Fransa’da çok merkezli bir seride 60 hasta toplandı. Ortanca yaş 55,5’ti. Ortanca, sıraya dizilen değerlerin tam ortasındakidir. Hastaların %72’sinde baş ağrısı, %55’inde bir kafa sinirinin felci vardı. %17’sinde zihin karışıklığı, %12’sinde nöbet görüldü. Sekiz hastada (%13) beyin toplardamarlarında pıhtı (tromboz) vardı (Mekinian ve ark., 2018).
Hastalık nadirdir. Bildirilen yaygınlık 100.000 kişide 0,949’dur. Bu hastaların yarısında neden bulunamamıştır (Xiao ve ark., 2020). Doğru tanı için çoğu zaman sert zardan parça almak (biyopsi) gerekir (Wallace ve ark., 2013).
IgG4, bir antikor (bağışıklık proteini) türüdür. ANCA, kişinin kendi ak kan hücrelerine karşı yaptığı bir antikordur. Granülomatöz polianjiit ve ANCA ilişkili vaskülit, damar iltihabı türleridir. Kaynaklar: (Wallace ve ark., 2013; Mekinian ve ark., 2018; Xiao ve ark., 2020).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Zara yayılan kanser. Vücudun başka bir yerindeki kanser ince zarlara da yayılabilir. Buna leptomeningeal hastalık (leptomeningeal metastaz) denir. Kanser hücreleri yumuşak zara, örümcek ağı zara ve subaraknoid boşluğa birçok odakta yerleşir. Bu, kanserlerin geç evrede görülen bir sorunudur (Nayar ve ark., 2017). En sık kaynaklar meme kanseri, akciğer kanseri ve bir deri kanseri olan melanomdur (Nayar ve ark., 2017).
Sıklığı kaynağa göre değişir. Bir kaynağa göre katı tümörlerin %5–8’inde, kan kanserlerinin %5–15’inde görülür (Batool ve Kasi, 2023). Bir başka derlemeye göre ise katı tümörlerin %1–5’inde, birincil beyin tümörlerinin %1–2’sinde görülür (Nayar ve ark., 2017).
Tedavi, ortanca yaşam süresini 4–6 haftadan 3–6 aya çıkardı. Tedavide ilacın doğrudan BOS’a verildiği kemoterapi ve ışın tedavisi kullanılır. Yine de hastalık ölümcül bir geç evre olarak kalır (Nayar ve ark., 2017).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Menenjiyom (meningioma), beyin ya da omurilik zarlarından gelişen bir tümördür. Beyin dokusunun içinden değil, onu saran zardan çıkar. Çoğu iyi huyludur (Alruwaili ve Hall, 2026).
Menenjiyom, en sık görülen birincil beyin tümörüdür. Birincil tümör, başka bir organdan yayılmamış, burada doğmuş tümör demektir. ABD’de beyin ve merkezî sinir sistemi (MSS) tümörlerinin %41,7’si menenjiyomdur (Price ve ark., 2024). Menenjiyom kadınlarda daha sıktır (Price ve ark., 2024). Kadınların ömür boyu riski erkeklerinkinin yaklaşık 2,3 katıdır. ABD nüfusunun yaklaşık %1’inde yaşamı boyunca bir menenjiyom gelişir (Walsh ve ark., 2023).
Menenjiyomların yaklaşık %20’si başka bir nedenle çekilen görüntülerde tesadüfen bulunur (Wang ve ark., 2024). Belirti vermeyen menenjiyomların yaklaşık %94’ü belirtisiz kalır, %63’ü hiç büyümez. Bu yüzden çoğunda önce izlem önerilir (Morris ve ark., 2009).
Nerede çıkar? Menenjiyom, zarın bulunduğu her yerde çıkabilir. Üç büyük bölge vardır (Ogasawara ve ark., 2021):
- Kafa tabanı: bütün menenjiyomların %43–51’i,
- Beyin kubbesi (konveksite), yani yarımkürelerin yan yüzü: %20–37,
- Orak yanı (parasagital), yani iki yarımkürenin arasındaki orta hattın yanı: %13–22.
Belirtiler tümörün yerine bağlıdır. En sık belirtiler baş ağrısı (%33–37), bir kafa sinirinin etkilenmesi (%29–31) ve nöbettir (%17–25) (Ogasawara ve ark., 2021).
Üç boyutlu sahne
Menenjiyom beynin yüzeyinde nerede çıkar?
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Orta hat: altında beyin orağı uzanır (Angulus frontalis), Yan kafa kemiği (sol)
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Menenjiyom hangi hücreden doğar? Kaynak hücre büyük olasılıkla örümcek ağı zarın örtü hücresidir (arachnoid cap cell). Bu hücreler örümcek ağı zarın dış katmanını ve araknoid villusları (granülasyonları) oluşturur. Menenjiyom hücrelerine benzedikleri için kaynak hücre sayılırlar (Ogasawara ve ark., 2021). Granülasyonlar “Örümcek ağı zar” bölümünde anlatıldı.
Bu köken üç şeyi açıklar:
- Menenjiyom hemen her zaman sert zara tutunur (Simon ve Gousias, 2024).
- Kanını sert zarın damarlarından alır (Doddamani ve ark., 2018).
- Orak yanındaki menenjiyomlar, üst sagital sinüsteki granülasyonların örtü hücrelerinden doğar (Ye ve ark., 2022).
Belirtiler yere bağlıdır. Orak yanındaki menenjiyomlar çok büyümeden belirti vermeyebilir. Çoğu zaman bacakta başlayan sarsıntılı nöbetle (Jackson tipi nöbet) ya da baş ağrısıyla ortaya çıkar (Ogasawara ve ark., 2021). Kama kemiği kanadının dış ucundaki menenjiyomlar çoğunlukla ağrısız, tek taraflı göz öne çıkmasıyla gelir. Ardından aynı gözde görme kaybı olur (Ogasawara ve ark., 2021).
Derleme (Ogasawara ve ark., 2021); seri: Münster’de ameliyat edilen 939 hasta (Brokinkel ve ark., 2021); çadır için ikinci değer (Cannizzaro ve ark., 2022). Grupların sınırı tanıma göre değişir: bir anatomi çalışması, orak yanı menenjiyomlarına bütün kafa içi menenjiyomların %19,5–45’ini verir (Ye ve ark., 2022).
Üç boyutlu sahne
Kafa tabanında menenjiyom yerleri
Bu sahnedeki yapılar:
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Ön kafa tabanı (koku oluğu çevresi) (Crista galli), Kalbur kemiği
- Kama kemiği kanadı (Ala minor ossis sphenoidalis), Kama kemiği
- Arka kafa çukuru: %6 (bir seride) (Clivus), Art kafa kemiği
Menenjiyom sayılarla
Kimde, ne sıklıkta? Yaşa göre düzeltilmiş yıllık sıklık kadınlarda 100.000 kişide 8,36, erkeklerde 3,61’dir. Bu yaklaşık 2’ye 1 oran, ergenlik öncesindeki nadir menenjiyomlarda tersine dönebilir (Wiemels ve ark., 2010). 20 yaşından önce iki cinsiyet arasında risk farkı yoktur (Walsh ve ark., 2023).
Menenjiyom yaşla sıklaşır. 40 yaşın üstünde bütün MSS tümörlerinin %43,6’sı menenjiyomdur. Bu pay 15–39 yaşta %15,6, 0–14 yaşta %1,7’dir (Ogasawara ve ark., 2021). Tesadüfi MR bulgularının meta-analizinde menenjiyom en sık tümör bulgusuydu: 1000 taramada 5,3. Bu oran 1 yaşında sıfırdı, 80 yaşında 1000’de 17’ye çıktı (Sunny ve ark., 2022). Norveç’te 50–66 yaşındaki 1006 kişiye araştırma için MR çekildi. On kişide (%1,0) menenjiyom bulundu; bunların dokuzu kadındı (Håberg ve ark., 2016).
Risk etkenleri. Değiştirilebilir risk etkenlerinden az sayıda kesin olarak gösterildi: iyonlaştırıcı ışın, yüksek beden kitle indeksi, metotreksat ilacı ve sigara. Sigaranın etkisi yalnızca erkeklerde görüldü (Wang ve ark., 2024). En iyi doğrulanmış etken kafaya verilen ışın tedavisidir. Doz arttıkça risk doğrusal olarak artar. Bu ilişki özellikle 10 yaşından önce ışın alanlarda belirgindir (Wang ve ark., 2024).
Genler ve hormonlar. Menenjiyomla ilişkilendirilen ilk gen NF2’dir. Bu gen 22. kromozomdadır (22q12.2) ve Merlin adlı proteini yapar (Wang ve ark., 2024). NF2 hastalığı olanların yarısından fazlasında yaşam boyunca en az bir kafa içi menenjiyom gelişir (Ogasawara ve ark., 2021). Menenjiyomların hemen hepsi somatostatin reseptörü 2 taşır. Yaklaşık %88’i progesteron reseptörü taşır (Ogasawara ve ark., 2021). Reseptör, hücrenin bir hormonu tanıyan algılayıcısıdır.
Mikroskop ölçütleri, Ogasawara ve arkadaşlarının aktardığı DSÖ 2016 tablosundandır (Ogasawara ve ark., 2021). DSÖ 2021 bu ölçütleri korur. Derece 3 için de iki gen ölçütü ekler: TERT promotör mutasyonu ve CDKN2A/B kaybı (Wang ve ark., 2024). Beyin yayılımı ölçütü (Walsh ve ark., 2023); berrak hücreli alt tip, paylar ve sağkalım (Wang ve ark., 2024); dönüşüm (Alruwaili ve Hall, 2026). DSÖ 2021 sınıflaması moleküler tanıyı öne çıkarır; doku ve moleküler bulguları “bütünleşik tanı”da birleştirir (Louis ve ark., 2021). Ogasawara, paylar için %80,5, %17,7 ve %1,7 verir. Kayıtlarda ise derece 2–3’ün payı yalnızca %5,4 civarındadır. Çünkü birçok derece 1 menenjiyom görüntüyle tanınır, izlenir ve hiç ameliyat edilmez (Walsh ve ark., 2023).
Tanımlar (Chotai ve Schwartz, 2022; Wang ve ark., 2024). Simpson’ın özgün nüks oranları (Simon ve Gousias, 2024). Simpson’ın özgün makalesi okunamadı. Başka kaynaklarda farklı oranlar da geçer. Örneğin Chotai ve Schwartz’ın tablosu derece II için %19 yazar. Ama aynı tablodaki sayı, 114 hastanın 18’i, %15,8 eder (Chotai ve Schwartz, 2022). 939 hastalık seride nüks ya da ilerleme oranları (Brokinkel ve ark., 2021). Bu seride çıkarımların %29’u derece I, %48’i II, %11’i III, %11’i IV idi; V %0,5’ten azdı.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Klinik vaka
Vaka: Kuyruklu kitle
58 yaşında bir kadın, ara ara olan baş ağrısı için MR çektiriyor. Sağ alın-yan kafa bölgesinde, beynin yüzeyinde, sert zara oturan 3 cm’lik bir kitle var. Kitle kontrastla düzgün boyanıyor. Kenarlarından sert zar boyunca ince, boyanan bir uzantı görülüyor. Kitlede kireçlenme yok. T2 ağırlıklı görüntüde parlak; çevresinde hafif ödem var. Nörolojik muayenesi normal.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Beyin sıvının içinde yüzer. Beyin ve omurilik BOS’un içinde durur. Sert zarda bir delik açılırsa BOS dışarı sızar. Sıvı azalınca beyin desteğini kaybeder ve aşağı doğru yer değiştirir (Nouri ve ark., 2021). Bu duruma kafa içi düşük basınç (intracranial hypotension) denir. İki biçimi vardır:
- Kendiliğinden olan: Omurga bölgesinde bir BOS kaçağı vardır. Kaçağın nedeni sert zarda bir yırtık, sızdıran bir zar cebi ya da BOS ile bir toplardamar arasında anormal bir geçit olabilir (Cheema ve ark., 2023).
- Bel delmesinden sonra olan: Bel delme (lomber ponksiyon), belden iğneyle BOS alınmasıdır. İğnenin sert zarda açtığı delikten BOS sızabilir. Basınç düşer ve baş ağrısı başlar (Plewa ve ark., 2025).
En tipik belirti, ayağa kalkınca başlayan ya da artan, uzanınca geçen baş ağrısıdır. Buna duruşa bağlı (ortostatik) baş ağrısı denir. Kendiliğinden olan biçimde hastaların %92’sinde görülür. Bulantı (%54) ve boyun ağrısı ya da sertliği (%43) de sıktır (D’Antona ve ark., 2021).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kendiliğinden kafa içi düşük basınç: sayılar ve tanım. Ağır sakatlık yaratabilen bir sendromdur. Yıllık sıklığı 100.000 kişide yaklaşık 3,7’dir (Cheema ve ark., 2023). ABD’de Beverly Hills’te 2006–2020 arasında 19 hasta bulundu. Yıllık sıklık 3,7; kadınlarda 4,3, erkeklerde 2,9’du. Ortalama yaş 54,5’ti (Schievink ve ark., 2022). Olmsted County’de (ABD) 2019–2021 arasında 14 hasta bulundu. Yetişkinlerde sıklık 3,8’di. Hastaların yarısında BOS–toplardamar fistülü vardı (Pradeep ve ark., 2025). 144 makalelik bir meta-analizde ortalama yaş 42,5, kadınların payı %63’tü (D’Antona ve ark., 2021).
İngiltere’deki uzlaşı kılavuzu, uzandıktan sonra 2 saat içinde baş ağrısının %50’den fazla azalmasını bekler (Cheema ve ark., 2023). Uluslararası baş ağrısı sınıflaması (ICHD-3), düşük basıncı bel delmesindeki açılış basıncının 60 mm BOS’un altında olması diye tanımlar (D’Antona ve ark., 2021). Ama ölçülen basınç hastaların yalnızca %67’sinde düşüktü. %32’sinde normaldi (60–200 mm su), %3’ünde yüksekti (D’Antona ve ark., 2021). Yani normal bir basınç tanıyı dışlamaz. Normal aralık başka bir kaynakta 65–195 mm su olarak verilir (Swyden ve ark., 2023).
Neden bu bulgular? Kafatası kapalı bir kutudur; içinde beyin, kan ve BOS vardır. Bu ilke, ilk derste gördüğümüz Monro–Kellie ilkesidir. Kaybedilen BOS’un yerini kafa içindeki kan hacmi alır. Kalın zar boyanması, subdural sıvı ve toplardamarların genişlemesi bu yer doldurmanın sonucudur (Callen ve ark., 2023). Sert zar boyanır, çünkü damarları kanla dolar ve damarlardan sert zara sıvı sızar (Patel ve ark., 2024). Beyin de desteğini yitirip aşağı iner. Bu, köprü toplardamarlarını ve örümcek ağı zarın küçük damarlarını gerer (Nouri ve ark., 2021).
Bern puanı en çok 9’dur. 2 ya da altı düşük, 3–4 orta, 5 ve üstü yüksek omurga kaçağı olasılığı demektir (Dobrocky ve ark., 2019). Sıklıklar (D’Antona ve ark., 2021; Orru ve ark., 2026). Hastaların %80’inden fazlasında en az bir tipik bulgu vardır (Orru ve ark., 2026). Kaçağı bulunan hastalarda ortalama Bern puanı 5,35, bulunmayanlarda 1,85’ti (Callen ve ark., 2023).
Bel delme sonrası baş ağrısı. İlk bel delmeyi 1891’de Heinrich Quincke yaptı. 1898’de August Bier bu baş ağrısını anlattı. Bier, sert zardaki delikten süren BOS kaçağının baş ağrısını başlattığını öne sürdü (Swyden ve ark., 2023). Ayakta kötüleşip uzanınca düzelmesi bu baş ağrısının ayırt edici özelliğidir. Tedavi edilmezse %90’dan fazlası 7–10 günde kendiliğinden geçer (Tubben ve ark., 2023).
Risk etkenleri şunlardır: iğnenin kalınlığı, 60 yaşından genç olmak ve kadın olmak (Tubben ve ark., 2023). İğnenin ucu da önemlidir. Kesici uçlu klasik iğnelerin yerine kalem uçlu, yani atravmatik iğneler kullanılabilir. 110 randomize çalışmada 31.412 kişi karşılaştırıldı; randomize çalışmada katılımcılar gruplara kurayla ayrılır. Baş ağrısı klasik iğnede %11,0, atravmatik iğnede %4,2’ydi (Nath ve ark., 2018). Spinal anestezi, belden iğneyle yapılan bölgesel uyuşturmadır. Spinal anestezi çalışmalarının bir başka meta-analizinde kesici uçlu iğne, baş ağrısı riskini kalem uçluya göre 2,5 kat artırdı (Xu ve ark., 2017).
G (gauge) numarası iğnenin çapını gösterir: numara büyüdükçe iğne incelir. Kaynak: (Tubben ve ark., 2023; Nath ve ark., 2018).
Klinik vaka
Vaka: Sabah kalkınca başlayan baş ağrısı
42 yaşında bir kadın üç haftadır süren baş ağrısıyla geliyor. Ağrı sabah yataktan kalktıktan kısa süre sonra başlıyor. Ayakta kaldıkça artıyor. Uzanınca bir saat içinde yarıdan çok azalıyor. Bulantısı ve ense ağrısı var. Yakın zamanda bel delmesi ya da ameliyat geçirmemiş. Kontrastlı beyin MR’ında sert zar yaygın ve düzgün biçimde boyanıyor. Toplardamar sinüsleri dolgun. İnce bir subdural sıvı var. Suprasellar sisterna 3 mm’ye daralmış.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Ne kadar BOS kaybı baş ağrısı yapar? BOS dakikada yaklaşık 0,35 mL, günde yaklaşık 500 mL yapılır. Toplam hacim yaklaşık 150 mL’dir. Hacmin %10’undan fazlası kaybedilince duruşa bağlı baş ağrısı başladığı düşünülür (Shin, 2022). Kan yamasında hacim önemlidir. Crawford 1980’de 6–15 mL kanla %70, 20 mL kanla %96 başarı bildirdi (Shin, 2022).
İğnenin ucu ve sert zarın lifleri. Eski bir varsayıma göre bel bölgesindeki sert zarın lifleri boyuna dizilir. Bu yüzden iğnenin kesici yüzü liflere paralel girerse lifleri kesmeyip araladığı düşünülürdü. Paralel girişte baş ağrısının daha az görüldüğü de bildirilmişti (Bıçak ve ark., 2019). Işık ve elektron mikroskobuyla yapılan çalışmalar bu varsayımı desteklemez: dış yüzde boyuna lifler olabilir, ama bu düzen derin katmanlarda yinelenmez (Shin, 2022). Türkiye’den iki çalışmanın sonuçları da tutarsızdır:
- Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sezaryenle doğum yapan 300 kadın incelendi. 26G, kesici uçlu Quincke iğne kullanıldı. Baş ağrısı, iğne ucunun başa doğru baktığı grupta %14, yana baktığı grupta %8, ayağa doğru (kaudal) baktığı grupta %3’tü (Bıçak ve ark., 2019). Baş ağrılarının %64’ü ilk 24 saatte, %24’ü 24–48 saatte, %12’si 48–72 saatte başladı (Bıçak ve ark., 2019).
- İstanbul ve Diyarbakır’dan 100 sezaryen hastasında aynı iğne denendi. Kesici yüz enine düzlemdeyken baş ağrısı %14, sagital düzlemdeyken %8’di. Fark anlamlı değildi (Salik ve ark., 2018).
Atravmatik iğnenin bedeli zamandır. 10 mL BOS toplamak 22G atravmatik iğneyle 6,1 dakika, 20G klasik iğneyle 2,2 dakika sürdü (van Dongen ve ark., 2021). Bel delme sonrası baş ağrısı için uluslararası, çok dernekli bir uzlaşı yayımlandı. 21 kişilik kurul 47 öneri üretti. Uzlaşının amacı, kanıta dayalı kılavuz eksikliğini doldurmaktı (Uppal ve ark., 2023).
Araknoid kist (arachnoid cyst), beyindeki en sık kisttir. Tümör değildir; içi BOS dolu bir kesedir. Örümcek ağı zar yarılınca araya sıvı toplanır ve kist oluşur (NINDS, t.y.). Kistlerin çoğu doğuştandır. Gebeliğin ilk haftalarındaki olağan dışı bir gelişimden doğar (NINDS, t.y.). Bazıları sonradan, örneğin bir travma ya da ameliyattan sonra gelişir (Mustansir ve ark., 2018).
Kistlerin çoğu belirti vermez. Yetişkin serilerinde kistlerin %94’ten fazlası belirtisizdi (Carbone ve Sadasivan, 2021). Kistler genellikle başka bir nedenle çekilen görüntülerde tesadüfen bulunur.
En sık yeri orta kafa çukurudur. Orta kafa çukuru, kafa tabanında şakak lobunun oturduğu kemik çukurdur. Klinik serilerde kistlerin yaklaşık %50–65’i buradadır (Mustansir ve ark., 2018).
Üç boyutlu sahne
Araknoid kistin en sık yeri: orta kafa çukuru
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Orta kafa çukurunun önü (Facies cerebralis alae majoris), Kama kemiği
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Sayılar yönteme göre değişir: klinik arşiv mi, araştırma taraması mı; çocuk mu, yaşlı mı? Orta çukur payındaki fark, hastaların nasıl seçildiğinden kaynaklanıyor olabilir. Araknoid kistler kafa içinde yer kaplayan lezyonların %1’idir (Mustansir ve ark., 2018). Kaynaklar: (Al-Holou ve ark., 2013; Al-Holou ve ark., 2010; Rabiei ve ark., 2016; Håberg ve ark., 2016; Sunny ve ark., 2022; Carbone ve Sadasivan, 2021).
Yapı ve belirti. Birincil (gelişimsel) kistler, anne karnında örümcek ağı zarın ikiye ayrılmasıyla oluşur. İkincil kistler daha azdır; travma, ameliyat, enfeksiyon ya da kanamadan sonra görülür (Mustansir ve ark., 2018). Kist büyükse komşu sinir ve damarlara bastırabilir. En sık belirti baş ağrısıdır (%66) (Mustansir ve ark., 2018).
Orta çukur kistleri: Galassi tipleri. Orta kafa çukurundaki kistler üç tipe ayrılır (Mustansir ve ark., 2018):
Kaynak: (Mustansir ve ark., 2018). Galassi’nin özgün makalesi okunamadı; tipler bu derlemeden alındı.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Sine MR, BOS’un akışını görüntüleyen MR tekniğidir; MR sisternografi ise sisternaların içini kontrastla gösterir. Kaynaklar: (Yildiz ve ark., 2005; Algin ve ark., 2009; Tali ve ark., 2004; Duz ve ark., 2012; Erdinçler ve ark., 1999).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Sert zar atardamar-toplardamar fistülü (dural arteriovenous fistula; kısaca dural AVF). Bu hastalıkta sert zarın ya da beynin bir atardamarı, bir toplardamara doğrudan bağlanır. Bağlantı, sert zarın toplardamar sinüslerine ya da beyin yüzeyinin toplardamarlarına açılır. Kan, kılcal damarlara uğramadan kısa devre yapar. Bu fistüller kafa içindeki atardamar-toplardamar kısa devrelerinin %10–15’idir (Heit ve ark., 2017).
Beyin damar yumağından (arteriyovenöz malformasyon, AVM) farkı şudur: fistülde bir damar yumağı (nidus) yoktur. Fistüller çoğunlukla sonradan edinilir. Travmadan ya da bir sinüsün pıhtıyla tıkanmasından (trombozundan) sonra gelişir (Heit ve ark., 2017). Bir varsayıma göre sinüs tıkanınca toplardamar basıncı yükselir. Bu basınç sert zarın içindeki çok küçük bağlantıları açar. Bağlantılar zamanla büyür ve doğrudan kısa devreye dönüşür (Gupta ve Periakaruppan, 2009).
Nerede çıkar? En sık yer, enine sinüs ile S biçimli (sigmoid) sinüsün birleştiği yerdir; solda biraz daha sıktır (Zyck ve ark., 2023). Fistüller başka yerlerde de bulunur: beyincik çadırında, kayalık kemik çevresinde ve kalbur kemiği bölgesinde. Sylvius yarığı çevresinde, kavernöz sinüste, omurga sert zarında ve üst sagital sinüste de görülür (Zyck ve ark., 2023). Sinüslerin anatomisi “Sert zarın toplardamar sinüsleri” bölümünde anlatıldı.
Nasıl davranır? Fistülün davranışını toplardamar akışının yönü belirler. Kan beyin yüzeyinin (kortikal) toplardamarlarına geri akıyorsa fistül saldırgan seyre yatkındır. En saldırgan yer çadırdır; ardından Sylvius yarığı ve orta çukur, sonra kalbur kemiği ve ön çukur gelir (Zyck ve ark., 2023).
Üç boyutlu sahne
Sert zar fistüllerinin yerleri
Bu sahnedeki yapılar:
- Beyincik çadırı (sol): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Beyincik çadırı (sağ): Sert zarın, büyük beynin arka bölümü ile beyincik arasına uzanan çadır biçimli kıvrımı. Ön kenarındaki çentikten beyin sapı geçer. Modelde sol yarı, sağ yarının aynalanmış kopyasıdır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Enine sinüs burada uzanır (Sulcus sinus transversi), Art kafa kemiği
- S biçimli sinüs burada uzanır (Sulcus sinus sigmoidei), Şakak kemiği (sol)
- Orta kafa çukuru (Facies cerebralis alae majoris), Kama kemiği
- Ön kafa çukuru (kalbur kemiği) (Crista galli), Kalbur kemiği
Geri akımı olmayan fistüller (Borden I, Cognard I ve IIa) iyi huylu sayılır; sonradan geri akım gelişme riski yalnızca %2’dir. Kalıcı geri akımı olan fistüller (Borden II–III, Cognard IIb–V) saldırgandır (Baharvahdat ve ark., 2020). Cognard’ın serisinde tip V fistüllerin %50’si ilerleyici omurilik hastalığı (miyelopati) yaptı (Akkoc ve ark., 2006).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Sert zarda kireçlenme. Kafa içindeki kireçlenmeler bilgisayarlı tomografide (BT) doğru biçimde görülür (Yalcin ve ark., 2016). Kafa BT’lerinde sert zarda, özellikle beyin orağında, kireç birikimi sık görülür. Bir çalışma bunları fizyolojik, yani olağan kireçlenmeler olarak inceledi. İran’da 216 BT’nin %89,8’inde en az bir yerde fizyolojik kireçlenme vardı. Beyin orağında oran %26,8’di (Ghorbanlou ve ark., 2022).
Ama kafa içi kireçlenmeler birçok hastalıkla da ilişkilendirilmiştir (Yalcin ve ark., 2016). Türkiye’den bir çalışmada, BT’de olağan dışı (patolojik) kafa içi kireçlenmesi bulunan 83 çocuk incelendi. En sık nedenler tüberoskleroz adlı hastalık ve tümörlerdi. Yalnızca 2 çocukta (%2) neden bulunamadı (Erdem ve ark., 1994).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Bazal gangliyonlar dışında bütün kireçlenme türlerinde erkekler öndeydi (Yalcin ve ark., 2016). İran çalışmasının verileri (Ghorbanlou ve ark., 2022). İki çalışmanın yöntemi farklı olduğu için sayıları birbirine doğrudan karşılaştırılmamalıdır.
Ayrıntılar bu bölümün ilgili kısımlarında. Şehir yalnızca çalışmanın metninde yazıyorsa verildi. Kaynaklar: (Ceyhan ve ark., 2008; Ceyhan ve ark., 2020; Pehlivanoglu ve ark., 2012; Güneş ve ark., 2015; Boban ve ark., 2018; Celtikci ve ark., 2018; Ekşi ve ark., 2019; Mammadli ve ark., 2026; Doğruel ve ark., 2026; Albayram ve ark., 2008; Bıçak ve ark., 2019; Salik ve ark., 2018; Kale ve ark., 2015; Bilginer ve ark., 2009; Bora ve ark., 2015; Adin ve ark., 2018; Akkoc ve ark., 2006; Yalcin ve ark., 2016; Erdem ve ark., 1994).
13.Zarları görüntülemek ve ameliyatta zarlar
Hekim zarları iki yerde görür: görüntülerde ve ameliyat masasında. Bu bölüm ikisini birlikte anlatır. Önce zarların bilgisayarlı tomografide (BT) ve manyetik rezonans görüntülemede (MR) nasıl göründüğüne bakacağız. Sonra beyin cerrahının zarlarla nasıl çalıştığını göreceğiz. Cerrah sert zarı nasıl açar, nasıl kapatır? Beynin derinine, zarların arasındaki doğal yollardan nasıl ulaşır?
Sağlıklı zarlar çok incedir. Sert zarın kalınlığı ortalama 0,33–0,56 mm’dir (Ishikawa ve ark., 2026). Örümcek ağı zar, subaraknoid boşluğun içinde ince perdeler de yapar. Sağlıklı kişide bu perdelerin birçoğu, güçlü MR cihazlarında bile seçilemez (Zedde ve Pascarella, 2025a). Bu yüzden sağlıklı bir zar görüntüde ya ince bir çizgi gibi görünür ya da hiç görünmez. Kanama, iltihap ya da tümör perdeleri kalınlaştırınca onlar daha kolay görülür (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Boyalı çekim. MR çekilirken bazen damardan bir ilaç verilir. Bu ilaca kontrast madde denir. Kan-beyin engeli olmayan dokularda kontrast madde damardan dokuya sızar. O doku da görüntüde parlar (Absinta ve ark., 2017). Sert zarda kan-beyin engeli yoktur. Bu yüzden kontrast verilince sağlıklı sert zar da biraz boyanır (Mahendru ve Chong, 2009). Bu normal boyanma ince, düzgün ve yer yer kesiklidir. Beynin üst yüzünü örten sert zarda, tabandakinden daha belirgindir (Mahendru ve Chong, 2009).
BT mi, MR mı? Zar boyanmasını aramak için bugün kontrastlı MR kullanılır. BT’de kafatasının iç yüzünün hemen altında bir görüntü bozulması (artefakt) oluşur. Bu bozulma, zarın boyanmasını görmeyi zorlaştırır (Mahendru ve Chong, 2009). BT’nin güçlü olduğu yer başkadır: taze kanı iyi gösterir. Kafatası ile sert zar arasında biriken taze kan, BT’de beyaz bir birikim olarak görülür (Heit ve ark., 2017). Subaraknoid boşluğa sızan taze kanı da ilk saatlerde neredeyse her zaman yakalar (Heit ve ark., 2017).
FLAIR. MR’ın bir çekim türü olan FLAIR’de beyin-omurilik sıvısı (BOS) karanlık görünür. Çünkü BOS’tan gelen sinyal bastırılır. Bu yüzden FLAIR, subaraknoid boşluğa karışan şeylere çok duyarlıdır (Mahendru ve Chong, 2009). Kıvrımların arasındaki oluklar FLAIR’de normalde karanlıktır. Bir oluğun içi parlarsa oraya bir şey karışmış olabilir: kan, iltihap ya da kanser hücreleri (Yazdani ve ark., 2019).
İnce kesitler. Bazı MR çekimleri çok ince kesitler alır. Bunlarda örümcek ağı zarın perdeleri, BOS’u kesen ince ve karanlık çizgiler olarak görülebilir (Zedde ve Pascarella, 2025a). Bu perdeler sisternaları birbirinden kısmen ayırır. Sisterna, subaraknoid boşluğun genişlediği yerdir.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Neden boyanır? Sert zarda kan-beyin engeli yoktur (Mahendru ve Chong, 2009). Sert zar damarlarından kontrast madde gibi küçük moleküller dokuya sızabilir (Absinta ve ark., 2017). Beyinde ise kan-beyin engeli, klinikte kullanılan gadolinyumlu kontrast maddeyi geçirmez. Bu yüzden beyin dokusu ve damar çevresi (Virchow–Robin) boşluklar normalde boyanmaz (Absinta ve ark., 2017). Normal sert zar boyanması ince, düzgün ve kesintilidir. Beynin üst yüzünde (konveksite) tabandakinden daha çok görülür (Mahendru ve Chong, 2009).
Anatomi örüntüyü belirler. Örümcek ağı zar dıştan sert zara yaslanır (Mahendru ve Chong, 2009). Yumuşak zar ise beyne yapışıktır ve olukların içine kadar iner. Örümcek ağı zar oluklara inmez; bir kıvrımdan ötekine köprü kurar (Mahendru ve Chong, 2009). Zar boyanmasının iki ana örüntüsü bu anatomiden çıkar. Meltzer ve arkadaşları onları şöyle ayırdı (Mahendru ve Chong, 2009):
- Sert zar–örümcek ağı zar örüntüsü. Kısaca kalın zar (pakimeningeal) boyanması denir. Pakimeninks, sert zarın öteki adıdır ve “kalın zar” demektir (Mahendru ve Chong, 2009). Boyanma kafatasının iç yüzü boyunca uzanır. Yaygın olabilir ya da sert zara oturan odaksal bir kitle gibi görünür (Mahendru ve Chong, 2009).
- Yumuşak zar–subaraknoid örüntü. Kısaca ince zar (leptomeningeal) boyanması denir. Leptomeninks, örümcek ağı zar ile yumuşak zarın ortak adıdır; “ince zarlar” demektir (Mahendru ve Chong, 2009). Boyanma beyin yüzeyini yakından izler. Olukların dibine kadar dalgalı bir çizgi gibi iner (Mahendru ve Chong, 2009).
Bu ayrım hekime yol gösterir. Yumuşak zar örüntüsünde BOS’ta tümör hücresi daha sık bulunur. Bunun nedeni muhtemelen bu örüntünün subaraknoid boşluğa komşu olmasıdır (Mahendru ve Chong, 2009). Yalnızca sert zar tutulduğunda ise BOS incelemesi tekrar tekrar temiz çıkabilir. O zaman MR, doku örneğinin (biyopsi) nereden alınacağını gösterir (Mahendru ve Chong, 2009).
Kaynaklar: Mahendru ve Chong (2009); Patel ve ark. (2024). Kalın zar iltihabının kesin tanısı için doku örneği (biyopsi) gerekir (Mahendru ve Chong, 2009). Kafa içi düşük basınçtaki boyanma, damar dolgunluğu ve sert zara sızan sıvıyla olur (Patel ve ark., 2024).
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Tekniğin etkisi. Normal sert zar boyanmasının görünüşü üç şeye bağlıdır: mıknatısın gücü, çekim türü (sekans) ve kontrast dozu. Alan gücü ve doz yükseldikçe sert zarın daha uzun bölümleri boyanmış görünür (Mahendru ve Chong, 2009). Kontrastlı gradyan eko çekimi, sağlıklı kişide bile yaygın zar boyanması gösterebilir. Spin eko çekiminde ise normal boyanma ince ve kesintilidir (Mahendru ve Chong, 2009). Olukların içindeki normal zar damarları da boyanır. Bunlar yumuşak zar boyanması sanılmamalıdır (Mahendru ve Chong, 2009).
İşlemden sonra. Kraniyotomiden sonra odaksal ya da yaygın zar boyanması uzun süre kalabilir. Bunun, ameliyatta subaraknoid boşluğa sızan kana bir tepki olduğu düşünülür. Her zaman enfeksiyon göstermez (Mahendru ve Chong, 2009). Şant da zarlarda lif oluşumuyla (fibroz) boyanma yapabilir (Mahendru ve Chong, 2009). BOS incelemesi için bel delme (lomber ponksiyon) yapılmış bir hastada yaygın kalın zar boyanması görülebilir. Buna subdural sıvı ve beyincik bademciklerinin aşağı inmesi eşlik ediyorsa kafa içi düşük basınç düşünülmelidir (Mahendru ve Chong, 2009).
Geçici ve kalıcı boyanmalar. Alt akut evredeki bir enfarkt ve subaraknoid kanama, geçici ince zar boyanması yapabilir. İyileşmiş subdural hematom ya da ampiyem ise kafatası tavanının yanında kalıcı bir sert zar kalınlaşması ve boyanması bırakabilir (Mahendru ve Chong, 2009). Nedeni bulunamayan kalın zar iltihabı (idiyopatik hipertrofik pakimenenjit) sert zarı yaygın olarak kalınlaştırır ve boyar. Kesin tanı için biyopsi gerekir (Mahendru ve Chong, 2009).
Çocuklarda. Tümörün zarlara yayılması kontrastlı T1’de, kontrastlı FLAIR’den daha iyi görülür. Enfeksiyon menenjitinde ise tersi geçerlidir (Patel ve ark., 2024). Çocuk menenjiyomlarında sert zar kuyruğu daha az görülür. Kuyruğun olmaması menenjiyomu dışlamaz (Patel ve ark., 2024). Moyamoya hastalığındaki ince zar boyanmasına “sarmaşık işareti” denir. Yeni damar oluşumu ve tıkalı yumuşak zar damarlarındaki ters akım bu görüntüyü yapar (Patel ve ark., 2024).
Kronik subdural hematomun zarları. “Subdural” kanama, sert zarın sınır hücre katmanında açılan bir yarıkta birikir. Bu katmanın hemen dışında zengin bir küçük damar ağı vardır. O ağdan yarığa tekrar tekrar kanama olur. Süregen iltihapla birlikte lifli zarlar oluşur ve kronik subdural hematom gelişir (Ishikawa ve ark., 2026).
Kontrastlı MR ve çift enerjili BT çalışmaları bir sıra gösterdi. Önce dış zar kalınlaşır, geç evrede iç zarlar gelişir. İç zarın boyanması, olgun zarlı ileri bir evreyi gösterir (Chen ve ark., 2024). “Spandrel işareti”, dış ve iç zarın birleştiği yerdeki üçgen biçimli, kalınlaşmış iyileşme (granülasyon) dokusudur (Chen ve ark., 2024).
Bu görüntüler ameliyatı da yönlendirir. Zarların eksik çıkarılması nüksle ilişkilidir. Bu, özellikle alt şakak ve alın loblarının üstündeki, ulaşılması zor kısımlar için geçerlidir. Zar görüntülemesi bu yüzden kraniyotominin yerini ve genişliğini belirlemeye yardım eder (Chen ve ark., 2024). Hematomun kliniği ve orta meningeal atardamar embolizasyonu “Kanamalar ve fıtıklaşmalar” bölümünde.
Düşük basınçta görüntüyle izlem. Kafa içi düşük basıncın MR bulguları “Zar iltihapları, tümörler ve basınç bozuklukları” bölümündeki tablodadır. Bu bulgulardan hesaplanan Bern puanı da orada anlatılır. Omurgadaki kaçağın yerini MR ile bulan bir Türkiye çalışması da oradadır.
Bulgular tedaviyle geriler. BOS–toplardamar fistülü kapatıldıktan 24 saat sonra kalın zar boyanması hastaların yarısından fazlasında geriledi. Sinüs dolgunluğu yaklaşık %40’ında, öteki bulgular yaklaşık %30’unda geriledi (Orru ve ark., 2026). Bir çalışmada Bern puanının ortancası (ortadaki değer) tedaviden önce 6 idi. Bu değer 24 saatte 3,5’e, 3 ayda 2’ye indi (Orru ve ark., 2026).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Oluk içi FLAIR parlaklığı. FLAIR’de oluklar normalde karanlıktır, çünkü içlerindeki BOS’un sinyali bastırılır. Oluğun parlak görünmesi sık bir bulgudur. Ama tek başına bir hastalığı göstermez (Yazdani ve ark., 2019). En iyi bilinen üç nedeni subaraknoid kanama, menenjit ve kanserin BOS’a yayılmasıdır (Yazdani ve ark., 2019).
Bu nedenlerin ortak noktası, BOS’un içeriğinin değişmesidir. Örneğin mantar menenjitinde subaraknoid boşlukta protein birikir. Protein, sıvının T1 süresini kısaltır. T1 süresi, MR sinyalini belirleyen zaman değerlerinden biridir. Sonuçta FLAIR’de parlaklık görülür (Patel ve ark., 2024). Beynin üst yüzündeki bir olukta, travma olmadan da kanama görülebilir. Bu, damar iltihabının (vaskülit) en sık kanama biçimidir. FLAIR’de oluk parlaklığı olarak görülebilir (Heit ve ark., 2017).
İşlemden doğan tuzaklar. Bazı parlaklıklar hastalıktan değil, hastaya yapılan bir işlemden doğar. Tıpta bunlara iatrojenik nedenler denir. İki örnek, yüksek oranda oksijen solunması ve propofol verilmesidir (Yazdani ve ark., 2019). Bir başka tuzak BOS’un dışarı alınmasıdır. Yazdani ve arkadaşları kafa içi basıncı yüksek iki hastayı anlattı. BOS boşaltıldıktan sonra kafa içi basınç düştü ve FLAIR’de olukların içi parladı (Yazdani ve ark., 2019).
Neden parlar? Yazarların önerdiği açıklama şöyledir. FLAIR, BOS’un sinyalini bir “ters çevirme” (inversiyon) darbesiyle siler. BOS azalınca, görüntüdeki bir noktanın (voksel) sinyalini çoğunlukla kan havuzu verir. Kan bu darbeyle silinmez. Bu yüzden oluk parlak görünür (Yazdani ve ark., 2019). Bel delmeden (lomber ponksiyon) sonra azalan BOS’un çoğu da beynin üst yüzündeki olukların BOS’udur (Yazdani ve ark., 2019).
Kaynaklar: Yazdani ve ark. (2019); Heit ve ark. (2017); Patel ve ark. (2024); Mahendru ve Chong (2009).
Klinik vaka
Vaka: BOS boşaltıldıktan sonra parlayan oluklar
52 yaşında bir kadın, kafa içi basıncı yüksek olduğu için yoğun bakımda izleniyor. Basıncı düşürmek için ekip BOS boşaltıyor. Ertesi gün kontrastlı MR çekiliyor. FLAIR’de beynin üst yüzündeki olukların içi parlak görünüyor. Oluklarda hafif bir boyanma da var. Radyoloji asistanı raporuna “menenjit ya da subaraknoid kanama?” yazmak üzere.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Perdeleri görmek. Örümcek ağı zarın sisternaları ayıran ince perdeleri, yüksek çözünürlüklü ve ince kesitli MR çekimleriyle aranır. Liliequist zarı gibi ince perdeler için bugün tercih edilen çekim CISS’tir (Zedde ve Pascarella, 2025a). Çekimlerin adları ve perdelerin MR’daki görünümü “Örümcek ağı zar” bölümünde anlatıldı.
Kanın yeri bir ipucudur. Anevrizmaya bağlı olmayan, beyin sapı çevresindeki (perimezensefalik) kanamada kan genellikle kiazma sisternasına geçmez. Bunda büyük olasılıkla Liliequist zarının üst (diensefalik) yaprağının rolü vardır (Zedde ve Pascarella, 2025a). Zarın yapısı ve bu kanamadaki rolü “Örümcek ağı zar” bölümünde.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Görünmez olan perdeler. Perdelerin varlığı çoğu kez dolaylı olarak anlaşılır. Komşu sisternalardaki BOS akım izleri birbirinden ayrı duruyorsa arada bir perde vardır (Zedde ve Pascarella, 2025a). Görüntülemede bu perdeler ilk kez eski bir yöntemle tanındı. Bu yöntemde sisternalara hava verilerek görüntü alınırdı; adı pnömoensefalografidir. Walter Dandy onu 1919’da geliştirmişti (Zedde ve Pascarella, 2025a). Bengt Liliequist de 1956’da zarı bu yöntemle inceledi (Zedde ve Pascarella, 2025a). Zarın öyküsü “Örümcek ağı zar” bölümünde. Pnömoensefalografi bırakılınca perdeler görüntülerde rutin olarak görülmez oldu. Radyologların bu anatomiyi bilmesi de azaldı (Zedde ve Pascarella, 2025a). Liliequist zarının MR’da ne sıklıkla görüldüğünü ölçen çalışmalar da “Örümcek ağı zar” bölümündedir.
Perde ve hidrosefali. İltihap ya da kanamayla kalınlaşan perdeler, prepontin ve interpedinküler sisternalarda BOS akımını engelleyebilir. Sonuç, dört karıncığın da genişlediği bir hidrosefalidir. Zedde ve Pascarella’ya göre buna “karıncık dışı, sisterna içi tıkayıcı hidrosefali” demek daha doğrudur (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Bu perdeler ince kesitli MR’da aranır. Zedde ve Pascarella iki seriyi aktarır. Laitt ve arkadaşları 43 hidrosefali hastasının 18’inde taban sisternalarında “karmaşık zarlar” gördü. Bu zarlar, endoskopik üçüncü karıncık açılımı (ETV) ameliyatında doğrulandı (Zedde ve Pascarella, 2025a). ETV’nin başarısız olduğu hastalarda taban sisternalarında, özellikle prepontin sisternada, BOS akım izi çoğu kez yoktu (Zedde ve Pascarella, 2025a). İstanbul’dan Dinçer ve arkadaşları 134 hidrosefali hastasının 28’inde akımı tıkayan sisterna zarları buldu. Zarların çoğu prepontin ve interpedinküler sisternalardaydı (Zedde ve Pascarella, 2025a). Bu hastalar şant yerine ETV’ye aday olabilir. Cerrah kalınlaşmış zarları ETV sırasında delebilir (Zedde ve Pascarella, 2025a).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Kaynaklar: Alper ve ark. (2004); Bayaroğulları ve ark. (2018); Doğan ve Apaydın (2022); Arsava ve ark. (2019); Ogul ve ark. (2019); Bingol ve Ozdemir (2026). “Özet” yazan satırlarda yalnızca çalışmanın özeti okundu. Hatay çalışmasının özeti sol hipoplazi oranını %49,09 yazar. Oysa 85/211 yaklaşık %40,3 eder; bu yüzden yüzde verilmedi.
Ameliyatta zarlar. Beyin cerrahı beyne ulaşmak için önce kafatasında bir pencere açar. Kafatasının bir parçası geçici olarak çıkarılır ve ameliyat sonunda yerine konur. Buna kraniyotomi denir. Kemik yerine konmazsa işlemin adı kraniyektomidir (Munakomi ve Hall, 2026).
Kemik kalkınca altta sert zar görünür. Cerrah sert zarı keser ve bir kapak gibi katlar. Kesinin biçimi, beyne hangi yoldan gidileceğine göre değişir. Örneğin şakak bölgesinden yapılan pteriyonel yaklaşımda sert zar C harfi biçiminde açılır (Yilmaz ve Durmus, 2025). Sert zarın altında örümcek ağı zar ve BOS dolu subaraknoid boşluk vardır. Beynin yüzeyini ise yumuşak zar örter (Mahendru ve Chong, 2009).
İş bitince sert zar yeniden dikilir. Amaç, BOS’un dışarı kaçmasını ve enfeksiyonu önlemektir (Wang ve ark., 2023). Ünlü beyin cerrahı Harvey Cushing 1908’de bunu şöyle yazmıştı: sert zarın iki katı “özenle” yaklaştırılmalıdır (Wang ve ark., 2023). Sert zar bazen tam kapanmaz. O zaman eksik yere bir yama konur. Yama kişinin kendi dokusundan yapılabilir. Örnekler kas zarı (fasya) ve kafatasını dıştan saran zardır (perikranyum). Başka bir insandan, hayvandan ya da yapay malzemeden yamalar da vardır (Splavski ve Frol, 2025).
Üç boyutlu sahne
Pterion ve altındaki beyin
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Beyincik: Büyük beynin arkasında ve altında duran "küçük beyin". Beyin kütlesinin yaklaşık %10'u kadardır ama nöronlarının çoğunu taşır; hareketleri düzenler ve öğrenilmiş hareketlerde rol alır.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Yan kafa kemiği (sağ): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Şakak kemiği (sağ): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Sahnede işaretli noktalar:
- Pterion (Angulus sphenoidalis), Yan kafa kemiği (sol)
Türkiye’den bir öncü: Gazi Yaşargil. M. Gazi Yaşargil 6 Temmuz 1925’te Anadolu’da, Lice’de doğdu. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarıydı (Serra ve ark., 2025). Ameliyat mikroskobuyla yapılan beyin cerrahisinin, yani mikronöroşirürjinin öncüsüdür (Serra ve ark., 2025).
Mikroskop altında beyin düzenli bir harita gibi göründü. Kıvrımların arasında oluklar, yarıklar ve sisternalar bir ağ kuruyordu. İnce damarlar da bu doğal yolları izliyordu (Serra ve ark., 2025). Yaşargil, ameliyattaki diseksiyonun bu doğal düzlemler boyunca yapılmasını savundu (Ramirez ve ark., 2025). Örümcek ağı zarın perdelerinin, sisternalar arasında yol bulmadaki önemini vurguladı (Zedde ve Pascarella, 2025a). 1999’da “Yüzyılın Beyin Cerrahı” seçildi (Ramirez ve ark., 2025). 10 Haziran 2025’te, 100. doğum gününe günler kala hayatını kaybetti (Serra ve ark., 2025).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Kraniyotomi ve sert zarın açılması. Bugünkü kraniyotomi tekniği, 19. yüzyılın sonunda Wilhelm Wagner’in tanıttığı yönteme dayanır. Önce birkaç küçük delik (burr deliği) açılır. Sonra delikler birleştirilir ve kemik bir kapak gibi kaldırılır (Munakomi ve Hall, 2026).
Sert zarın kesisi yaklaşıma göre planlanır. Samsun’dan (Ondokuz Mayıs Üniversitesi) bir kadavra çalışması iki örnek verir. Pteriyonel yaklaşımda C biçimli kesi, ikinci burr deliğinden şakak tabanına uzanır. Öne, elmacık kemiğine doğru kıvrılır (Yilmaz ve Durmus, 2025). Orbitozigomatik yaklaşımda C biçimli kesi göz çukurunun üst kenarından şakak pulunun ortasına uzanır. Sert zar sonra öne katlanır (Yilmaz ve Durmus, 2025).
Açıkta kalan sert zar kurur. Kuruyan sert zarı dikmek zorlaşır. Bu yüzden çoğu kez kas zarı, kemik zarı ya da yapay zarla bir yama gerekir. Sert zara yama konmasına duraplasti denir (Yasuoka ve ark., 2024).
Kapatma. Cushing’den beri sert zarın bütünlüğünü yeniden kurmak vurgulanır. Amaç BOS kaçağını ve enfeksiyonu önlemektir (Wang ve ark., 2023). Birçok beyin cerrahı su geçirmez kapatmayı bazı ameliyatlarda zorunlu sayar: kafa tabanı cerrahisi, beyincik çadırının altındaki (infratentoryal) kraniyotomi ve omurga kanalında sert zarın içine girilen ameliyatlar. Çadırın üstündeki ameliyatlarda ise konu tartışmalıdır (Wang ve ark., 2023).
BOS kaçağı şöyle tanımlanır: sert zardaki bir açıklıktan subaraknoid boşluk epidural boşlukla, bazen de deriyle bağlantı kurar. Kaçak menenjite yol açabilir (Hall ve ark., 2025). Planlı (seçmeli) çadır üstü ameliyatlardan sonra kaçak hastaların yaklaşık %2,9’unda görülür (Yasuoka ve ark., 2024). Kaçan BOS bazen sağlam derinin altında, deri altı dokuda birikir. Buna psödomeningosel denir (Maulana ve ark., 2025).
Asma dikişleri. Walter Dandy, sert zarı kemiğin kenarına asan dikişleri tanıttı (asma dikişi, tenting). Bu dikişlerin ameliyattan sonra epidural kanamayı önlediği öne sürülür. Ama bu iddia kanıta dayanmaz (Przepiorka ve ark., 2025). Çok merkezli, 490 hastalık randomize bir çalışma bunu sınadı. Planlı çadır üstü kraniyotomilerde dikiş koymamak daha kötü sonuç vermedi. Epidural kanama için yeniden ameliyat dikiş konmayanlarda %0,8, konanlarda %0,4 idi (Przepiorka ve ark., 2025). Yazarlara göre bu ameliyatlarda rutin asma dikişini bırakmak güvenlidir (Przepiorka ve ark., 2025).
Kaynaklar: Splavski ve Frol (2025); Maulana ve ark. (2025); Çavdar ve ark. (2022); Tanrikulu ve ark. (2026); Zhang ve ark. (2022b); Diab ve ark. (2021); Yu ve ark. (2026). OR (olasılık oranı) ve RR (göreli risk) 1’den küçükse o yöntemde olay daha seyrek görülmüştür. Kaynaklara göre hiçbir malzemenin kesin üstünlüğü kanıtlanmamıştır (Splavski ve Frol, 2025).
Sayılarla sert zarı kapatmak
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Arka çukur: kemik yerine konmalı mı? Bir meta-analiz beyincik ve beyin sapı bölgesindeki (arka çukur) ameliyatları karşılaştırdı. BOS kaçağı kraniyotomide %5,79 (484 ameliyatın 28’i), kraniyektomide %11,00 (518 ameliyatın 57’si) idi. Havuzlanmış analizde bu fark anlamlı değildi (Alhantoobi ve ark., 2023). Psödomeningosel ise kraniyotomide %7,40 (338’in 25’i), kraniyektomide %23,36 (214’ün 50’si) idi. Bu fark havuzlanmış analizde anlamlıydı (Alhantoobi ve ark., 2023). Kemik kapağın yerine konması, yerçekimine bağlı kemik ve deri kusurunu azaltır. Bu da kaçak ve psödomeningosel riskini düşürebilir. Ama kanıtın yanlılık riski yüksektir (Alhantoobi ve ark., 2023).
Sert zarı koruyarak. İzmir’den (Ege Üniversitesi) bir ekip, Chiari I hastalığında sert zarı açmadan bir yöntem tanıttı: “bir parmak genişliğinde baklava hamuru” tekniği. Sert zar katmanlarına ayrılır. Meningeal katman, mikroskop altında baklava yufkası inceliğine kadar inceltilir. İnceltme, BOS’un atımı zarın içinden görülene dek sürer (Biçeroğlu ve ark., 2026). Çalışmanın özetine göre 32 hastada BOS fistülü, psödomeningosel, yara enfeksiyonu ya da yeniden ameliyat olmadı (Biçeroğlu ve ark., 2026).
Klinik vaka
Vaka: Ense yarasının altında yumuşak bir şişlik
47 yaşında bir kadın, beyinciğin yanındaki bir tümör için arka çukurdan ameliyat edildi. Kemik parçası yerine konmadı; yani kraniyektomi yapıldı. Sert zar dikildi, ama tam kapanmadı. İki hafta sonra ense yarasının altında yumuşak, ağrısız bir şişlik fark ediliyor. MR’da şişliğin içi BOS ile aynı sinyalde. Sert zardaki bir açıklıkla da bağlantılı.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Doğal koridorlar. Mikroskop altında beyin rastgele bir yumak gibi görünmez. Kıvrımların arasında oluklar, yarıklar ve sisternalar düzenli bir ağ kurar. İnce damarlar da bu ağı izler (Serra ve ark., 2025). Sisternalar ve onları ayıran örümcek ağı zar perdeleri, cerrahiye doğal diseksiyon yolları sağlar (Zedde ve Pascarella, 2025a). Yaşargil’in derindeki beyin tümörlerine sisternalar yoluyla (trans-sisternal) yaklaşımları bu fikre dayanır (Serra ve ark., 2025).
Sisternaları ayıran duvarlar tam değildir. Değişik büyüklükte delikleri olan, gözenekli duvarlardır. Trabeküllerin yapışıklıkları, sisterna diseksiyonunun asıl zorluğudur (Villanueva ve ark., 2023). Trabekül ağı düzensizdir ve çoğunlukla damarların yakınında yoğunlaşır. Bir derlemenin özetine göre bu yüzden mikrocerrahide küt değil, keskin diseksiyon önerilir (Mortazavi ve ark., 2018). Liliequist zarı, interpedinküler sisternaya giden yolda ameliyattaki temel işaretlerden biridir (Volovici ve ark., 2020).
BOS’u boşaltmak beyni gevşetir. Taban sisternaları erkenden açılıp BOS boşaltılırsa beyin gevşer. Böylece sert zar nazikçe açılabilir. Korteksteki toplardamarların bükülmesi ve korteksin kemik kenarında yırtılması önlenir (Ciobanu-Caraus ve ark., 2024).
Üç boyutlu sahne
Alttan bakış: sisternalarda yatan yapılar
Bu sahnedeki yapılar:
- Üst frontal girus (sol): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Üst frontal girus (sağ): Frontal (alın) lobun en üstteki kıvrımı. Frontal lobun ön bölümü olan prefrontal kabuk; planlama, geleceği düşünme, akıl yürütme ve kısa süreli bellekle ilişkilidir.
- Orta frontal girus (sol): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Orta frontal girus (sağ): Frontal lobun ortadaki kıvrımı; prefrontal kabuğun bir parçasıdır.
- Alt frontal girus (sol): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Alt frontal girus (sağ): Frontal lobun alt kıvrımı. İnsanların büyük çoğunluğunda sol yarımküredeki bu kıvrım, konuşmayı üretmeye yardım eden Broca alanını taşır.
- Presantral girus (sol): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Presantral girus (sağ): Birincil motor kabuk bu kıvrımdadır: istemli hareket komutları buradan çıkar. Sağ yarımküredeki kıvrım ağırlıklı olarak vücudun sol yarısını, soldaki sağ yarısını yönetir.
- Postsentral girus (sol): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Postsentral girus (sağ): Birincil bedensel duyu (somatosensoriyel) kabuğu bu kıvrımdadır: dokunma, sıcaklık ve vücudun hareketiyle ilgili bilgiler buraya ulaşır. Merkezî oluk onu presantral girustan ayırır.
- Üst parietal lobül (sol): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Üst parietal lobül (sağ): Parietal (yan kafa) lobun üst bölümü. Parietal lob bedenden gelen duyuları birleştirir; okuma ve aritmetik gibi işlere de katkı verir.
- Supramarjinal girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Supramarjinal girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, yan yarığın arka ucunu kemer gibi saran kıvrım.
- Angular girus (sol): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Angular girus (sağ): Parietal lobun alt bölümünde, supramarjinal girusun arkasındaki kıvrım.
- Üst temporal girus (sol): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Üst temporal girus (sağ): Temporal (şakak) lobun en üst kıvrımı. Kulaktan gelen bilgiyi alan birincil işitme kabuğu bu kıvrımın üst yüzündedir. Çoğu insanda sol yarımküredeki arka bölümü, dili anlamayla ilişkili Wernicke alanını içerir.
- Orta temporal girus (sol): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Orta temporal girus (sağ): Temporal lobun ortadaki kıvrımı; lobun yan yüzünün büyük bölümünü oluşturur.
- Alt temporal girus (sol): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Alt temporal girus (sağ): Temporal lobun alt kenarındaki kıvrım; beynin alt yüzüne doğru kıvrılır.
- Fusiform girus (sol): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Fusiform girus (sağ): Temporal ve oksipital lobların alt yüzünde uzanan kıvrım. Yüzlere bakarken belirgin biçimde çalışan bir bölge bu kıvrımdadır.
- Oksipital lob (sol): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- Oksipital lob (sağ): Beynin en arkasındaki lob. Gözden gelen görüntüler burada, birincil görme kabuğunda işlenir.
- İnsula (sol): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- İnsula (sağ): Yan yarığın derinliğinde, frontal, parietal ve temporal lobların kapakçıkları altında gizlenen kabuk bölgesi. Vücudun iç durumunu algılamada (iç algı) rol alır.
- Singulat girus (sol): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Singulat girus (sağ): Korpus kallozumun üstünde bir kuşak gibi uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sol): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Parahipokampal girus (sağ): Temporal lobun iç-alt yüzünde, hipokampusun hemen yanında uzanan kıvrım; limbik lobun bir parçasıdır.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik traktus (sol): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Optik traktus (sağ): Optik kiazmadan sonra görme liflerinin aldığı ad; talamustaki lateral genikulat cisme uzanır.
- Optik sinir (sol): İkinci kafa siniri: gözün retinasından çıkan liflerden oluşur ve görme bilgisini beyne taşır.
- Optik sinir (sağ): İkinci kafa siniri: gözün retinasından çıkan liflerden oluşur ve görme bilgisini beyne taşır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Serebral pedinkül (sol): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Serebral pedinkül (sağ): Orta beynin ön yüzündeki iki kalın sütun; kabuktan omuriliğe inen ana hareket yolu bunların içinden geçer.
- Üst tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Üst tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki üst tümsek. Görme, işitme ve dokunma uzayını birleştirir; gözleri bir sese ya da dokunuşa çevirmede rol alır.
- Alt tepecik (sol): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Alt tepecik (sağ): Orta beynin arka yüzündeki alt tümsek; beyin sapındaki işitme yolunun bir durağıdır.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- İç karotis arter (sol): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- İç karotis arter (sağ): Boynun iki yanından kafatasına giren ve beyni besleyen iki ana atardamar çiftinden biri; dalları Willis halkasına katılır.
- Vertebral arter (sol): Boyun omurlarının içinden yükselen atardamar. İki vertebral arter birleşerek baziler arteri oluşturur.
- Vertebral arter (sağ): Boyun omurlarının içinden yükselen atardamar. İki vertebral arter birleşerek baziler arteri oluşturur.
- Baziler arter: İki vertebral arterin birleşmesiyle oluşan, ponsun ön yüzünde uzanan atardamar; beyin sapına ve beyinciğe dallar verir.
- Ön beyin arteri (sol): İç karotis arterin dalı; yarımkürenin iç yüzüne doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Ön beyin arteri (sağ): İç karotis arterin dalı; yarımkürenin iç yüzüne doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Ön bağlantı arteri: İki ön beyin arterini birbirine bağlayan kısa atardamar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Orta beyin arteri (sol): İç karotis arterin en büyük dalı; dalları yarımkürenin yan yüzünün büyük bölümüne yayılır.
- Orta beyin arteri (sağ): İç karotis arterin en büyük dalı; dalları yarımkürenin yan yüzünün büyük bölümüne yayılır.
- Arka bağlantı arteri (sol): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka bağlantı arteri (sağ): İç karotis arteri arka beyin arterine bağlar; Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sol): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Arka beyin arteri (sağ): Baziler arterin uç dalı; beynin arka ve alt bölümlerine doğru ilerler. Willis halkasının bir parçasıdır.
- Üst beyincik arteri (sol): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
- Üst beyincik arteri (sağ): Baziler arterin üst ucuna yakın çıkan dal; beyinciğin üst yüzüne doğru ilerler.
Kaynaklar: Gray (1918); Villanueva ve ark. (2023); Zedde ve Pascarella (2025a); Serra ve ark. (2025); Volovici ve ark. (2020); Ciobanu-Caraus ve ark. (2024); Keles ve ark. (2021); Keleş ve ark. (2019). Willis halkasının parçaları birkaç sisternaya dağılır (Villanueva ve ark., 2023); Gray (1918) halkayı tek bir geniş taban sisternasına koyar. Sisternaların bütün listesi ve sınırları “Zarlar arası boşluklar ve sisternalar” bölümünde.
Yaşargil’in yolu. Tıp eğitimine 1944’te Almanya’da, Jena’da başladı. 1945–1949 arasında İsviçre’de, Basel’de sürdürdü ve 1950’de mezun oldu (Serra ve ark., 2025). Beyin cerrahisi eğitimine 1953’te başladı. Hocası, İsviçre beyin cerrahisinin kurucusu Hugo Krayenbühl’dü (Serra ve ark., 2025). 1965–1967 arasında ABD’de, Burlington’da R. M. Peardon Donaghy’nin yanında çalıştı. Orada mikroskop altında çok ince damarları dikmeyi çalıştı (Serra ve ark., 2025).
18 Ocak 1967’de Zürih Üniversite Hastanesi’nde insanda ilk kafa dışı–kafa içi (EC-IC) baypas ameliyatını yaptı (Serra ve ark., 2025). 1973’te Zürih’te profesör ve bölüm başkanı oldu. Emekli olana dek dünyanın her yerinden 3000’den fazla beyin cerrahı onu izlemeye ve ondan öğrenmeye geldi (Serra ve ark., 2025). Emeklilik yılı kaynaklarda farklıdır: Serra ve arkadaşları 1992, Ramirez ve arkadaşları 1993 yazar (Serra ve ark., 2025; Ramirez ve ark., 2025). Sonra ABD’de, Little Rock’ta Arkansas Üniversitesi’nde çalıştı. 2013’ten sonra İstanbul’da Yeditepe Üniversitesi Beyin Cerrahisi Bölümü’nde profesördü (Serra ve ark., 2025).
Katkıları arasında şunlar sayılır (Serra ve ark., 2025):
- Derindeki beyin tümörlerine sisternalar yoluyla yaklaşımlar.
- Bipolar koagülasyonla ve kendi geliştirdiği klipslerle anevrizma tedavisi.
- Atardamar–toplardamar şekil bozukluklarının (AVM) mikrocerrahisi.
- Sylvius yarığından geçerek amigdala ve hipokampusa ulaşan ameliyat (trans-silviyen amigdalohipokampektomi).
Birikimini çok ciltli “Microneurosurgery” kitap dizisine aktardı. Dizi, Roth’un çizimleriyle resimlendi (Serra ve ark., 2025). Ramirez ve arkadaşlarına göre dizi altı ciltten oluşur (Ramirez ve ark., 2025). Bugünkü sisterna adlandırması da büyük ölçüde Yaşargil’in 1970’lerin ortasındaki tanımlarına dayanır (Villanueva ve ark., 2023).
Bir yayının özetine göre İstanbul Yaşargil Mikronöroşirürji Kursları, Yeditepe Üniversitesi’nin mikronöroşirürji laboratuvarında doğdu (Kabakcı ve ark., 2026). Laboratuvarın öyküsü “Zarların gelişimi ve keşif tarihi” bölümünde.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Üç boyutlu sahne
Orta hattan: Liliequist zarının gerildiği yer
Bu sahnedeki yapılar:
- Hipotalamus: Talamusun altındaki küçük bölge. Vücudun iç dengesini (homeostaz) korur; otonom sinir sistemini ve hipofiz bezi aracılığıyla hormon sistemini yönetir.
- Mamiller cisimler: Hipotalamusun arka-alt yüzündeki iki küçük yuvarlak çıkıntı; forniks yoluyla hipokampustan bilgi alan bellek devresinin bir durağıdır.
- Hipofiz bezi: Hipotalamusa ince bir sapla bağlı küçük bez. Hipotalamusun gönderdiği uyarıcı ve baskılayıcı hormonlara göre birçok hormon salgılar.
- Optik kiazma: İki görme sinirinin buluştuğu yer. Her gözde retinanın iç (burun tarafı) yarısından gelen lifler burada karşı tarafa geçer.
- Optik sinir (sol): İkinci kafa siniri: gözün retinasından çıkan liflerden oluşur ve görme bilgisini beyne taşır.
- Orta beyin: Beyin sapının en üst bölümü. Arka yüzünde görme, işitme ve dokunma bilgisini birleştiren tepecikler bulunur; içinden beyin su yolu geçer.
- Pons: Beyin sapının ortadaki kabarık bölümü; beyinciği beyin sapına bağlayan ana bağlantıdır. Omurilik soğanıyla birlikte solunumun ve dolaşımın düzenlenmesine katkı verir.
- Omurilik soğanı: Beyin sapının omuriliğe bağlanan en alt bölümü. Kalp atışını, kan basıncını ve solunumu düzenleyen merkezler buradadır.
- Baziler arter: İki vertebral arterin birleşmesiyle oluşan, ponsun ön yüzünde uzanan atardamar; beyin sapına ve beyinciğe dallar verir.
- Alın kemiği: Alnı ve göz çukurlarının tavanını oluşturan kemik; frontal lobun önünü korur.
- Yan kafa kemiği (sol): Kafatasının tavanını ve yan duvarlarını oluşturan çift kemik.
- Şakak kemiği (sol): Kafatasının yan-alt duvarındaki çift kemik; işitme ve denge organlarını içinde taşır.
- Art kafa kemiği: Kafatasının arka ve alt bölümünü oluşturan kemik; omurilik soğanı, tabanındaki büyük delikten (foramen magnum) geçerek omuriliğe devam eder.
- Kama kemiği: Kafatası tabanının ortasında, kanatlarını açmış bir kelebeğe benzeyen kemik; hipofiz bezi üst yüzündeki çukurda oturur.
- Kalbur kemiği: Burun boşluğunun tavanını ve yan duvarlarının üst kısmını yapan kemik; koku liflerinin geçtiği delikli bir plak taşır.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Sinüs yaralanması. Toplardamar sinüsleri, sert zarın meningeal ve kemik zarı katmanlarının ayrılmasıyla oluşan kanallardır. İç yüzleri endotelle döşelidir. Kapakçıkları ve kas duvarları yoktur. Bu yüzden yırtılınca büyük kanama yaparlar (Levin-Carrion ve ark., 2026). Üst sagital sinüsün arka üçte birinin yan dolaşımı azdır. Bu bölüm tıkanırsa iki yanda yan kafa ve alın loblarında toplardamar enfarktları olur (Levin-Carrion ve ark., 2026). Sinüslerin yapısı “Sert zarın toplardamar sinüsleri” bölümünde.
Köprü toplardamarları. Beyin yüzeyindeki toplardamarlar sinüslere köprü toplardamarlarıyla ulaşır. Bunlar, sert zar ile örümcek ağı zar arasındaki düzlemi geçen ince duvarlı damarlardır. Karşıt mekanik kuvvetlerle yırtılırlarsa subdural hematom oluşur (Pierre ve ark., 2026). Beyin hacmi azalınca sert zar ile beyin arasındaki uzaklık artar. Köprü toplardamarları gerilir ve yırtılmaya yatkın olur (Pierre ve ark., 2026).
Ameliyatta da korunmaları gerekir. Yarımküreler arası yaklaşımlarda köprü toplardamarı hasarı ameliyatta kanamaya yol açabilir. Ameliyattan sonra toplardamar enfarktı ya da yarım felç de gelişebilir (Ye ve ark., 2024). Taban sisternalarından erken BOS boşaltılması bu yüzden de değerlidir. Beyin gevşer ve korteksteki toplardamarların bükülmesi önlenir (Ciobanu-Caraus ve ark., 2024). Köprü toplardamarlarının sayısı, sinüse giriş tipleri, duvar kalınlıkları ve giriş noktaları “Sert zarın toplardamar sinüsleri” bölümünde.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Klinik vaka
Vaka: Üst sagital sinüsün üstünde bir yaralanma
26 yaşında bir motosiklet sürücüsü düşüyor ve başını çarpıyor. BT’de kafa tepesinde, orta hatta, üst sagital sinüsün orta üçte birinin üstünde bir kırık var. Kırık sinüs boyunca uzanıyor. Altında ince bir epidural kan birikimi var. Ekip ameliyata hazırlanıyor.
Önce kendin düşün: hasar nerede olabilir, neden?
Beyin orağı ve çadır ameliyatta. Beyin orağı, yarımküreler arası yaklaşımlarda sert bir orta hat işaretidir. Ameliyatta beynin kaymasını ve yön bulma (navigasyon) sisteminin doğruluğunu etkiler (Munakomi ve Jozsa, 2026). Beyincik çadırının ön kenarından çentiğe uzanan bölge az sinir taşır. Bu yüzden güvenli bir giriş noktası sayılır (Ishikawa ve ark., 2026). Sert zarla oynamak trigeminokardiyak refleksi tetikleyebilir. Bu refleks açık ameliyatların %8–18’inde bildirilmiştir (Ishikawa ve ark., 2026). Refleksin kendisi “Sert zarın atardamarları, sinirleri ve ağrı” bölümünde. Çadır çentiğinin hemen iç yanında, bazal toplardamar (Rosenthal toplardamarı) gibi çok sayıda damar ve sinir yapısı bulunur (Rai ve ark., 2018). Çentiğin iç tarafındaki tümörlere en iyi art kafadan, çadırın içinden geçen (oksipital transtentoryal) yolla yaklaşılır (Rai ve ark., 2018).
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Menenjiyom ve sert zar. Menenjiyomlar örümcek ağı zarın örtü hücrelerinden (arachnoid cap cell) gelir. Kanlarını sert zar damarlarından, çoğunlukla dış karotis atardamarının dallarından alırlar (Doddamani ve ark., 2018). Bu yüzden ameliyatta yalnızca tümör değil, tutunduğu sert zar da önemlidir. Simpson’ın beş dereceli ölçeği, çıkarımın genişliğini nüksle ilişkilendirir (Chotai ve Schwartz, 2022). En iyi derecede tümör, tutulan sert zar ve kemikle birlikte çıkarılır. Tümör bir sinüsün duvarından çıkıyorsa sinüsün de çıkarılması gerekir (Chotai ve Schwartz, 2022). Derecelerin tablosu ve nüks oranları “Zar iltihapları, tümörler ve basınç bozuklukları” bölümünde.
Sert zar kuyruğu. MR’da bazı tümörlerin kenarından sert zar boyunca uzanan bir kalınlaşma görülür. Buna sert zar kuyruğu denir. İlk kez 1989’da Wilms ve arkadaşları radyolojik olarak tanımladı. Bu kalınlaşmaya bazen “meningeal işaret” ya da İngilizce adıyla “flare sign” de denir (Cordia ve ark., 2025). Kuyruk menenjiyomu çok düşündürür, ama tanı koydurucu değildir (Doddamani ve ark., 2018). Kuyruğun ne sıklıkla ve hangi başka kitlelerde görüldüğü de aynı bölümde anlatılır.
Uzman düzeyihekim, beyin cerrahı ve araştırmacı için
Kaynaklar: Keleş ve ark. (2019); Sakar ve ark. (2026); Biçeroğlu ve ark. (2026); Çavdar ve ark. (2022); Güven ve ark. (2026); Yilmaz ve Durmus (2025). “Özet” yazan satırlarda yalnızca çalışmanın özeti okundu. Liliequist zarıyla ilgili Türkiye çalışmaları (Antalya’dan anevrizma cerrahisi, Kocaeli’den hidrosefali) “Örümcek ağı zar” bölümündeki tablodadır. İstanbul’dan iki çadır menenjiyomu çalışması “Zar iltihapları, tümörler ve basınç bozuklukları” bölümünde.
Lisans düzeyitıp, nörobilim ve psikoloji öğrencisi için
Sözlük
- ACE noktası
- Araknoid manşet çıkış noktası: köprü toplardamarlarının örümcek ağı zarın engelini geçtiği yerdeki açıklık. Sıvı ve molekül geçebilir; farede iltihap sırasında bağışıklık hücreleri de bu yoldan girdi. İnsanda MR izleyicileri köprü toplardamarları boyunca benzer biçimde ilerledi. Doğrulanması gerekir.
- Araknoid engel hücre katmanı
- Örümcek ağı zarın dış katı. Hücreleri sıkı bağlantılarla kenetlenmiştir. Damarlı sert zar ile beyin-omurilik sıvısı arasında maddelerin geçişini sınırlar.
- Araknoid granülasyon · Granulationes arachnoideae
- Örümcek ağı zarın toplardamar sinüslerine ve yanlarındaki ceplere uzanan, gözle görülen çıkıntıları; Pacchioni cisimcikleri de denir. Sinüslerde orta yaşa kadar çoğalır, ileri yaşta azalır; 60 yaştan sonra çoğu kemiğin içindedir. BOS emilimindeki payı tartışmalıdır.
- Araknoid kist
- Örümcek ağı zarla döşeli, içi BOS dolu, tümör olmayan boşluk. Birincil kistler gelişim sırasında zarın ikiye ayrılmasından doğar; ikincil kistler travma, ameliyat, enfeksiyon ya da kanamadan sonra görülür.
- Araknoid retiküler hücre katmanı
- Örümcek ağı zarın engel katmanının altındaki, kollajenli ve gevşek dizilmiş hücre katı. Trabekül hücreleri bu katın içinde dolaşır ve engel katmanına tutunur.
- Araknoid trabekül · Trabeculae arachnoideae
- Örümcek ağı zardan yumuşak zara uzanan, tip I kollajen çekirdekli ince iplikler. Subaraknoid boşluğa ağ görünüşü verir, beyni sıvının içinde asılı tutar ve darbede kaymasını sönümler.
- Araknoid villus
- Örümcek ağı zarın sert zarı geçip toplardamar sinüsüne doğru uzanan, ancak mikroskopla görülen küçük çıkıntısı. Granülasyondan tek önemli farkı boyutudur.
- Arka meningeal atardamar · Arteria meningea posterior
- TA2’ye göre çıkan faringeal atardamarın bir dalı. Gray’e göre bu dal kafatasına juguler delikten girer. Gray aynı adı vertebral atardamarın meningeal dalı için de kullanır; ad kaynağıyla birlikte verilmelidir.
- Arnold’un çadır siniri · Ramus tentorius nervi ophthalmici
- Trigeminal sinirin göz dalının (V1) geri dönen dalı. Kavernöz sinüste çıkar, arkaya kıvrılır; beyin orağının arka kısmına, çadıra ve büyük sinüslerin duvarlarına duyu verir.
- Aseptik menenjit
- BOS’ta hücre sayısı ve iltihap belirteçleri artmış, ama kültürde bakteri ürememiş menenjit. En sık bulunan nedeni virüslerdir.
- Aydınlık dönem
- Başa darbeden sonra kişinin bir süre neredeyse yakınmasız olduğu ara. Bu sırada epidural kan birikir ama henüz beyni sıkıştırmaz. Her hastada görülmez.
- Bademcik fıtıklaşması
- Beyincik bademciklerinin büyük delikten aşağı inip omurilik soğanını sıkıştırması. “Koni oluşumu” da denir. İlerlerse Cushing refleksine ve ölüme yol açar.
- Bel delme (lomber ponksiyon)
- Bel sisternasına iğneyle girilerek BOS alınması. İğne sert zarı ve örümcek ağı zarı geçer; omurilik orada olmadığı için ona zarar verilmez.
- Bel sisternası · Cisterna lumbalis
- Omuriliğin bittiği yerin altında, 2. bel omurunun altından 2. sağrı omuruna uzanan BOS dolu genişlik. İçinde at kuyruğunun sinir kökleri vardır.
- Bern puanı
- Kafa içi düşük basınçta MR bulgularından hesaplanan, 9 üzerinden bir puan. Puan yükseldikçe omurgada bir BOS kaçağı bulunma olasılığı artar.
- Beyin orağı · Falx cerebri
- İki beyin yarımküresi arasındaki yarığa inen, orak biçimli sert zar kıvrımı. Önde horoz ibiğine, arkada beyincik çadırına tutunur. Serbest alt kenarı nasırlı cismin hemen üstündedir.
- Beyin zarları · Meninges
- Beyni ve omuriliği saran üç bağ dokusu zarının ortak adı: sert zar, örümcek ağı zar ve yumuşak zar.
- Beyincik çadırı · Tentorium cerebelli
- Büyük beyin ile beyincik arasına gerilen kemerli sert zar kıvrımı. Kafatasının içini çadır üstü ve çadır altı bölmelere ayırır. Sert zarın en büyük ikinci kıvrımıdır.
- Beyincik orağı · Falx cerebelli
- Beyinciğin iki yarısı arasındaki arka çentiğe yerleşen küçük, üçgen sert zar kıvrımı. Arka katları arasında oksipital sinüs uzanır. Bazı kişilerde iki ya da daha çok kıvrım hâlindedir.
- Birincil tentoryum
- Embriyoda orta beyin bükümünün ucunda sıkışan ilkel zardan oluşan ilk çadır taslağı. Döllenmeden sonraki 36–40. günlerde belirir.
- BOS kaçağı
- Sert zardaki bir açıklıktan subaraknoid boşluğun epidural boşlukla, bazen de deriyle bağlantı kurması. Menenjite yol açabilir.
- Boş sella sendromu
- Hipofiz çadırının deliğinden Türk eyerine inen sıvı cebinin (diyafram altı sisternası) hastalık düzeyinde genişlemesi. İlk kez 1951’de Busch tanımlamıştır.
- Boşluklanma (zarlarda)
- İlkel zarın içinde sıvı dolu küçük boşlukların açılıp birleşmesi. Subaraknoid boşluk, sisternalar ve trabeküller böyle biçimlenir.
- Brudzinski işareti
- Brudzinski’nin 1800’lerin sonunda tanımladığı dört manevradan en bilineni, “ense işareti”. Kernig işareti gibi duyarlılığı düşük, özgüllüğü yüksektir.
- Büyük sisterna · Cisterna cerebellomedullaris posterior
- Omurilik soğanı ile beyincik arasındaki, sisternaların en büyüğü. Eş anlamlısı cisterna magna’dır; aşağıda omuriliğin subaraknoid boşluğuyla sürer.
- C ve Aδ lifleri
- Ağrıyı taşıyan iki tür duyu lifi. C lifleri miyelinsiz, Aδ lifleri ince miyelinlidir. Sert zarda trigeminal gangliyondan ve C1–C3 arka kök gangliyonlarından gelir.
- CGRP
- Kalsitonin gen ilişkili peptit. Sert zardaki trigeminal liflerden salınan, atardamarları genişleten küçük haberci madde. Onu ya da reseptörünü hedefleyen tedaviler migrende etkilidir.
- CISS ve FIESTA
- Çok ince kesitli, yüksek çözünürlüklü MR çekimleri. Sisternaları bölen örümcek ağı zar perdelerini ince, karanlık çizgiler olarak gösterebilir. Adları üreticiye göre değişir; Philips’te Balanced FFE, Toshiba’da True SSFP denir.
- Çadır atardamarı (Bernasconi–Cassinari)
- İç karotis atardamarının kavernöz bölümündeki meningohipofiz gövdesinden çıkan, beyincik çadırının katları arasında ilerleyen atardamar. TA2’de ayrı terimi yoktur.
- Çadır çentiği · Incisura tentorii
- Beyincik çadırının serbest ön kenarının çevrelediği oval açıklık. Orta beyin buradan geçer. Büyüklüğü ve biçimi kişiden kişiye değişir.
- Çadır çentiği tipleri
- Adler ve Milhorat’ın çentiğin uzunluğuna ve genişliğine göre tanımladığı sekiz tip: tipik, dar, uzun, geniş, küçük, büyük, kısa ve karışık.
- Çadır üstü ve çadır altı
- Beyincik çadırının ayırdığı iki kat; supratentoryal ve infratentoryal bölme de denir. Çadır üstünde büyük beyin, çadır altında beyincik ve beyin sapının alt bölümü bulunur.
- Damar çevresi boşluk
- Beyne dalan damarların duvarı ile çevrelerindeki zar kılıfı arasındaki sıvı dolu aralık; Virchow–Robin boşluğu da denir. MR’da nokta ya da çizgi gibi görünür ve sağlıklı kişide de görülür.
- Damar çevresi pompalama
- Atardamar duvarının hareketinin, damar çevresindeki BOS’u kalp atımıyla eş zamanlı ittiği görüşü. Farede akımın nabız gibi olduğu ölçüldü; düzeneği tartışmalıdır.
- Dev araknoid granülasyon
- Olağandan çok büyük araknoid granülasyon. Ortak bir tanımı yoktur: bazı yazarlar 1 cm’yi aşanları, bazıları sinüsü tıkayanları dev sayar. Sinüs pıhtısıyla karışabilir.
- Dev damar çevresi boşluk
- Kitle etkisi yapacak kadar büyümüş damar çevresi boşluk; bir tanıma göre 15 mm ve üstü. En sık orta beyin-talamus bölgesinde görülür ve beyin su yoluna basabilir.
- Dikensi delik · Foramen spinosum
- Kafatası tabanındaki küçük delik. Orta meningeal atardamar buradan kafatasına girer; spinosus siniri de buradan geri döner.
- Diploik toplardamar · Venae diploicae
- Kafatası kemiğinin süngerimsi orta katında (diploe) uzanan toplardamar. Sinüslerle ve kafa derisinin toplardamarlarıyla bağlantılıdır.
- Dişli bağ · Ligamentum denticulatum
- Omuriliğin iki yanından sert zara diş diş uzanan yumuşak zar kıvrımı. Her yanda yaklaşık 21 dişle tutunur ve omuriliği kanalın ortasında tutar.
- Dolma kusuru
- Görüntülemede sinüsün kanla dolu görünmesi gereken yerde boşluk gibi duran alan. Pıhtı böyle görünebilir; ama granülasyon, akım boşluğu ya da az gelişmiş sinüs de benzer görüntü verebilir.
- DTI-ALPS göstergesi
- MR’da damar çevresi boşluklar boyunca suyun yayılmasından hesaplanan bir gösterge. Glenfatik işlevi yansıtabileceği öne sürülür, ama bu doğrulanmamıştır.
- Duraplasti
- Sert zardaki açıklığın bir yamayla kapatılması. Yama kişinin kendi dokusundan (fasya, perikranyum), başka bir insandan, hayvandan ya da yapay malzemeden olabilir.
- Duret kanaması
- Beyin sapı hızla aşağı kayınca baziler atardamarın delici dallarının yırtılmasıyla orta beyin ve köprüde oluşan kanama. Adını onu ilk tanımlayan Fransız nörolog Henri Duret’den alır.
- Düz sinüs · Sinus rectus
- Beyin orağının beyincik çadırına kavuştuğu çizgideki sinüs. Alt sagital sinüsü ve Galen venini alır, bir enine sinüse açılır.
- Ektomeninks · Ectomeninx
- İlkel zarın dış katı. İç sert zarı ve dışta kemik yapan katı oluşturur.
- Emisser toplardamar · Emissaria (venae emissariae)
- Kafatası duvarındaki küçük deliklerden geçerek sinüsleri kafa dışındaki toplardamarlara bağlayan kapakçıksız toplardamar. Kan iki yönde akabilir.
- Endomeninks · Endomeninx
- İlkel zarın iç katı; ikincil zar da denir. Örümcek ağı zarı ve yumuşak zarı yapar.
- Endoskopik üçüncü ventrikülostomi (ETV)
- BOS’a, üçüncü karıncıktan aşağıdaki interpedinküler ve prepontin sisternalara giden yeni bir yol açan endoskopik ameliyat. Liliequist zarının da açılması başarı için önemlidir.
- Endosteal kat · Pars periostea durae cranialis
- Sert zarın kemiğe yapışan dış katı; periostal kat da denir. Kafatası kemiklerinin iç kemik zarıdır. Omurilik sert zarında bulunmaz.
- Enine sinüs · Sinus transversus
- Beyincik çadırının kemiğe tutunan dış kenarında uzanan sinüs. Çadırdan ayrılınca S biçiminde aşağı kıvrılır; bu kısma sigmoid sinüs denir. İki yan çoğu kez eşit değildir.
- Epidural boşluk · Spatium epidurale craniale / spinale (TA2)
- Sert zarın dışındaki boşluk. Omurga kanalında gerçektir; yağ ve toplardamar ağı içerir. Kafa içinde normalde yoktur.
- Epidural kan yaması
- Hastanın kendi kanının epidural boşluğa verilerek sert zardaki deliğin kapatılması. İlk kez 1960’ta uygulandı.
- Epidural kanama · haematoma epidurale
- Kafatasının iç yüzü ile sert zar arasında biriken kan. Çoğunlukla orta meningeal atardamar yırtılır. BT’de mercek biçimlidir ve dikişleri geçmez.
- Epipial kat
- Yumuşak zarın dıştaki, kollajen lifli katı. Trabeküllerle örümcek ağı zara bağlanır; içteki kata ise intima pia denir.
- Esneklik katsayısı
- Bir dokunun gerilmeye karşı ne kadar katı olduğunu gösteren sayı; birimi megapaskaldır (MPa). Şakak sert zarında 70 ± 44 MPa ölçülmüştür.
- Fıtıklaşma (herniasyon)
- Beyin dokusunun, sert zarın sert kıvrımlarının yanından ya da kafatasındaki bir açıklıktan geçerek bir bölmeden ötekine kayması.
- Fibroblast
- Bağ dokusunun temel hücresi. Sert zarın hücrelerinin çoğu fibroblasttır ve kolajenden zengin bir ara madde içinde durur.
- Filum terminale
- Omuriliğin ucundan aşağı inen ince yumuşak zar ipliği. Sert zar kesesinin içindeki parçası internum, dışındaki parçası externum (koksigeal bağ) adını alır.
- FLAIR
- BOS’un sinyalini bastıran bir MR çekim türü; BOS karanlık görünür. Subaraknoid boşluğa karışan kan, iltihap ya da protein olukların içinde parlaklık yapar. Yüksek oksijen, propofol ve BOS boşaltılması da aynı görüntüyü verebilir.
- Glenfatik hipotez
- BOS’un atardamarların çevresinden beyin dokusuna girip toplardamarların çevresinden çıktığını öne süren görüş (2012). “Glimfatik” diye de yazılır; tartışmalıdır ve verileri çoğunlukla fareden gelir.
- Glia limitans
- Yumuşak zar ile beyin dokusu arasındaki sınır tabakası. Astrositlerin uç ayakları ve yaptıkları bazal zardan oluşur; beynin yüzeyini ve damar çevresi boşlukları örter.
- Granülasyona beyin fıtıklaşması
- Komşu beyin dokusunun bir araknoid granülasyonun içine doğru uzanması; İngilizce kısaltması BHAG. Bildirilen olgularda fıtıklaşan doku çoğunlukla beyincik, şakak ya da art kafa lobu dokusudur.
- Hipofiz çadırı · Diaphragma sellae
- Türk eyerinin çatısını oluşturan küçük, yatay sert zar yaprağı; sella diyaframı da denir. Ortasındaki delikten hipofiz sapı geçer.
- Horoz ibiği · Crista galli
- Kafatası tabanının ön bölümünde, orta hatta yükselen küçük kemik çıkıntısı. Beyin orağı önde buraya tutunur.
- İç araknoid zar
- Trabeküllerin birleşmesiyle oluşan yarı sürekli örümcek ağı zar perdesi. Subaraknoid boşluğu bölmelere ayırır ve sisternaları birbirinden ayırır; Liliequist zarı en bilinenidir.
- İlkel zar · Meninx primitiva
- Embriyoda sinir borusunun çevresinde oluşan gevşek bağ dokusu örtüsü. Bütün beyin zarları ondan gelişir.
- İnce zar (leptomeningeal) boyanması
- Yumuşak zarın ve subaraknoid boşluğun boyanması. Beyin yüzeyini izler ve olukların dibine kadar dalgalı bir çizgi gibi iner. Menenjit ve kanserin zarlara yayılması örnek nedenlerdir.
- İnce zarlar (leptomeninks) · Leptomeninges
- Örümcek ağı zar ile yumuşak zarın birlikte adı. Aralarındaki boşlukta beyin-omurilik sıvısı bulunur.
- İnterdural aralık
- Sert zarın endosteal ve meningeal katları arasındaki aralık; interdural düzlem de denir. Normalde iki kat sıkıca kaynaşıktır. Aralık kavernöz sinüs düzeyinde gösterilmiştir. Omurilik epidural boşluğu bu aralığın karşılığı sayılabilir.
- İnterpedinküler sisterna · Cisterna interpeduncularis
- Orta beynin iki ayağını (serebral pedinkülleri) saran sisterna. Gray Willis halkasını bu sisternanın içine koyar; bugünkü cerrahi anatomiye göre burada halkanın arka kısmı ve baziler atardamarın tepesi bulunur.
- Kafatası–zar kanalları
- Kafatası kemik iliğini sert zara bağlayan mikroskobik kanallar. Farede bağışıklık hücreleri ve BOS bu kanallardan geçer; insanda da yapıları gösterildi.
- Kalın zar (pakimeningeal) boyanması
- Sert zarın ve ona yaslanan örümcek ağı zarın kontrastla boyanması. Kafatasının iç yüzü boyunca uzanır; yaygın ya da odaksal olabilir. Kafa içi düşük basınç ve tümörün sert zarı tutması örnek nedenlerdir.
- Kalın zar iltihabı (hipertrofik pakimenenjit)
- Sert zarın iltihapla kalınlaşması. Belirtiler kitlenin baskısından, sinir sıkışmasından ya da damarların etkilenmesinden doğar. Doğru tanı için çoğu zaman biyopsi gerekir.
- Kavernöz sinüs · Sinus cavernosus
- Kama kemiğinin gövdesinin iki yanındaki ağsı görünümlü sinüs. İçinden iç karotis atardamarı ve uzaklaştırıcı sinir (VI) geçer; yan duvarında birkaç kafa siniri bulunur.
- Kendiliğinden kafa içi düşük basınç
- Omurga bölgesindeki bir BOS kaçağına bağlı sendrom. Tipik belirtisi ayağa kalkınca başlayan, uzanınca geçen baş ağrısıdır.
- Kernig işareti
- Menenjitte bakılan bir zar işareti. Kernig, otururken dizin 135 dereceden fazla açılamamasını olumlu saydı. Duyarlılığı düşük, özgüllüğü yüksektir.
- Kernohan–Woltman çentiği
- Büyük bir kitle beyin sapını yana itince karşı beyin sapı ayağının çadırın serbest kenarına çarpması. Güçsüzlük kitleyle aynı tarafta çıkar. Yanıltıcı bir yer belirtisidir.
- Kolajen
- Dokuya sağlamlık veren protein lifi. Kafatasındaki sert zarda tip I kolajen baskındır ve lifler iç içe, çok yönlü bir örgü kurar.
- Kontrast madde
- Görüntülemede damardan verilen ilaç. Damardan sızabildiği dokuyu görüntüde parlatır. MR’da gadolinyumlu maddeler kullanılır. Kan-beyin engeli onu beyin dokusuna geçirmez; sert zarda bu engel olmadığı için sağlıklı sert zar da biraz boyanır.
- Koroid pleksus · Plexus chorioideus
- Karıncıkların içindeki kıvrımlı, damardan zengin doku. Yumuşak zarın karıncıklara katlanmasıyla oluşur; BOS’un çoğunu yapar.
- Koroid tela · Tela chorioidea
- Üçüncü ve dördüncü karıncığın tavanındaki ince epitel yaprağını dıştan örten, damardan zengin bağ dokusu yaprağı. TA2’de kafa piasının alt terimidir.
- Köprü toplardamarı
- Beyin yüzündeki toplardamarı sert zar sinüsüne bağlayan kısa, ince duvarlı toplardamar. Beyin küçülünce gerilir. Yırtılması subdural kanamaya yol açabilir.
- Kraniyotomi
- Kafatasının bir parçasının geçici olarak çıkarılıp ameliyat sonunda yerine konması. Kemik yerine konmazsa işleme kraniyektomi denir.
- Kronik subdural kanama
- Genellikle 3 haftadan eski subdural kan birikimi. Yeni zarlar, yeni damarlar ve tekrarlayan küçük kanamalarla sürer. Özellikle yaşlılarda görülür ve nüks edebilir.
- Kuadrigeminal sisterna · Cisterna quadrigeminalis
- Korpus kallozumun arka ucu ile beyinciğin üst yüzü arasındaki sisterna. Büyük beyin toplardamarını içerir; eş anlamlısı cisterna venae magnae cerebri’dir.
- Laküner enfarkt boşluğu (lakün)
- Eski, küçük bir enfarkttan kalan boşluk. Damar çevresi boşluğa benzer, ama genellikle daha büyüktür (3–15 mm), simetrik olmama eğilimindedir ve FLAIR’de çevresinde parlak halka görülebilir.
- Leptomeningeal hastalık
- Kanserin ince zarlara (yumuşak zar ve örümcek ağı zar) ve subaraknoid boşluğa yayılması. Kanserin geç evresidir; en sık kaynakları meme kanseri, akciğer kanseri ve melanomdur.
- Liliequist zarı
- Eyer sırtından mamiller cisimlere uzanan örümcek ağı zar perdesi. Üstteki diensefalik yaprağı kiazma ve interpedinküler sisternaları, alttaki mezensefalik yaprağı interpedinküler ve prepontin sisternaları ayırır.
- Linea splendens · Linea splendens
- Omuriliğin ön yüzünde, orta hatta uzanan parlak lifli bant; ön omurilik atardamarının çevresinde yumuşak zarın kalınlaşmasıdır.
- Meckel boşluğu · Cavum trigeminale
- Üçlü sinirin (trigeminal sinir) gangliyonunu ve dallarını saran, beyin-omurilik sıvısı içeren sert zar cebi; trigeminal mağara da denir.
- Menenjit · meningitis
- Beyni ve omuriliği saran zarların iltihabı. Bakteri ya da virüs enfeksiyonu yol açabilir. Viral olanı daha sık ve hafif, bakteriyel olanı ağır ve acildir.
- Menenjiyom · meningioma
- Beyin ya da omurilik zarlarından gelişen tümör. En sık birincil beyin tümörüdür; çoğu iyi huyludur ve hemen her zaman sert zara tutunur.
- Meningeal kat · Pars meningea durae cranialis
- Sert zarın beyne bakan asıl katı (dura propria). Bir derlemeye göre yaklaşık 78–82 ince lif tabakasından (lamel) oluşur. İçeri doğru katlanarak beyin orağı ve beyincik çadırı gibi kıvrımları yapar.
- Mezoderm
- Embriyonun orta hücre tabakası. Orta beyin, arka beyin ve omurilik zarlarının bağ dokusu hücreleri ile bütün zar damarlarının iç yüzü buradan gelir.
- Mikronöroşirürji
- Ameliyat mikroskobu altında yapılan beyin cerrahisi. Lice doğumlu M. Gazi Yaşargil bu alanın öncüsüdür.
- Omurilik epidural boşluğu · Spatium epidurale spinale
- Omurga kanalında sert zar ile omurların kemik zarı arasındaki gerçek aralık. Yağ, gevşek bağ dokusu ve toplardamar ağı içerir. Kafatasında böyle doğal bir boşluk yoktur.
- Orak altı fıtıklaşma
- Kuşak kıvrımının beyin orağının altından karşı tarafa kayması. En sık görülen fıtıklaşma türüdür.
- Orta beyin bükümü
- Embriyoda beynin orta beyin hizasında yaptığı belirgin bükülme. Birincil tentoryum bu bükümün ucunda oluşur.
- Orta meningeal atardamar · Arteria meningea media
- Sert zarı besleyen atardamarların en büyüğü. Maksiller atardamardan çıkar, dikensi delikten kafatasına girer, ön ve arka dallara ayrılır. En sık pterionda yırtılır.
- Orta meningeal atardamar embolizasyonu
- Sert zarı besleyen orta meningeal atardamarın damar içinden tıkanması. Kronik subdural kanamada nüksü azaltmak için deneniyor. Randomize çalışmaların sonuçları çelişiyor. Yöntemin yeri henüz kesinleşmedi.
- Örtü hücresi
- Örümcek ağı zarın dış katmanını ve araknoid villusları (granülasyonları) oluşturan hücre; İngilizce adı arachnoid cap cell. Menenjiyomun büyük olasılıkla kaynak hücresidir.
- Örümcek ağı zar · Arachnoidea mater (TA2: arachnoidea)
- Ortadaki ince, saydam ve damarsız zar. Sert zara yapışıktır; altındaki ince iplik ağı örümcek ağına benzer. Türk Dil Kurumu sözlüğündeki adı örümceksi zardır.
- Paradoks fıtıklaşma
- Kafatasının bir bölümü çıkarılmış (dekompresif kraniyektomi) hastada beynin yerçekimiyle çadırın altına kayması ve beyin sapını büyük delikte sıkıştırması.
- Parasagital sert zar
- Üst sagital sinüsün iki yanındaki sert zar. İnsanda BOS’a verilen izleyici buraya geçer; bir sinir-bağışıklık arayüzü olabileceği öne sürülür.
- Pencereli damar
- Duvarında küçük açıklıklar bulunan, hücreleri sıkı bağlantıyla kenetlenmemiş damar; fenestralı damar da denir. Sert zarın damarları böyledir. Bu yüzden kandaki sıvılar ve küçük maddeler sert zarın dokusuna sızabilir.
- Pia altı boşluk
- Yumuşak zar ile glia limitansın bazal zarı arasındaki aralık. Kollajen demetleri, fibroblast benzeri hücreler ve damarlar içerir.
- Pnömoensefalografi
- Beynin çevresindeki boşluklara hava verilerek yapılan eski bir röntgen incelemesi. 1919’da Walter Dandy geliştirdi. BT ve MR yaygınlaşınca 1970’lere gelindiğinde büyük ölçüde kullanımdan kalktı.
- Potter ölçeği
- MR’da görülen damar çevresi boşlukları puanlayan ölçek. Bazal ganglionlarda ve yarımküre ak maddesinde boşluklar sayılıp 0–4 arası puan verilir; orta beyin yalnızca var ya da yok diye 0 ya da 1 alır. Görünür boşluğun kesit çapı 3 mm’den küçüktür.
- Prepontin sisterna
- Köprünün önündeki sisterna; içinde baziler atardamar uzanır. TA2 listesinde yoktur; Gray ona cisterna pontis der.
- Psödomeningosel
- Sert zardaki açıklıktan kaçan BOS’un sağlam derinin altında, deri altı dokuda birikmesi.
- Radyal glia
- Gelişen beynin duvarını boydan boya geçen uzun destek hücreleri. Uçları yumuşak zarın bazal zarına tutunur; sonra bu yüzeyde glia limitans oluşur.
- Sert zar · Dura mater (TA2: dura)
- En dıştaki kalın, yoğun ve esnemeyen zar. Kafatasının iç yüzüne yapışır ve içeri doğru dört kıvrım yapar. Öteki adı pakimeninks, yani kalın zardır.
- Sert zar atardamar-toplardamar fistülü (dural AVF)
- Bir atardamarın, damar yumağı olmadan doğrudan bir sert zar sinüsüne ya da beyin yüzeyi toplardamarına bağlanması. Beyin yüzeyi toplardamarlarına geri akım varsa saldırgandır.
- Sert zar kuyruğu
- MR’da tümörün kenarından sert zar boyunca uzanan, boyanan ince kalınlaşma. Bir kaynağa göre menenjiyomların %60–72’sinde, 18 çalışmalık bir derlemeye göre %34–72’sinde görülür. Menenjiyomu düşündürür ama tanı koydurmaz.
- Sert zar sınır hücre katmanı
- Sert zarın en iç, 10 µm’den ince hücre katı. Hücreleri sıkı bağlantı içermez ve katman kolayca yarılır. “Subdural” denen yarık bu katmanda açılır. TA2’de ayrı bir terimi yoktur.
- Sert zar sınırlayıcı katı
- Embriyodaki ince ara kat; Almanca adı Duragrenzschicht’tir. Hem sert zara hem örümcek ağı zara katkı verdiği düşünülür. Büyük olasılıkla yetişkindeki arayüz katmanına karşılık gelir.
- Sınır makrofajları
- Beynin sınırlarında, zarlarda yerleşik makrofajlar. Sert zardakiler kandaki monositlerle sürekli yenilenir; ince zarlardakiler uzun ömürlüdür.
- Simpson derecesi
- Menenjiyom ameliyatında tümörün, tutunduğu sert zarın ve kemiğin ne kadar çıkarıldığını gösteren beş dereceli ölçek (1957). Derece yükseldikçe nüks artar.
- Sinir kresti
- Sinir borusunun kenarından ayrılıp embriyoya dağılan hücre topluluğu. Ön beyin zarlarının bağ dokusu hücreleri buradan gelir.
- Sinüslerin birleşim yeri · Confluens sinuum
- Üst sagital sinüsün arkadaki genişlemiş ucu; iç art kafa çıkıntısının bir yanındadır. Eski adı torcular Herophili’dir. Biçimi kişiden kişiye çok değişir.
- Sisterna · Cisternae subarachnoidales craniales (TA2, çoğul)
- Subaraknoid boşluğun, özellikle beyin tabanında genişlediği yer. Sisternalar birbirine açılır; içlerindeki BOS bir depo gibi iş görür.
- Sisternostomi
- Ağır kafa travmasında taban sisternalarını açıp BOS boşaltan ameliyat. Kanıtları hâlâ toplanmaktadır.
- SLYM
- Subaraknoid lenf benzeri zar. 2023’te subaraknoid boşluğu bölen “dördüncü zar” diye önerildi. Eleştirmenlere göre örümcek ağı zarın bir parçasıdır; tartışmalıdır.
- Spinosus siniri · Ramus meningeus nervi mandibularis (nervus spinosus)
- Alt çene dalının (V3) meningeal dalı. Oval delikten çıkar, dikensi delikten geri girer; orta kafa çukurunun arkasına ve yan kubbeye duyu verir.
- Su geçirmez kapatma
- Sert zarın, BOS sızmayacak biçimde dikilip kapatılması. Birçok cerrah kafa tabanı, çadır altı ve omurga içi ameliyatlarda zorunlu sayar; çadır üstündeki ameliyatlarda tartışmalıdır.
- Subaraknoid boşluk · Spatium subarachnoidale
- Örümcek ağı zar ile yumuşak zar arasındaki gerçek boşluk. Beyin-omurilik sıvısı, trabeküller ve beynin yüzey damarları buradadır.
- Subaraknoid kanama · haemorrhagia subarachnoidalis
- Örümcek ağı zar ile yumuşak zar arasındaki BOS dolu boşluğa kan dolması. Travma dışında çoğunlukla bir anevrizmanın yırtılmasıyla olur.
- Subdural boşluk · Spatium subdurale
- Sert zar ile örümcek ağı zar arasına çizilen aralık. Sağlıklı insanda yoktur. Kanama ya da yaralanmada sert zarın en iç hücre katında bir yarık olarak açılır.
- Subdural kanama · haematoma subdurale
- Sert zar ile örümcek ağı zar arasındaki düzlemde biriken kan. Gerçekte sert zarın en iç hücre katmanında açılan yarıktadır. Çoğunlukla köprü toplardamarları kanar.
- Şimşek gibi baş ağrısı
- Birden başlayıp genellikle 1–5 dakikada en şiddetli düzeyine ulaşan baş ağrısı. Subaraknoid kanamanın uyarıcı belirtisidir; acil değerlendirme gerektirir.
- Toplardamar sinüsü (sert zar sinüsü) · Sinus venosi durales (sinus durae matris)
- Sert zarın iki katı arasında açılan, içi endotelle döşeli kan kanalı. Beynin kanını toplar. Kapakçığı ve kas tabakası yoktur. Burun çevresindeki hava sinüsleriyle ilgisi yoktur.
- Trigeminal gangliyon · Ganglion trigeminale
- Üçlü sinirin Meckel boşluğunda duran ince, hilal biçimli gangliyonu. Sinirin üç ana dalı buradan çıkar. Gasser ya da yarımay gangliyonu da denir.
- Trigeminokardiyak refleks
- Sert zarın çekilmesi ya da bazı damar içi tedavilerle tetiklenebilen refleks. Kan basıncı düşebilir, kalp yavaşlayabilir, ritim bozulabilir; kalp ya da solunum durabilir.
- Trigeminovasküler sistem
- Sert zardaki trigeminal duyu lifleri ile meningeal damarların birlikte kurduğu sistem. Baş ağrısının, migren dahil, olası bir kaynağıdır.
- Unkal fıtıklaşma
- Şakak lobunun iç-ön ucunun (unkus) çadır çentiğinden aşağı itilmesi. Aynı tarafta geniş göz bebeği, karşı vücut yarısında güçsüzlük yapar.
- Üst sagital sinüs · Sinus sagittalis superior
- Beyin orağının kafatasına tutunan üst kenarında, önden arkaya uzanan sinüs. Kesiti üçgendir, arkaya doğru genişler. Çoğunlukla sağ enine sinüse devam eder.
- VEGF-C
- Lenf damarlarının büyümesini sağlayan sinyal molekülü. Yetişkin farede bu sinyal kesilince zar lenf damarları geriler; fazlası yeni lenf damarı oluşturur.
- Venöz lakün · Lacunae laterales
- Üst sagital sinüsün iki yanındaki toplardamar cepleri. Sert zarın kendi toplardamarlarının birçoğu sinüse bunlar yoluyla açılır; içlerine araknoid granülasyonlar uzanır.
- Willis bantları · Chordae Willisii
- Sinüslerin içinden geçen lifli bantlar. İlk kez 1664’te Thomas Willis tanımladı. En sık türü kapakçığa benzer ve toplardamar ağızlarını örter.
- Yansıyan ağrı
- Uyarılan yapıda değil, başın başka bir yerinde duyulan ağrı. Örneğin üst sagital sinüs uyarılınca ağrı göz çevresinde, orta meningeal atardamar uyarılınca şakakta duyulur.
- Yumuşak zar · Pia mater (TA2: pia)
- En içteki çok ince zar. Beynin yüzeyine sıkıca tutunur ve her oluğun içine iner. Türk Dil Kurumu sözlüğündeki adı ince zardır.
- Zar lenf damarları
- Sert zarda, toplardamar sinüslerinin yanında uzanan lenf damarları. 1787’de bildirildi, 2015’te farede yeniden keşfedildi, 2017’de insanda MR ile görüldü.
Kendini dene
Temel düzeyinde 29 soru. Üst düzeylerde 58 soru daha var; dersin başındaki kartlardan ya da ekranın altındaki düğmeden düzeyi değiştirerek açabilirsin. Her sorunun yanında düzeyi yazar.
0 / 29 soru cevaplandı.
Kaynaklar
- Absinta, M., Ha, S. K., Nair, G., Sati, P., Luciano, N. J., Palisoc, M., Louveau, A., Zaghloul, K. A., Pittaluga, S., Kipnis, J., & Reich, D. S. (2017). Human and nonhuman primate meninges harbor lymphatic vessels that can be visualized noninvasively by MRI. eLife, 6, e29738. doi.org/10.7554/elife.29738
- Acıduman, A., Arda, B., Aşkit, C., Belen, D., & Tuzcu, K. (2014). Account of Haly Abbas regarding the management of hydrocephalus in children: A text from medieval times. World Neurosurgery, 82(6), e791–e796. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.wneu.2013.07.077
- Acıduman, A., Arda, B., Kahya, E., & Belen, D. (2010). The Royal Book by Haly Abbas from the 10th century: One of the earliest illustrations of the surgical approach to skull fractures. Neurosurgery, 67(6), 1466–1474. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1227/neu.0b013e3181f8d392
- Adin, M. E., Yıldız, M. S., Deniz, M. A., Behzadi, A. H., & Mata-Mbemba, D. (2018). Arachnoid cysts with spontaneous intracystic hemorrhage and associated subdural hematoma: Report of management and follow-up of 2 cases. Radiology case reports, 13(2), 516-521. https://doi.org/10.1016/j.radcr.2017.12.006 doi.org/10.1016/j.radcr.2017.12.006
- Adler, D. E., & Milhorat, T. H. (2002). The tentorial notch: Anatomical variation, morphometric analysis, and classification in 100 human autopsy cases. Journal of Neurosurgery, 96(6), 1103–1112. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/jns.2002.96.6.1103
- Ahn, J. H., Cho, H., Kim, J. H., Kim, S. H., Ham, J. S., Park, I., Suh, S. H., Hong, S. P., Song, J. H., Hong, Y. K., Jeong, Y., Park, S. H., & Koh, G. Y. (2019). Meningeal lymphatic vessels at the skull base drain cerebrospinal fluid. Nature, 572(7767), 62-66. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1038/s41586-019-1419-5
- Akaishi, T., Kobayashi, J., Abe, M., Ishizawa, K., Nakashima, I., Aoki, M., & Ishii, T. (2019). Sensitivity and specificity of meningeal signs in patients with meningitis. Journal of general and family medicine, 20(5), 193-198. https://doi.org/10.1002/jgf2.268 doi.org/10.1002/jgf2.268
- Akkoc, Y., Atamaz, F., Oran, I., & Durmaz, B. (2006). Intracranial dural arteriovenous fistula draining into spinal perimedullary veins: a rare cause of myelopathy. Journal of Korean medical science, 21(5), 958-962. https://doi.org/10.3346/jkms.2006.21.5.958 doi.org/10.3346/jkms.2006.21.5.958
- Akyuz, M., & Tuncer, R. (2006). The effects of fenestration of the interpeduncular cistern membrane arousted to the opening of lamina terminalis in patients with ruptured ACoA aneurysms: A prospective, comparative study. Acta neurochirurgica, 148(7), 725-732. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00701-006-0738-0
- Al-Holou, W. N., Terman, S., Kilburg, C., Garton, H. J., Muraszko, K. M., & Maher, C. O. (2013). Prevalence and natural history of arachnoid cysts in adults. Journal of neurosurgery, 118(2), 222-231. https://doi.org/10.3171/2012.10.jns12548 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/2012.10.jns12548
- Al-Holou, W. N., Yew, A. Y., Boomsaad, Z. E., Garton, H. J., Muraszko, K. M., & Maher, C. O. (2010). Prevalence and natural history of arachnoid cysts in children. Journal of neurosurgery. Pediatrics, 5(6), 578-585. https://doi.org/10.3171/2010.2.peds09464 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/2010.2.peds09464
- Albayram, M. S., Smith, G., Tufan, F., Tuna, I. S., Bostancıklıoğlu, M., Zile, M., & Albayram, O. (2022). Non-invasive MR imaging of human brain lymphatic networks with connections to cervical lymph nodes. Nature communications, 13(1), 203. doi.org/10.1038/s41467-021-27887-0
- Albayram, M., Richmond, S. B., Yagmurlu, K., Tuna, I. S., Karakaya, E., Ravichandran, H., Tufan, F., Lesha, E., Mut, M., Bunyak, F., Kalani, Y. S., Ergul, A., Seidler, R. D., & Albayram, O. (2025). Meningeal lymphatic architecture and drainage dynamics surrounding the human middle meningeal artery. iScience, 28(11), 113693. doi.org/10.1016/j.isci.2025.113693
- Albayram, S., Kilic, F., Ozer, H., Baghaki, S., Kocer, N., & Islak, C. (2008). Gadolinium-enhanced MR cisternography to evaluate dural leaks in intracranial hypotension syndrome. AJNR. American journal of neuroradiology, 29(1), 116-121. https://doi.org/10.3174/ajnr.a0746 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3174/ajnr.a0746
- Algin, O., Hakyemez, B., Gokalp, G., Korfali, E., & Parlak, M. (2009). Phase-contrast cine MRI versus MR cisternography on the evaluation of the communication between intraventricular arachnoid cysts and neighbouring cerebrospinal fluid spaces. Neuroradiology, 51(5), 305-312. https://doi.org/10.1007/s00234-009-0499-6 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00234-009-0499-6
- Algin, O., Kılın, M., Ozmen, E., & Ocakoglu, G. (2016). Assessment of Liliequist membrane by 3D-SPACE technique at 3 T. Neuroradiology, 58(7), 637-647. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00234-016-1669-y
- Alhantoobi, M. R., Kesserwan, M. A., Khayat, H. A., Lawasi, M., & Sharma, S. (2023). Rates of cerebrospinal fluid leak and pseudomeningocele formation after posterior fossa craniotomy versus craniectomy: A systematic review and meta-analysis. Surgical Neurology International, 14, 140. doi.org/10.25259/sni_125_2023
- Almohaimede, K., Alibrahim, Y., Butt, A. B., Maralani, P., Heyn, C., & Kapadia, A. (2025). Assessing the subarachnoid space anatomy on clinical imaging: utilizing normal and pathology to understand compartmentalization of the subarachnoid space. Acta neurochirurgica, 167(1), 20. doi.org/10.1007/s00701-025-06428-4
- Alper, F., Kantarci, M., Dane, S., Gumustekin, K., Onbas, O., & Durur, I. (2004). Importance of anatomical asymmetries of transverse sinuses: an MR venographic study. Cerebrovascular diseases (Basel, Switzerland), 18(3), 236-239. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1159/000079960
- Alruwaili, A. A., & Hall, W. A. (2026). Meningioma. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32809373
- Altınöz, D., Rahimova, Z., Gürses, İ. A., Kurtoğlu, F., & Çavdar, S. (2025). Skull base foramina provide a route for the exit of brain lymphatic vessels from the human skull. Surgical and radiologic anatomy : SRA, 48(1), 22. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00276-025-03796-5
- Anand, A., Crowley, S. C., Srivatsan, A., Srinivasan, V. M., Chintalapani, G., Kan, P., & Johnson, J. N. (2022). A retrospective anatomical study of the cerebral dural venous sinus outflow pathways utilizing three-dimensional rotational venography. Brain circulation, 8(1), 38-44. doi.org/10.4103/bc.bc_76_21
- Antila, S., Karaman, S., Nurmi, H., Airavaara, M., Voutilainen, M. H., Mathivet, T., Chilov, D., Li, Z., Koppinen, T., Park, J. H., Fang, S., Aspelund, A., Saarma, M., Eichmann, A., Thomas, J. L., & Alitalo, K. (2017). Development and plasticity of meningeal lymphatic vessels. Journal of Experimental Medicine, 214(12), 3645–3667. doi.org/10.1084/jem.20170391
- Araki, T., Yokota, H., & Morita, A. (2017). Pediatric traumatic brain injury: Characteristic features, diagnosis, and management. Neurologia Medico-Chirurgica, 57(2), 82–93. doi.org/10.2176/nmc.ra.2016-0191
- Arauz, A., Chavarria-Medina, M., Patiño-Rodriguez, H. M., Varela, E., Serrano, F., Becerril, M., & Barboza, M. A. (2018). Association between Transverse Sinus Hypoplasia and Cerebral Venous Thrombosis: A Case-Control Study. Journal of stroke and cerebrovascular diseases : the official journal of National Stroke Association, 27(2), 432-437. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.jstrokecerebrovasdis.2017.09.019
- Arbona-Lampaya, A., Odeh-Couvertier, A., Sánchez Jiménez, R., & Labat Álvarez, E. (2025). Meningeal enhancement following traumatic brain injury: A mini review. Frontiers in Neurology, 16, 1617126. doi.org/10.3389/fneur.2025.1617126
- Arrambide-Garza, F. J., De-La-Garza-Castro, O., Alvarez-Lozada, L. A., Carranza-Rodriguez, E., Quiroga-Garza, A., Gomez-Sánchez, A., Pinales-Razo, R., Elizondo-Omaña, R. E., & Guzman-Lopez, S. (2023). Magnetic resonance based morphometric analysis of the tentorial notch. Folia Morphologica, 82(4), 784–790. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.5603/fm.a2022.0103
- Arsava, E. Y., Arsava, E. M., Oguz, K. K., & Topcuoglu, M. A. (2019). Occipital petalia as a predictive imaging sign for transverse sinus dominance. Neurological research, 41(4), 306-311. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1080/01616412.2018.1560643
- Aspelund, A., Antila, S., Proulx, S. T., Karlsen, T. V., Karaman, S., Detmar, M., Wiig, H., & Alitalo, K. (2015). A dural lymphatic vascular system that drains brain interstitial fluid and macromolecules. Journal of Experimental Medicine, 212(7), 991–999. doi.org/10.1084/jem.20142290
- Ay, T., Akdag, U. B., Kilincli, M. F., Ogut, E., & Barut, C. (2024). Anatomical variations of foramen of the diaphragma sellae and neighboring structures: A cadaveric study. Anatomical Science International, 99(1), 75–89. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s12565-023-00736-4
- Ayaz, E., Atalay, B., Baysal, B., Senturk, S., & Aslan, A. (2017). Giant arachnoid granulation mimicking dural sinus thrombosis. Northern clinics of Istanbul, 4(2), 185-187. doi.org/10.14744/nci.2017.93063
- Azab, M. A., Sarhan, K., Hernández-Hernández, A., Atallah, O., & Clervius, H. (2026). The many faces of middle meningeal artery: A comprehensive review of anomalous variations and endovascular implications. The neuroradiology journal, 39(1), 42-50. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1177/19714009251347828
- Baharvahdat, H., Ooi, Y. C., Kim, W. J., Mowla, A., Coon, A. L., & Colby, G. P. (2020). Updates in the management of cranial dural arteriovenous fistula. Stroke and vascular neurology, 5(1), 50-58. https://doi.org/10.1136/svn-2019-000269 doi.org/10.1136/svn-2019-000269
- Bahşi, İ., & Bahşi, A. (2019). “Teşrih-ül Ebdan ve Tercümânı Kıbale-i Feylesûfan”: The first illustrated anatomy handwritten textbook in Ottoman-Turkish medicine. Surgical and Radiologic Anatomy, 41(10), 1135–1146. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00276-019-02292-x
- Balevi, M. (2017). Organized chronic subdural hematomas treated by large craniotomy with extended membranectomy as the initial treatment. Asian Journal of Neurosurgery, 12(4), 598–604. doi.org/10.4103/ajns.ajns_8_15
- Balik, V., Uberall, I., Sulla, I., Ehrmann, J., Kato, Y., Sulla, I. J., & Takizawa, K. (2019). Variability in Wall Thickness and Related Structures of Major Dural Sinuses in Posterior Cranial Fossa: A Microscopic Anatomical Study and Clinical Implications. Operative neurosurgery (Hagerstown, Md.), 17(1), 88-96. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1093/ons/opy287
- Barisano, G., Lynch, K. M., Sibilia, F., Lan, H., Shih, N. C., Sepehrband, F., & Choupan, J. (2022). Imaging perivascular space structure and function using brain MRI. NeuroImage, 257, 119329. doi.org/10.1016/j.neuroimage.2022.119329
- Bartek, J., Biondi, A., Bonhomme, V., Castellan, L., Catapano, G., Cenzato, M., Di Nuzzo, G., De Robertis, E., Giordano, F., Iaccarino, C., Kulcsar, Z., Möhlenbruch, M. A., Raabe, A., Rickard, F., Romero, C. S., Schubert, T., D, S., Sicignano, C., & Muto, M. (2024). Multidisciplinary consensus-based statement on the current role of middle meningeal artery embolization (MMAE) in chronic SubDural hematoma (cSDH). Brain & Spine, 4, 104143. doi.org/10.1016/j.bas.2024.104143
- Bartels, R. H., Meijer, F. J., van der Hoeven, H., Edwards, M., & Prokop, M. (2015). Midline shift in relation to thickness of traumatic acute subdural hematoma predicts mortality. BMC Neurology, 15, 220. doi.org/10.1186/s12883-015-0479-x
- Batool, A., & Kasi, A. (2023). Leptomeningeal Carcinomatosis. In StatPearls. StatPearls Publishing. PMID 29763037. https://europepmc.org/article/MED/29763037 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/29763037
- Bay, N. S., & Bay, B. H. (2010). Greek anatomist Herophilus: The father of anatomy. Anatomy & Cell Biology, 43(4), 280–283. doi.org/10.5115/acb.2010.43.4.280
- Bayaroğulları, H., Burakgazi, G., & Duman, T. (2018). Evaluation of dural venous sinuses and confluence of sinuses via MRI venography: anatomy, anatomic variations, and the classification of variations. Child's nervous system : ChNS : official journal of the International Society for Pediatric Neurosurgery, 34(6), 1183-1188. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00381-018-3763-4
- Bayot, M. L., Reddy, V., & Zabel, M. K. (2023). Neuroanatomy, Dural Venous Sinuses. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/29489265
- Benko, N., Luke, E., Alsanea, Y., & Coats, B. (2020). Spatial distribution of human arachnoid trabeculae. Journal of Anatomy, 237(2), 275–284. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1111/joa.13186
- Bernstein, C., & Burstein, R. (2012). Sensitization of the trigeminovascular pathway: Perspective and implications to migraine pathophysiology. Journal of Clinical Neurology, 8(2), 89–99. doi.org/10.3988/jcn.2012.8.2.89
- Berthold, O., Blangis, F., & Greeley, C. S. (2025). From pachymeningitis hemorrhagica to abusive head trauma: A journey through the centuries. Child Maltreatment, 30(4), 751–759. doi.org/10.1177/10775595251361930
- Betsholtz, C., Engelhardt, B., Koh, G. Y., McDonald, D. M., Proulx, S. T., & Siegenthaler, J. (2024). Advances and controversies in meningeal biology. Nature neuroscience, 27(11), 2056-2072. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1038/s41593-024-01701-8
- Betts, J. G., Young, K. A., Wise, J. A., Johnson, E., Poe, B., Kruse, D. H., Korol, O., Johnson, J. E., Womble, M., & DeSaix, P. (2022). Anatomy and physiology 2e (Bölüm 13.3: Circulation and the central nervous system). OpenStax. openstax.org/books/anatomy-and-physiology-2e/pages/13-3-circulation-and-the-central-nervous-system
- Beucler, N., Cungi, P. J., Baucher, G., Coze, S., Dagain, A., & Roche, P. H. (2022). The Kernohan-Woltman notch phenomenon: A systematic review of clinical and radiologic presentation, surgical management, and functional prognosis. Journal of Korean Neurosurgical Society, 65(5), 652–664. doi.org/10.3340/jkns.2022.0002
- Bıçak, M., Salık, F., & Akelma, H. (2019). Is There An Effect On The Development Of Postdural Puncture Headache Of Dural Punction Made With The Spinal Needle In Three Different Orientations During Spinal Anaesthesia Applied To Pregnant Patients? Journal of pain research, 12, 3167-3174. https://doi.org/10.2147/jpr.s227717 doi.org/10.2147/jpr.s227717
- Biçeroğlu, H., Erol, A., Akhbari, M., Bölük, M. S., & Yurtseven, T. (2026). A one-finger-width “baklava dough” dural thinning technique in dura-preserving posterior fossa decompression for Chiari type I malformation. World Neurosurgery, 212, 125123. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.wneu.2026.125123
- Bilginer, B., Onal, M. B., Oguz, K. K., & Akalan, N. (2009). Arachnoid cyst associated with subdural hematoma: report of three cases and review of the literature. Child's nervous system : ChNS : official journal of the International Society for Pediatric Neurosurgery, 25(1), 119-124. https://doi.org/10.1007/s00381-008-0728-z Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00381-008-0728-z
- Bingol, K., & Ozdemir, H. K. (2026). An in-depth examination of variations in cerebral venous sinuses and the occurrence of sinovenous thrombosis. BMC medical imaging, 26(1), 246. doi.org/10.1186/s12880-026-02294-3
- Boban, J., Ardalı, S., & Thurnher, M. M. (2018). Leptomeningeal form of Immunoglobulin G4-related hypertrophic meningitis with perivascular spread: a case report and review of the literature. Neuroradiology, 60(7), 769-773. https://doi.org/10.1007/s00234-018-2028-y doi.org/10.1007/s00234-018-2028-y
- Bora, A., Yokuş, A., Batur, A., Bulut, M. D., Yavuz, A., Gülşen, İ., Özgökçe, M., & Arslan, M. (2015). Spontaneous Rupture of the Middle Fossa Arachnoid Cyst into the Subdural Space: Case Report. Polish journal of radiology, 80, 324-327. https://doi.org/10.12659/pjr.893928 doi.org/10.12659/pjr.893928
- Boualoy, T., Collier, S. A., Abodunrin, F. O., & Menon, G. (2025). Solitary Fibrous Tumors. In StatPearls. StatPearls Publishing. PMID 36251813. https://europepmc.org/article/MED/36251813 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/36251813
- Brioschi, S., Wang, W. L., Peng, V., Wang, M., Shchukina, I., Greenberg, Z. J., Bando, J. K., Jaeger, N., Czepielewski, R. S., Swain, A., Mogilenko, D. A., Beatty, W. L., Bayguinov, P., Fitzpatrick, J. A. J., Schuettpelz, L. G., Fronick, C. C., Smirnov, I., Kipnis, J., Shapiro, V. S., . . . Colonna, M. (2021). Heterogeneity of meningeal B cells reveals a lymphopoietic niche at the CNS borders. Science (New York, N.Y.), 373(6553), eabf9277. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1126/science.abf9277
- Brøchner, C. B., Holst, C. B., & Møllgård, K. (2015). Outer brain barriers in rat and human development. Frontiers in Neuroscience, 9, 75. doi.org/10.3389/fnins.2015.00075
- Brokinkel, B., Spille, D. C., Brokinkel, C., Hess, K., Paulus, W., Bormann, E., & Stummer, W. (2021). The Simpson grading: defining the optimal threshold for gross total resection in meningioma surgery. Neurosurgical review, 44(3), 1713-1720. https://doi.org/10.1007/s10143-020-01369-1 doi.org/10.1007/s10143-020-01369-1
- Brunori, A., Vagnozzi, R., & Giuffrè, R. (1993). Antonio Pacchioni (1665–1726): Early studies of the dura mater. Journal of Neurosurgery, 78(3), 515–518. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/jns.1993.78.3.0515
- Bullock, M. R., Chesnut, R., Ghajar, J., Gordon, D., Hartl, R., Newell, D. W., Servadei, F., Walters, B. C., Wilberger, J. E., & Surgical Management of Traumatic Brain Injury Author Group. (2006a). Surgical management of acute epidural hematomas. Neurosurgery, 58(3 Suppl), S7–S15. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1227/01.NEU.0000210363.91172.A8
- Bullock, M. R., Chesnut, R., Ghajar, J., Gordon, D., Hartl, R., Newell, D. W., Servadei, F., Walters, B. C., Wilberger, J. E., & Surgical Management of Traumatic Brain Injury Author Group. (2006b). Surgical management of acute subdural hematomas. Neurosurgery, 58(3 Suppl), S16–S24. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1227/01.NEU.0000210364.29290.C9
- Bych, B., Hines, B. L., Komune, N., Lockwood, J., Donofrio, C. A., Badaloni, F., Fioravanti, A., Dumont, A. S., Iwanaga, J., & Tubbs, R. S. (2026). The foramen of Magendie: A comprehensive review of its history, anatomy, pathology, and surgical approaches. Anatomy & Cell Biology, 59(3), 368–374. doi.org/10.5115/acb.26.009
- Byrne, J. H., & Dafny, N. (Yön.). (2026). Neuroanatomy Online: An open access electronic laboratory for the neurosciences (Lab 2, sayfa 5: Spinal cord meninges – Introduction, https://nba.uth.tmc.edu/neuroanatomy/L2/Lab02p05_index.html; Lab 3, sayfa 6–7: Spinal trigeminal pathway, https://nba.uth.tmc.edu/neuroanatomy/L3/Lab03p06_index.html). Department of Neurobiology and Anatomy, McGovern Medical School at UTHealth Houston. nba.uth.tmc.edu/neuroanatomy/L2/Lab02p05_index.html
- Byrne, J. V., & Garcia, M. (2013). Tentorial dural fistulas: endovascular management and description of the medial dural-tentorial branch of the superior cerebellar artery. AJNR. American journal of neuroradiology, 34(9), 1798-1804. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3174/ajnr.a3519
- Cabuk, B., Anik, I., Kokturk, S., Ceylan, S., & Ceylan, S. (2020). Anatomic and histologic features of diaphragma sellae that effects the suprasellar extension. Journal of Clinical Neuroscience, 71, 234–244. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.jocn.2019.11.014
- Callen, A. L., Pattee, J., Thaker, A. A., Timpone, V. M., Zander, D. A., Turner, R., Birlea, M., Wilhour, D., O'Brien, C., Evan, J., Grassia, F., & Carroll, I. R. (2023). Relationship of Bern Score, Spinal Elastance, and Opening Pressure in Patients With Spontaneous Intracranial Hypotension. Neurology, 100(22), e2237-e2246. https://doi.org/10.1212/wnl.0000000000207267 doi.org/10.1212/wnl.0000000000207267
- Cannizzaro, D., Milani, D., Zaed, I., Tropeano, M. P., Nicolosi, F., Costa, F., Servadei, F., Fornari, M., D'Angelo, V., & Cardia, A. (2022). Tentorial Notch Meningiomas: Innovative Preoperative Management and Literature Review. Frontiers in surgery, 9, 840271. https://doi.org/10.3389/fsurg.2022.840271 doi.org/10.3389/fsurg.2022.840271
- Cantu, R. M., Tristram, D., & Das, J. M. (2026). Viral Meningitis. In StatPearls. StatPearls Publishing. PMID 31424801. https://europepmc.org/article/MED/31424801 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/31424801
- Carbone, J., & Sadasivan, A. P. (2021). Intracranial arachnoid cysts: Review of natural history and proposed treatment algorithm. Surgical neurology international, 12, 621. doi.org/10.25259/sni_946_2021
- Cardona, J. J., Iwanaga, J., Chaiyamoon, A., Wang, A., Nickele, C. M., Amans, M. R., Heiferman, D. M., Johnson, K. D., Loukas, M., Dumont, A. S., & Tubbs, R. S. (2024). Bony prominence and variations of the transverse sinus groove: novel anatomical findings in relation to sinus pathologies. Neurosurgical review, 47(1), 869. doi.org/10.1007/s10143-024-03072-x
- Cardona, J. J., Samrid, R., Kim, C. Y., Tabira, Y., Dumont, A. S., Iwanaga, J., & Tubbs, R. S. (2025). Angulation of the dural venous sinuses in the posterior cranial fossa: an anatomical study and its implications for venous circulation. Neurosurgical review, 48(1), 66. doi.org/10.1007/s10143-025-03195-9
- Celtikci, E., Kaymaz, A. M., Akgul, G., Karaaslan, B., Emmez, O. H., & Borcek, A. (2018). Retrospective Analysis of 449 Intracranial Meningioma Patients Operated Between 2007 and 2013 at a Single Institute. Turkish neurosurgery, 28(1), 1-6. https://doi.org/10.5137/1019-5149.jtn.17866-16.1 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.5137/1019-5149.jtn.17866-16.1
- Cetinkaya, O., Arslan, U., Temel, H., Kavakli, A. S., Cakin, H., Cengiz, M., Yilmaz, M., Barcin, N. E., & Ikiz, F. (2025). Factors influencing the mortality of patients with subarachnoid haemorrhage in the intensive care unit: A retrospective cohort study. Journal of Clinical Medicine, 14(5), 1650. doi.org/10.3390/jcm14051650
- Ceyhan, M., Ozsurekci, Y., Tanır Basaranoglu, S., Gurler, N., Sali, E., Keser Emiroglu, M., Oz, F. N., Belet, N., Duman, M., Ulusoy, E., Kurugol, Z., Tezer, H., Ozkaya Parlakay, A., Dinleyici, E. C., Celik, U., Celebi, S., Oner, A. F., Solmaz, M. A., Karbuz, A., ... Cengiz, A. B. (2020). Multicenter Hospital-Based Prospective Surveillance Study of Bacterial Agents Causing Meningitis and Seroprevalence of Different Serogroups of Neisseria meningitidis, Haemophilus influenzae Type b, and Streptococcus pneumoniae during 2015 to 2018 in Turkey. MSphere, 5(2), e00060-20. https://doi.org/10.1128/msphere.00060-20 doi.org/10.1128/msphere.00060-20
- Ceyhan, M., Yildirim, I., Balmer, P., Borrow, R., Dikici, B., Turgut, M., Kurt, N., Aydogan, A., Ecevit, C., Anlar, Y., Gulumser, O., Tanir, G., Salman, N., Gurler, N., Hatipoglu, N., Hacimustafaoglu, M., Celebi, S., Coskun, Y., Alhan, E., ... Gray, S. (2008). A prospective study of etiology of childhood acute bacterial meningitis, Turkey. Emerging infectious diseases, 14(7), 1089-1096. https://doi.org/10.3201/eid1407.070938 doi.org/10.3201/eid1407.070938
- Cheema, S., Anderson, J., Angus-Leppan, H., Armstrong, P., Butteriss, D., Carlton Jones, L., Choi, D., Chotai, A., D’Antona, L., Davagnanam, I., Davies, B., Dorman, P. J., Duncan, C., Ellis, S., Iodice, V., Joy, C., Lagrata, S., Mead, S., Morland, D., … Matharu, M. S. (2023). Multidisciplinary consensus guideline for the diagnosis and management of spontaneous intracranial hypotension. Journal of Neurology, Neurosurgery, and Psychiatry, 94(10), 835–843. doi.org/10.1136/jnnp-2023-331166
- Chen, H., Colasurdo, M., Malhotra, A., Gandhi, D., & Bodanapally, U. K. (2024). Advances in chronic subdural hematoma and membrane imaging. Frontiers in Neurology, 15, 1366238. doi.org/10.3389/fneur.2024.1366238
- Chen, W., Guo, J., Wu, J., Peng, G., Huang, M., Cai, C., Yang, Y., & Wang, S. (2016). Paradoxical herniation after unilateral decompressive craniectomy predicts better patient survival: A retrospective analysis of 429 cases. Medicine, 95(9), e2837. doi.org/10.1097/MD.0000000000002837
- Cheshire, E. C., Harris, N. C., Malcomson, R. D. G., Amoroso, J. M., Moreton, J. E., & Biggs, M. J. P. (2024). Macroscopic and histological examination of human bridging veins. Forensic Science International, 361, 112080. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.forsciint.2024.112080
- Cheshire, E. C., Malcomson, R. D. G., Sun, P., Mirkes, E. M., Amoroso, J. M., & Rutty, G. N. (2018). A systematic autopsy survey of human infant bridging veins. International Journal of Legal Medicine, 132(2), 449–461. doi.org/10.1007/s00414-017-1714-3
- Chirica, S. I., Hînganu, M. V., Chirica, C., Nădejde, A., & Hînganu, D. (2026). The aging meninges: Anatomical and immunological remodeling as emerging diagnostic biomarkers of cerebral senescence – A narrative review. Diagnostics, 16(3), 452. doi.org/10.3390/diagnostics16030452
- Choi, D. H., Jeong, T. S., Kim, W. K., & KNTDB Investigators. (2022). Clinical outcome of patients diagnosed traumatic intracranial epidural hematoma with severe brain injury (Glasgow Coma Scale ≤8) who undergo surgery: A report from the Korean Neuro-Trauma Data Bank System. Korean Journal of Neurotrauma, 18(2), 153–160. doi.org/10.13004/kjnt.2022.18.e62
- Chotai, S., & Schwartz, T. H. (2022). The Simpson Grading: Is It Still Valid?. Cancers, 14(8), 2007. https://doi.org/10.3390/cancers14082007 doi.org/10.3390/cancers14082007
- Christensen, S. L., & Levy, D. (2024). Meningeal brain borders and migraine headache genesis. Trends in neurosciences, 47(11), 918-932. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.tins.2024.08.012
- Ciobanu-Caraus, O., Percuoco, V., Hofer, A. S., Sebök, M., Germans, M. R., Oertel, M. F., Regli, L., Serra, C., & Staartjes, V. E. (2024). Basal cisternostomy as an adjunct to decompressive hemicraniectomy in moderate to severe traumatic brain injury: a systematic review and meta-analysis. Neurosurgical review, 47(1), 717. doi.org/10.1007/s10143-024-02954-4
- Claassen, J., & Park, S. (2022). Spontaneous subarachnoid haemorrhage. The Lancet, 400(10355), 846–862. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/S0140-6736(22)00938-2
- Coles, J. A., Myburgh, E., Brewer, J. M., & McMenamin, P. G. (2017). Where are we? The anatomy of the murine cortical meninges revisited for intravital imaging, immunology, and clearance of waste from the brain. Progress in Neurobiology, 156, 107–148. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.pneurobio.2017.05.002
- Conforti, R., Capasso, R., Franco, D., Russo, C., Rinaldi, F. O., Pezzullo, G., Coluccino, S., Brunese, M. C., Caiazzo, C., Caranci, F., & Tortora, F. (2023). Giant tumefactive perivascular space: Advanced fusion MR imaging and tractography study-A case report and a systematic review. Diagnostics, 13(9), 1602. doi.org/10.3390/diagnostics13091602
- Cordia, Q. C. F., Dijkstra, B. M., & Groen, R. J. M. (2025). The dural tail in intracranial meningioma: Heads up or tail down? A systematic review of the literature. Neurosurgical review, 48(1), 520. https://doi.org/10.1007/s10143-025-03658-z doi.org/10.1007/s10143-025-03658-z
- Çavdar, S., Köse, B., Altınöz, D., Söyler, G., Cingöz, A., Gürses, İ. A., Özkan, M., Aslıyüksek, H., & Çakır, H. (2023). Lymphatic Vessels Accompanying Dorsal and Basal Dural Sinuses in the Human Brain. Journal of chemical neuroanatomy, 102357. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.jchemneu.2023.102357
- Çavdar, S., Solmaz, B., Tanış, Ö., Guler, O. U., Dalçık, H., Aydoğmuş, E., Altunkaya, L., Kara, E., & Aslıyüksek, H. (2021). Anatomic variations of the human falx cerebelli and its association with occipital venous sinuses. British Journal of Neurosurgery, 35(3), 306–312. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1080/02688697.2020.1793907
- Çavdar, S., Sürücü, S., Özkan, M., Köse, B., Malik, A. N., Aydoğmuş, E., Tanış, Ö., & Lazoğlu, İ. (2022). Comparison of the morphologic and mechanical features of human cranial dura and other graft materials used for duraplasty. World Neurosurgery, 159, e199–e207. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.wneu.2021.12.029
- Çolak, E., Karaoğlu, P., Karaman, H. H., Ünalp, A., & Orbatu, D. (2026). Ultrasonographic assessment of subarachnoid space width in healthy infants aged 0–3 months: Normative data and associations with anthropometric parameters. Child’s Nervous System, 42(1), 180. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00381-026-07278-w
- D'Antona, L., Jaime Merchan, M. A., Vassiliou, A., Watkins, L. D., Davagnanam, I., Toma, A. K., & Matharu, M. S. (2021). Clinical Presentation, Investigation Findings, and Treatment Outcomes of Spontaneous Intracranial Hypotension Syndrome: A Systematic Review and Meta-analysis. JAMA neurology, 78(3), 329-337. https://doi.org/10.1001/jamaneurol.2020.4799 doi.org/10.1001/jamaneurol.2020.4799
- Dafny, N. (2020). Overview of the nervous system (Section 2, Chapter 1). In J. H. Byrne (Ed.), Neuroscience Online: An electronic textbook for the neurosciences. Department of Neurobiology and Anatomy, McGovern Medical School at UTHealth Houston. nba.uth.tmc.edu/neuroscience/s2/chapter01.html
- Davidson, J. R., Mack, J., Gutnikova, A., Varatharaj, A., Darby, S., & Squier, W. (2012). Developmental changes in human dural innervation. Child’s Nervous System, 28(5), 665–671. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00381-012-1727-7
- Davies, J. M., Knopman, J., Mokin, M., Hassan, A. E., Harbaugh, R. E., Khalessi, A., Fiehler, J., Gross, B. A., Grandhi, R., Tarpley, J., Sivakumar, W., Bain, M., Crowley, R. W., Link, T. W., Fraser, J. F., Levitt, M. R., Chen, P. R., Hanel, R. A., Bernard, J. D., … EMBOLISE Investigators. (2024). Adjunctive middle meningeal artery embolization for subdural hematoma. The New England Journal of Medicine, 391(20), 1890–1900. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1056/NEJMoa2313472
- de Rooij, N. K., Linn, F. H., van der Plas, J. A., Algra, A., & Rinkel, G. J. (2007). Incidence of subarachnoid haemorrhage: A systematic review with emphasis on region, age, gender and time trends. Journal of Neurology, Neurosurgery, and Psychiatry, 78(12), 1365–1372. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1136/jnnp.2007.117655
- De Simone, M., Ciaglia, E., Santurro, A., Choucha, A., Messuti, B., Fasolino, S., De Feo, R., Romano, D. G., Guerra, G., De Luca, A., & Iaconetta, G. (2026). Chronic subdural hematoma is not subdural: Anatomical, biological, and therapeutic implications of a misleading definition. Brain Sciences, 16(6), 623. doi.org/10.3390/brainsci16060623
- Demirgil, B. T., Tugcu, B., Postalci, L., Guclu, G., Dalgic, A., & Oral, Z. (2003). Factors leading to hydrocephalus after aneurysmal subarachnoid hemorrhage. Minimally Invasive Neurosurgery, 46(6), 344–348. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1055/s-2003-812500
- Derk, J., Como, C. N., Jones, H. E., Joyce, L. R., Kim, S., Spencer, B. L., Bonney, S., O’Rourke, R., Pawlikowski, B., Doran, K. S., & Siegenthaler, J. A. (2023). Formation and function of the meningeal arachnoid barrier around the developing mouse brain. Developmental Cell, 58(8), 635–644.e4. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.devcel.2023.03.005
- Derk, J., Jones, H. E., Como, C., Pawlikowski, B., & Siegenthaler, J. A. (2021). Living on the edge of the CNS: Meninges cell diversity in health and disease. Frontiers in Cellular Neuroscience, 15, 703944. doi.org/10.3389/fncel.2021.703944
- Diab, A., Al-Shami, H., Negida, A., Gadallah, A., Farag, H., Elkadi, D. M., Gaber, M. M., & Ebada, M. A. (2021). Efficacy and safety of polyethylene glycol dural sealant system in cranial and spinal neurosurgical procedures: Meta-analysis. Surgical Neurology International, 12, 182. doi.org/10.25259/sni_132_2021
- Dias, D. A., Castro, F. L., Yared, J. H., Lucas Júnior, A., Ferreira Filho, L. A., & Ferreira, N. F. (2014). Liliequist membrane: Radiological evaluation, clinical and therapeutic implications. Radiologia Brasileira, 47(3), 182–185. doi.org/10.1590/0100-3984.2013.1809
- Dinallo, S., & Waseem, M. (2023). Cushing reflex. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/31747208
- Dobrocky, T., Grunder, L., Breiding, P. S., Branca, M., Limacher, A., Mosimann, P. J., Mordasini, P., Zibold, F., Haeni, L., Jesse, C. M., Fung, C., Raabe, A., Ulrich, C. T., Gralla, J., Beck, J., & Piechowiak, E. I. (2019). Assessing Spinal Cerebrospinal Fluid Leaks in Spontaneous Intracranial Hypotension With a Scoring System Based on Brain Magnetic Resonance Imaging Findings. JAMA neurology, 76(5), 580-587. https://doi.org/10.1001/jamaneurol.2018.4921 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1001/jamaneurol.2018.4921
- Doddamani, R. S., Meena, R. K., & Sawarkar, D. (2018). Ambiguity in the Dural Tail Sign on MRI. Surgical neurology international, 9, 62. https://doi.org/10.4103/sni.sni_328_17 doi.org/10.4103/sni.sni_328_17
- Doğan, E., & Apaydın, M. (2022). The evaluation of cerebral venous normal anatomy and variations by phase-contrast cranial magnetic resonance venography. Folia morphologica, 81(2), 314-323. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.5603/fm.a2021.0027
- Doğruel, Y., Güngör, A., Fidan, S., Türe, H., & Türe, U. (2026). Paramedian supracerebellar transtentorial approach for Yaşargil T2 tentorial incisura meningiomas. Neurosurgical focus, 61(3), E5. https://doi.org/10.3171/2026.6.focus26259 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/2026.6.focus26259
- Dorrier, C. E., Jones, H. E., Pintarić, L., Siegenthaler, J. A., & Daneman, R. (2022). Emerging roles for CNS fibroblasts in health, injury and disease. Nature Reviews Neuroscience, 23(1), 23–34. doi.org/10.1038/s41583-021-00525-w
- Duz, B., Kaya, S., Daneyemez, M., & Gonul, E. (2012). Surgical management strategies of intracranial arachnoid cysts: a single institution experience of 75 cases. Turkish neurosurgery, 22(5), 591-598. https://doi.org/10.5137/1019-5149.jtn.5616-11.0 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.5137/1019-5149.jtn.5616-11.0
- Dzierżanowski, J., Krakowiak, M., Stelmach, J., Haczyk, N., & Zieliński, P. (2026). Leonardo di ser Piero da Vinci—a bridge between ancient and post-Galenic anatomy based on studies of the ventricular system of the brain. Frontiers in Neuroanatomy, 20, 1899378. doi.org/10.3389/fnana.2026.1899378
- Edlmann, E., Giorgi-Coll, S., Whitfield, P. C., Carpenter, K. L. H., & Hutchinson, P. J. (2017). Pathophysiology of chronic subdural haematoma: Inflammation, angiogenesis and implications for pharmacotherapy. Journal of Neuroinflammation, 14(1), 108. doi.org/10.1186/s12974-017-0881-y
- Edlow, B. L., Threlkeld, Z. D., Fehnel, K. P., & Bodien, Y. G. (2019). Recovery of functional independence after traumatic transtentorial herniation with Duret hemorrhages. Frontiers in Neurology, 10, 1077. doi.org/10.3389/fneur.2019.01077
- Eide, P., Melin, E., Ringstad, G., Eide, P. K., & Sorteberg, A. (2025). Volume of parasagittal dura is associated with blood markers of systemic inflammation. Acta neurochirurgica, 167(1), 255. doi.org/10.1007/s00701-025-06682-6
- Ekşi, M. Ş., Canbolat, Ç., Akbaş, A., Özmen, B. B., Akpınar, E., Usseli, M. İ., Güngör, A., Güdük, M., Hacıhanefioğlu, M., Erşen Danyeli, A., Özduman, K., & Pamir, M. N. (2019). Elderly Patients with Intracranial Meningioma: Surgical Considerations in 228 Patients with a Comprehensive Analysis of the Literature. World neurosurgery, 132, e350-e365. https://doi.org/10.1016/j.wneu.2019.08.150 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.wneu.2019.08.150
- El Rahal, A., Beck, J., Ahlborn, P., Bernasconi, C., Marbacher, S., Wanderer, S., Burkhardt, J. K., Daniel, R. T., Ferrari, A., Hausmann, O., Kamenova, M., Kothbauer, K., Lutz, K., Mariani, L., Alfieri, A., Schöni, D., Schucht, P., Raabe, A., Regli, L., … Fung, C. (2023). Incidence, therapy, and outcome in the management of chronic subdural hematoma in Switzerland: A population-based multicenter cohort study. Frontiers in Neurology, 14, 1206996. doi.org/10.3389/fneur.2023.1206996
- El Youssef, H., Barut, C., & Ogut, E. (2024). Analysis of depressions indicative of dural venous sinuses within the intracranial cavities of skull bases. Surgical and radiologic anatomy : SRA, 47(1), 11. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00276-024-03528-1
- Erdem, E., Ağildere, M., Eryilmaz, M., & Ozdirim, E. (1994). Intracranial calcification in children on computed tomography. The Turkish journal of pediatrics, 36(2), 111-122. https://europepmc.org/article/MED/8016912 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/8016912
- Erdinçler, P., Kaynar, M. Y., Bozkus, H., & Ciplak, N. (1999). Posterior fossa arachnoid cysts. British journal of neurosurgery, 13(1), 10-17. https://doi.org/10.1080/02688699944122 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1080/02688699944122
- Ermiş, A., Aliyeva, T., Salar, A. B., Akan, M., Çekmez, U., Ekinci Ermiş, S., Ertan Akan, G., & Birday, E. (2026). Are perivascular spaces truly incidental? Evidence of structural-diffusion coupling in healthy young adults. Acta neurologica Belgica. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s13760-026-03155-0
- Eryilmaz, F. (2026). Surgical decision-making in traumatic acute subdural hematoma: A scoping review of current evidence, knowledge gaps, and future directions. Surgical Neurology International, 17, 547. doi.org/10.25259/SNI_865_2026
- Etminan, N., Chang, H. S., Hackenberg, K., de Rooij, N. K., Vergouwen, M. D. I., Rinkel, G. J. E., & Algra, A. (2019). Worldwide incidence of aneurysmal subarachnoid hemorrhage according to region, time period, blood pressure, and smoking prevalence in the population: A systematic review and meta-analysis. JAMA Neurology, 76(5), 588–597. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1001/jamaneurol.2019.0006
- Etus, V., Solakoglu, S., & Ceylan, S. (2011). Ultrastructural changes in the Liliequist membrane in the hydrocephalic process and its implications for the endoscopic third ventriculostomy procedure. Turkish neurosurgery, 21(3), 359-366. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.5137/1019-5149.jtn.4171-11.0
- Faluk, M., Das, J. M., & De Jesus, O. (2024). Saccular aneurysm. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32491790
- Fam, M. D., Potash, A., Potash, M., Robinson, R., Karnell, L., O’Brien, E., & Greenlee, J. D. W. (2018). Skull base dural thickness and relationship to demographic features: A postmortem study and literature review. Journal of Neurological Surgery Part B: Skull Base, 79(6), 614–620. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1055/s-0038-1651501
- Federative International Programme for Anatomical Terminology. (2019). Terminologia anatomica (2nd ed.). FIPAT. TA2 Viewer üzerinden okundu. ta2viewer.openanatomy.org/
- Fiorella, D., Monteith, S. J., Hanel, R., Atchie, B., Boo, S., McTaggart, R. A., Zauner, A., Tjoumakaris, S., Barbier, C., Benitez, R., Spelle, L., Pierot, L., Hirsch, J. A., Froehler, M., Arthur, A. S., & STEM Investigators. (2025). Embolization of the middle meningeal artery for chronic subdural hematoma. The New England Journal of Medicine, 392(9), 855–864. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1056/NEJMoa2409845
- Fontaine, D., Almairac, F., Santucci, S., Fernandez, C., Dallel, R., Pallud, J., & Lanteri-Minet, M. (2018). Dural and pial pain-sensitive structures in humans: new inputs from awake craniotomies. Brain : a journal of neurology, 141(4), 1040-1048. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1093/brain/awy005
- Fritchie, K., Jensch, K., Moskalev, E. A., Caron, A., Jenkins, S., Link, M., Brown, P. D., Rodriguez, F. J., Guajardo, A., Brat, D., Velázquez Vega, J. E., Perry, A., Wu, A., Raleigh, D. R., Santagata, S., Louis, D. N., Brastianos, P. K., Kaplan, A., Alexander, B. M., ... Giannini, C. (2019). The impact of histopathology and NAB2-STAT6 fusion subtype in classification and grading of meningeal solitary fibrous tumor/hemangiopericytoma. Acta neuropathologica, 137(2), 307-319. https://doi.org/10.1007/s00401-018-1952-6 doi.org/10.1007/s00401-018-1952-6
- Fushimi, Y., Miki, Y., Ueba, T., Kanagaki, M., Takahashi, T., Yamamoto, A., Haque, T. L., Konishi, J., Takahashi, J. A., Hashimoto, N., & Konishi, J. (2003). Liliequist membrane: Three-dimensional constructive interference in steady state MR imaging. Radiology, 229(2), 360-365. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1148/radiol.2292021507
- GBD 2019 Meningitis Antimicrobial Resistance Collaborators (2023). Global, regional, and national burden of meningitis and its aetiologies, 1990-2019: a systematic analysis for the Global Burden of Disease Study 2019. The Lancet. Neurology, 22(8), 685-711. https://doi.org/10.1016/s1474-4422(23)00195-3 doi.org/10.1016/s1474-4422(23)00195-3
- Ghannam, J. Y., & Al Kharazi, K. A. (2023). Neuroanatomy, cranial meninges. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/30969704
- Ghorbanlou, M., Moradi, F., & Mehdizadeh, M. (2022). Frequency, shape, and estimated volume of intracranial physiologic calcification in different age groups investigated by brain computed tomography scan: a retrospective study. Anatomy & cell biology, 55(1), 63-71. https://doi.org/10.5115/acb.21.137 doi.org/10.5115/acb.21.137
- Gillespie, C. S., Islim, A. I., Taweel, B. A., Millward, C. P., Kumar, S., Rathi, N., Mehta, S., Haylock, B. J., Thorp, N., Gilkes, C. E., Lawson, D. D. A., Mills, S. J., Chavredakis, E., Farah, J. O., Brodbelt, A. R., & Jenkinson, M. D. (2021). The growth rate and clinical outcomes of radiation induced meningioma undergoing treatment or active monitoring. Journal of neuro-oncology, 153(2), 239-249. https://doi.org/10.1007/s11060-021-03761-3 doi.org/10.1007/s11060-021-03761-3
- Gillespie, C. S., Veremu, M., Cook, W. H., Ashraf, M., Lee, K. S., Chedid, Y., Alam, A. M., Karepov, Y., Davies, B. M., Edlmann, E., Papanagiotou, P., Korfias, S., Santarius, T., Minett, T., Hutchinson, P. J., & Kolias, A. (2025). Middle meningeal artery embolization for chronic subdural hematoma: Meta-analysis of three randomized controlled trials and review of ongoing trials. Acta Neurochirurgica, 167(1), 166. doi.org/10.1007/s00701-025-06587-4
- Goadsby, P. J., Holland, P. R., Martins-Oliveira, M., Hoffmann, J., Schankin, C., & Akerman, S. (2017). Pathophysiology of Migraine: A Disorder of Sensory Processing. Physiological reviews, 97(2), 553-622. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1152/physrev.00034.2015
- Goldbrunner, R., Stavrinou, P., Jenkinson, M. D., Sahm, F., Mawrin, C., Weber, D. C., Preusser, M., Minniti, G., Lund-Johansen, M., Lefranc, F., Houdart, E., Sallabanda, K., Le Rhun, E., Nieuwenhuizen, D., Tabatabai, G., Soffietti, R., & Weller, M. (2021). EANO guideline on the diagnosis and management of meningiomas. Neuro-oncology, 23(11), 1821-1834. https://doi.org/10.1093/neuonc/noab150 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1093/neuonc/noab150
- Gouveia-Freitas, K., & Bastos-Leite, A. J. (2021). Perivascular spaces and brain waste clearance systems: Relevance for neurodegenerative and cerebrovascular pathology. Neuroradiology, 63(10), 1581–1597. doi.org/10.1007/s00234-021-02718-7
- Gökmen, M., Sucu, H. K., Ergin, A., Gökmen, A., & Bezircioğlu, H. (2008). Randomized comparative study of burr-hole craniostomy versus twist drill craniostomy; surgical management of unilateral hemispheric chronic subdural hematomas. Zentralblatt für Neurochirurgie, 69(3), 129–133. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1055/s-2007-1004587
- Gray, H. (1918). Anatomy of the human body (W. H. Lewis, Ed.; 20th ed.). Lea & Febiger. Aynı baskının Bartleby.com dökümüyle karşılaştırılarak okundu. archive.org/details/anatomyofhumanbo1918gray
- Grille, P., Biestro, A., Telis, O., Verga, F., & Sgarbi, N. (2021). Individual variation of tentorial notch morphometry in a series of neurocritical patients. Arquivos de Neuro-Psiquiatria, 79(9), 781–788. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1590/0004-282x-anp-2020-0335
- Griswold, D. P., Fernandez, L., & Rubiano, A. M. (2022). Traumatic subarachnoid hemorrhage: A scoping review. Journal of Neurotrauma, 39(1–2), 35–48. doi.org/10.1089/neu.2021.0007
- Groeschel, S., Chong, W. K., Surtees, R., & Hanefeld, F. (2006). Virchow-Robin spaces on magnetic resonance images: Normative data, their dilatation, and a review of the literature. Neuroradiology, 48(10), 745-754. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00234-006-0112-1
- Gupta, A., & Periakaruppan, A. (2009). Intracranial dural arteriovenous fistulas: A Review. The Indian journal of radiology & imaging, 19(1), 43-48. https://doi.org/10.4103/0971-3026.45344 doi.org/10.4103/0971-3026.45344
- Güçlü, D. G., Öztürk, O., Çırak, M., Can, H., Ünal, T. C., Dolaş, İ., Özgen, U., Aydoseli, A., & Sencer, A. (2022). A series of post-traumatic midline epidural hematoma and review of the literature. Ulusal travma ve acil cerrahi dergisi, 28(6), 805-811. doi.org/10.14744/tjtes.2020.28182
- Güneş, A., Uluca, Ü., Aktar, F., Konca, Ç., Şen, V., Ece, A., Hoşoğlu, S., Taş, M. A., & Gürkan, F. (2015). Clinical, radiological and laboratory findings in 185 children with tuberculous meningitis at a single centre and relationship with the stage of the disease. Italian journal of pediatrics, 41, 75. https://doi.org/10.1186/s13052-015-0186-7 doi.org/10.1186/s13052-015-0186-7
- Güven, O., Olgunus, Z. K., Beger, O., Arpacı, R. B., Çömelekoğlu, Ü., Arslan, G., Taghipour, P., Vayısoğlu, Y., & Talas, D. Ü. (2026). The comparison of biomechanical and histological findings of cadaveric temporal fascia and dura mater grafts. Surgical and Radiologic Anatomy, 48(1), 176. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00276-026-03935-6
- Håberg, A. K., Hammer, T. A., Kvistad, K. A., Rydland, J., Müller, T. B., Eikenes, L., Gårseth, M., & Stovner, L. J. (2016). Incidental Intracranial Findings and Their Clinical Impact; The HUNT MRI Study in a General Population of 1006 Participants between 50-66 Years. PloS one, 11(3), e0151080. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0151080 doi.org/10.1371/journal.pone.0151080
- Hacıyakupoğlu, E., Yılmaz, D. M., Kınalı, B., Arpacı, T., Akbaş, T., & Hacıyakupoğlu, S. (2018). Recurrent chronic subdural hematoma: Report of 13 cases. Open Medicine, 13, 520–527. doi.org/10.1515/med-2018-0076
- Hage, D., Mathkour, M., Iwanaga, J., Dumont, A. S., & Tubbs, R. S. (2022). The posterior cranial fossa's dura mater innervation and its clinical implication in headache: a comprehensive review. Folia morphologica, 81(4), 843-850. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.5603/fm.a2021.0114
- Haider, L., Hametner, S., Endmayr, V., Mangesius, S., Eppensteiner, A., Frischer, J. M., Iglesias, J. E., Barkhof, F., & Kasprian, G. (2022). Post-mortem correlates of Virchow-Robin spaces detected on in vivo MRI. Journal of cerebral blood flow and metabolism, 42(7), 1224-1235. doi.org/10.1177/0271678x211067455
- Haines, D. E. (1991). On the question of a subdural space. The Anatomical Record, 230(1), 3–21. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1002/ar.1092300103
- Haines, D. E., Harkey, H. L., & al-Mefty, O. (1993). The “subdural” space: A new look at an outdated concept. Neurosurgery, 32(1), 111–120. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1227/00006123-199301000-00017
- Hall, W. A., & Bhardwaj, A. (2025). Duret hemorrhages. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32809330
- Hall, W. A., & Munakomi, S. (2026). Uncal herniation. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/30725793
- Hall, W. A., Schaurich, C. G., & Rout, P. (2025). Cerebrospinal Fluid Leak. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/30844184
- Heit, J. J., Iv, M., & Wintermark, M. (2017). Imaging of Intracranial Hemorrhage. Journal of stroke, 19(1), 11-27. doi.org/10.5853/jos.2016.00563
- Herisson, F., Frodermann, V., Courties, G., Rohde, D., Sun, Y., Vandoorne, K., Wojtkiewicz, G. R., Masson, G. S., Vinegoni, C., Kim, J., Kim, D. E., Weissleder, R., Swirski, F. K., Moskowitz, M. A., & Nahrendorf, M. (2018). Direct vascular channels connect skull bone marrow and the brain surface enabling myeloid cell migration. Nature neuroscience, 21(9), 1209-1217. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1038/s41593-018-0213-2
- Hiramatsu, M., Ozaki, T., Tanoue, S., Mizutani, K., Nakamura, H., Tokuyama, K., Sakata, H., Matsumaru, Y., Nakahara, I., Niimi, Y., Fujinaka, T., & Kiyosue, H. (2024). Detailed Anatomy of Bridging Veins Around the Foramen Magnum: a Multicenter Study Using Three-dimensional Angiography. Clinical neuroradiology, 34(1), 67-74. doi.org/10.1007/s00062-023-01327-6
- Hirata, K., Ito, Y., Ikeda, G., Uemura, K., Sato, M., Marushima, A., Hayakawa, M., Tomono, Y., Matsumaru, Y., & Matsumura, A. (2021). Detection Rate and Radiological Features of Asymptomatic Intracranial Dural Arteriovenous Fistula: Analysis of Magnetic Resonance Imaging Data of 11745 Individuals in the Japanese Brain Check-Up System. Journal of neuroendovascular therapy, 15(12), 787-792. https://doi.org/10.5797/jnet.oa.2020-0211 doi.org/10.5797/jnet.oa.2020-0211
- Hitpass Romero, K., Stevenson, T. J., Smyth, L. C. D., Watkin, B., McCullough, S. J. C., Vinnell, L., Smith, A. M., Schweder, P., Correia, J. A., Kipnis, J., Dragunow, M., & Rustenhoven, J. (2025). Age-related meningeal extracellular matrix remodeling compromises CNS lymphatic function. Journal of neuroinflammation, 22(1), 109. doi.org/10.1186/s12974-025-03436-0
- Hladky, S. B., & Barrand, M. A. (2022). The glymphatic hypothesis: The theory and the evidence. Fluids and Barriers of the CNS, 19(1), 9. doi.org/10.1186/s12987-021-00282-z
- Hosapatna, M., Kunder, K., Bhat, N. P., Shetty, A., Sanyal, S., Prabhath, S., & Sumalatha, S. (2024). Falx cerebelli and its associated occipital venous sinus: An anatomical study. Surgical and Radiologic Anatomy, 46(10), 1561–1569. doi.org/10.1007/s00276-024-03416-8
- Hutchings, M., & Weller, R. O. (1986). Anatomical relationships of the pia mater to cerebral blood vessels in man. Journal of neurosurgery, 65(3), 316-325. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/jns.1986.65.3.0316
- Iliff, J. J., Wang, M., Liao, Y., Plogg, B. A., Peng, W., Gundersen, G. A., Benveniste, H., Vates, G. E., Deane, R., Goldman, S. A., Nagelhus, E. A., & Nedergaard, M. (2012). A paravascular pathway facilitates CSF flow through the brain parenchyma and the clearance of interstitial solutes, including amyloid β. Science translational medicine, 4(147), 147ra111. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1126/scitranslmed.3003748
- Ishikawa, K., Mizutani, K., & Toda, M. (2026). Anatomical and developmental insights into the dura mater: Implications for neurosurgery and endovascular therapy. Surgical Neurology International, 17, 306. doi.org/10.25259/sni_472_2026
- Ita, M. I., & Bordoni, B. (2023). Neuroanatomy, tentorium cerebelli. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32491772
- Iyengar, S., Johnson, K. W., Ossipov, M. H., & Aurora, S. K. (2019). CGRP and the Trigeminal System in Migraine. Headache, 59(5), 659-681. doi.org/10.1111/head.13529
- Jacob, L., de Brito Neto, J., Lenck, S., Corcy, C., Benbelkacem, F., Geraldo, L. H., Xu, Y., Thomas, J. M., El Kamouh, M. R., Spajer, M., Potier, M. C., Haik, S., Kalamarides, M., Stankoff, B., Lehericy, S., Eichmann, A., & Thomas, J. L. (2022). Conserved meningeal lymphatic drainage circuits in mice and humans. The Journal of experimental medicine, 219(8), e20220035. doi.org/10.1084/jem.20220035
- Jarrin, I., Sellier, P., Lopes, A., Morgand, M., Makovec, T., Delcey, V., Champion, K., Simoneau, G., Green, A., Mouly, S., Bergmann, J. F., & Lloret-Linares, C. (2016). Etiologies and Management of Aseptic Meningitis in Patients Admitted to an Internal Medicine Department. Medicine, 95(2), e2372. https://doi.org/10.1097/md.0000000000002372 doi.org/10.1097/md.0000000000002372
- Jeffery, N. (2002). Differential regional brain growth and rotation of the prenatal human tentorium cerebelli. Journal of Anatomy, 200(Pt 2), 135–144. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1046/j.0021-8782.2001.00017.x
- Jeong, T. S., Yee, G. T., Lim, T. G., Kim, W. K., & Yoo, C. J. (2020). Efficacy and safety of decompressive craniectomy with non-suture duraplasty in patients with traumatic brain injury. PLoS ONE, 15(10), e0232561. doi.org/10.1371/journal.pone.0232561
- Jeong, Y. H., Oh, J. W., Cho, S., & Korean Trauma Data Bank System Committee. (2016). Clinical outcome of acute epidural hematoma in Korea: Preliminary report of 285 cases registered in the Korean Trauma Data Bank System. Korean Journal of Neurotrauma, 12(2), 47–54. doi.org/10.13004/kjnt.2016.12.2.47
- Jin, S. W., Sim, K. B., & Kim, S. D. (2016). Development and growth of the normal cranial vault: An embryologic review. Journal of Korean Neurosurgical Society, 59(3), 192–196. doi.org/10.3340/jkns.2016.59.3.192
- Joost, S., Kaddatz, H., Vankriekelsvenne, E., & Brandenburg, L. O. (2026). The meninges as a neuroimmune interface: Structure, barriers and roles in CNS disease. Fluids and Barriers of the CNS, 23(1), 43. doi.org/10.1186/s12987-026-00795-5
- Juskys, R., Rocka, S., & Suchomlinov, A. (2022). Anatomical Variations of Superior Sagittal Sinus and Tributary Bridging Veins: A Cadaveric Study. Cureus, 14(2), e21979. doi.org/10.7759/cureus.21979
- Kabakcı, A. İ., Güngör, A., Çakır, S. C., Erol, G., Kantarcı, K., Fidan, S., & Türe, U. (2026). The continuing legacy of M. Gazi Yaşargil and the microneurosurgery laboratory at Yeditepe University School of Medicine. World Neurosurgery, 205, 124668. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.wneu.2025.124668
- Kale, A., Emmez, H., Pişkin, Ö., & Durdağ, E. (2015). Postdural puncture subdural hematoma or postdural puncture headache?: two cases report. Korean journal of anesthesiology, 68(5), 509-512. https://doi.org/10.4097/kjae.2015.68.5.509 doi.org/10.4097/kjae.2015.68.5.509
- Kamaşak Arpaçay, B., & Aycan, K. (2026). Morphological variations of the dural venous sinuses: a cadaveric study. Frontiers in surgery, 13, 1800026. doi.org/10.3389/fsurg.2026.1800026
- Kanat, A., Kayaci, S., Yazar, U., Kazdal, H., & Terzi, Y. (2010). Chronic subdural hematoma in adults: Why does it occur more often in males than females? Influence of patient’s sexual gender on occurrence. Journal of Neurosurgical Sciences, 54(3), 99–103. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/21423076
- Kaplanoğlu, V., Kaplanoğlu, H., Turan, A., & Dilli, A. (2023). Evaluation of Arachnoid Granulations in Cranial Dural Sinuses with Contrast-Enhanced 3-Dimensional T1-Weighted Magnetic Resonance Imaging. The Eurasian journal of medicine, 55(2), 95-99. doi.org/10.5152/eurasianjmed.2023.22104
- Karadaş, A. Ö., Tulum, G., Karadaş, Ö., Işık, M. İ., Cüce, F., Osman, O., Şimşek, Z., Mert, N. S., Baş, N., Özcan, B., & Ağaoğlu, T. B. (2026). A comprehensive evaluation of non-vascular prepontine cistern anatomy influencing trigeminal nerve vulnerability using machine learning-based morphometric analysis. Frontiers in Medicine, 13, 1745815. doi.org/10.3389/fmed.2026.1745815
- Karatas, D., Martínez Santos, J. L., Uygur, S., Dagtekin, A., Kurtoglu Olgunus, Z., Avci, E., & Baskaya, M. K. (2024). A new classification of parasagittal bridging veins based on their configurations and drainage routes pertinent to interhemispheric approaches: a surgical anatomical study. Journal of neurosurgery, 140(1), 271-281. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/2023.4.jns222866
- Karibe, H., Hayashi, T., Hirano, T., Kameyama, M., Nakagawa, A., & Tominaga, T. (2014). Surgical management of traumatic acute subdural hematoma in adults: A review. Neurologia Medico-Chirurgica, 54(11), 887–894. doi.org/10.2176/nmc.cr.2014-0204
- Karl, A., Ali, M. A., & Brandis, D. (2022). Kernig Sign (Archived). In StatPearls. StatPearls Publishing. PMID 29262005. https://europepmc.org/article/MED/29262005 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/29262005
- Kayaci, S., Kanat, A., Koksal, V., & Ozdemir, B. (2014). Effect of inner membrane tearing in the treatment of adult chronic subdural hematoma: A comparative study. Neurologia Medico-Chirurgica, 54(5), 363–373. doi.org/10.2176/nmc.oa.2013-0147
- Keles, A., Ozaydin, B., & Baskaya, M. K. (2021). Meningioma of posterolateral tentorial incisura: A case demonstration of paramedian supracerebellar transtentorial approach. Neurosurgical Focus: Video, 5(1), V8. doi.org/10.3171/2021.4.focvid2138
- Keleş, A., Harput, M. V., & Türe, U. (2019). Cisterna magna reconstruction with arachnoid suturing in brainstem surgery. Neurosurgical Focus: Video, 1(2), V11. doi.org/10.3171/2019.10.focusvid.19455
- Kemp, W. J., Tubbs, R. S., & Cohen-Gadol, A. A. (2012). The innervation of the cranial dura mater: neurosurgical case correlates and a review of the literature. World neurosurgery, 78(5), 505-510. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.wneu.2011.10.045
- Khairat, A., Margetis, K., & Waseem, M. (2025). Epidural hematoma. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/30085524
- Kim, H., Choi, Y., Lee, Y., Won, J. K., Lee, S. H., Suh, M., Lee, D. S., Kang, H. S., Cho, W. S., & Cheon, G. J. (2024). Neovascularization in outer membrane of chronic subdural hematoma: A rationale for middle meningeal artery embolization. Journal of Korean Neurosurgical Society, 67(2), 146–157. doi.org/10.3340/jkns.2023.0105
- Kim, J. J., & Gean, A. D. (2011). Imaging for the diagnosis and management of traumatic brain injury. Neurotherapeutics, 8(1), 39–53. doi.org/10.1007/s13311-010-0003-3
- Kim, Y. S., Jung, S. H., Lim, D. H., Kim, T. S., Kim, J. H., & Lee, J. K. (2015). Traumatic dural venous sinus injury. Korean Journal of Neurotrauma, 11(2), 118–123. doi.org/10.13004/kjnt.2015.11.2.118
- Kinaci, A., Bergmann, W., Bleys, R. L., van der Zwan, A., & van Doormaal, T. P. (2020). Histologic comparison of the dura mater among species. Comparative Medicine, 70(2), 170–175. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.30802/aalas-cm-19-000022
- Kinslow, C. J., Rae, A. I., Kumar, P., McKhann, G. M., Sisti, M. B., Bruce, J. N., Yu, J. B., Cheng, S. K., & Wang, T. J. C. (2023). Risk Stratification for Management of Solitary Fibrous Tumor/Hemangiopericytoma of the Central Nervous System. Cancers, 15(3), 876. https://doi.org/10.3390/cancers15030876 doi.org/10.3390/cancers15030876
- Kiroglu, Y., Yaqci, B., Cirak, B., & Karabulut, N. (2008). Giant arachnoid granulation in a patient with benign intracranial hypertension. European radiology, 18(10), 2329-2332. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00330-008-0985-y
- Kiss-Bodolay, D., Papadimitriou, K., Hedjoudje, A., Duc, C., Vargas, M. I., Kiss, J. Z., Schaller, K., & Fournier, J. Y. (2023). The interdural hematoma: A subtype of convexity subdural/dural hematoma with specific radioanatomical characteristics. Surgical Neurology International, 14, 316. doi.org/10.25259/sni_564_2023
- Kizmazoglu, C., Aydin, H. E., Kaya, I., Atar, M., Husemoglu, B., Kalemci, O., Sozer, G., & Havitcioglu, H. (2019). Comparison of biomechanical properties of dura mater substitutes and cranial human dura mater: An in vitro study. Journal of Korean Neurosurgical Society, 62(6), 635–642. doi.org/10.3340/jkns.2019.0122
- Klein, B. M., & Bordoni, B. (2023). Anatomy, Head and Neck, Emissary Veins. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/33085343
- Knight, J., & De Jesus, O. (2023). Tonsillar herniation. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32965841
- Knight, J., & Rayi, A. (2023). Transtentorial herniation. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32809371
- Kocak, B., Hasiloglu, Z. I., Kizilkilic, O., Kocer, N., Aydin, S., & Islak, C. (2013). Total agenesis of superior sagittal sinus and falx cerebri in a patient who has a subacute subdural hematoma crossing midline: Case report. Neurosurgery, 72(5), E863–E867. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1227/neu.0b013e318285ba68
- Koç, R. K., Paşaoğlu, A., Kurtsoy, A., Oktem, I. S., & Kavuncu, I. (1997). Acute spontaneous subdural hematoma of arterial origin: A report of five cases. Surgical Neurology, 47(1), 9–11. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/S0090-3019(96)00150-4
- Kohil, A., Jemmieh, S., Smatti, M. K., & Yassine, H. M. (2021). Viral meningitis: an overview. Archives of virology, 166(2), 335-345. https://doi.org/10.1007/s00705-020-04891-1 doi.org/10.1007/s00705-020-04891-1
- Koktener, A., Dilmen, G., & Kurt, A. (2007). The cisterna magna size in normal second-trimester fetuses. Journal of perinatal medicine, 35(3), 217-219. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1515/jpm.2007.060
- Kolabas, Z. I., Kuemmerle, L. B., Perneczky, R., Förstera, B., Ulukaya, S., Ali, M., Kapoor, S., Bartos, L. M., Büttner, M., Caliskan, O. S., Rong, Z., Mai, H., Höher, L., Jeridi, D., Molbay, M., Khalin, I., Deligiannis, I. K., Negwer, M., Roberts, K., . . . Erturk, A. (2023). Distinct molecular profiles of skull bone marrow in health and neurological disorders. Cell, 186(17), 3706-3725.e29. doi.org/10.1016/j.cell.2023.07.009
- Korja, M., Silventoinen, K., Laatikainen, T., Jousilahti, P., Salomaa, V., Hernesniemi, J., & Kaprio, J. (2013). Risk factors and their combined effects on the incidence rate of subarachnoid hemorrhage: A population-based cohort study. PLoS ONE, 8(9), e73760. doi.org/10.1371/journal.pone.0073760
- Kostecki, K., De Jesus, O., & Pearson-Shaver, A. L. (2023). Subfalcine herniation. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/30725631
- Kumar, A., Kumar, R., Narayan, R. K., Nath, B., Datusalia, A. K., Rastogi, A. K., Jha, R. K., Kumar, P., Pareek, V., Prasoon, P., Faiq, M. A., Agrawal, P., Prasad, S. N., Kumari, C., & Asghar, A. (2025). Anatomical correlates for the newly discovered meningeal layer in the existing literature: A systematic review. Anatomical record (Hoboken, N.J. : 2007), 308(1), 191-210. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1002/ar.25524
- Kumar, A., Pandey, S., Kumar, P., & Sangale, S. (2026). A comparative study of watertight dural closure and nonwatertight dural closure for decompressive craniectomy. Asian Journal of Neurosurgery, 21(2), 233–240. doi.org/10.1055/s-0045-1813222
- Kumari, S., Jaiswal, M., & Ojha, B. K. (2023). Is basal cisternostomy in traumatic brain injury a need of hour or white elephant - A randomized trial to answer. Surgical Neurology International, 14, 412. doi.org/10.25259/sni_825_2023
- Kuo, P. H., Stuehm, C., Squire, S., & Johnson, K. (2018). Meningeal Lymphatic Vessel Flow Runs Countercurrent to Venous Flow in the Superior Sagittal Sinus of the Human Brain. Tomography (Ann Arbor, Mich.), 4(3), 99-104. doi.org/10.18383/j.tom.2018.00013
- Kwee, R. M., & Kwee, T. C. (2007). Virchow-Robin spaces at MR imaging. Radiographics, 27(4), 1071-1086. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1148/rg.274065722
- Lee, K. S., Ong, S. H., Gillespie, C. S., Ng, L. P., Seow, W. T., & Low, S. Y. (2024). Traumatic posterior fossa extradural hematoma in children: A meta-analysis and institutional experience of its clinical course, treatment and outcomes. Neurosurgical Review, 47(1), 878. doi.org/10.1007/s10143-024-03089-2
- Lee, S. H., Hwang, S. J., Koh, K. S., Song, W. C., & Han, S. D. (2017a). Macroscopic Innervation of the Dura Mater Covering the Middle Cranial Fossa in Humans Correlated to Neurovascular Headache. Frontiers in neuroanatomy, 11, 127. doi.org/10.3389/fnana.2017.00127
- Lee, S. H., Shin, K. J., Koh, K. S., Song, W. C., & Song, W. C. (2017b). Visualization of the tentorial innervation of human dura mater. Journal of anatomy, 231(5), 683-689. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1111/joa.12659
- Letchuman, V., & Donohoe, C. (2023). Neuroanatomy, Superior Sagittal Sinus. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/31536222
- Levin-Carrion, Y., Bhasin, J., Campbell, T., Faizullabhoy, E., Titkov, K., Coronado-Guzman, C., Sawnhey, A., Anne, S., Perez-Chadid, D. A., Thibault, D., Pando, A., Novakovic, N., & Sun, H. (2026). Penetrating dural venous sinus injury: a scoping review of clinical presentation, operative management, and prognosis. Neurosurgical review, 49(1), 548. doi.org/10.1007/s10143-026-04451-2
- Levraut, M., Cohen, M., Bresch, S., Giordana, C., Burel-Vandenbos, F., Mondot, L., Sedat, J., Fontaine, D., Bourg, V., Martis, N., & Lebrun-Frenay, C. (2019). Immunoglobulin G4-related hypertrophic pachymeningitis: A case-oriented review. Neurology(R) neuroimmunology & neuroinflammation, 6(4), e568. https://doi.org/10.1212/nxi.0000000000000568 doi.org/10.1212/nxi.0000000000000568
- Li, Y. F., Wei, R. X., Yang, K. Q., Hack, G. D., Chi, Y. Y., Tang, W., Sui, X. J., Zhang, M. L., Sui, H. J., & Yu, S. B. (2023). A valuable subarachnoid space named the occipito-atlantal cistern. Scientific reports, 13(1), 12096. doi.org/10.1038/s41598-023-38825-z
- Li, Y., Sun, Y., Paez, A., Xu, G., Pillai, J. J., Iliff, J. J., Ganji, S. K., Knutsson, L., Van Zijl, P. C. M., Kamson, D. O., Calabresi, P. A., & Hua, J. (2026). Dynamic MRI of fluid and solute transportation across the arachnoid barrier in the human meninges. Radiology, 318(2), e252393. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1148/radiol.252393
- Lin, D. D., Lin, J. L., Deng, X. Y., Li, W., Li, D. D., Yin, B., Lin, J., Zhang, N., & Sheng, H. S. (2019). Trends in intracranial meningioma incidence in the United States, 2004-2015. Cancer medicine, 8(14), 6458-6467. https://doi.org/10.1002/cam4.2516 doi.org/10.1002/cam4.2516
- Liu, J., Ni, W., Zuo, Q., Yang, H., Peng, Y., Lin, Z., Li, Z., Wang, J., Zhen, Y., Luo, J., Lin, Y., Chen, J., Hua, X., Lu, H., Zhong, M., Liu, M., Zhang, J., Wang, Y., Wan, J., … MAGIC-MT Investigators. (2024). Middle meningeal artery embolization for nonacute subdural hematoma. The New England Journal of Medicine, 391(20), 1901–1912. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1056/NEJMoa2401201
- Liu, J., Wu, S., Zhao, K., Wang, J., Shu, K., & Lei, T. (2022). Clinical Features, Management, and Prognostic Factors of Intracranial Solitary Fibrous Tumor. Frontiers in oncology, 12, 915273. https://doi.org/10.3389/fonc.2022.915273 doi.org/10.3389/fonc.2022.915273
- Liu, L., Zhang, X., Chai, Y., Zhang, J., Deng, Q., & Chen, X. (2025). Skull bone marrow and skull meninges channels: redefining the landscape of central nervous system immune surveillance. Cell death & disease, 16(1), 53. doi.org/10.1038/s41419-025-07336-2
- Louis, D. N., Perry, A., Wesseling, P., Brat, D. J., Cree, I. A., Figarella-Branger, D., Hawkins, C., Ng, H. K., Pfister, S. M., Reifenberger, G., Soffietti, R., von Deimling, A., & Ellison, D. W. (2021). The 2021 WHO Classification of Tumors of the Central Nervous System: a summary. Neuro-oncology, 23(8), 1231-1251. https://doi.org/10.1093/neuonc/noab106 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1093/neuonc/noab106
- Louveau, A., Smirnov, I., Keyes, T. J., Eccles, J. D., Rouhani, S. J., Peske, J. D., Derecki, N. C., Castle, D., Mandell, J. W., Lee, K. S., Harris, T. H., & Kipnis, J. (2015). Structural and functional features of central nervous system lymphatic vessels. Nature, 523(7560), 337–341. doi.org/10.1038/nature14432
- Lutters, B., & Koehler, P. J. (2020). A road less travelled: The centenary of cisterna magna puncture. Brain, 143(9), 2858–2862. doi.org/10.1093/brain/awaa254
- Lv, X., Wu, Z., & Li, Y. (2014). Innervation of the cerebral dura mater. The neuroradiology journal, 27(3), 293-298. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.15274/nrj-2014-10052
- Lynch, K. M., Sepehrband, F., Toga, A. W., & Choupan, J. (2023). Brain perivascular space imaging across the human lifespan. NeuroImage, 271, 120009. doi.org/10.1016/j.neuroimage.2023.120009
- Ma, Q., Ineichen, B. V., Detmar, M., & Proulx, S. T. (2017). Outflow of cerebrospinal fluid is predominantly through lymphatic vessels and is reduced in aged mice. Nature communications, 8(1), 1434. doi.org/10.1038/s41467-017-01484-6
- Mack, J., Squier, W., & Eastman, J. T. (2009). Anatomy and development of the meninges: Implications for subdural collections and CSF circulation. Pediatric Radiology, 39(3), 200–210. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00247-008-1084-6
- Mahendru, G., & Chong, V. (2009). Meninges in cancer imaging. Cancer Imaging, 9(Special issue A), S14–S21. doi.org/10.1102/1470-7330.2009.9004
- Mammadli, E., Sahin, B., Sahin, Y., Ziyal, M. I., & Sakar, M. (2026). The 6 Surgical Approaches for Tentorial Meningiomas Based on Site of Origin and Extension. Operative neurosurgery (Hagerstown, Md.). https://doi.org/10.1227/ons.0000000000001987 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1227/ons.0000000000001987
- Manfrellotti, R., Gagliano, D., Costanzo, R., Mosteiro, A., Codes Méndez, M., Perera Valdivia, D., Lasunin, N., Giussani, C. G., Carrabba, G. G., Enseñat, J., Di Somma, A., & Prats-Galino, A. (2025). The meningo-orbital band from an endoscopic transorbital approach: An anatomical study. Frontiers in Neuroanatomy, 19, 1578959. doi.org/10.3389/fnana.2025.1578959
- Manivannan, S., Spencer, R., Marei, O., Mayo, I., Elalfy, O., Martin, J., & Zaben, M. (2021). Acute subdural haematoma in the elderly: To operate or not to operate? A systematic review and meta-analysis of outcomes following surgery. BMJ Open, 11(12), e050786. doi.org/10.1136/bmjopen-2021-050786
- Mantovani, G., Menegatti, M., Scerrati, A., Cavallo, M. A., & De Bonis, P. (2018). Controversies and misconceptions related to cerebrospinal fluid circulation: A review of the literature from the historical pioneers’ theories to current models. BioMed Research International, 2018, 2928378. doi.org/10.1155/2018/2928378
- Mapunda, J. A., Pareja, J., Vladymyrov, M., Bouillet, E., Hélie, P., Pleskač, P., Barcos, S., Andrae, J., Vestweber, D., McDonald, D. M., Betsholtz, C., Deutsch, U., Proulx, S. T., & Engelhardt, B. (2023). VE-cadherin in arachnoid and pia mater cells serves as a suitable landmark for in vivo imaging of CNS immune surveillance and inflammation. Nature communications, 14(1), 5837. doi.org/10.1038/s41467-023-41580-4
- Maugeri, R., Anderson, D. G., Graziano, F., Meccio, F., Visocchi, M., & Iacopino, D. G. (2015). Conservative vs. surgical management of post-traumatic epidural hematoma: A case and review of literature. The American Journal of Case Reports, 16, 811–817. doi.org/10.12659/AJCR.895231
- Maulana, A. F., Nurikhwan, P. W., Lahdimawan, A., Ahsani, I. F., Lahdimawan, M. R. R., & Jamila, A. (2025). Reducing complications in duraplasty with autologous dural graft material: A meta-analysis. Journal of Cerebrovascular and Endovascular Neurosurgery, 27(2), 103–117. doi.org/10.7461/jcen.2025.e2023.12.004
- Mazzitelli, J. A., Pulous, F. E., Smyth, L. C. D., Kaya, Z., Rustenhoven, J., Moskowitz, M. A., Kipnis, J., & Nahrendorf, M. (2023). Skull bone marrow channels as immune gateways to the central nervous system. Nature neuroscience, 26(12), 2052-2062. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1038/s41593-023-01487-1
- Mazzitelli, J. A., Smyth, L. C. D., Cross, K. A., Dykstra, T., Sun, J., Du, S., Mamuladze, T., Smirnov, I., Rustenhoven, J., & Kipnis, J. (2022). Cerebrospinal fluid regulates skull bone marrow niches via direct access through dural channels. Nature neuroscience, 25(5), 555-560. doi.org/10.1038/s41593-022-01029-1
- McGill, F., Griffiths, M. J., Bonnett, L. J., Geretti, A. M., Michael, B. D., Beeching, N. J., McKee, D., Scarlett, P., Hart, I. J., Mutton, K. J., Jung, A., Adan, G., Gummery, A., Sulaiman, W. A. W., Ennis, K., Martin, A. P., Haycox, A., Miller, A., Solomon, T., & UK Meningitis Study Investigators (2018). Incidence, aetiology, and sequelae of viral meningitis in UK adults: a multicentre prospective observational cohort study. The Lancet. Infectious diseases, 18(9), 992-1003. https://doi.org/10.1016/s1473-3099(18)30245-7 doi.org/10.1016/s1473-3099(18)30245-7
- Medişoğlu, M. S., & Öçbe, M. (2026). Morphologic variations of the sigmoid sinus on computed tomography: a classification-based study. Surgical and radiologic anatomy : SRA, 48(1), 127. doi.org/10.1007/s00276-026-03894-y
- MedlinePlus. (n.d.). Meningitis. National Library of Medicine. https://medlineplus.gov/meningitis.html medlineplus.gov/meningitis.html
- Mehta, R. I., & Mehta, R. I. (2023). Giant arachnoid granulations: A systematic literature review. International journal of molecular sciences, 24(16), 13014. doi.org/10.3390/ijms241613014
- Mehta, R. I., Wang, T., Lewis, A., Walker, C. E., Gebczak, C., Barnes, L. L., Bennett, D. A., & Mehta, R. I. (2026). Arachnoid granulation morphologies and β-amyloid and tau pathology in older adults. Alzheimer's & dementia, 22(8), e71736. doi.org/10.1002/alz.71736
- Mekinian, A., Maisonobe, L., Boukari, L., Melenotte, C., Terrier, B., Ayrignac, X., Schleinitz, N., Sène, D., Hamidou, M., Konaté, A., Guilpain, P., Abisror, N., Ghrenassia, E., Lachenal, F., Cevallos, R., Roos-Weil, R., Du, L. T. H., Lhote, F., Larroche, C., ... Fain, O. (2018). Characteristics, outcome and treatments with cranial pachymeningitis: A multicenter French retrospective study of 60 patients. Medicine, 97(30), e11413. https://doi.org/10.1097/md.0000000000011413 doi.org/10.1097/md.0000000000011413
- Melin, E., Ringstad, G., Valnes, L. M., & Eide, P. K. (2023). Human parasagittal dura is a potential neuroimmune interface. Communications biology, 6(1), 260. doi.org/10.1038/s42003-023-04634-3
- Messlinger, K. (2018). The big CGRP flood - sources, sinks and signalling sites in the trigeminovascular system. The journal of headache and pain, 19(1), 22. doi.org/10.1186/s10194-018-0848-0
- Mestre, H., Tithof, J., Du, T., Song, W., Peng, W., Sweeney, A. M., Olveda, G., Thomas, J. H., Nedergaard, M., & Kelley, D. H. (2018). Flow of cerebrospinal fluid is driven by arterial pulsations and is reduced in hypertension. Nature Communications, 9(1), 4878. doi.org/10.1038/s41467-018-07318-3
- Mezey, É., Szalayova, I., Hogden, C. T., Brady, A., Dósa, Á., Sótonyi, P., & Palkovits, M. (2021). An immunohistochemical study of lymphatic elements in the human brain. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America, 118(3), e2002574118. doi.org/10.1073/pnas.2002574118
- Mezue, W. C., Ndubuisi, C. A., Chikani, M. C., Achebe, D. S., & Ohaegbulam, S. C. (2012). Traumatic extradural hematoma in Enugu, Nigeria. Nigerian Journal of Surgery, 18(2), 80–84. doi.org/10.4103/1117-6806.103111
- Miyauchi, T., Mizutani, K., Akiyama, T., & Toda, M. (2024). Bridging veins at the craniocervical junction: from anatomy to clinical significance in dural arteriovenous shunts. Neuroradiology, 66(1), 55-62. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00234-023-03232-8
- Mizushima, S., Tanoue, S., Kuroki, H., Shioyama, G., Hirohata, M., & Uchiyama, Y. (2026). Supratentorial Dural Venous Channel (SDVC): Imaging Anatomy Evaluated on CT Venography. Journal of neuroendovascular therapy, 20(1), 2026-0045. doi.org/10.5797/jnet.oa.2026-0045
- Mohan, M., Islim, A. I., Rasul, F. T., Rominiyi, O., deSouza, R. M., Poon, M. T. C., Jamjoom, A. A. B., Kolias, A. G., Woodfield, J., Patel, K., Chari, A., Kirollos, R., & British Neurosurgical Trainee Research Collaborative. (2019). Subarachnoid haemorrhage with negative initial neurovascular imaging: A systematic review and meta-analysis. Acta Neurochirurgica, 161(10), 2013–2026. doi.org/10.1007/s00701-019-04025-w
- Møllgård, K., Beinlich, F. R. M., Kusk, P., Miyakoshi, L. M., Delle, C., Plá, V., Hauglund, N. L., Esmail, T., Rasmussen, M. K., Gomolka, R. S., Mori, Y., & Nedergaard, M. (2023). A mesothelium divides the subarachnoid space into functional compartments. Science, 379(6627), 84–88. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1126/science.adc8810
- Mori, K., Isoda, M., Fukui, I., Tamase, A., Kodama, N., Yamada, R., Kojima, M., Nakano, T., & Nomura, M. (2026). Venous anatomy and embryology of the tentorium. Journal of Neuroendovascular Therapy, 20(1), 2025-0133. doi.org/10.5797/jnet.ra.2025-0133
- Morris, Z., Whiteley, W. N., Longstreth, W. T., Weber, F., Lee, Y. C., Tsushima, Y., Alphs, H., Ladd, S. C., Warlow, C., Wardlaw, J. M., & Al-Shahi Salman, R. (2009). Incidental findings on brain magnetic resonance imaging: systematic review and meta-analysis. BMJ (Clinical research ed.), 339, b3016. https://doi.org/10.1136/bmj.b3016 doi.org/10.1136/bmj.b3016
- Mortazavi, M. M., Quadri, S. A., Khan, M. A., Gustin, A., Suriya, S. S., Hassanzadeh, T., Fahimdanesh, K. M., Adl, F. H., Fard, S. A., Taqi, M. A., Armstrong, I., Martin, B. A., & Tubbs, R. S. (2018). Subarachnoid trabeculae: A comprehensive review of their embryology, histology, morphology, and surgical significance. World Neurosurgery, 111, 279–290. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.wneu.2017.12.041
- Mosteiro, A., Codes, M., Tafuto, R., Manfrellotti, R., Torales, J., Enseñat, J., Di Somma, A., & Prats-Galino, A. (2024). Transorbital approach to the cavernous sinus: an anatomical study of the related cranial nerves. Frontiers in neuroanatomy, 18, 1367533. doi.org/10.3389/fnana.2024.1367533
- Munakomi, S., & Das, J. M. (2026). Brain herniation. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/31194403
- Munakomi, S., & Hall, W. A. (2026). Craniotomy. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32809757
- Munakomi, S., & Jozsa, F. (2026). Neuroanatomy, falx cerebri. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/31424888
- Mustansir, F., Bashir, S., & Darbar, A. (2018). Management of arachnoid cysts: A comprehensive review. Cureus, 10(4), e2458. doi.org/10.7759/cureus.2458
- Nakao, T. (1979). Electron microscopic studies on the lamprey meninges. Journal of Comparative Neurology, 183(2), 429–453. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1002/cne.901830213
- Natali, A. L., Reddy, V., & Leo, J. T. (2024). Neuroanatomy, Middle Meningeal Arteries. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/30137830
- Nath, S., Koziarz, A., Badhiwala, J. H., Alhazzani, W., Jaeschke, R., Sharma, S., Banfield, L., Shoamanesh, A., Singh, S., Nassiri, F., Oczkowski, W., Belley-Côté, E., Truant, R., Reddy, K., Meade, M. O., Farrokhyar, F., Bala, M. M., Alshamsi, F., Krag, M., ... Almenawer, S. A. (2018). Atraumatic versus conventional lumbar puncture needles: a systematic review and meta-analysis. Lancet (London, England), 391(10126), 1197-1204. https://doi.org/10.1016/s0140-6736(17)32451-0 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/s0140-6736(17)32451-0
- National Institute for Health and Care Excellence. (2022). Subarachnoid haemorrhage caused by a ruptured aneurysm: Diagnosis and management (NICE Guideline NG228). www.nice.org.uk/guidance/ng228
- National Institute for Health and Care Excellence. (2024). Meningitis (bacterial) and meningococcal disease: recognition, diagnosis and management (NICE guideline NG240). https://www.nice.org.uk/guidance/ng240 www.nice.org.uk/guidance/ng240
- National Institute of Neurological Disorders and Stroke. (n.d.). Arachnoid cysts. https://www.ninds.nih.gov/health-information/disorders/arachnoid-cysts www.ninds.nih.gov/health-information/disorders/arachnoid-cysts
- Nayar, G., Ejikeme, T., Chongsathidkiet, P., Elsamadicy, A. A., Blackwell, K. L., Clarke, J. M., Lad, S. P., & Fecci, P. E. (2017). Leptomeningeal disease: current diagnostic and therapeutic strategies. Oncotarget, 8(42), 73312-73328. https://doi.org/10.18632/oncotarget.20272 doi.org/10.18632/oncotarget.20272
- Neuhuber, W. (2024). An “outer subarachnoid space”: Fact or artifact? A commentary on “Structural characterization of SLYM—a 4th meningeal membrane” Fluids and Barriers of the CNS (2023) 20:93 by V. Plá et al. Fluids and Barriers of the CNS, 21(1), 48. doi.org/10.1186/s12987-024-00539-3
- Ngnitewe Massa, R., Minutello, K., & Mesfin, F. B. (2023). Neuroanatomy, Cavernous Sinus. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/29083662
- Nicholas, D. S., & Weller, R. O. (1988). The fine anatomy of the human spinal meninges: A light and scanning electron microscopy study. Journal of Neurosurgery, 69(2), 276–282. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/jns.1988.69.2.0276
- Niestrawska, J. A., Rodewald, M., Schultz, C., Quansah, E., Meyer-Zedler, T., Schmitt, M., Popp, J., Tomasec, I., Ondruschka, B., & Hammer, N. (2023). Morpho-mechanical mapping of human dura mater microstructure. Acta Biomaterialia, 170, 86–96. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.actbio.2023.08.024
- Nieuwkamp, D. J., Setz, L. E., Algra, A., Linn, F. H., de Rooij, N. K., & Rinkel, G. J. (2009). Changes in case fatality of aneurysmal subarachnoid haemorrhage over time, according to age, sex, and region: A meta-analysis. The Lancet Neurology, 8(7), 635–642. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/S1474-4422(09)70126-7
- Nishiyama, J., Osada, T., & Matsumae, M. (2021). Simple, quick, and safe dural incision technique for patients with expected brain bulging during decompressive craniectomy: "Crank-shaped dural incisions". Neurologia Medico-Chirurgica, 61(8), 499–503. doi.org/10.2176/nmc.tn.2021-0047
- Noseda, R., Melo-Carrillo, A., Nir, R. R., Strassman, A. M., & Burstein, R. (2019). Non-Trigeminal Nociceptive Innervation of the Posterior Dura: Implications to Occipital Headache. The Journal of neuroscience : the official journal of the Society for Neuroscience, 39(10), 1867-1880. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1523/jneurosci.2153-18.2018
- Nouri, A., Gondar, R., Schaller, K., & Meling, T. (2021). Chronic Subdural Hematoma (cSDH): A review of the current state of the art. Brain & spine, 1, 100300. doi.org/10.1016/j.bas.2021.100300
- O’Rahilly, R., & Müller, F. (1986). The meninges in human development. Journal of Neuropathology and Experimental Neurology, 45(5), 588–608. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/3746345
- O'Reilly, S. T., & Krings, T. (2023). Medial Tentorial Meningeal Supply from the Collicular Artery : Anatomy and Endovascular Implications. Clinical neuroradiology, 33(2), 555-559. doi.org/10.1007/s00062-022-01250-2
- Ogasawara, C., Philbrick, B. D., & Adamson, D. C. (2021). Meningioma: A Review of Epidemiology, Pathology, Diagnosis, Treatment, and Future Directions. Biomedicines, 9(3), 319. https://doi.org/10.3390/biomedicines9030319 doi.org/10.3390/biomedicines9030319
- Ogul, H., Guven, F., Izgi, E., & Kantarci, M. (2019). Evaluation of giant arachnoid granulations with high-resolution 3D-volumetric MR sequences at 3T. European journal of radiology, 121, 108722. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.ejrad.2019.108722
- Ohkuma, H., Shimamura, N., Naraoka, M., & Katagai, T. (2017). Aneurysmal subarachnoid hemorrhage in the elderly over age 75: A systematic review. Neurologia Medico-Chirurgica, 57(11), 575–583. doi.org/10.2176/nmc.ra.2017-0057
- Øie, L. R., Solheim, O., Majewska, P., Nordseth, T., Müller, T. B., Carlsen, S. M., Jensberg, H., Salvesen, Ø., & Gulati, S. (2020). Incidence and case fatality of aneurysmal subarachnoid hemorrhage admitted to hospital between 2008 and 2014 in Norway. Acta Neurochirurgica, 162(9), 2251–2259. doi.org/10.1007/s00701-020-04463-x
- Okal, F., & Foster, D. M. (2026). Cerebral aneurysm. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/29939679
- Okar, S. V., Hu, F., Shinohara, R. T., Beck, E. S., Reich, D. S., & Ineichen, B. V. (2023). The etiology and evolution of magnetic resonance imaging-visible perivascular spaces: Systematic review and meta-analysis. Frontiers in neuroscience, 17, 1038011. doi.org/10.3389/fnins.2023.1038011
- Oordt-Speets, A. M., Bolijn, R., van Hoorn, R. C., Bhavsar, A., & Kyaw, M. H. (2018). Global etiology of bacterial meningitis: A systematic review and meta-analysis. PloS one, 13(6), e0198772. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0198772 doi.org/10.1371/journal.pone.0198772
- Oral, S., Borklu, R. E., Kucuk, A., Ulutabanca, H., & Selcuklu, A. (2015). Comparison of subgaleal and subdural closed drainage system in the surgical treatment of chronic subdural hematoma. Northern Clinics of Istanbul, 2(2), 115–121. doi.org/10.14744/nci.2015.06977
- Orru, E., Patel, N. V., Pace, J., & Krings, T. (2026). Spontaneous Intracranial Hypotension and CSF-Venous Fistulae: from Diagnostic Imaging to Interventional Management. Clinical neuroradiology, 36(1), 3-17. doi.org/10.1007/s00062-025-01573-w
- Ota, T. (2026). Anatomy of the middle meningeal artery: Implications for middle meningeal artery embolization in chronic subdural hematoma. Journal of Neuroendovascular Therapy, 20(1), 2025-0131. doi.org/10.5797/jnet.ra.2025-0131
- Oyanagi, T., Kim, J. H., Yamamoto, M., Ishii, M., Murakami, G., Rodríguez-Vázquez, J. F., & Abe, S. (2021). Topographical anatomy of the tentorium cerebelli and venous confluences in human midterm fetuses. Annals of Anatomy, 233, 151596. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.aanat.2020.151596
- Ozer, G., Ekinci, H. I., & Kavak, R. P. (2025). Brain herniation into arachnoid granulations: An underrecognized posterior fossa finding. Neuroradiology, 67(11), 3075-3081. doi.org/10.1007/s00234-025-03692-0
- Ozkal, B., Candan, B., Top, E., & Yasın, M. (2025). Morphometric evaluation of superficial anastomatic veins of the brain using venous MR angiography. Surgical and radiologic anatomy : SRA, 48(1), 25. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00276-025-03800-y
- Öztürk, M. H., & Aydingöz, U. (2002). Comparison of MR signal intensities of cerebral perivascular (Virchow-Robin) and subarachnoid spaces. Journal of computer assisted tomography, 26(6), 902-904. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1097/00004728-200211000-00008
- Paiva, W. S., Andrade, A. F., Amorim, R. L., Bor-Seng-Shu, E., Gattas, G., Neville, I. S., Caldas, J. G., Figueiredo, E. G., & Teixeira, M. J. (2014). Computed tomography angiography for detection of middle meningeal artery lesions associated with acute epidural hematomas. BioMed Research International, 2014, 413916. doi.org/10.1155/2014/413916
- Pamir, M. N., Mathiesen, T. I., Hüseyinoğlu, Z., Bozkurt, B., & Özduman, K. (2026). A concise history of skull base surgery: What is its contribution to neurosurgery? Acta Neurochirurgica, 168(1), 15. doi.org/10.1007/s00701-025-06765-4
- Parent, A. (2019). Berengario da Carpi and the Renaissance of brain anatomy. Frontiers in Neuroanatomy, 13, 11. doi.org/10.3389/fnana.2019.00011
- Parillo, M., Vaccarino, F., Di Gennaro, G., Kumar, S., Van Goethem, J., Beomonte Zobel, B., Quattrocchi, C. C., Parizel, P. M., & Mallio, C. A. (2024). Overview of the current knowledge and conventional MRI characteristics of peri- and para-vascular spaces. Brain sciences, 14(2), 138. doi.org/10.3390/brainsci14020138
- Patel, D. D., Fenton, L. Z., Lamture, S., & Kandula, V. (2024). Pediatric meningeal diseases: What radiologists need to know. Tomography, 10(12), 1970–2013. doi.org/10.3390/tomography10120143
- Paudel, S., Sah, R., Singh, R. K., Kayastha, P., & Katwal, S. (2024). Dural Venous Sinus Variations Observed in Magnetic Resonance Venography at a Tertiary Care Hospital: An Observational Study. JNMA; journal of the Nepal Medical Association, 62(279), 720-724. doi.org/10.31729/jnma.8795
- Pearcy, Q., Tomlinson, J., Niestrawska, J. A., Möbius, D., Zhang, M., & Zwirner, J. (2022). Systematic review and meta-analysis of the biomechanical properties of the human dura mater applicable in computational human head models. Biomechanics and Modeling in Mechanobiology, 21(3), 755–770. doi.org/10.1007/s10237-022-01566-5
- Pehlivanoglu, F., Yasar, K. K., & Sengoz, G. (2012). Tuberculous meningitis in adults: a review of 160 cases. TheScientificWorldJournal, 2012, 169028. https://doi.org/10.1100/2012/169028 doi.org/10.1100/2012/169028
- Perry, J. J., Stiell, I. G., Sivilotti, M. L., Bullard, M. J., Emond, M., Symington, C., Sutherland, J., Worster, A., Hohl, C., Lee, J. S., Eisenhauer, M. A., Mortensen, M., Mackey, D., Pauls, M., Lesiuk, H., & Wells, G. A. (2011). Sensitivity of computed tomography performed within six hours of onset of headache for diagnosis of subarachnoid haemorrhage: Prospective cohort study. BMJ, 343, d4277. doi.org/10.1136/bmj.d4277
- Perry, J. J., Stiell, I. G., Sivilotti, M. L., Bullard, M. J., Lee, J. S., Eisenhauer, M., Symington, C., Mortensen, M., Sutherland, J., Lesiuk, H., & Wells, G. A. (2010). High risk clinical characteristics for subarachnoid haemorrhage in patients with acute headache: Prospective cohort study. BMJ, 341, c5204. doi.org/10.1136/bmj.c5204
- Pierre, L., Julien, C., Margetis, K., & Kondamudi, N. P. (2026). Subdural hematoma. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/30422565
- Pietilä, R., Del Gaudio, F., He, L., Vázquez-Liébanas, E., Vanlandewijck, M., Muhl, L., Mocci, G., Bjørnholm, K. D., Lindblad, C., Fletcher-Sandersjöö, A., Svensson, M., Thelin, E. P., Liu, J., van Voorden, A. J., Torres, M., Antila, S., Xin, L., Karlström, H., Storm-Mathisen, J., … Betsholtz, C. (2023). Molecular anatomy of adult mouse leptomeninges. Neuron, 111(23), 3745–3764.e7. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.neuron.2023.09.002
- Pinho-Correia, L. M., McCullough, S. J. C., Ghanizada, H., Nedergaard, M., Rustenhoven, J., & Da Mesquita, S. (2025). CSF transport at the brain-meningeal border: effects on neurological health and disease. The Lancet. Neurology, 24(6), 535-547. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/s1474-4422(25)00115-2
- Plá, V., Bitsika, S., Giannetto, M. J., Ladron-de-Guevara, A., Gahn-Martinez, D., Mori, Y., Nedergaard, M., & Møllgård, K. (2023). Structural characterization of SLYM—a 4th meningeal membrane. Fluids and Barriers of the CNS, 20(1), 93. doi.org/10.1186/s12987-023-00500-w
- Plá, V., Bitsika, S., Giannetto, M. J., Ladrón-de-Guevara, A., Gahn-Martinez, D., Mori, Y., Nedergaard, M., & Møllgård, K. (2024). Response to Commentary on "Structural characterization of SLYM - a 4th meningeal membrane" by Julie Siegenthaler and Christer Betsholtz. Fluids and barriers of the CNS, 21(1), 70. doi.org/10.1186/s12987-024-00567-z
- Plewa, M. C., Hall, W. A., & McAllister, R. K. (2025). Postdural Puncture Headache. In StatPearls. StatPearls Publishing. PMID 28613675. https://europepmc.org/article/MED/28613675 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/28613675
- Posey, G., Grayson, V., Cardona, J. J., Hanna, J., Konschake, M., Wang, A., Wysiadecki, G., Iwanaga, J., Dumont, A. S., & Tubbs, R. S. (2023). The Sphenoparietal Sinus Revisited: Anatomical and Histological Study With Application to Interventional Procedures and Skull Base Surgery. Cureus, 15(1), e33419. doi.org/10.7759/cureus.33419
- Potter, G. M., Chappell, F. M., Morris, Z., & Wardlaw, J. M. (2015). Cerebral perivascular spaces visible on magnetic resonance imaging: Development of a qualitative rating scale and its observer reliability. Cerebrovascular diseases, 39(3-4), 224-231. doi.org/10.1159/000375153
- Pradeep, A., Madhavan, A. A., Brinjikji, W., & Cutsforth-Gregory, J. K. (2025). Incidence of spontaneous intracranial hypotension in Olmsted County, Minnesota: 2019-2021. Interventional neuroradiology : journal of peritherapeutic neuroradiology, surgical procedures and related neurosciences, 31(3), 364-368. https://doi.org/10.1177/15910199231165429 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1177/15910199231165429
- Pretterklieber, M. L. (2024). Nomina anatomica—unde venient et quo vaditis? Anatomical Science International, 99(4), 333–347. doi.org/10.1007/s12565-024-00762-w
- Price, M., Ballard, C., Benedetti, J., Neff, C., Cioffi, G., Waite, K. A., Kruchko, C., Barnholtz-Sloan, J. S., & Ostrom, Q. T. (2024). CBTRUS Statistical Report: Primary Brain and Other Central Nervous System Tumors Diagnosed in the United States in 2017-2021. Neuro-oncology, 26(Supplement_6), vi1-vi85. https://doi.org/10.1093/neuonc/noae145 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1093/neuonc/noae145
- Proulx, S. T. (2021). Cerebrospinal fluid outflow: A review of the historical and contemporary evidence for arachnoid villi, perineural routes, and dural lymphatics. Cellular and Molecular Life Sciences, 78(6), 2429–2457. doi.org/10.1007/s00018-020-03706-5
- Przepiorka, L., Wójtowicz, K., Kujawski, S., Wiśniewski, K., Bobeff, E. J., Kruk, R., Kulesza, B., Fortuniak, J., Mróz, A., Dunaj, P., Kaspera, M., Hoppe, S., Krystkiewicz, K., Kwiecień, K., Szczepanek, D., Jaskólski, D. J., Ładziński, P., Rola, R., Furtak, J., ... Kunert, P. (2025). Dural tenting in elective craniotomies: A randomized clinical trial. Neurosurgery, 97(5), 1108–1117. doi.org/10.1227/neu.0000000000003480
- Pulous, F. E., Cruz-Hernández, J. C., Yang, C., Kaya, Z., Paccalet, A., Wojtkiewicz, G., Capen, D., Brown, D., Wu, J. W., Schloss, M. J., Vinegoni, C., Richter, D., Yamazoe, M., Hulsmans, M., Momin, N., Grune, J., Rohde, D., McAlpine, C. S., Panizzi, P., . . . Nahrendorf, M. (2022). Cerebrospinal fluid can exit into the skull bone marrow and instruct cranial hematopoiesis in mice with bacterial meningitis. Nature neuroscience, 25(5), 567-576. doi.org/10.1038/s41593-022-01060-2
- Rabelo, N. N., da Silva Brito, J., da Silva, J. S., de Souza, N. B., Coelho, G., Brasil, S., & Frigieri, G. (2021). The historic evolution of intracranial pressure and cerebrospinal fluid pulse pressure concepts: Two centuries of challenges. Surgical Neurology International, 12, 274. doi.org/10.25259/sni_53_2021
- Rabiei, K., Jaraj, D., Marlow, T., Jensen, C., Skoog, I., & Wikkelsø, C. (2016). Prevalence and symptoms of intracranial arachnoid cysts: a population-based study. Journal of neurology, 263(4), 689-694. https://doi.org/10.1007/s00415-016-8035-1 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00415-016-8035-1
- Rabiei, K., Tisell, M., Wikkelsø, C., & Johansson, B. R. (2014). Diverse arachnoid cyst morphology indicates different pathophysiological origins. Fluids and barriers of the CNS, 11(1), 5. https://doi.org/10.1186/2045-8118-11-5 doi.org/10.1186/2045-8118-11-5
- Radoš, M., Živko, M., Periša, A., Orešković, D., & Klarica, M. (2021). No arachnoid granulations—no problems: Number, size, and distribution of arachnoid granulations from birth to 80 years of age. Frontiers in Aging Neuroscience, 13, 698865. doi.org/10.3389/fnagi.2021.698865
- Rai, R., Iwanaga, J., Shokouhi, G., Oskouian, R. J., & Tubbs, R. S. (2018). The tentorium cerebelli: A comprehensive review including its anatomy, embryology, and surgical techniques. Cureus, 10(7), e3079. doi.org/10.7759/cureus.3079
- Ramaswamy, S., Khasiyev, F., & Gutierrez, J. (2022). Brain enlarged perivascular spaces as imaging biomarkers of cerebrovascular disease: A clinical narrative review. Journal of the American Heart Association, 11(24), e026601. doi.org/10.1161/jaha.122.026601
- Ramesh, V. G., Kodeeswaran, M., Deiveegan, K., Sundar, V., & Sriram, K. (2017). Vertex epidural hematoma: An analysis of a large series. Asian Journal of Neurosurgery, 12(2), 167–171. doi.org/10.4103/1793-5482.145555
- Ramirez, M., Puello, J., Castillo-Rangel, C., Campero, A., & Baldoncini, M. (2025). M. Gazi Yasargil (1925–2025): Architect of cerebral precision, founder of modern microneurosurgery. Surgical Neurology International, 16, 344. doi.org/10.25259/SNI_638_2025
- Rauhala, M., Helén, P., Huhtala, H., Heikkilä, P., Iverson, G. L., Niskakangas, T., Öhman, J., & Luoto, T. M. (2020). Chronic subdural hematoma—incidence, complications, and financial impact. Acta Neurochirurgica, 162(9), 2033–2043. doi.org/10.1007/s00701-020-04398-3
- Ringstad, G., & Eide, P. K. (2020). Cerebrospinal fluid tracer efflux to parasagittal dura in humans. Nature communications, 11(1), 354. doi.org/10.1038/s41467-019-14195-x
- Ringstad, G., & Eide, P. K. (2022). Molecular trans-dural efflux to skull bone marrow in humans with CSF disorders. Brain : a journal of neurology, 145(4), 1464-1472. doi.org/10.1093/brain/awab388
- Rocha Cabrero, F., & Tristram, D. (2026). Aseptic Meningitis. In StatPearls. StatPearls Publishing. PMID 32491344. https://europepmc.org/article/MED/32491344 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32491344
- Rua, R., & McGavern, D. B. (2018). Advances in Meningeal Immunity. Trends in molecular medicine, 24(6), 542-559. doi.org/10.1016/j.molmed.2018.04.003
- Rubiano, A. M., Gonzalez-Tobar, W. D., Loaiza-Cardona, L. M., Salazar, A. F., Cardona-Collazos, S., Hermosa, D., Hinojosa, S., Alvarez, A., Tsai, E., Zapata, A., Canitrot, M., Amorin, R., Acurio, P., Berra, L., El Fiki, A., Zapata, L., Wagner, M., Ganau, M., Paiva, W., ... Alves, O. (2026). Recommendations for ventriculostomy and cisternostomy in TBI management: Results of the WFNS-Neurotraumatology committee "Cusco consensus". Brain & Spine, 6, 106142. doi.org/10.1016/j.bas.2026.106142
- Rudie, J. D., Rauschecker, A. M., Nabavizadeh, S. A., & Mohan, S. (2018). Neuroimaging of dilated perivascular spaces: From benign and pathologic causes to mimics. Journal of neuroimaging, 28(2), 139-149. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1111/jon.12493
- Rustenhoven, J., Drieu, A., Mamuladze, T., de Lima, K. A., Dykstra, T., Wall, M., Papadopoulos, Z., Kanamori, M., Salvador, A. F., Baker, W., Lemieux, M., Da Mesquita, S., Cugurra, A., Fitzpatrick, J., Sviben, S., Kossina, R., Bayguinov, P., Townsend, R. R., Zhang, Q., ... Kipnis, J. (2021). Functional characterization of the dural sinuses as a neuroimmune interface. Cell, 184(4), 1000-1016.e27. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.cell.2020.12.040
- Saboori, P., & Sadegh, A. (2015). Histology and morphology of the brain subarachnoid trabeculae. Anatomy Research International, 2015, 279814. doi.org/10.1155/2015/279814
- Sade, R., Ogul, H., Polat, G., Pirimoglu, B., & Kantarcı, M. (2019). Brain herniation into the transverse sinuses' arachnoid granulations in the pediatric population investigated with 3 T MRI. Acta neurologica Belgica, 119(2), 225-231. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s13760-018-0946-4
- Sakar, M., Mammadli, E., & Erdoğan, O. (2026). Demonstrating petrous dural incision technique for vascular releasing and transposition of dura-embedded subarcuate loop of anterior inferior cerebellar artery during retrosigmoid approach. Neurosurgery Practice, 7(2), e000228. doi.org/10.1227/neuprac.0000000000000228
- Salik, F., Kiliç, E. T., Akelma, H., & Güzel, A. (2018). The Effects of the Quincke Spinal Needle Bevel Insertion on Postdural Puncture Headache and Hemodynamics in Obstetric Patients. Anesthesia, essays and researches, 12(3), 705-710. https://doi.org/10.4103/aer.aer_101_18 doi.org/10.4103/aer.aer_101_18
- San Millán Ruíz, D., Fasel, J. H., Rüfenacht, D. A., & Gailloud, P. (2004). The sphenoparietal sinus of breschet: does it exist? An anatomic study. AJNR. American journal of neuroradiology, 25(1), 112-120. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/14729539
- Sanan, A., & van Loveren, H. R. (1999). The arachnoid and the myth of Arachne. Neurosurgery, 45(1), 152–155. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1097/00006123-199907000-00034
- Sari, L., Yilmaz, T. F., & Öz, İ. İ. (2026). Radiological evaluation of middle meningeal artery by 3D rotational angiography. Interventional neuroradiology : journal of peritherapeutic neuroradiology, surgical procedures and related neurosciences, 32(3), 571-581. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1177/15910199231222666
- Saylisoy, S., Simsek, S., & Adapinar, B. (2014). Is there a connection between perivascular space and subarachnoid space? Journal of computer assisted tomography, 38(1), 33-35. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1097/rct.0b013e3182a9a45a
- Schievink, W. I., Maya, M. M., Moser, F. G., Simon, P., & Nuño, M. (2022). Incidence of spontaneous intracranial hypotension in a community: Beverly Hills, California, 2006-2020. Cephalalgia : an international journal of headache, 42(4-5), 312-316. https://doi.org/10.1177/03331024211048510 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1177/03331024211048510
- Schueler, M., Neuhuber, W. L., De Col, R., & Messlinger, K. (2014). Innervation of rat and human dura mater and pericranial tissues in the parieto-temporal region by meningeal afferents. Headache, 54(6), 996-1009. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1111/head.12371
- Seçen, A. E., Çiftci, H. E., Özbakır, M. O., Akpınar, A. E., Sayın, B., & Daglioglu, E. (2026). Clinical outcomes of middle meningeal artery embolization in trauma-related chronic subdural hematoma. Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi, 32(6), 675–682. doi.org/10.14744/tjtes.2026.29709
- Sehgal, I., & Das, J. M. (2023). Anatomy, back, spinal meninges. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/31613535
- Sekhon, S., Sharma, R., & Cascella, M. (2023). Thunderclap headache. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32809464
- Selvi, E., Çaltek, H. Ö., Pekkolay, H., & Boza, B. (2026). Coronal Subarachnoid-Space Measurements in Fetuses with Growth Restriction and Appropriate-for-Gestational-Age Controls: A Prospective Comparative Study. Journal of ultrasound in medicine : official journal of the American Institute of Ultrasound in Medicine. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1002/jum.70486
- Sener, U., Wilcox, J. A., & Boire, A. A. (2025). Leptomeningeal Disease: Current Approaches and Future Directions. Current neurology and neuroscience reports, 25(1), 25. https://doi.org/10.1007/s11910-025-01412-y doi.org/10.1007/s11910-025-01412-y
- Senger, M., Dziedzic, T. A., & Kunert, P. (2026). Oblique occipital sinus in neurosurgical practice: A retrospective analysis of imaging studies. Brain & spine, 6, 106162. doi.org/10.1016/j.bas.2026.106162
- Serhatlioglu, S., Kocakoc, E., Kiris, A., Sapmaz, E., Boztosun, Y., & Bozgeyik, Z. (2003). Sonographic measurement of the fetal cerebellum, cisterna magna, and cavum septum pellucidum in normal fetuses in the second and third trimesters of pregnancy. Journal of clinical ultrasound : JCU, 31(4), 194-200. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1002/jcu.10163
- Serioli, S., Seguini, S., Quilici, L., Lunghi, A., Gritti, P., Ciccone, A., Giussani, C. G., & Lanterna, L. A. (2026). Rethinking the sphenoparietal sinus: implications for lesser sphenoid wing dural arteriovenous fistulas. Illustrative cases. Journal of neurosurgery. Case lessons, 11(20), CASE26129. doi.org/10.3171/case26129
- Serra, C., Krayenbühl, N., & Regli, L. (2025). Professor M. Gazi Yaşargil 1925–2025: An iconic pioneer and father of microneurosurgery. Acta neurochirurgica, 167(1). doi.org/10.1007/s00701-025-06627-z
- Shah, A., & Mohamed Elsanafiry, M. S. (2018). Diaphragma sellae: Anatomical and surgical implication in surgery for pituitary adenomas – Highlighting contributions by Goel. Journal of Craniovertebral Junction & Spine, 9(3), 135–139. doi.org/10.4103/jcvjs.jcvjs_85_18
- Shah, T., Leurgans, S. E., Mehta, R. I., Yang, J., Galloway, C. A., de Mesy Bentley, K. L., Schneider, J. A., & Mehta, R. I. (2023). Arachnoid granulations are lymphatic conduits that communicate with bone marrow and dura-arachnoid stroma. Journal of Experimental Medicine, 220(2), e20220618. doi.org/10.1084/jem.20220618
- Shetty, T., Raince, A., Manning, E., & Tsiouris, A. J. (2016). Imaging in chronic traumatic encephalopathy and traumatic brain injury. Sports Health, 8(1), 26–36. doi.org/10.1177/1941738115588745
- Shin, H. Y. (2022). Recent update on epidural blood patch. Anesthesia and Pain Medicine, 17(1), 12–23. doi.org/10.17085/apm.21113
- Siegenthaler, J., & Betsholtz, C. (2024). Commentary on "Structural characterization of SLYM - a 4th meningeal membrane". Fluids and barriers of the CNS, 21(1), 69. doi.org/10.1186/s12987-024-00568-y
- Simon, M., & Gousias, K. (2024). Grading meningioma resections: the Simpson classification and beyond. Acta neurochirurgica, 166(1), 28. https://doi.org/10.1007/s00701-024-05910-9 doi.org/10.1007/s00701-024-05910-9
- Smith, A. J., Yao, X., Dix, J. A., Jin, B. J., & Verkman, A. S. (2017). Test of the 'glymphatic' hypothesis demonstrates diffusive and aquaporin-4-independent solute transport in rodent brain parenchyma. eLife, 6, e27679. doi.org/10.7554/elife.27679
- Smith, E. R., Caton, M. T., Villanueva-Meyer, J. E., Remer, J., Eisenmenger, L. B., Baker, A., Shah, V. N., Tu-Chan, A., Meisel, K., & Amans, M. R. (2022). Brain herniation (encephalocele) into arachnoid granulations: Prevalence and association with pulsatile tinnitus and idiopathic intracranial hypertension. Neuroradiology, 64(9), 1747-1754. doi.org/10.1007/s00234-022-02934-9
- Smyth, L. C. D., Xu, D., Okar, S. V., Dykstra, T., Rustenhoven, J., Papadopoulos, Z., Bhasiin, K., Kim, M. W., Drieu, A., Mamuladze, T., Blackburn, S., Gu, X., Gaitán, M. I., Nair, G., Storck, S. E., Du, S., White, M. A., Bayguinov, P., Smirnov, I., … Kipnis, J. (2024). Identification of direct connections between the dura and the brain. Nature, 627(8002), 165–173. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1038/s41586-023-06993-7
- Son, S., Yoo, C. J., Lee, S. G., Kim, E. Y., Park, C. W., & Kim, W. K. (2013). Natural course of initially non-operated cases of acute subdural hematoma: The risk factors of hematoma progression. Journal of Korean Neurosurgical Society, 54(3), 211–219. doi.org/10.3340/jkns.2013.54.3.211
- Splavski, B., & Frol, S. (2025). Selecting substitutes for cranial dural repair and preventing intracranial iatrogenic amyloid transmission. Cureus, 17(6), e86487. doi.org/10.7759/cureus.86487
- Staquet, H., Francois, P. M., Sandoz, B., Laporte, S., Decq, P., & Goutagny, S. (2021). Surface reconstruction from routine CT-scan shows large anatomical variations of falx cerebri and tentorium cerebelli. Acta Neurochirurgica, 163(3), 607–613. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00701-020-04256-2
- Stribos, M. P., & Jones, E. B. (2023). Brudzinski Sign (Archived). In StatPearls. StatPearls Publishing. PMID 30969733. https://europepmc.org/article/MED/30969733 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/30969733
- Stubbs, D. J., Vivian, M. E., Davies, B. M., Ercole, A., Burnstein, R., & Joannides, A. J. (2021). Incidence of chronic subdural haematoma: A single-centre exploration of the effects of an ageing population with a review of the literature. Acta Neurochirurgica, 163(9), 2629–2637. doi.org/10.1007/s00701-021-04879-z
- Sucu, H. K., Gokmen, M., & Gelal, F. (2005). The value of XYZ/2 technique compared with computer-assisted volumetric analysis to estimate the volume of chronic subdural hematoma. Stroke, 36(5), 998–1000. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1161/01.STR.0000162714.46038.0f
- Sunny, D. E., Amoo, M., Al Breiki, M., Teng, E. D. W., Henry, J., & Javadpour, M. (2022). Prevalence of incidental intracranial findings on magnetic resonance imaging: a systematic review and meta-analysis. Acta neurochirurgica, 164(10), 2751-2765. https://doi.org/10.1007/s00701-022-05225-7 doi.org/10.1007/s00701-022-05225-7
- Suslu, H. T., Bozbuga, M., Ozturk, A., & Sahinoglu, K. (2010). Surface anatomy of the transverse sinus for the midline infratentorial supracerebellar approach. Turkish neurosurgery, 20(1), 39-42. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/20066620
- Suzuki, K., Horio, Y., Shibayama, R., Takeyama, R., Tega, J., Kobayashi, H., Takemoto, K., & Abe, H. (2025). The utility of preoperative CT angiography for middle meningeal artery embolization in acute epidural hematoma. Journal of Neuroendovascular Therapy, 19(1), 2025-0015. doi.org/10.5797/jnet.cr.2025-0015
- Swyden, S., Carter, C., & Shah, S. U. (2023). Intracranial hypotension. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32809599
- Tali, E. T., Ercan, N., Kaymaz, M., Pasaoglu, A., & Jinkins, J. R. (2004). Intrathecal gadolinium (gadopentetate dimeglumine)-enhanced MR cisternography used to determine potential communication between the cerebrospinal fluid pathways and intracranial arachnoid cysts. Neuroradiology, 46(9), 744-754. https://doi.org/10.1007/s00234-004-1240-0 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00234-004-1240-0
- Tanrikulu, L., Alhasan, A. A., Dömer, P., & Woitzik, J. (2026). Postoperative complications of xenogenic dural substitutes in hemicraniectomy. European Journal of Trauma and Emergency Surgery, 52(1), 132. doi.org/10.1007/s00068-026-03185-6
- Taşkapılıoğlu, M. Ö., Özmarasalı, A. İ., & Ocakoğlu, G. (2019). Retrospective analysis of decompressive craniectomy performed in pediatric patients with subdural hematoma. Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi, 25(4), 383–388. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.5505/tjtes.2018.02403
- Tatarli, N., Ceylan, D., Canaz, H., Tokmak, M., Bay, H. H., Şeker, A., Keleş, E., Kiliç, T., & Cavdar, S. (2013). Falcine venous plexus within the falx cerebri: Anatomical and scanning electron microscopic findings and clinical significance. Acta Neurochirurgica, 155(11), 2183–2189. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00701-013-1863-1
- Tokmak, M., Iplikcioglu, A. C., Bek, S., Gökduman, C. A., & Erdal, M. (2007). The role of exudation in chronic subdural hematomas. Journal of Neurosurgery, 107(2), 290–295. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/JNS-07/08/0290
- Toma, N. (2020). Embryology of the Cavernous Sinus and Relevant Veins. Journal of neuroendovascular therapy, 14(12), 540-546. doi.org/10.5797/jnet.ra.2020-0052
- Tristram, D., & Kondamudi, N. P. (2026). Meningitis. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/29083833
- Tsutsumi, S., Ono, H., Yasumoto, Y., & Ishii, H. (2019a). The diaphragma sellae, diaphragm opening, and subdiaphragmatic cistern: An anatomical study using magnetic resonance imaging. Surgical and Radiologic Anatomy, 41(5), 529–534. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00276-019-02184-0
- Tsutsumi, S., Ono, H., Yasumoto, Y., & Ishii, H. (2019b). Venous channels of the falx cerebri in adult Japanese population: Delineation using magnetic resonance imaging. Surgical and Radiologic Anatomy, 41(2), 203–207. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00276-018-2146-6
- Tubben, R. E., Jain, S., & Murphy, P. B. (2023). Epidural Blood Patch. In StatPearls. StatPearls Publishing. PMID 29493961. https://europepmc.org/article/MED/29493961 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/29493961
- Tubbs, R. S., Mortazavi, M. M., Loukas, M., Shoja, M. M., & Cohen-Gadol, A. A. (2011). The intracranial denticulate ligament: Anatomical study with neurosurgical significance. Journal of neurosurgery, 114(2), 454-457. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/2010.9.jns10883
- Tugcu, B., Tanriverdi, O., Baydin, S., Hergunsel, B., Günaldı, Ö., Ofluoglu, E., Alatas, I., Demirgil, B., & Emel, E. (2014). Can recurrence of chronic subdural hematoma be predicted? A retrospective analysis of 292 cases. Journal of Neurological Surgery Part A: Central European Neurosurgery, 75(1), 37–41. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1055/s-0032-1330961
- Tunç, A., Danisan, G., Taydas, O., Kara, A. B., Öncel, S., & Özdemir, M. (2024). Differential Analysis of Venous Sinus Diameters: Unveiling Vascular Alterations in Patients with Multiple Sclerosis. Diagnostics (Basel, Switzerland), 14(16), 1760. doi.org/10.3390/diagnostics14161760
- Turgut, M., Akhaddar, A., & Turgut, A. T. (2020). Calcified or ossified chronic subdural hematoma: A systematic review of 114 cases reported during last century with a demonstrative case report. World Neurosurgery, 134, 240–263. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.wneu.2019.10.153
- Türk Dil Kurumu. (2026). Güncel Türkçe sözlük [Çevrim içi sözlük; “sert zar”, “örümceksi zar”, “ince zar”, “zar” ve “menenjit” maddeleri]. sozluk.gov.tr/
- Uppal, V., Russell, R., Sondekoppam, R., Ansari, J., Baber, Z., Chen, Y., DelPizzo, K., Dîrzu, D. S., Kalagara, H., Kissoon, N. R., Kranz, P. G., Leffert, L., Lim, G., Lobo, C. A., Lucas, D. N., Moka, E., Rodriguez, S. E., Sehmbi, H., Vallejo, M. C., ... Narouze, S. (2023). Consensus Practice Guidelines on Postdural Puncture Headache From a Multisociety, International Working Group: A Summary Report. JAMA network open, 6(8), e2325387. https://doi.org/10.1001/jamanetworkopen.2023.25387 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1001/jamanetworkopen.2023.25387
- van de Beek, D., de Gans, J., Spanjaard, L., Weisfelt, M., Reitsma, J. B., & Vermeulen, M. (2004). Clinical features and prognostic factors in adults with bacterial meningitis. The New England journal of medicine, 351(18), 1849-1859. https://doi.org/10.1056/nejmoa040845 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1056/nejmoa040845
- van Dijk, J. M., terBrugge, K. G., Willinsky, R. A., & Wallace, M. C. (2002). Clinical course of cranial dural arteriovenous fistulas with long-term persistent cortical venous reflux. Stroke, 33(5), 1233-1236. https://doi.org/10.1161/01.str.0000014772.02908.44 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1161/01.str.0000014772.02908.44
- van Dongen, R. M., Onderwater, G. L. J., Pelzer, N., Zielman, R., van Oosterhout, W. P. J., van Zwet, E. W., Ferrari, M. D., & Terwindt, G. M. (2021). The effect of needle size on cerebrospinal fluid collection time and post-dural puncture headache: A retrospective cohort study. Headache, 61(2), 329-334. https://doi.org/10.1111/head.14046 doi.org/10.1111/head.14046
- van Ettekoven, C. N., Liechti, F. D., Brouwer, M. C., Bijlsma, M. W., & van de Beek, D. (2024). Global Case Fatality of Bacterial Meningitis During an 80-Year Period: A Systematic Review and Meta-Analysis. JAMA network open, 7(8), e2424802. https://doi.org/10.1001/jamanetworkopen.2024.24802 doi.org/10.1001/jamanetworkopen.2024.24802
- Vandenabeele, F., Creemers, J., & Lambrichts, I. (1996). Ultrastructure of the human spinal arachnoid mater and dura mater. Journal of Anatomy, 189(Pt 2), 417–430. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/8886963
- Vatansever, A., Erçakmak Güneş, B., Günenç Beşer, C., Gümeler, E., & Mut, M. (2026). Investigation of the relationship between the cephalic index and the tentorium cerebelli: A retrospective study. Medicine, 105(24), e49179. doi.org/10.1097/md.0000000000049179
- Villanueva, P., Baldoncini, M., Forlizzi, V., Campero, A., Rangel, C. C., Granja, J. O., Sufianov, A., Lucifero, A. G., & Luzzi, S. (2023). Microneurosurgical anatomy of the basal cisterns: A brief review for cisternostomy. Surgical Neurology International, 14, 97. doi.org/10.25259/sni_1095_2022
- Volovici, V., Varvari, I., Dirven, C. M. F., & Dammers, R. (2020). The membrane of Liliequist—a safe haven in the middle of the brain: A narrative review. Acta Neurochirurgica, 162(9), 2235–2244. doi.org/10.1007/s00701-020-04290-0
- Voogd, J., & De Zeeuw, C. I. (2020). Cerebellum: What is in a name? Historical origins and first use of this anatomical term. The Cerebellum, 19(4), 550–561. doi.org/10.1007/s12311-020-01133-7
- Wall, E. C., Chan, J. M., Gil, E., & Heyderman, R. S. (2021). Acute bacterial meningitis. Current opinion in neurology, 34(3), 386-395. https://doi.org/10.1097/wco.0000000000000934 doi.org/10.1097/wco.0000000000000934
- Wallace, Z. S., Carruthers, M. N., Khosroshahi, A., Carruthers, R., Shinagare, S., Stemmer-Rachamimov, A., Deshpande, V., & Stone, J. H. (2013). IgG4-related disease and hypertrophic pachymeningitis. Medicine, 92(4), 206-216. https://doi.org/10.1097/md.0b013e31829cce35 doi.org/10.1097/md.0b013e31829cce35
- Walsh, D. R., Lynch, J. J., O' Connor, D. T., Newport, D. T., & Mulvihill, J. J. E. (2020). Mechanical and structural characterisation of the dural venous sinuses. Scientific reports, 10(1), 21763. doi.org/10.1038/s41598-020-78694-4
- Walsh, K. M., Price, M., Neff, C., Komisarow, J. M., Wimberly, C. E., Kruchko, C., Barnholtz-Sloan, J. S., & Ostrom, Q. T. (2023). The joint impacts of sex and race/ethnicity on incidence of grade 1 versus grades 2-3 meningioma across the lifespan. Neuro-oncology advances, 5(Suppl 1), i5-i12. https://doi.org/10.1093/noajnl/vdad020 doi.org/10.1093/noajnl/vdad020
- Wang, J. Z., Landry, A. P., Raleigh, D. R., Sahm, F., Walsh, K. M., Goldbrunner, R., Yefet, L. S., Tonn, J. C., Gui, C., Ostrom, Q. T., Barnholtz-Sloan, J., Perry, A., Ellenbogen, Y., Hanemann, C. O., Jungwirth, G., Jenkinson, M. D., Tabatabai, G., Mathiesen, T. I., McDermott, M. W., ... Zadeh, G. (2024). Meningioma: International Consortium on Meningiomas consensus review on scientific advances and treatment paradigms for clinicians, researchers, and patients. Neuro-oncology, 26(10), 1742-1780. https://doi.org/10.1093/neuonc/noae082 doi.org/10.1093/neuonc/noae082
- Wang, J., Cai, C., Wan, L., Liu, A., Deng, K., Fan, Y., Zhang, J., Huang, J., Wan, C., Zou, D., & Li, Z. (2025). Uniaxial tensile material properties of adult Chinese dura mater: Investigating the influence of age, sex, and anatomical site. Frontiers in Bioengineering and Biotechnology, 13, 1550228. doi.org/10.3389/fbioe.2025.1550228
- Wang, J., Li, P., Liang, B., Ding, X., Gao, H., & Feng, E. (2023). The comparison of the watertight and non-watertight dural closure in supratentorial craniotomy: A single-institute 10-year experience with 698 patients. Medicine, 102(37), e35199. doi.org/10.1097/md.0000000000035199
- Wardlaw, J. M., Benveniste, H., Nedergaard, M., Zlokovic, B. V., Mestre, H., Lee, H., Doubal, F. N., Brown, R., Ramirez, J., MacIntosh, B. J., Tannenbaum, A., Ballerini, L., Rungta, R. L., Boido, D., Sweeney, M., Montagne, A., Charpak, S., Joutel, A., Smith, K. J., . . . colleagues from the Fondation Leducq Transatlantic Network of Excellence on the Role of the Perivascular Space in Cerebral Small Vessel Disease. (2020). Perivascular spaces in the brain: Anatomy, physiology and pathology. Nature reviews. Neurology, 16(3), 137-153. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1038/s41582-020-0312-z
- Weller, R. O., Sharp, M. M., Christodoulides, M., Carare, R. O., & Møllgård, K. (2018). The meninges as barriers and facilitators for the movement of fluid, cells and pathogens related to the rodent and human CNS. Acta Neuropathologica, 135(3), 363–385. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1007/s00401-018-1809-z
- Wiemels, J., Wrensch, M., & Claus, E. B. (2010). Epidemiology and etiology of meningioma. Journal of neuro-oncology, 99(3), 307-314. https://doi.org/10.1007/s11060-010-0386-3 doi.org/10.1007/s11060-010-0386-3
- Wilson, M. H. (2016). Monro-Kellie 2.0: The dynamic vascular and venous pathophysiological components of intracranial pressure. Journal of Cerebral Blood Flow & Metabolism, 36(8), 1338–1350. doi.org/10.1177/0271678X16648711
- Woo, P. Y. M., Au, D., Ko, N. M. W., Wu, O., Chan, E. K. Y., Cheng, K. K. F., Wong, A. K. S., Kirollos, R. W., Ribas, G., & Chan, K. Y. (2022). Gods and monsters: Greek mythology and Christian references in the neurosurgical lexicon. Surgical Neurology International, 13, 67. doi.org/10.25259/sni_70_2022
- World Health Organization. (2026, September 29). Meningitis [Fact sheet]. https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/meningitis www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/meningitis
- Wu, X., Richard, S. A., Xiangdong, X., Lirong, Z., & Min, W. (2021). Intracranial Cerebrospinal Fluid Volume Evaluation in Healthy People and Hydrocephalus Patients using SPACE Sequence. Current medical imaging, 17(7), 878-883. doi.org/10.2174/1573405617666210504093557
- Wysiadecki, G., Tubbs, R. S., Iwanaga, J., Radek, M., Walocha, J., Brzeziński, P., Kobos, J., & Polguj, M. (2023). Microanatomical study of arachnoid granulations and meningeal architecture around Meckel’s cave. Neurosurgical Review, 46(1), 50. doi.org/10.1007/s10143-023-01954-0
- Xiao, X., Fu, D., & Feng, L. (2020). Hypertrophic Pachymeningitis in a Southern Chinese Population: A Retrospective Study. Frontiers in neurology, 11, 565088. https://doi.org/10.3389/fneur.2020.565088 doi.org/10.3389/fneur.2020.565088
- Xu, H., Liu, Y., Song, W., Kan, S., Liu, F., Zhang, D., Ning, G., & Feng, S. (2017). Comparison of cutting and pencil-point spinal needle in spinal anesthesia regarding postdural puncture headache: A meta-analysis. Medicine, 96(14), e6527. https://doi.org/10.1097/md.0000000000006527 doi.org/10.1097/md.0000000000006527
- Xu, L., Jin, J., Sun, Z., Zuo, Y., Kong, Y., Wu, X., Liang, L., Xu, S., & Xu, Z. (2025). Meningeal architecture of Meckel’s cave and its surgical implications: A study using epoxy sheet plastination and three-dimensional reconstruction. Annals of Anatomy, 260, 152664. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.aanat.2025.152664
- Yadav, G., Sisodia, R., Khuba, S., & Mishra, L. (2012). Anesthetic management of a case of transtentorial upward herniation: An uncommon emergency situation. Journal of Anaesthesiology, Clinical Pharmacology, 28(3), 413–415. doi.org/10.4103/0970-9185.98379
- Yağmurlu, K., Sokolowski, J., Soldozy, S., Norat, P., Çırak, M., Tvrdik, P., Shaffrey, M. E., & Kalani, M. Y. S. (2022). A subset of arachnoid granulations in humans drain to the venous circulation via intradural lymphatic vascular channels. Journal of neurosurgery, 136(3), 917-926. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.3171/2021.2.jns204455
- Yalcin, A., Ceylan, M., Bayraktutan, O. F., Sonkaya, A. R., & Yuce, I. (2016). Age and gender related prevalence of intracranial calcifications in CT imaging; data from 12,000 healthy subjects. Journal of chemical neuroanatomy, 78, 20-24. https://doi.org/10.1016/j.jchemneu.2016.07.008 Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1016/j.jchemneu.2016.07.008
- Yasuoka, Y., Yonezawa, U., Nabika, S., Takayasu, T., Taguchi, A., Ohbayashi, N., Yamasaki, F., & Horie, N. (2024). Preventing post-incisional dural shrink in craniotomy: Introducing the "roll-up technique". Neurologia Medico-Chirurgica, 64(7), 278–282. doi.org/10.2176/jns-nmc.2023-0247
- Yazdani, M., Stalcup, S. T., Chatterjee, A. R., & Matheus, M. G. (2019). Sulcal FLAIR hyperintensity after CSF removal in two patients with intracranial hypertension. European journal of radiology open, 6, 33-35. https://doi.org/10.1016/j.ejro.2018.12.005 doi.org/10.1016/j.ejro.2018.12.005
- Ye, Y., Gao, W., Xu, W., Gong, J., Qiu, M., Long, L., & Ding, J. (2022). Anatomical study of arachnoid granulation in superior sagittal sinus correlated to growth patterns of meningiomas. Frontiers in oncology, 12, 848851. doi.org/10.3389/fonc.2022.848851
- Ye, Y., Lan, T., Zeng, X., Yang, J., Wei, R., Zhu, J., Liu, M., & Zhu, X. (2024). Bridging veins: an analysis of surgical anatomy and histology correlated with interhemispheric approaches. Frontiers in neuroanatomy, 18, 1406252. doi.org/10.3389/fnana.2024.1406252
- Yildiz, H., Erdogan, C., Yalcin, R., Yazici, Z., Hakyemez, B., Parlak, M., & Tuncel, E. (2005). evaluation of communication between intracranial arachnoid cysts and cisterns with phase-contrast cine MR imaging. AJNR. American journal of neuroradiology, 26(1), 145-151. https://europepmc.org/article/MED/15661716 Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/15661716
- Yilmaz, M. C., & Durmus, Y. E. (2025). Exploring the lamina terminalis: A stepwise anatomical comparison of pterional and orbitozygomatic craniotomy approaches. Life, 15(12), 1804. doi.org/10.3390/life15121804
- Ying, J., Rao, Y., Chen, X., Chen, F., Zhang, T., Li, J., Wang, S., Lin, J., He, Y., Chen, J., Zeng, L., Wu, X., Liu, Y., Zhao, Q., & Jing, J. (2026). Age-related development of meningeal lymphatic vessels in children assessed by 3D T2 FLAIR MRI. Scientific Reports, 16(1), 21940. doi.org/10.1038/s41598-026-49446-7
- Yu, M., Jozsa, F., & Donohoe, C. (2023). Neuroanatomy, semilunar ganglion. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/32310545
- Yu, S., He, J., Xiong, K., Cheng, Z., & Zhang, Y. (2026). Comparative analysis of the efficacy and safety of dural sealants in preventing complications after craniotomy: A systematic review and Bayesian network meta-analysis. Acta Neurochirurgica, 168(1), 217. doi.org/10.1007/s00701-026-06971-8
- Zedde, M., & Pascarella, R. (2025a). Leptomeninges: Anatomy, mechanisms of disease and neuroimaging. Neurology International, 17(12), 203. doi.org/10.3390/neurolint17120203
- Zedde, M., & Pascarella, R. (2025b). Non-Thrombotic Filling Defects in Cerebral Veins and Sinuses: When Normal Structures Mimic a Disease. Neurology international, 17(1), 9. doi.org/10.3390/neurolint17010009
- Zhang, E. T., Inman, C. B., & Weller, R. O. (1990). Interrelationships of the pia mater and the perivascular (Virchow-Robin) spaces in the human cerebrum. Journal of anatomy, 170, 111-123. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/2254158
- Zhang, L., Liu, H., Ren, Z., Wang, X., Meng, X., Wei, X., & Yang, J. (2022a). Coronal T2-weighted imaging improves the measurement accuracy of the subarachnoid space in infants: A descriptive study. Journal of clinical and translational research, 8(6), 532-539. doi.org/10.18053/jctres.08.202206.013
- Zhang, Z. D., Zhao, L. Y., Liu, Y. R., Zhang, J. Y., Xie, S. H., Lin, Y. Q., Tang, Z. N., Fang, H. Y., Yang, Y., Li, S. Z., Liu, J. X., & Sheng, H. S. (2022b). Absorbable artificial dura versus nonabsorbable artificial dura in decompressive craniectomy for severe traumatic brain injury: A retrospective cohort study in two centers. Frontiers in Surgery, 9, 877038. doi.org/10.3389/fsurg.2022.877038
- Zhao, F., Xu, K., Zhou, Z., & Yu, J. (2024). Morphometric CT angiographic study of the SSS and its adjacent structures: A comparative analysis between elderly and nonelderly individuals of a Han Chinese population. Heliyon, 10(1), e23609. doi.org/10.1016/j.heliyon.2023.e23609
- Zhou, Z., & Yu, J. (2024). Magnetic resonance venography study of venous structures of the transverse-sigmoid sinus region in the Han Chinese population: A cross-sectional study. SAGE open medicine, 12, 20503121241274244. doi.org/10.1177/20503121241274244
- Ziu, E., Khan Suheb, M. Z., & Mesfin, F. B. (2023). Subarachnoid hemorrhage. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/28722987
- Zu, K., Xue, J., Wang, Y., Li, Z., Gao, J., Chen, Y., Luo, X., Ju, L., & Wang, H. (2026). Regional heterogeneity and collagen I/III quantification in human dura mater guide the design and tensile characterization of prototype patch. Scientific Reports. Yalnızca özeti okundu. doi.org/10.1038/s41598-026-62017-0
- Zuo, Q., Ni, W., Yang, P., Gu, Y., Yu, Y., Yang, H., Majoie, C. B. L. M., Goyal, M., Liu, J., Mao, Y., & MAGIC-MT Investigators. (2023). Managing non-acute subdural hematoma using liquid materials: A Chinese randomized trial of middle meningeal artery treatment (MAGIC-MT)—protocol. Trials, 24(1), 586. doi.org/10.1186/s13063-023-07608-2
- Zwayed, A. R. H., & Lucke-Wold, B. (2018). Conservative management of extradural hematoma: A report of sixty-two cases. Neurology and Clinical Neuroscience, 2(2), 5–9. europepmc.org/article/PMC/PMC5935493
- Zwirner, J., Scholze, M., Ondruschka, B., & Hammer, N. (2020). What is considered a variation of biomechanical parameters in tensile tests of collagen-rich human soft tissues? Critical considerations using the human cranial dura mater as a representative morpho-mechanic model. Medicina (Kaunas), 56(10), 520. doi.org/10.3390/medicina56100520
- Zwirner, J., Scholze, M., Waddell, J. N., Ondruschka, B., & Hammer, N. (2019). Mechanical properties of human dura mater in tension – An analysis at an age range of 2 to 94 years. Scientific Reports, 9(1), 16655. doi.org/10.1038/s41598-019-52836-9
- Zyck, S., De Jesus, O., & Gould, G. C. (2023). Dural Arteriovenous Fistula. In StatPearls. StatPearls Publishing. Yalnızca özeti okundu. europepmc.org/article/MED/30335307